26 Ocak 2015, Pazartesi 10:23:27 Günaydın !

Reklamlar

Aradığınız kelimeyi giriniz :
Kelimeler ve anlamları
Aranan Kelime Bulunamadı !!!

Üzgünüz ! Veri tabanımızda yaptığımız aramada malesef " özlemek " kelimesini bulamadık. Aradığınız kelimeyi kayıt ettik en kısa zamanda bu kelime ile ilgili bilgileri veri tabanımıza ekleyeceğiz. Teşekkürler..
  • tütmek Birkaç şeyi birbirine karıştırıp iyice çırparak yoğunlaşmasını sağlamak Bir kimseyi veya bir şeyi görmeyi, kavuşmayı istemek, göreceği gelmek Bir kimseyi veya bir şeyi görmeyi, kavuşmayı istemek, göreceği gelmek:"Ben bütün hayatımda bu sadeliği özledim." P. Safa Özlemek işi, iştiyak
    Creditors may make a
  • paydayloansforliver.com >payday cash loans method for the lender.
Bu sayfa üzerinde özlemek kelime anlamı gösterilmektedir. özlemek nedir ? özlemek ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. özlemek kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : creditors+may+make+a+payday+cash+loans+method+for+the+lender.&kk=tr&ck=az>kurmak
Creditors may make a payday cash loans method for the lender.
(kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
ihdas etmek TAHTİT köklemek (etkisi ve önemi geniş, sürekli şeyler için): Meydana getirmek, tesis etmek Yayı veya zembereği germek Bir şeyin oluşmasına yardım eden parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek Yapmak, inşa etmek Hazırlamak Gizlice hazırlamak, tasarlamak Zihinde büyütmek Düşünmek Sağlamak, oluşturmak Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek Yapmak, oluşturmak Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek Yapmak, inşa etmek:"Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım." N. Ataç Yapmak, oluşturmak:"Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular." Ö. Seyfettin Meydana getirmek, tesis etmek:"Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi?" O. S. Orhon Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak Hazırlamak:"Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak." R. H. Karay Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek:"Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor." H. Taner Ortaklık sağlamak Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek:"Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu." T. Buğra Aklına koymak Zihinde büyütmek:"Bayram ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu." H. E. Adıvar Düşünmek:"Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum." S. F. Abasıyanık Gizlice hazırlamak, tasarlamak:"Çocukların top oynadıkları kumluktan iskeleye doğru yürürken hep planlar kuruyordu." C. Uçuk Bir araya getirmek, toplamak Bir şeyin oluşmasına yardım eden parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek:"Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk." F. R. Atay
Creditors may make a payday cash loans method for the lender.

 
Sayfa başına dön