|
|
|
|
PUSU
(Hukuk Terimi)
|
|
ANSIZIN BASKIN İÇİN SAKLANILAN YER, TUZAK YERİ, SAKLANMA DÜZENİ, ÂNÎ SALDIRI İÇİN YAPILAN HAZIRLIK.
|
|
PUSU kelimesi sözlük Anlamı : KEMİN MİRSAD Birine saldırmak için hazırlanma durumu Birine saldırmak için hazırlanma durumu:"Pencerenin kenarında pusuda bekleyen Sipsi, sinsice pencereye yaklaşır." H. Taner Birine saldırmak için saklanarak beklenen yer KEMENAN
|
|
|
|
PUSULA
(Hukuk Terimi)
|
|
YÖN GÖSTERME ÂLETİ, BİR KONUDA KÜÇÜK NOTLAR DÜŞÜRÜLEN KÂĞIT, YAZILAN KÜÇÜK HATIRLATMA YAZISI.
|
|
PUSULA kelimesi sözlük Anlamı : tezkere BUSULA bakınız: oy pusulası Küçük bir kâğıda sarılmış kısa mektup Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç:"Tam kutup noktasında pusula deli olmuş gibi dönmeye başlar." Ö. Seyfettin Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt Oy pusulası Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup, tezkere Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup, tezkere:"... elinde pusulasıyla bir jandarma geldi, kımıldamaya mecali olmayan Emine'yi ite söve önüne kattı, şehrin dışındaki hapishaneye götürdü." R. H. Karay. Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt Pusu konumuna veya durumuna getirmek
|
|
|
|
|
|