30 Ocak 2015, Cuma 09:53:33 Günaydın !

Reklamlar

Tüm Dillere Çeviri Türkçe çeviri için çeviri yapılacak dili seçiniz
   
Çeviri Yapılacak Kaynak Dil Kaynak Dil Çevirilecek Dil Çevirilecek Dil
<< Yer Değiştir >>
 

 
Çeviri Yapılacak Kelime Çeviri Yapılacak Türkçe Metin, Kelime veya Cümle
Temizle
Çeviri Sonucu ferşat kelimesi/cumlesi/metni Arapça çevirisi
ferşat    
 
Not : Türkçe Sözlük web sitesi üzerinden yaptığınız bu aramada ferşat kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. ferşat kelimesinin çevirisi veya eşanlamları ile ilgili açıklamalar, anlamlar, deyimler, imla kuralları, dini bilgiler, teknik bilgiler, tıp bilgileri ve diğer bilgileri eksik veya hatalı olabilir. Burada yer alan ferşat kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik veya hatalı çevirileri, imla klavuzu hatalarını, sözlük hatalarını lütfen bize iletiniz.  Türkçe Sözlük ekibi tarafından tespit ettiğiniz hata kontrol edilip düzeltilecektir.
Mütekebbir Mütekebbir Terimler Sözlüğünden ( Rastgele Dini Terim )  ( Rastgele Dini Terim )
Mütekebbir: Azametli, yüce. Büyüklüğün tümü kendisine ait olan, Allah. İnsan için kullanıldığı zaman ise, haksız yere kibirlenen, azgın insan ve müstekbir demek olur.
 

Reklamlar

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : örme (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
Hayvana veya arabaya yük sarmak için kullanılan uzun ip Keçi kılından yapılmış urgan Kıldan örülmüş kalın ip Örmek işi. Örülerek yapılmış:"Üstüne açık kahverengi yün örme bir ceket giymişti." P. Safa Hayvan bağlanan ip Keklik ve sülün avında kullanılan tuzak Harman döverken atların dizilerek kalın ve uzun iple bağlanması Örülerek yapılmış Örmek işi Genelde büyük baş hayvanları bağlamak için kullanılan bir tür ip Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak Telleri birkaç bölüme ayırıp bir birine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak İplik, yün, tel, saz gibi şeyleri birbirine dolayarak işlemek veya tezgâhta dokumak Bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak İplik, yün, tel, saz gibi şeyleri birbirine dolayarak işlemek veya tezgâhta dokumak:"Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o!" S. F. Abasıyanık Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak:"Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm." B. Felek Saç, yele gibi şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak Duvar yapmak veya onarmak Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak:"Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz." A. Ş. Hisar Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak:"Bu yeni zevke göre, şiir ve nesir örenler yok." Y. K. Beyatlı
 
Çeviri Yapılan Diller : Afrikaans Albanian Arabic Belarusian Bulgarian Chinese (Basitleştirilmiş ve Geleneksel) Catalan Croatian Czech Danish Dutch English Estonian Filipino Finnish French Galician German Greek Haitian Creole Hebrew Hindi Hungarian Icelandic Indonesian Irish Italian Japanese Korean Latvian Lithuanian Macedonian Malay Maltese Norwegian Persian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Serbian Slovak Slovenian Swahili Swedish Thai Turkish Ukrainian Vietnamese Welsh Yiddish

 
Sayfa başına dön