27 Kasım 2014, Perşembe 13:40:57 İyi Günler !

Terimler Sözlüğü

Reklamlar

 

Aranacak Terim :

 

İSABETLİ, FİKRİNDE İSABET EDEN, YERİNDE DÜŞÜNEN, HATÂ ETMEYEN.
BELÂ, FELÂKET, UĞURSUZ DURUM.
Musibet: İsabet kökünden, bir kimseye çeşitli felaketlerin, hastalık, ölüm, zarar, iflas, açlık, yoksulluk, kıtlık v.b. şeylerin isabet etmesi, kişinin bu gibi afet ve imtihan konusu olaylarla çevrilmesi.
Bu sayfa üzerinde musib kelime anlamı gösterilmektedir. musib nedir ? musib ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. musib kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.

Reklamlar

Kelime Anlamı Rastgele bilgi : vermişsin (kelimesi nedir, anlamı, hakkında, bilmedikleriniz) :
İTYAN etmek MUATAT görmek toslamak sundurmak toka etmek uçlanmak Herhangi bir duruma yol açmak Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak Döndürmek, çevirmek, yöneltmek Başkalarına iletmek, bildirmek Ondan bilmek, atfetmek Biriyle evlendirmek Etki yapmak, biçimini değiştirmek Bırakmak veya bağışlamak Kök veya gövdelerin sonuna ı (i, u, ü) zarffiil eki ile eklendiğinde tezlik bildirir Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak Ürün üretmek Yaymak Ödemek Birisine eriştirmek, iletmek Herhangi bir duruma yol açmak:"Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim." Y. K. Karaosmanoğlu Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek Satmak Döndürmek, çevirmek, yöneltmek:"Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler." A. İlhan Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek:"Geçenlerde bir derginin, eski ünlüler ne yapıyor? adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum." H. Taner Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek:"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm." Ö. Seyfettin Bırakmak veya bağışlamak:"Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım." H. C. Yalçın Ondan bilmek, atfetmek:"Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi..." F. R. Atay Biriyle evlendirmek:"Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar." H. E. Adıvar. Ödemek:"Haydi ... arabaya atlayın Yaymak. Ürün üretmek:"Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı." R. E. Ünaydın Kazandırmak, katmak Ayırmak, harcamak Dayamak Tespit etmek Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak:"Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor." R. H. Karay Hepsini herhangi bir duruma sokmak Sahip olmasını sağlamak Dilek bildiren birleşik fiiller yapar TAATTUF Vermek işi

 
Sayfa başına dön