02 Ağustos 2014, Cumartesi 11:33:41 İyi Günler !

Reklamlar

Aradığınız kelimeyi giriniz :
Kelimeler ve anlamları
Bir eyleme, bir etkinliğe katılma iştirak Katılma işi, iştirak
iştirakçi Herhangi bir toplantıya katılan kimse Herhangi bir toplantıda yöneticiden söz alıp konuşmaya katılan kişi Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb., iştirakçi
Bu sayfa üzerinde katılım kelime anlamı gösterilmektedir. katılım nedir ? katılım ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. katılım kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.
Kelime Anlamı Rastgele bilgi : düşmek (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
Yağmak HÜLK CE'F SAKTA boylamak SAR' sukut etmek TARR TAHV Bir zorunluk sebebiyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek Uğramak, kapılmak Yakışık almak Eksilmek Vakti gelmeden (ölü) doğmak Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek Vurmak, değmek, rastlamak Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek Düşkünleşmek Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek Belirli zamana rastlamak Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak Alışmak, müptela olmak Eksilmek, azalmak Biriyle yaşamak, çalışmak, birlikte olmak durumunda kalmak Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak İş başından uzaklaşmak Bulunmak Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılır Bir zorunluk sebebiyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek:"Bir lokma ekmek uğruna çoluk çocuğu ile gurbet ellere düşmüştü." H. Taner Eksilmek:"Gündelikleri yarı yarıya düşmüştü." N. Cumalı Aşırı ilgi veya sevgi göstermek Uğramak, kapılmak:"Kadınlar yeni baştan telaşa, heyecana, korkuya düştüler." A. Gündüz Yakışmak, uygun gelmek Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak Vurmak, değmek, rastlamak:"İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyordu." Ö. Seyfettin. Ölü doğmak Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek:"Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım." S. F. Abasıyanık Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek:"Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor." R. N. Güntekin Yere devrilmek, yere serilmek Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak Yakışık almak:"Övünmesi de komşulara, arkadaşlara düşer." H. Taner. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak:"Bana arada bir bakkaldan tuz, limon almak düşüyor, o kadar." H. Taner Bulunmak:"Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi." N. Cumalı Belirli zamana rastlamak:"Babasının Sütlüce'de yeni bir ev alması bu tarihlere düşer." M. Ş. Esendal Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek:"Bir raslantı sonucu aralarına düşmüştüm." H. Taner Fırsat çıkmak Olmak, olumsuz bir duruma girmek Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak:"Medine'nin düştüğünü söylemek istedim." F. R. Atay Sonradan düşmüş." R. N. Güntekin Düşkünleşmek:"Babam balıkçı amma, vaktiyle zenginmiş efendim Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak:"O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü." R. N. Güntekin Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak:"Bu yaşta mahkemelere düşmek..." S. F. Abasıyanık. İşbaşından uzaklaşmak Hızı, gücü, değeri azalmak Isı, basınç ve ateş, eksilmek, azalmak:"İki gün içinde ateş düştü; ağrılar, sızılar hafifledi." R. N. Güntekin Bayağılaşmak sukut Bir geminin rüzgar ve akıntı etkisiyle bulunduğu rotadan veya mevkiden kayması Düşmek işi

 
Sayfa başına dön