kar Arnavutça Çevirisi

Kaynak Dil

Çevirilecek Dil

KAR kelimesi anlamı

Alm. Schnee (m), Fr. Neige (f), İng. Snow, snowfall. Bulutları meydana getiren su buharı 0Cnin altındaki sıcaklıklarda donar. Bu donma sonucu su buharı iğne şeklinde buz kristalleri hlini alırlar. Bunların birbirlerine birleşmeleri netcesinde de düzgün altıgen şeklinde kar kristalleri meydana gelir. Kar kristallerinin bozulmadan yere ulaşmaları için geçtikleri hava tabakalarının sıcaklıklarının 0Cnin altında olması gerekir. Aksi takdirde yeryüzüne yağmur olarak yağar.

Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tnelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar tneleri üzerinde yapılan araştırmalarda kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tnesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında det büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekmiştir. Elde ettiği 6000 resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tnesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer ilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar netcesinde şimdiye kadar kar tnecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiv eden iki kristal bile bulunamamıştır. İlim adamlarını şaşırtan bu hl, herşeyi yaratan Allahü telnın sonsuz kudretinin delillerinden biridir.

Çapları 24 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tnecikleri havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tnecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini koruyarak yere inerler. Bunlar güneş ışığını tammen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı 4C il 20C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar hlinde gerçekleşir. Lapa lapa kar yağması tbiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise, yere düşen kar kısa sürede erir.

Düny üzerinde bir bölgede, kar yağışı olma ihtimli, o bölgenin ekvatordan uzaklık ve deniz seviyesinden yüksekliği ile doğru orantılıdır. Buna rağmen ılıman bölgelerin kara iklimi görülen kısımlarında, ekvatordan uzaklık ve denizden yükseklik şartları yeterli durumda olmasa bile, kar yağışı görülür. Yapılan araştırmalarda bütün yağışların altı veya sekizde birinin kar olarak gerçekleştiği anlaşılmıştır. Karın, tarım toprağını koruması ve nemli tutmasında önemi büyüktür. Kar, yeryüzü ve yeraltı su rezervlerinin ana kaynağıdır.

Kar, 8Cde, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak, bu bölgeyi 0C olacak şekilde örter. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Ayrıca kışın yağan ve dörtte üçü üst kısımlarda kalan kar, yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiycını karşılar.
KR



Bir malı satarken, alış fiyatına veya mliyeti üzerine eklenen fazlalık.

Arapça karşılığı rib olup, sözlükte, mastar anlamı; kazanmak, kr etmek demektir. Kur'nı Kerm'de şu şekilde kullanılmıştır: "Onlar, doğruluğa karşılık sapıklığı satın aldılar. Fakat bu ticaretleri onlara kr getirmedi" (elBakara, 2/16).

AlışVeriş genellikle kr sağlamak veya ihtiyacı karşılamak amacıyla yapılır. Ticaret meşr olunca, kr elde etmenin de meşr olması tabidir.

Çünkü kr, mal mübadelesinin semeresi olup, onsuz ekonomik bir hayat düşünülemez. Bu yüzden İslm hukuku krı yasaklamamıştır. yet ve hadislerde ticaret ve kazançtan genel olarak söz edilmiş ve ekonomik hayatın belirli ölçülere uyularak, kendi tabi kuralları içinde yürümesi amaçlanmıştır. Krın tabi ve ahlkı ölçüler içinde oluşması esas alınmıştır. Bu prensibin bir gereği olarak alışverişlerde çeşitli mallara yüzde hesabıyla bir kr haddi belirlenmemiştir. Genel olarak, arz ve talep kanunlarına bağlı serbest rekabet esasları içinde kendiliğinden oluşacak fiyatlar ölçü alınır. Ancak bu prensibi korumak ve insanların temel ihtiyaçlarının istismarını önlemek için, bir takım tedbirler öngörülmüştür. Ribanın yasaklanması, karşılıksız kazanç yollarının kapatılması ve gerektiğinde narha başvurulması bunlar arasında sayılabilir.

Alışverişlerde yalan, hile, aldatma, satılan şeyin ayıbını gizleme veya onu mevcut olmayan vasıflarla övme yasaklanmış, açık, gerçekçi ve ma'kul ölçüler geliştirilmiştir. Kur'nı Kerm'de şöyle buyurulur: "Ey iman edenler, birbirinizin mallarını haram yollarla yemeyiniz. Ancak karşılıklı rızaya dayanan, meşr bir ticaret yoluyla olması durumu müstesnadır" (enNis, 4/29); "Allah alışverişi hell, ribayı ise haram kılmıştır" (elBakara, 2/275).

Kr durumuna göre satım akdi şu kısımlara ayrılır:

a) Pazarlıkla (müsavemeli) satış:

Tarafların üzerinde anlaştıkları bir satış bedeli ile, malı mübdele etmeleri. Burada alış fiyatı veya mliyet açıklanmadan satış bedeli belirlenir. Pazarlık bu fiyat üzerinden yapılır. İslm hukukunda satış (bey') denilince daha çok bu çeşit alışverişler akla gelir. İslm bilginlerince, yanılma ve yalan karışma ihtimali az olduğu için müsvemeli satış şekli tavsiye edilir. Alıcıya net kr miktarı açıklanmaz. Fakat satış bedelinin içinde kr da dahildir. Akde yalan, hile ve aldatma karışır, fiyat da fhiş gabin ölçüsünde yüksek olursa, akdi aşırı yararlanma sebebiyle feshetmek mümkündür. Böyle bir durum yoksa, tarafların karşılıklı rıza sonucu anlaştıkları bedelin miktarına müdahale edilmez (elKsn, Bedyiu'sSnyi V, 134; İbn bidin, Reddü'lMuhtr, IV, 159; Hamdi Döndüren, Çağdaş Ekonomik Problemlere İslmi Yaklaşımlar, İstanbul 1988, s. 88, 89).

b) Murbahalı satış: Alış fiyatı veya mliyet üzerine belirli bir kr ekleyerek yapılan satış. "Bu malın alış fiyatı veya mliyeti yüzbin liradır. Yirmibin veya yüzde yirmi krla satıyorum" demek gibi. Murbahalı satışta, alış fiyatının veya mliyetin ve kr miktar veya yüzdesinin müşteriye açıklanması gerekir. Bu, ana paranın misl yanı ölçü, tartı veya standart olup sayıyla alınıp satılan şeylerden olmasını gerektirir. Rib (faiz) cereyan eden misl mallar kendi cinsleriyle murbahalı olarak mübdele edilemez. Yüz gram altını, yüz yirmi gram altınla veya yüz kg. buğdayı yüz yirmi kg. buğdayla mübdele etmek gibi. Aksi halde fazlalıklar rib (faiz) olur. Ancak cinsler değişik olursa krlı satılabilir. İki ton arpa karşılığında aldığımız bir ton buğday, iki buçuk ton arpayla mübdele edilirse, yarım ton arpa, kr olur (esSerhs, elMebst, XIII, 82, 89; elKsn, a.g.e, V, 221).

c) Tevliye: Alış fiyatı üzerinden, hiç kr eklemeksizin satış yapmak demektir. Buna, başa baş satış yapmak da denir. Ancak, mliyeti etkileyecek bir takım masraflar yapılmışsa ticaret örfüne göre bunlar eklenir. Bu takdirde satış yine krsız ve mliyet üzerinden yapılmış olur. Tevliyede, murbahalı ve zararına (vaza) satışlar gibi güvene dayanan bir satış şeklidir. Alıcı verilen bilgilere güvenerek akit yapar. Bu yüzden verilen bu bilgilerin doğru olması gerekir. Aksi halde alıcı için daha sonra akdi bozma veya aldanma miktarını satış bedelinden düşürme gibi haklar doğar.

Hz. Peygamber Medne'ye hicret etmek isteyince, Eb Bekir (r.a) iki tane deve satın aldı. Raslüllah (s.a.s) O'na şöyle dedi: "Bu iki deveden birisini bana aldığın fiyatla devret " Hz. Eb Bekir bedelsiz vermek isteyince, Hz. Peygamber bunu kabul etmedi. Krsız satış çeşitli amaçlarla yapılabilir. Malı elinden çıkarma isteği, nakit para sıkıntısı, malın moda veya mevsiminin geçmek üzere olması, alıcıya yardım etmek, müşteri tutmak ve benzeri düşünceler bunlar arasında sayılabilir.

d) Vaza (zararına satış): Alış fiyatının veya mliyetin altında bir fiyatla satış yapmak. Bir kimse, malını belirli bir krla satabileceği gibi, hiç krsız hatta zararına da satabilir. Zararına satış da çeşitli amaçlarla yapılır. Alıcıya yardımda bulunma, malı bir an önce paraya çevirme ve müşteriyi işyerine alıştırma bunlar arasında zikredilebilir. Ancak satıcının sıkışık durumundan, samimiyetinden veya malın gerçek değerini bilmeyişinden yararlanarak iman değerinin çok altında bir fiyatla satın almaktan sakınmak gerekir. Sahabe devrinde, alışverişlerde dürüst hareket edildiği, hile ve hud'a yoluna sapılmadığı, o devre ait çeşitli uygulamalardan anlaşılmaktadır. Ashabı kirmdan Cerir b. Abdillah elBecel (ö. 51/671) birisinden bir at satın almak ister. Satıcı atı 500 dirheme verebileceğini söyler. Cerir: "Bu at daha fazla eder, şu anda 600 dirhem veririm, fiyatı 800 dirheme kadar da arttırabilirim" dedi. Satıcı: "Atım cidden bu kadar değerli midir?" diye sorunca da; "At, belki 800 dirhemden de fazla edebilir, fakat ben daha fazla veremem" diye cevap verir. Bu sırada çevrede bulunanlar Cerr'e şöyle derler: "Atı 500 dirheme satın alman mümkün iken fiyatı niçin bu kadar yükselttin?" Cerr şu cevabı verir; "Biz, alışverişlerimizde hile yapmayacağımız hususunda Allah'ın Raslüne söz verdik" (İbn Hazm, elMhall, Mısır 1389, IX, s. 454 vd).

Bir satım akdinde kr miktarını belirleyebilmek için her şeyden önce malın ilk alış fiyatı veya kıymet arttırıcı harcamalar gerektirmeyen mallarda kr, doğrudan doğruya alış fiyatının üzerine eklenir. Alış fiyatına anapara (re'sü'lml) denir. Bu, ilk alıcının akitle ödemeyi üstlendiği bedeldir. Başka bir deyimle, mala kendisiyle mlik olunan ve akitle gerekli olan bedeldir. Akitten sonra, satış bedeli yerine başka bir bedel üzerinde sözleşme yapılsa, bu yeni bedel anapara sayılmaz. Krlı (murbahalı) başa baş (Tevliye) ve zararına (vazia) satışlarda anapara veya mliyet asıldır. Klsik İslm hukuku kaynaklarında bir malın üretim ve dolaşım safhası, mliyet bakımından bir tutulmuş ve ayrı olarak ele alınmamıştır. Haneflerde, mliyete eklenip eklenmeyecek harcamaların belirlenmesinde örfe ağırlık verilmiştir. Bu konuda temel prensip, malın kendisinde veya kıymetinde artış meydana getirme niteliğinde olan harcamaların alış fiyatına eklenmesi, bu niteliği taşımayanların ise eklenmemesidir. Mesel, nakliye, dikiş, cillama, boyama gibi, malda artış sağlayan masraflar eklenebilecek, mal sahibinin (ilk alıcı) malın alımı, nakli ve pazarlaması sırasında kendi şahsı veya aile fertleri için yaptığı yeme, içme, yatıp kalkma masraflarıyla, çoban, bekçi, doktor veya veteriner masrafları eklenerek masraflar arasındadır (esSerahs, elMebst, XIII, 80, 91; elKsn, a.g.e, V, 223; elFetv'lHindiyye, III, 162; ibn bidin, Reddu'lMuhtr, IV, 155; Ali Haydar, Düraru'lHukkm, I, 598; Hamdi Döndüren, İslm Hukukuna göre AlımSatımda Kr Hadleri, Balıkesir 1984, s. 103, 113).

İslm hukukunda net maliyet hesabı, güvene dayanan bir satış niteliğindeki murbaha, tevliye ve vaza satışlarında gereklidir. Satıcı kendi alış fiyatım müşteriye açıklamaksızın, belirleyeceği bir satış bedeliyle malını satabilir. Hatta mala, piyasadaki rayiç fiyatlarını ölçü alarak, yeni bir kıymet koyup, bu yeni değer üzerinde bir kr ilavesiyle satış yapmak da mümkündür. Yeter ki, alıcıyı yanıltacak ve onu etki altında bırakacak yanlış bilgiler verilmesin. Krın meşr olması için, satıcının iyi niyet kurallarından ayrılmaması ve alıcıya doğru bilgiler vermesi gerekir. Aksi halde gabin hali söz konusu olabilir ve alıcı lehine bazı haklar doğar (bk. Gabin mad.).

İslm'da, çeşitli mallara yüzde üzerinden belirli kr haddi uygulaması getirilseydi ekonomik hayat zorluklarla karşılaşırdı. Çünkü kr miktarını dondurmak, o malın alış fiyatını veya mliyetini tam olarak bilmeyi gerektirir. Bu ise her zaman net olarak hesaplanamaz ve akde hile karışabilir. Diğer yandan aynı cins ve kalitedeki malın mliyeti tüccardan tüccara değişir. Sermayesi geniş olan kimse, peşin para ile çok mal satın alır, kendi araçları ile nakleder; dükknı kendi yeridir, kira ödemez. Bütün bu nedenlerle malı ucuza ml eder. Diğer bir tüccarda bu imknlar olmadığı için, mliyeti yüksek olabilir. Üretimdeki mliyetler çok daha değişik etkenler yüzünden farklı olur. Aynı cins ve miktarda bir çok malın mliyetleri farklı olunca, yüzde kr ilvesiyle oluşacak satış bedelleri de farklı olacaktır. Böyle bir piyasada ucuz fiyata satanlar alıcı bulur. Mliyeti yüksek olduğu için pahalı satmak zorunda kalanlara, diğerlerinin elinde mal biterse, satış sırası gelecektir. İşte bu ve benzeri sakıncalar yüzünden, Allah Rasulü piyasa fiyatlarına müdahale etmesi için kendisine başvuran Sahbilere şöyle buyurdu: "Şüphe yok ki, fiyat tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah'tır. Ben sizden hiç kimsenin mal ve canına yapmış olduğum bir haksızlık sebebiyle hakkını benden ister olduğu halde, Rabbine kavuşmak istemem" (Eb Dvud, By', 49; Tirmiz, By', 73; ibn Mce, Ticrt, 27; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 327, III, 85, 106, 286).

Sonuç olarak İslm'da sağlam bir ticaret ahlkının oluşması amaçlanmıştır. Alışverişe hile, hud'a, yalanın karıştırılması yasaklanmış, temel ihtiyaç maddelerini günün rayiç bedeli ile satanların sadaka sevabı kazanacakları belirtilmiş ve tüccarların bununla bir toplum hizmeti yaptıklarına işaret edilmiştir. Ancak iyi niyetin yeterli olmadığı devirlerde esnaf ve tüccarı serbest ve kontrolsüz bırakmak temel ihtiyaçların sömürülmesine yol açar. Üretim, dağıtım ve para gücünün kötüye kullanılmaması için devletin gerekli tedbirleri alarak üretici ve tüketiciyi koruması arz ve talep dengesini sağlama gerekir. Bunun sonucunda üretici ve dağıtıcıya az gelmeyecek, alıcıda çok görünmeyecek bir piyasa fiyatı oluşur. İşte bu fiyatın içinde yer alan, İslm'da miktar ve oranı belirlenmemiş bulunan kr meşr sayılır.

Hamdi DÖNDÜREN
  • Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı; iş.
  • Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı.
  • İş.
  • Yarar, fayda.
  • Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay.
  • Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark.
  • Havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağan su buharı
    Örnek:Kıştı, yerler iki karış kar tutmuştu. T. Buğra
  • Havadan ak, ince taneli buz kırılcaları biçiminde ya da lapa lapa yağan, sıcaklık koşulları elverişli ise yerde biriken su buğusu, bkz. yağış.
  • Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay.
  • Bk. karlanma
  • (C.: KurKiran) Zift, kara boya.
  • (Kelimeye bir ek olup, isimleri sıfat yapar) Eden, edici, yapan manalarına gelir ve li, lı, cı, ci gibi eklerin de karşılığıdır. İtaatkar, hilekar, isyankar, hamurkar, kanaatkar...gibi. (Osmanlıca'da yazılışı:kr)
  • Vurmak. Çakmak. Kapı çalmak.
  • Derinlik. Dip. Her şeyin dibi. Nihayet. (Osmanlıca'da yazılışı: ka'r)
  • (C.: Ekra) Cem'etmek, toplamak. (Osmanlıca'da yazılışı: kar')
  • İngilizcesi :To do, to make, to create; to produce; cl.
  • İngilizcesi :Green mango.
  • İngilizcesi :Kentucky Administrative Regulation.
  • İngilizcesi :Knowledge and Research.
  • İngilizcesi :Cirque , cwm.
  • İngilizcesi :Snow.
  • İngilizcesi :Cart, car, wagon.
  • İngilizcesi :Account.
  • İngilizcesi :Benefit.
  • İngilizcesi :Gain.
  • İngilizcesi :Profit.
  • İngilizcesi :Take.
  • İngilizcesi :Takings.
  • İngilizcesi :Bank.
  • Fransızcası :Neige
Not : Türkçe Sözlük web sitesi üzerinden yaptığınız bu aramada kar kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. Kar kelimesinin çevirisi veya eşanlamları ile ilgili açıklamalar, anlamlar, deyimler, imla kuralları, dini bilgiler, teknik bilgiler, tıp bilgileri ve diğer bilgileri eksik veya hatalı olabilir. Burada yer alan kar kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik veya hatalı çevirileri, imla klavuzu hatalarını, sözlük hatalarını lütfen bize iletiniz. Türkçe Sözlük ekibi tarafından tespit ettiğiniz hata kontrol edilip düzeltilecektir.