23 Ağustos 2014, Cumartesi 02:34:41 İyi Geceler !

Reklamlar

Tüm Dillere Çeviri Türkçe çeviri için çeviri yapılacak dili seçiniz
   
Çeviri Yapılacak Kaynak Dil Kaynak Dil Çevirilecek Dil Çevirilecek Dil
<< Yer Değiştir >>
 

 
Çeviri Yapılacak Kelime Çeviri Yapılacak Türkçe Metin, Kelime veya Cümle
Temizle
Çeviri Sonucu megri kelimesi/cumlesi/metni Arapça çevirisi
شرعية    
 
Not : Türkçe Sözlük web sitesi üzerinden yaptığınız bu aramada megri kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. megri kelimesinin çevirisi veya eşanlamları ile ilgili açıklamalar, anlamlar, deyimler, imla kuralları, dini bilgiler, teknik bilgiler, tıp bilgileri ve diğer bilgileri eksik veya hatalı olabilir. Burada yer alan megri kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik veya hatalı çevirileri, imla klavuzu hatalarını, sözlük hatalarını lütfen bize iletiniz.  Türkçe Sözlük ekibi tarafından tespit ettiğiniz hata kontrol edilip düzeltilecektir.
MÜSAKAT MÜSAKAT Terimler Sözlüğünden ( Rastgele Hukuk Terimi )  ( Rastgele Hukuk Terimi )
BAĞ VE BAHÇE ORTAKÇILIĞI. ODUNSU BITKILER (AĞAÇLAR) OLAN BIR TARIM ALANINDA AĞAÇ VE TARLA BIRINDEN DIĞER HIZMETLER DE BAŞKALARINDAN OLMAK ÜZERE YAPILAN BIR TÜR ZIRÂÎ ORTAKÇILIK. ISLÂM TARIM HUKUKUNDA UYGULANAN BIR ÇEŞIT ORTAKLIKTIR. EKILI ALANLAR, HUBUBAT EKILEN ALANLARDA YAPILAN ORTAKLIĞA DA MÜZÂRAA ORTAKLIĞI DENILIR.
 

Reklamlar

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : tutma (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
Tutuklama AHZ Destekleme Tutmak işi Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun davranışına engel olma, gölgeleme, markaj zapt Geçici işçi, yanaşma, uşak, hizmetçi Anlamak, farkına varmak İzlemek Avlamak:"Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz." R. H. Karay MASH Benimsemek, beğenmek Bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak Kaplamak Hürriyetinden mahrum edip bir yere kapamak, tevkif etmek Uygun gelmek, çelişmez olmak Etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek Avlamak Dokunmak; etkisini göstermek İçine girmek; girişmek, yapmak Herhangi bir anlayışla girişmek Hizmetine almak veya kiralamak Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj Biriktirmek, tasarruf etmek:"Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana Bir sanat eseri geniş ilgi görmek Yemek hafifçe yanmak Bir yerde kalmasını sağlamak Ay başına kadar bana ödünç versene." M. Ş. Esendal Ağrımak, sancımak, musallat olmak Elde bulundurmak, ele almak Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, gölgelemek, markaja almak Saymak:"Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi." F. R. Atay Ele geçirmek, yakalamak Yaklaştırmak Asılmak, kuvvetlice sarılmak Kaplamak, sarmak, bürümek Yönelmek Bırakmamak Bir kimsenin yerini almak Dokunmak, hasta etmek Saymak Durdurmak, blokaj Biriktirmek, tasarruf etmek Hafifçe yanmak İşgal etmek Sunmak Alacağa (veya vereceğe) saymak Var saymak, farz etmek Herhangi bir durumda bulundurmak Para toplamı...e varmak Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak Bağlamak Giyinmesine yardım etmek İş görebilmek Beklenen sonucu vermek Ulaşmak, varmak Kaplamak, sarmak, bürümek:"Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!" Halk türküsü Kocası olmak Dokunmak Girişmek, yapmak:"Askerden sonra ne iş tutacağını bilmemek kahrediyordu Yusuf'u." S. F. Abasıyanık Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek Yazı geçireceğim." P. Safa Beddua etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek:"Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak." M. Ş. Esendal Ağrımak, sancımak, musallat olmak:"... poker oynanıyor Para toplamı ...e varmak Ulaşmak, varmak:"Hayvanlar, Bağdat caddesini tutmuş, çalakamçı ilerliyor." S. M. Alus Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisini çağırıp çenesini ovduruyor." M. Ş. Esendal Yenilirse kızıyor Hizmetine almak veya kiralamak:"Burada bir kat tuttum Uygun gelmek, çelişmez olmak:"Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu." R. N. Güntekin Hürriyetinden mahrum edip bir yere kapamak, tevkif etmek:"Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir." S. F. Abasıyanık Yanında bulundurmak, alıkoymak Ele geçirmek, yakalamak:"Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı." Ö. Seyfettin Elde bulundurmak, ele almak:"Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu." Ö. Seyfettin Kaplamak:"Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir." T. Buğra Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak:"Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları." S. F. Abasıyanık Gereğini yapmak, yerine getirmek Benimsemek, beğenmek:"Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır." T. Buğra Desteklemek, birinden yana çıkmak Denetimi ve yetkisi altına almak Uğramak Herhangi bir durumda bulundurmak:"Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor." H. Taner Bir cümlede fiilden önce ve fiilin kipinde veya sıfatfiil durumunda kullanıldığında o fiilin anlattığı işin çok beklenmediği, umulmadığı veya çok uygun düşmediği hâlde yapıldığını anlatır Giyinmesine yardım etmek:"Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır." T. Buğra Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak Kayıt, zabıt, not kelimelerine "etmek" anlamıyla yardımcı fiil olarak katılır Sunmak. İşgal etmek. İzlemek:"Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız." R. H. Karay Alıkoymak Bir kimsenin yerini almak:"Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam." Y. K. Karaosmanoğlu Asılmak, kuvvetlice sarılmak:"Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş." P. Safa Yönelmek:"Oyuncular ağır ağır soyunma odasının yolunu tuttular." H. Taner Bırakmamak:"Baba sesini çıkarmadı, hatta öksürüğünü bile galiba tuttu." P. Safa Sürmek, zaman almak Ya yeşerir ya yeşermez." Ş. Rado. İş görebilmek:"Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona." T. Buğra Yaklaştırmak:"Biraz toz olsa mendilini burnuna tu(Tarih) " A. Ş. Hisar Alacağa veya vereceğe saymak Hedef olarak almak Var saymak, farz etmek:"Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti." M. Ş. Esendal Edinmek, peyda etmek Kullanmak Tohum ya tutar ya tutmaz Beklenen sonucu vermek:"Toprağa atılan her tohum bir ümittir Başlamak Bağlamak:"Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım." B. S. Erdoğan Otobüs, vapur, uçak vb. dokunmak, hasta etmek
 
Çeviri Yapılan Diller : Afrikaans Albanian Arabic Belarusian Bulgarian Chinese (Basitleştirilmiş ve Geleneksel) Catalan Croatian Czech Danish Dutch English Estonian Filipino Finnish French Galician German Greek Haitian Creole Hebrew Hindi Hungarian Icelandic Indonesian Irish Italian Japanese Korean Latvian Lithuanian Macedonian Malay Maltese Norwegian Persian Polish Portuguese Romanian Russian Spanish Serbian Slovak Slovenian Swahili Swedish Thai Turkish Ukrainian Vietnamese Welsh Yiddish

 
Sayfa başına dön