CENNET kelime anlamı CENNET nedir CENNET ne demek CENNET sözlük anlamı CENNET

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

Alm. Paradies (n), Fr. Paradis (m), İng. Paradise. hirette, Allahü telnın rzı olduğu kimselerin gidecekleri ve sonsuz olarak zevk ve sadet içinde yaşayacakları yer. Cennet kelimesi, lügatta C ve N harflerinden meydana gelmekte olup, aynı kökten meydana gelen cin, cinnet, cinn, cenn kelimeleri gibi örtülü demektir. Cennet meyveler, çiçekler, güzel kokular ve daha pekçok güzellikler ile örtülü olduğundan bu isim verilmiştir. Dünyda bağ, bostan, bahçe mnsına da kullanılır. Kelimenin bu kullanılış şekli, daha çok teşbih, benzetme içindir.

Bütün semv dinler ve bzı semv olmayan inanç sistemleri, bu dünydan başka olarak bir ikinci dünynın, yni hiretin varlığından haber vermişlerdir. İlk insan ve ilk peygamber dem aleyhisselmdan tibren bütün peygamberlerin, insanlara tebliğ ettikleri dinlerde, mna it esaslar aynı idi. Bu dinlerin hepsinde, hirete ve hirette mükftlara veya cezlara uğrayarak, sonsuz yaşamaya inanmak emredilmiştir. Cennet, insanları, hirette mükftlandırma yerinin adıdır.

Cennet hakkındaki bilgilerimiz, din kitaplarına dayanır. Fen ilimlerinin konusu bu dünyyı incelemek olduğundan, bunlardan hiret (öbür düny) hakkında bir açıklama veya bilgi beklenmez ve aranmaz.

İslmiyet, insanların öldükten sonra tekrar yaratılıp sonsuz yaşayacaklarını, hayvanların ise kıymette birbirleriyle ve insanlarla hesapları görüldükten sonra, tekrr yok edileceklerini bildiriyor. İslm dninin mukaddes kitbı Kurnı kerm ve Peygamber efendimizin hadsi şerfleri, bunların şerhi, tefsiri yni izah ve açıklaması olan ana kaynaklarda Cennet hakkında çeşitli bilgiler vardır. Buralarda bildirildiği gibi Cennet, bu dünyda iken Allahü telnın gönderdiği peygamberlere inanarak, onların bildirdiklerine uygun yaşayarak, doğru yolda yürüyenlere mükft, iyilik, nmet ve ihsn yeri olmak için Allahü tel tarafından yaratılmış ve hazırlanmıştır. Allahü tel Kurnı kermde Tevbe sresinin 112. yeti kermesinde melen şöyle buyurdu:

Şirk ve nifaktan tövbe edenler, Allaha ihlsla ibdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rük ve secde yapanlar (namaz kılanlar), iyiliği emredip, kötülükten alıkoyanlar ve Allahın huddunu koruyanlar (emirlerini yapıp, yasaklarından sakınanlar) (var ya) işte böyle müminleri Cennetle müjdele.

Cennet, akla gelen veya gelmeyen her türlü güzelliklerin toplandığı yerdir. Dünydaki zevk ve lezzetlerin, Cennettekilerin yanında hiç kıymeti yoktur. Cennette, oradakilerin istedikleri her türlü yiyecek ve içecek önlerine gelir.Koparmak, pişirmek gibi zahmetlere katlanmadan dilediklerince yiyip içerler. Türlü çeşitli mücevherden yapılmış köşkler, herbiri ayrı lezzette ırmaklar, leziz meyvelerle dolu ağaçlar, nefis bahçeler, kuşlar ve daha akla hayle gelmeyecek nice nmetlerden bol bol faydalanırlar. Hr, gılman ve Cennet melekleri ile berber olup, zevk ve lezzet içinde sonsuz yaşarlar. Cennet meleklerinin büyüğünün adı Rıdvndır. Cennette bir kısım köşklerin içinde olanlar, diledikleri yeri görür ve kendilerini istedikleri yere götürürler. İnsanlar, dünyda kaç yaşında veft etmiş olurlarsa olsunlar, Cennette 33 yaşında olacaklardır. Hanımlar, kocaları ile ve İslm büyüklerini sevenler de, onlarla berber olurlar. Cennete giren bir daha çıkarılmaz.

Cennetteki dereceler ve mükftlar, herkesin ilmine ve ibdetlerine göre olacaktır. Allahü tel, arş ve kürs altında, yedi kat göklerin üstünde sekiz Cennet yaratmıştır. Bunlardan, Cenneti Adn, derecesi ve nmetleri en yüksek olandır. Peygamberler, sıddkler ve şehitler bu Cennete girerler. Cenneti Firdevs, diğerlerinden üstündür. Bahçeleri çoktur. Diğerleri; Cenneti Nam, Cenneti Huld, CennetülMev, Drüsselm, DrülKarr, DrülCelldır.

Cennete herkes giremeyecektir. dem aleyhisselmdan kıymete kadar gelip geçen insanlar içinde Allahü telnın rzı olduğu kimseler girecektir. Bunun için, insanların kendi zamanlarındaki Peygamberlere ve getirdiği dne inanarak bu inançlarına uygun bir düny haytı geçirmeleri ve son nefeslerinde mn ile veft etmeleri lzımdır. Son peygamber Muhammed aleyhisselmın gelmesi ve İslm dnini bütün insanlara tebliğ etmesinden sonra, kıymete kadar gelecek insanların Ona ve Onun bildirdiklerine mn etmeleri şarttır. Ancak Muhammed aleyhisselmın bildirdiklerine şeksiz, şüphesiz mn etmekle ve her hususta Ona tam uymakla, Allahü telnın rızsına ve Cennetteki en yüksek derecelere kavuşulur.

Allahü tel Kurnı kermde Cennet hakkında melen buyurdu ki:

Rablerinden korkanlar (takv sahibi olanlar) ise (izzet ve ikrm ile) bölük bölük Cennete sevk edilirler. Oraya varıp kapıları kendilerine açılınca, Cennetin bekçileri şöyle derler: Selm ve selmet size, tertemiz geldiniz! Artık, ebed kalmak üzere girin buraya. (Zümer sresi: 73)

...Kim Allaha ve peygamberine itat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar ki, onlar orada ebed kalıcıdırlar. Bu, en büyük kurtuluş ve sadettir. (Nis sresi: 13)

Allah, mümin erkeklere de, mümin kadınlara da içinde ebed kalıcı olmak üzere altından ırmaklar akan Adn Cennetlerini ve çok güzel meskenleri vdetti... (Tevbe sresi: 72)

...Canlarının istiyeceği, gözlerinin hoşlanacağı ne varsa oradadır ve siz içinde ebed kalıcılarsınız. İşte bu sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mrasçı kılındığınız Cennettir. (Zuhrf sresi: 7172)

Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselm da Cennet hakkında buyurdu ki:

Aşağı derecede bulunan Cennetlikler, yüksek derecede bulunan Cennetlikleri ufukta parlayan tek tük yıldızlar gibi göreceklerdir.

Cennette yukarıya doğru, biribirlerinin üstünde bulunmak sretiyle (100) derece ve mertebe vardır. Genişlikleri de çok geniştir. Firdevs makam bakımından Cennetin en yükseğidir. Cennetin dört nehri ki onlar: Bal, su, süt ve şarap Firdevsten akar ve o Firdevsin üstünde Arşı al vardır. Öyleyse Allahtan istediğiniz zaman, Firdevsi isteyiniz.

Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kbenin Rabbine (Allaha) yemn olsun ki, Cennette tehlike diye bir şey yoktur. Cennet, parlayan bir nr, etrafa yayılan bir kokudur. Binları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemle ermiş meyve yeridir.

Cennetin ırmakları, misk tepelerinden veya misk dağlarının eteklerinden çıkar.
CENNET



Ağaçlı bahçe; yeşillikleri bol bostan; sık dal ve yaprakları ile yeri gölgelendiren hurmalık ve bağlık.

Peygamberlerin davetine uyarak iman edip, dünya ve ahirete ait işleri, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttak kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca ahiretteki nimetler yurdunun adıdır. Çoğulu Cinn ve Cennt'tır.

Kur'anı Kerm ve hadisi şeriflerde Cennet, çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir. Bilhassa Kur'anı Kerm'de ağaçları altından ırmaklar akan Cennetler şeklinde anlatılmaktadır:

"Cennet takva sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır. İşte size va'dolunan, gördüğünüz şu Cennet'tir ki, O, Allah'ın taatına dönen onun (hudud ve ahkmına) riayet eden çok esirgeyici Allah'a bütün samimiyetiyle gıyben saygı gösteren, hakkın taatına yönelmiş bir kalble gelen kimselere aittir. " (Kf, 50/3133).

"Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmayarak Cennet'e, çok esirgeyici Allah'ın kullarına gıyben va'd buyurduğu Adn Cennet'lerine gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennet'tir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttak olanları vris kılacağız. " (Meryem, 18/6063).

Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen karşılığıdır. Kur'an'da Cenbı Allah şöyle buyurmaktadır:

"Adn Cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebed kalıcıdırlar. İşte günahlardan temizlenenlerin mükfatı." (Th, 20/76).

Kur'an'da Cennet'in niteliklerinden bazılarına şu şekilde değinilir:

1 Altlarından ırmaklar akan, birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler (ezZümer, 39/20), güzel meskenler (etTevbe, 9/72)

2 Türlü ağaç ve meyvalara, akar kaynaklara, görünüş ve kokusu güzel, isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay, türlü bol meyvelere sahip (erRahmn, 55/5854)

3 Gönlün çekeceği her türlü yemek ve etler, türlü kokulu içecekler, temiz şaraplar ve çeşit çeşit tükenmez nimetleri içeren bir mekn.

"Onlara Cennet'te bir meyve, içlerinin çekeceği bir et verdik (vereceğiz)" (etTr, 52/21).

"Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır. Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız. İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız Cennet'tir. Sizin için orada çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz." (ezZuhruf 43/7173).

"Cennet şarabından (dünya Şarabı gibi) mide ızdırabı yoktur" (Safft, 37/47).

4 Cennet'te hayat sonsuzdur, kin yoktur, boş lf ve günah'a sokacak söz işitilmiş. "Biz o Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir" (elHicr, 15/4748).

"Onlar Cennet'te ne bir boş laf işitirler ne de bir hezeyan. Ancak bir söz işitirler: Selm.. (birbirleriyle selmlaşır dururlar)." (elVkıa, 56/2526).

5 Cennet nimetleri insan hayalinin erişemeyeceği güzelliktedir. Cennet'i aslında dünya ölçüleriyle tarif etmek mümkün değildir. Bununla beraber Cennet'teki eşsiz nimet ve saltanatı anlayabilmemiz için Allah Tel onu bize şu şekilde tasvir etmiştir:

"İşte bu yüzden Allah onları o günün fenlığından esirger. (Yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara Cennet'i ve oradaki ipekleri lütfeder. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar. Ne yakıcı sıcak görürler orada, ne de dondurucu soğuk. Ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. Yanlarında gümüş kaplar ve billür kaselerle, gümüş beyazlıkta (billr gibi) şefff kupalarla dolaşılır ki (Cennet sakinleri bunlara dolduracakları Cennet şarabını Cennet'teki insanların iştahları) ölçüsünde tavin ve takdir ederler. Onlara orada bir kseden içirilir ki karışımında zencefil vardır. (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir. Cennettekilerin etrafında öyle ölümsüz genç nedenler dolaşır ki, onları gördüğünde kendilerini etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. Onlara: "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir. " (elİnsan, 76/1122).

Cennet'in tasviri konusunda söylenecek son söz şu kuds hadisin ifade ettiği durumdur: Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: Cenbı Hak buyuruyor ki: "Salih kullanım için ben, Cennet'te hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insan gönlünün hatırlamadığı bir takım nimetler hazırladım." (etTc, elCmiu li'lUsül, f ahdisi'rRasul, V, 402).

Başka bir hadislerinde de, Raslullah (s.a.s.) Cennet'in gümüş ve ltın kerpiçten yapıldığını, harcının misk, taşlarının inci ve yakut olduğunu, oraya girenlerin bolluk ve refh içinde, üzüntüsüz ve kedersiz yaşayacağını ebed kalacaklarını, ölmeyeceklerini, elbiselerinin eskimeyeceğini ve gençliklerinin yok olmayacağını ifade eder (etTc, aynı yer).

Ehli Sünnet inancına göre mü'minler Cennet'te Allah'ı görecekler, bu onlar için en büyük nimet olacaktır. Buna "Rü'yetullah" denir. Bu hususta Kur'nı Kerm'de: "O gün Rablerine bakan terü tze (ışık saçan) yüzler vardır. " (elKryame, 75/2223) buyrulur. Raslullah da bir hadislerinde şöyle buyurur: "Siz gerçekten tıpkı şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi gözle (açıkça) göreceksiniz. Onu görmekte haksızlığa uğramıyacak, izdihma düşmeyeceksiniz. " (Buhr, Mevkıt 16, 26). Suheyb (r.a.)'ın rivayetine göre Peygamber (s.a.s.): "iyi iş ve güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık ve bir de ziyde (Allah'ı görmek) vardır. " (Yunus, 10/26), ayetini okuduktan sonra şöyle buyurdu: "Cennetlikler Cennet'e girdiği zaman Allah (c. c.) şöyle buyuracak: " Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?" Cennetlikler de Şöyle derler: "Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi Cennet'e koymadın mı, bizi Cehennem'den kurtarmadın mı? (o yeter)." Raslullah sözlerine devam buyurarak: "Cenbı Hak perdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiç bir şey verilmiş olmaz. " (Müslim'in rivayeti, etTc, V, 423).

Müminlerin Allah'ü Tel'yı Cennet'te görmeleri, herhangi bir yön, yer ve şekilden uzak olarak vuk bulacaktır. Bunun keyfiyeti bizce meçhuldür. "Allah bilir" deriz. Kur'an ve Sünnet'te bildirildiği için kesinlikle böyle inanırız. Ehli Sünnet inancına göre, Cennet halen vardır, yaratılmıştır, hazırlanmıştır. Nitekim şu ayet bunu açıkça ifade eder: "Rabbinizin mağfiretine ve eni göklerle yer kadar olan Cennet'e koşun. O Cennet takva shipleri için hazırlanmıştır. " (li İmrn, 3/133).

Enes b. Mlik (r.a.)'den rivayet olunan bir hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:

"Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu. " (Tecridi Sarih Terceme ve Şerhi, II, 483).

Başka bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Cennet bana yaklaştı, (yaklaştı), o kadar ki, eğer cür'et edeydim salkımlarından bir tnesini (alıp) size getirebilecektim. " (Aynı eser, II, 713).

Bu hadislerden de anlaşılacağı gibi, Cennet yaratılmış olup hlen mevcuttur.

Cennetlikler: Kur'an ve Sünnet'te ifade buyrulduğuna göre, peygamberlerin davetine uyup iman eden ve ameli slih işleyen kimseler Cennet'e gireceklerdir. Bu kimseler Cennetliktir. Esasen Allah'a ve insanlara karşı görevlerini yerine getirmekle insan daha dünyada iken manev bir huzura kavuşur, madd refah sağlanır ama tam manasıyla huzur ve kardeşlik Cennet'te gerçekleşir: "Takva sahipleri, elbette Cennet'lerde ve pınarlardadırlar. Girin oraya selmetle, emin olarak. Biz, O Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değiller. " (elHicr, 15/4548).

Kur'anı Kerm namazını eksiksiz kılanların, malından bir kısmını yoksullara ayıranların, cezahüküm gününe inananların, Allah'ın gazabından korkanların, ırzlarına sahip olanların, sözlerine ve emnete sadık kalanların, doğru şahitlikte bulunanların Cennete gireceklerini bildirmektedir. (elMeric, 70/23, 24, 25, 26, 27, 29, 33). Ayrıca Cenbı Hakk'ın rızasını dileyerek sabredenlere (erRa'd, 13/20, 21, 22, 23); şükredenlere (elAhkf, 35/1516) yürekten tövbe edenlere (etTahrim, 66/8); Allah yolunda canını feda eden şehitler (elBakara, 2/154) ve Allah'a yönelmiş bir kalble idealize olmuş müslümanlara "Allah'ın ölçüsünde Allah'a yönelenlere" (Kaf, 50/3134) içinde ebed kalınacak Cennet'e girecekleri yüce Rabbimiz tarafından müjdelenmiştir.

Cennetliklerin hallerini dile getiren Kur'an ayetlerinden bazılarında şöyle buyrulur:

"İman edip slih amel işleyen kimseleri, Rableri, imanları sebebiyle, ağaçları altından ırmaklar akan, nimeti bol Cennetler'e hidyet buyurur. Bunların, Cennet'te duları: Allah'ım, seni tesbih ve tenzih ederiz. sözüdür ve aralarındaki dilekleri de hep selmdır. Dularının sonu ise; "Bütün hamdler, lemlerin Rabbine mahsustur." gerçeğidir" (Yunus, 10/910).

"Kim de O'na bir mümin olarak slih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler var. "

" Adn Cennetleri vardır ki, (ağaçları) altından nehirler akar, orada ebed kalacaklar. İşte böyle Cennetler' de ebed kalış, küfür ve isyandan temizlenenlerin mükfatıdır" (Th, 20/7576).

"İmran b. Husayn (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Cennet ehlinin çoğunun fakirler olduğunu ifade buyurmuşlardır (Tecridi Sarih Tercemesi, IX, 40). Hadis yorumcuları bunu şöyle açıklarlar. Bir çok kötülükleri insana mal işletir. Çoğu insan mal yüzünden azar. Onun için maldan mahrum fakirler çoğunluğu oluşturduğundan bunların Cennet ehlinin çoğunluğunu teşkil etmesi de olağandır.

Cennet'e ilk giren bir cematin yüzleri ayın ondördüncü gecesindeki gibi berraktır. Onlardan sonra girenler de en keskin ışık yayan yıldızlar gibidir. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in ümmetinden yetmiş bin, yahut yediyüz bin kişi hesap ve ikap görmeksizin ilk olarak Cennet'e girecektir. (Tecridi Sarih Tercemesi, IV, 4143).

Hadislerden öğrendiğimize göre (Tecridi Sarih Tercemesi, II, 845). Cennete en son girecek kimseye, bu dünya kadar, bu dünyanın on misli kadar Cennet verilecektir. Çeşitli rivayetlerle sabittir ki, son sözü Kelimei Tevhd olan kimsenin mükfatı Cennet'tir (Tecridi Sarih Tercemesi, IV, 264275). Bu durumu hadisçiler şöyle yorumlarlar: L ilhe illallah, Cennet'in anahtarıdır, ancak bu anahtarın dişleri vardır, onlarda ilhi emirlere bağlı olmak itaat ve ibadet etmektir. Bir de "L ilhe illallah" demekle, birinin müslümanlığına hükmedilmez, "Muhammedün Raslullah" (Muhammed Allah'ın peygamberidir) sözünü de eklemesi gerekir. Hatta İslm dininden başka bütün dinlerden uzak olması icab eder. Bu inançta olan kimse, ehli kebir (büyük günah işleyen) de olsa, günahı kadar Cehennem'de ceza gördükten sonra Cennet'e girecektir. Nitekim Muaz b. Cebel (r.a.)'ın Hz. Peygamber (s.a.s.)'den rivayet ettiği şu hadis meseleyi açıklığa kavuşturur:

"Hiç bir kimse yoktur ki, kalben tasdik ederek Allah'dan başka ilh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)'in, Allah'ın kulu ve reslü olduğuna Şehadet etsin de, Allah ona Cehennem'i haram etmiş olmasın (herhalde harm eder)" (Tecrdi Sarh Tercemesi, IV 271).

Ehli Sünnet ve'lCemat inancına göre, "L ilhe illallah, Muhammedün Raslullah" diyen ve bunun gereğince iman edip salih amel işleyen her kimse Allah'ın izniyle mutlaka Cennet'e girecektir. Cennetlikler, hastalık, sakatlık, ihtiyarlık, huysuzluk vs. hallerden uzak olarak yaşayacaklardır.

Cennet Tabakaları: İbn Abbs (r.a.)'dan gelen bir rivayette, Cennetin yedi tabakası olduğu haber verilmektedir. Bunlar, Firdevs, Adn Cennet'i, Nim Cennet'i, Daru'lHuld, Me'va Cennet'i, Daru'sSelm ve İlliyyn'dur. Bu tabakalardan her birinde, müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır (elBeydv, Envru'tTenzl, Beyrut (t.y.), I, 119). Bunlar:

1Cennetü'nNim: "Beni Cennetü'nNim'in varislerinden kıl... " (Şur, 26/85) Ayrıca (bk. elMide, 5/65; etTevbe, 9/21; Yunus, 10/9).

2Cennetü'lAdn: "Şüphesiz ki, iman edenler ve güzel amel işleyenler yok mu, işte onlar mahlkatın en hayırlısıdırlar. Onların mükftı Rableri katında And Cennetleridir ki onların altlarından nehirler akar, orada onlar ebed kalıcıdırlar, Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuşlardır. Bu Rabb'inden korkanlar içindir. " (Beyyine, 98/8, Ayrıca bk. etTevbe, 9/72; erRa'd, 13/23; enNahl, 16/31)

3Cennetü'lFirdevs: "Şüphesiz, iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs Cennetleri. vardır " (elKehf,18/107 ve elMü'minun, 23/11).

4Cennetü'lMe'v: "İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me'v Cennetleri vardır. " (Secde, 32/19 ve EnNecm, 53/15).

5Drü'sSelm: "Halbuki Allah Drü'sSelm'a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yola hidyet buyurur. " (Yunus, 10/25 ve elEn'm, 6/127).

6Drü'lHuld: "O Rab ki, fazlından bizi durulacak yurda (Cennet'e) kondurdu." (Ftır, 35/35).

Her ne kadar İbn Abbs Cennet'in tabakalarını yedi ile sınırlandırmışsa da, ayetlerden anlaşıldığına göre, Cennet'in bir çok tabakası vardır. Burada İbn Abbs'ın haber verdiği ve ayetlerde adları geçen Cennet tabakaları, Cennet'in en yüksek tabakalarıdır. Çünkü bu tabakalarda da bir çok tabaka vardır. Nitekim Allah Tel'nın Nim Cennetleri veya "Firdevs Cennetleri" şeklindeki çoğul ifade eden ayetleri buna delildir. Ayrıca Ümmü Hrise Hadisinde bu gerçek Hz. Peygamberin dilinden ifade olunmuştur. Ümmü Harise Bedir'de şehit olan çocuğu hakkında Hz. Peygamber'den bilgi almak üzere gelmiş ve ona Raslullah bir çok Cennet olduğunu belirterek, çocuğunun da "Firdevsi 'l'da" olduğunu söylemek suretiyle teselli etmiştir (Mansur Ali Nsıf, etTcü' elCmi' li'lUsul, fi Ahadisi'rRasl, İstanbul (t.y.), V, 4033).

Nitekim Müslim'in Eb Sid elHudr'den rivayet ettiği hadiste de, Allah yolunda cihat edenlerin, cihatları sebebiyle Cennet'te yüz derece yükselecekleri, her derecenin arasının ise, yer ile gök arasındaki mesfe kadar olduğu, Hz. Peygamber tarafından haber verilmektedir (Müslim, İmre, 116). Hadiste sözü edilen dereceler konusunda ise şu ihtimaller öne sürülmüştür. Bu dereceleri zahiriyle anlamak mümkündür. Gerçekten söz konusu derecelerin, zahirinden anlaşıldığı üzere, birbirinden daha yüksek menziller (tabakalar) olması muhtemeldir. Buna karşılık, yükseklikten kasdın, Cennet'teki nimetlerin çokluğu, insanın veya bir başka yaratığın hiç aklına bile gelmemiş, gönlünden dahi geçmemiş iyiliklerin büyüklüğü veya çokluğu anlamında olması muhtemeldir. Zira Allah Tel'nın müchide lutfettiği iyilik veya cömertlik türleri birbirinden çok farklıdır, birbirinden üstündür. Buna göre, nimetlerin fazilet (üstünlük) konusundaki farklılıkları uzaklık açısından yer ile gök arasındaki mesafe gibidir. Fakat elKad Iyad (544/1149) birinci görüşü tercih etmiştir (enNevevi, Şerhu Müslim, Kahire (t.y.), XIII. 28).

Yine Buhr'nin bir rivayetinde Hz. Peygamber, Allah yolunda savaşan müchidler için Cennet'te yüz derece (tabaka) hazırlandığını ve iki derecenin arasının yerle gök arası gibi olduğunu haber vermekte ve sözlerine devamla "Allah'dan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyin... Çünkü Firdevs, Cennet'in ortası ve Cennet'in en yükseğidir (...). Firdevs'ten Cennet nehirleri doğar" buyurmaktadır. (Buhr, Cihad 4)

Ayn, "Firdevs, Cennetin ortasıdır (vasatıdır)." cümlesini, Cennet'in en iyi yeri veya üstünü (efdali) olarak yorumlar ve bu görüşüne "Böylece sizi en hayırlı bir ümmet kıldık" (elBakara, 2/143) ayetinde geçen "vesetan" kelimesini delil getirir (elAyn, Umdetü'lKr f Şerhi Sahihi'lBuhr, İstanbul 1309, VI, 539). Çeşitli rivayetlerde Firdevs Cenneti'nin güzellikleri dile getirilmiştir. Diğer taraftan hadiste söz konusu edilen Cennet dereceleri arasındaki mesafelerin çeşitli rivayetlere göre "yüz senelik mesafe", "Beş yüz senelik mesafe" şeklinde değiştiğine işaret edelim (elAyn, aynı yer).

Bütün bu ayet, hadis ve limlerin yorumlarından Cennet'in birçok tabakası olduğu anlaşılmaktadır. Bu tabakalardan bazılarının daha yüce ve nimetlerinin daha güzel veya daha efdal olması sebebiyle isimleri bize bildirilmiştir. Firdevs Cenneti mertebece en yüksek olan Cennet tabakasıdır. (Ayrıca bkz. etTaberi, Tefsir, Mısır 1954, XVI. 378)

Durak PUSMAZ

Peygamberlerin davetine uyarak iman edip, dünya ve ahirete ait işleri, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttak kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca ahiretteki nimetler yurdunun adıdır. Çoğulu Cinn ve Cennt'tır.

Kur'anı Kerm ve hadisi şeriflerde Cennet, çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir. Bilhassa Kur'anı Kerm'de ağaçları altından ırmaklar akan Cennetler şeklinde anlatılmaktadır:

"Cennet takva sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır. İşte size va'dolunan, gördüğünüz şu Cennet'tir ki, O, Allah'ın taatına dönen onun (hudud ve ahkmına) riayet eden çok esirgeyici Allah'a bütün samimiyetiyle gıyben saygı gösteren, hakkın taatına yönelmiş bir kalble gelen kimselere aittir. " (Kf, 50/3133).

"Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmayarak Cennet'e, çok esirgeyici Allah'ın kullarına gıyben va'd buyurduğu Adn Cennet'lerine gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennet'tir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttak olanları vris kılacağız. " (Meryem, 18/6063).

Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen karşılığıdır. Kur'an'da Cenbı Allah şöyle buyurmaktadır:

"Adn Cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebed kalıcıdırlar. İşte günahlardan temizlenenlerin mükfatı." (Th, 20/76).

Kur'an'da Cennet'in niteliklerinden bazılarına şu şekilde değinilir:

1 Altlarından ırmaklar akan, birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler (ezZümer, 39/20), güzel meskenler (etTevbe, 9/72)

2 Türlü ağaç ve meyvalara, akar kaynaklara, görünüş ve kokusu güzel, isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay, türlü bol meyvelere sahip (erRahmn, 55/5854)

3 Gönlün çekeceği her türlü yemek ve etler, türlü kokulu içecekler, temiz şaraplar ve çeşit çeşit tükenmez nimetleri içeren bir mekn.

"Onlara Cennet'te bir meyve, içlerinin çekeceği bir et verdik (vereceğiz)" (etTr, 52/21).

"Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır. Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız. İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız Cennet'tir. Sizin için orada çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz." (ezZuhruf 43/7173).

"Cennet şarabından (dünya Şarabı gibi) mide ızdırabı yoktur" (Safft, 37/47).

4 Cennet'te hayat sonsuzdur, kin yoktur, boş lf ve günah'a sokacak söz işitilmiş. "Biz o Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir" (elHicr, 15/4748).

"Onlar Cennet'te ne bir boş laf işitirler ne de bir hezeyan. Ancak bir söz işitirler: Selm.. (birbirleriyle selmlaşır dururlar)." (elVkıa, 56/2526).

5 Cennet nimetleri insan hayalinin erişemeyeceği güzelliktedir. Cennet'i aslında dünya ölçüleriyle tarif etmek mümkün değildir. Bununla beraber Cennet'teki eşsiz nimet ve saltanatı anlayabilmemiz için Allah Tel onu bize şu şekilde tasvir etmiştir:

"İşte bu yüzden Allah onları o günün fenlığından esirger. (Yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara Cennet'i ve oradaki ipekleri lütfeder. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar. Ne yakıcı sıcak görürler orada, ne de dondurucu soğuk. Ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. Yanlarında gümüş kaplar ve billür kaselerle, gümüş beyazlıkta (billr gibi) şefff kupalarla dolaşılır ki (Cennet sakinleri bunlara dolduracakları Cennet şarabını Cennet'teki insanların iştahları) ölçüsünde tavin ve takdir ederler. Onlara orada bir kseden içirilir ki karışımında zencefil vardır. (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir. Cennettekilerin etrafında öyle ölümsüz genç nedenler dolaşır ki, onları gördüğünde kendilerini etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. Onlara: "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir. " (elİnsan, 76/1122).

Cennet'in tasviri konusunda söylenecek son söz şu kuds hadisin ifade ettiği durumdur: Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: Cenbı Hak buyuruyor ki: "Salih kullanım için ben, Cennet'te hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insan gönlünün hatırlamadığı bir takım nimetler hazırladım." (etTc, elCmiu li'lUsül, f ahdisi'rRasul, V, 402).

Başka bir hadislerinde de, Raslullah (s.a.s.) Cennet'in gümüş ve ltın kerpiçten yapıldığını, harcının misk, taşlarının inci ve yakut olduğunu, oraya girenlerin bolluk ve refh içinde, üzüntüsüz ve kedersiz yaşayacağını ebed kalacaklarını, ölmeyeceklerini, elbiselerinin eskimeyeceğini ve gençliklerinin yok olmayacağını ifade eder (etTc, aynı yer).

Ehli Sünnet inancına göre mü'minler Cennet'te Allah'ı görecekler, bu onlar için en büyük nimet olacaktır. Buna "Rü'yetullah" denir. Bu hususta Kur'nı Kerm'de: "O gün Rablerine bakan terü tze (ışık saçan) yüzler vardır. " (elKryame, 75/2223) buyrulur. Raslullah da bir hadislerinde şöyle buyurur: "Siz gerçekten tıpkı şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi gözle (açıkça) göreceksiniz. Onu görmekte haksızlığa uğramıyacak, izdihma düşmeyeceksiniz. " (Buhr, Mevkıt 16, 26). Suheyb (r.a.)'ın rivayetine göre Peygamber (s.a.s.): "iyi iş ve güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık ve bir de ziyde (Allah'ı görmek) vardır. " (Yunus, 10/26), ayetini okuduktan sonra şöyle buyurdu: "Cennetlikler Cennet'e girdiği zaman Allah (c. c.) şöyle buyuracak: " Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?" Cennetlikler de Şöyle derler: "Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi Cennet'e koymadın mı, bizi Cehennem'den kurtarmadın mı? (o yeter)." Raslullah sözlerine devam buyurarak: "Cenbı Hak perdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiç bir şey verilmiş olmaz. " (Müslim'in rivayeti, etTc, V, 423).

Müminlerin Allah'ü Tel'yı Cennet'te görmeleri, herhangi bir yön, yer ve şekilden uzak olarak vuk bulacaktır. Bunun keyfiyeti bizce meçhuldür. "Allah bilir" deriz. Kur'an ve Sünnet'te bildirildiği için kesinlikle böyle inanırız. Ehli Sünnet inancına göre, Cennet halen vardır, yaratılmıştır, hazırlanmıştır. Nitekim şu ayet bunu açıkça ifade eder: "Rabbinizin mağfiretine ve eni göklerle yer kadar olan Cennet'e koşun. O Cennet takva shipleri için hazırlanmıştır. " (li İmrn, 3/133).

Enes b. Mlik (r.a.)'den rivayet olunan bir hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:

"Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu. " (Tecridi Sarih Terceme ve Şerhi, II, 483).

Başka bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Cennet bana yaklaştı, (yaklaştı), o kadar ki, eğer cür'et edeydim salkımlarından bir tnesini (alıp) size getirebilecektim. " (Aynı eser, II, 713).

Bu Hadislerden de anlaşılacağı gibi, Cennet yaratılmış olup hlen mevcuttur.

Cennetlikler: Kur'an ve Sünnet'te ifade buyrulduğuna göre, peygamberlerin davetine uyup iman eden ve ameli slih işleyen kimseler Cennet'e gireceklerdir. Bu kimseler Cennetliktir. Esasen Allah'a ve insanlara karşı görevlerini yerine getirmekle insan daha dünyada iken manev bir huzura kavuşur, madd refah sağlanır ama tam manasıyla huzur ve kardeşlik Cennet'te gerçekleşir: "Takva sahipleri, elbette Cennet'lerde ve pınarlardadırlar. Girin oraya selmetle, emin olarak. Biz, O Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değiller. " (elHicr, 15/4548).

Kur'anı Kerm namazını eksiksiz kılanların, malından bir kısmını yoksullara ayıranların, cezahüküm gününe inananların, Allah'ın gazabından korkanların, ırzlarına sahip olanların, sözlerine ve emnete sadık kalanların, doğru şahitlikte bulunanların Cennete gireceklerini bildirmektedir. (elMeric, 70/23, 24, 25, 26, 27, 29, 33). Ayrıca Cenbı Hakk'ın rızasını dileyerek sabredenlere (erRa'd, 13/20, 21, 22, 23); şükredenlere (elAhkf, 35/1516) yürekten tövbe edenlere (etTahrim, 66/8); Allah yolunda canını feda eden şehitler (elBakara, 2/154) ve Allah'a yönelmiş bir kalble idealize olmuş müslümanlara "Allah'ın ölçüsünde Allah'a yönelenlere" (Kaf, 50/3134) içinde ebed kalınacak Cennet'e girecekleri yüce Rabbimiz tarafından müjdelenmiştir.

Cennetliklerin hallerini dile getiren Kur'an ayetlerinden bazılarında şöyle buyrulur:

"İman edip slih amel işleyen kimseleri, Rableri, imanları sebebiyle, ağaçları altından ırmaklar akan, nimeti bol Cennetler'e hidyet buyurur. Bunların, Cennet'te duları: Allah'ım, seni tesbih ve tenzih ederiz. sözüdür ve aralarındaki dilekleri de hep selmdır. Dularının sonu ise; "Bütün hamdler, lemlerin Rabbine mahsustur." gerçeğidir" (Yunus, 10/910).

"Kim de O'na bir mümin olarak slih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler var. "

" Adn Cennetleri vardır ki, (ağaçları) altından nehirler akar, orada ebed kalacaklar. İşte böyle Cennetler' de ebed kalış, küfür ve isyandan temizlenenlerin mükfatıdır" (Th, 20/7576).

"İmran b. Husayn (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Cennet ehlinin çoğunun fakirler olduğunu ifade buyurmuşlardır (Tecridi Sarih Tercemesi, IX, 40). Hadis yorumcuları bunu şöyle açıklarlar. Bir çok kötülükleri insana mal işletir. Çoğu insan mal yüzünden azar. Onun için maldan mahrum fakirler çoğunluğu oluşturduğundan bunların Cennet ehlinin çoğunluğunu teşkil etmesi de olağandır.

Cennet'e ilk giren bir cematin yüzleri ayın ondördüncü gecesindeki gibi berraktır. Onlardan sonra girenler de en keskin ışık yayan yıldızlar gibidir. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in ümmetinden yetmiş bin, yahut yediyüz bin kişi hesap ve ikap görmeksizin ilk olarak Cennet'e girecektir. (Tecridi Sarih Tercemesi, IV, 4143).

Hadislerden öğrendiğimize göre (Tecridi Sarih Tercemesi, II, 845). Cennete en son girecek kimseye, bu dünya kadar, bu dünyanın on misli kadar Cennet verilecektir. Çeşitli rivayetlerle sabittir ki, son sözü Kelimei Tevhd olan kimsenin mükfatı Cennet'tir (Tecridi Sarih Tercemesi, IV, 264275). Bu durumu hadisçiler şöyle yorumlarlar: L ilhe illallah, Cennet'in anahtarıdır, ancak bu anahtarın dişleri vardır, onlarda ilhi emirlere bağlı olmak itaat ve ibadet etmektir. Bir de "L ilhe illallah" demekle, birinin müslümanlığına hükmedilmez, "Muhammedün Raslullah" (Muhammed Allah'ın peygamberidir) sözünü de eklemesi gerekir. Hatta İslm dininden başka bütün dinlerden uzak olması icab eder. Bu inançta olan kimse, ehli kebir (büyük günah işleyen) de olsa, günahı kadar Cehennem'de ceza gördükten sonra Cennet'e girecektir. Nitekim Muaz b. Cebel (r.a.)'ın Hz. Peygamber (s.a.s.)'den rivayet ettiği şu hadis meseleyi açıklığa kavuşturur:

"Hiç bir kimse yoktur ki, kalben tasdik ederek Allah'dan başka ilh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)'in, Allah'ın kulu ve reslü olduğuna Şehadet etsin de, Allah ona Cehennem'i haram etmiş olmasın (herhalde harm eder)" (Tecrdi Sarh Tercemesi, IV 271).

Ehli Sünnet ve'lCemat inancına göre, "L ilhe illallah, Muhammedün Raslullah" diyen ve bunun gereğince iman edip salih amel işleyen her kimse Allah'ın izniyle mutlaka Cennet'e girecektir. Cennetlikler, hastalık, sakatlık, ihtiyarlık, huysuzluk vs. hallerden uzak olarak yaşayacaklardır.



Allahü tel Kur'nı kermde melen buyurdu ki:

Rabbinizden (af ve) mağfiret istemeye ve Cennet'e girmeğe koşunuz. Bunun için çalışınız! Cennet'in büyüklüğü, gökler ve yer küresi kadardır. Cennet, Allahü teldan korkanlar için hazırlandı. Bunlar, az bulunsa da mallarını Allah yolunda verirler, öfkelerini belli etmezler, herkesi affederler. Allahü tel, ihsn edenleri sever. (li İmrn sresi: 133)

Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kbe'nin Rabbi'ne (Allahü telya) yemn olsun ki, Cennet'te tehlike diye bir şey yoktur. Cennet, parlayan bir nr, etrfa yayılan bir kokudur. Binları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemle ermiş meyve yeridir. (Hadsi şerfİhyu Ulmiddn)

Cennet, anaların ayağı altındadır. (Hadsi şerfNes, Ahmed bin Hanbel)

Allahü tel arş ve kürs altında, yedi kat göklerin üstünde, arşın nru ile birbirinden yüksek sekiz Cennet yaratmıştır: Birincisi, Drül Cinn, beyaz incidendir. İkincisi, DrüsSelm, kırmızı ykuttandır. Üçüncüsü, CennetülMe'v, yeşil zeberceddendir. Dördüncüsü, CennetülHuld, kırmızı ve sarı mercandandır. Beşincisi, CennetünNam, beyaz gümüştendir. Altıncısı, CennetülFirdevs, kırmızı altındandır. Yedincisi CennetülAdn büyük beyaz incidendir. Sekizincisi DrülKarr, kırmızı altındandır. (Peygamberler Trihi)

Cennet'e girmek mna bağlıdır. mn da Allahü telnın ihsnıdır. (İmmı Rabbn)

Kalbinde zerre kadar mnı olan kimse, Cehennem'de sonsuz kalmıyacak, Allahü telnın rahmetine kavuşarak Cennet'e girecektir. (İmmı Rabbn)

Şol Cennet'in ırmakları

Akar Allah dey dey.

Çıkmış İslm bülbülleri,

Öter Allah dey dey.

(Ynus Emre)
  • Din inanışlara göre dünyada iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak (II), behişt
    Örnek:Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni. Yunus Emre
  • Çok güzel, huzur veren (yer)
    Örnek:Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda. M. A. Ersoy
  • Dini inanışına göre, iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak.
  • Çok güzel, ferah yer, bahçe.
  • 1. uçmak. 2. bahçe. 3. çok ferah ve havadar y 4. firdevs. allah'ın insanlara müjdelediği, ölümden sonraki alemde bulunan, allah'a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği fevkalade güzel y 8 cennet olduğu rivayet edilmiştir. daru'1celal, daru'sselam, cennetü'lme'va, cennetü'1huld, cennetü'nnaim, cennetü'lfirdevs, cennetü'lkarar, cennetü'1adn.
  • Allah'a (C.C.) inanan ve O'na ibadet ve itaat edenlerin, iman ve İslamiyyet'e ihlas ve sadakatle hizmet edenlerin, Kur'ana bir hizbül Kur'an olarak mücahidane bir surette hizmetkar olan mücahidlerin, cihadı diniyye erlerinin ahirette fazli İlahi ile gidip ebediyyen içinde kalacakları mekan ve mesken. Cennet'in varlığını bütün peygamberler, onların yolundan giden alimler ve ermiş kişiler, evliyalar ittifakla haber vermişlerdir. Esasen Allah'ın adaleti, Cehennem gibi Cennet'in de varlığını gerektirir. İnananlar, ölümün; ebedi bir hiçlik değil, ölümsüzlüğe geçiş, sevdikleriyle buluşacakları ahiret alemine bir yolculuk olduğuna inanıyorlar ve bunalım içinde değil; mutluluk içindedirler. İnananların ve iyilerin bu halleri Cennet'in varlığını gösteren hayattaki belirtilerinden biridir.Cennetin tabakaları : DarülCelal, DarüsSelam, Cennetül Me'va, Cennetül Huld, Cennetün Naim, Cennetül Firdevs, Cennetül Adn, Cennetül Vesile. (Bak: Ahiret)(Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki; Cennet'te bir adama beş yüz senelik bir Cennet verilir. Bu hakikat aklı dünyeviyenin havsalasında nasıl yerleşir?Elcevap: Nasılki bu dünyada herkesin dünya kadar hususi ve muvakkat bir dünyası var. Ve o dünyanın direği onun hayatıdır. Ve zahiri ve batıni duygulariyle o dünyasından istifade eder. Güneş bir lambam, yıldızlar mumlarımdır der. Başka mahlukat ve ziruhlar bulunmaları o adamın malikiyetine mani olmadıkları gibi bilakis onun hususi dünyasını şenlendiriyorlar, ziynetlendiriyorlar. Aynen öyle de fakat binler derece yüksek herbir mü'min için binler kasır ve hurileri ihtiva eden has bahçesinden başka, umumi Cennet'ten beşyüz sene genişliğinde birer hususi Cennet'i vardır. Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla Cennet'e ve ebediyete layık bir surette istifade eder. Başkaların iştiraki onun malikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler. Ve hususi ve geniş Cennetini ziynetlendiriyorlar. Evet bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangahtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregahta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zaikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de, fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fani memleketteki kuvvei şamme ve kuvvei zaika o baki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder. Ve burada bir senelik mesiregahtan ancak istifade edebilen bir kuvvei basıra ve kuvvei samia orada, beşyüz senelik mesiregahındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa ziynetli memlekete layık bir tarzda istifade eder. Her mü'min derecesine ve dünyada kazandığı sevablar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur. L.)
  • İngilizcesi :Paradise.
  • İngilizcesi :Heaven.
  • İngilizcesi :Eden.
  • İngilizcesi :City of god.
  • İngilizcesi :Elysium.
  • İngilizcesi :Glory.
  • İngilizcesi :The new jerusalem.
  • İngilizcesi :The happy hunting grounds.
  • İngilizcesi :Pearly gates.
  • İngilizcesi :Heavenly place.

Kelime Dili

CENNET kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Ata Sözleri

  • Cennet de bu dünyada cehennem de.
  • Dayak cennetten çıkmıştır.
  • Delilsiz cennete bile girilmez.
  • Yuyucunun hakkı eline geçsin de ölü ister cennete gitsin ister cehenneme.

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

CENNET kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen CENNET kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde CENNET kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde CENNET kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde CENNET kelime anlamı gösterilmektedir. CENNET nedir ? CENNET ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. CENNET kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.