Dergah Nedir ? Ne Demek ?

Dergah Kelime Anlamı Nedir ?

1-)kapı önü. Bir iş için herkesin müracaat ettiği umumi kapı. Farsça bir kelime olan dergah, değişik manalarda kullanılmıştır. Allahü tealaya nisbeti mecazidir. Sonuna ilahi eklenerek Dergah-ı ilahi şeklinde de söylenir. Eskiden padişah ve devlet ileri gelenlerinin saraylarına da dergah denilirdi. Bilhassa padişahlarınki “dergah-ı ali, dergah-ı mualla (büyük kapı)” gibi hürmet ifadeleri ile söylenirdi.

Ayrıca İslam tarihinde tarikat mensubu şeyhlerle, onlara mensup (bağlı)talebelerin ders gördüğü, ikamet etdiği, kaldığı yerlere de dergah denirdi. Dergahlar, bazan bağlı olduğu tarikatlara göre de isimlendirilirdi. Merkezi dergahlar, teferruatlı (geniş, kapsamlı) bölümlere sahipti. Buralarda tasavvuf ilmi, İslam ahlakı öğretildiği gibi, İslamiyet en hassas şekilde yaşanırdı. Medreselerde olduğu gibi talebelere ders de okutulurdu. Tekke de denilen dergahın küçüklerine “zaviye”, büyüklerine ise “asitane” denir (Bkz. Tekke). İslamiyetin öğretilmesinde ve yayılmasında medreselerin yanında dergahlar mühim hizmetler görmüştür. Dergahlar, cami ve medreselerle yanyana, hatta aynı çatı altında bu üçü beraber olarak da bulunmuştur.

Dergahlar, yalnız tasavvuf ilminin yapıldığı yerler değildi. İhtiyaç halinde han, kervansaray hizmetlerini de görürdü (Bkz. Han, Kervansaray). Osmanlılar zamanında hat, edebiyat gibi sanatların teşvik edildiği merkezler olmuştur. Ayrıca, ahi kuruluşları (zaviyeleri) gibi ictimai (sosyal) hayatın düzenlenmesinde ve ticaret ahlakının yerleşmesinde payları büyüktür. Bunlardan başka sınır boylarında kurulanları (ribat), memleket savunması ve emniyeti bakımından önemli hizmetleri yerine getirmişler, buralarda ok atıcılık ve diğer harb eğitimi de yapmışlardır. Kısaca dergahlar, esas vazifelerinden başka, içerisinde bulundukları çevreye ve şartlara göre hizmet vermişlerdir.


2-)DERGÂH



Kapı, kapı yeri, eşik; büyük makamların kapısı tekke, hangah. Farsça'dan gelen bir kelime olup "hangah" şeklinde de ifade edilmektedir. Bu terim, bir yüceltme ve onurlandırma ifadesi olarak kullanılagelmiştir. İlahi kelimesi ile beraber kullanıldığında "Allah'ın katı" şeklinde bir mana kazanır. Bu arada hükümdarlara ait yer ve makamları yüceltmek maksadı ile "Dergah-ı Âli" şeklinde de kullanılmıştır. Burada ifade edilmek istenen şey, hükümdarın oturduğu "saray"dır.

Tarikatların bulunduğu tekkelere de "dergah" isminin verildiği görülmektedir. Tekke ve zaviyeler, dergah kelimesinin manası içerisinde yer alan müesseselerdir. Her ne kadar geçmişte ve zamanımızda tarikat yer veya merkezlerine dergah deniyor ise de; gerçekte tarih boyunca görülen tekke ve zaviyeler, hatta hangah'lar birer dergah'tırlar. Kullanım şekline göre büşşük dergahlara asıtane, küçüklerine ise zaviye ismi verilmiştir.

Tekkeler ve zaviyeler, bağlı oldukları hangahlar vasıtasıyla maddi ve manevi ihtiyaçlarını temin ederlerdi. Bu sebeple hangah postunda oturan şeyh, tarikatın en büyük uzvu sayılırdı. Hangahlarda tekke ve zaviyelerin kayıtları tutulurdu.

Dergahlar aynı zamanda eğitim yerleriydi. Tekkeler, özellikle kuruluş yıllarında kendi seçtikleri yerlerde yapılmıştır. Bunlar, müntesiplerinin ruh selametiyle beraber, etraflarındaki insanların da manevi ihtiyaçlarını temin ederek bölge insanlarına sahip çıkmış ve bunu önemli bir görev saymışlardır. Kur'an'ın belirlediği bir metod olan hikmet ve güzel sözlerle insanları İslam'a çağırma işinde de -menfaata dayanmadığı için- büyük mesafeler katetmişlerdir. (Mustafa Kara, Tekkeler ve Zaviyeler, İstanbul 1977, 121).

Dergahlarda dini ilimlerin öğretiminin yanısıra, mesleki ve sanat çalışmaları da yürürlükteydi. Bir tarikat olan Ahilik sistemi içerisinde tutunan sanayi kolları, başlarındaki şeyhler ya da kahyalar aracılığı ile merkezi hükümete bağlı bulunuyorlardı. Hükümetin üretim miktarını denetlemekten, narh koymaya kadar piyasa üzerinde geniş bir etkisi bulunmakta idi. Dergaha bağlı çırağın, kalfanın ve ustanın yıkılmaz bir hiyerarşik ortamda, tam disiplinle birbirine bağlı olmasının ve rekabetçi bir gelişmeyi önleyecek olan güçlü bir otokontrol sisteminin Ahilik aracılığı ile sanayiye uygulanmasının yanısıra; bu devlet denetimi, bağımsız rekabetçi bir sanayinin gelişmesini de engellemekteydi. Yüzlerce çırak, usta ve kalfanın meslek ve çalışma hayatını her türlü stresten uzak, kendine has eğitim prensipleriyle idare ve kontrol eden fütüvvet teşkilatı, kanaatımızca her şeyi "alt ve üst yapı" larla açıklamaya çalışan düşünceleri yalanlamaktadır. İslam'ın ekonomik anlayışının doğurduğu kurum olarak görebileceğimiz bu müessese, içinde bulunduğumuz dönemde görülen iktisadi krizlerin meydana gelmesine engel olurken, günümüz için de büyük bir değer taşımaktadır. Böylelikle dergahların aynı zamanda birer sosyal yardım hizmeti gördüğü bilinmektedir.

Her dergah bulunduğu semt için bir sosyal yardım kurumu rolünü oynardı. Herkes, bilhassa fakir ve muhtaç halk tabakaları, dergahı kendisi için bir melce ve bir sığınma yeri bilirdi. Tekkelerde her gün yemekler ve belirli zamanlarda lokmalar ve aşureler pişirilir, halka dağıtılırdı. Zenginler ve hayırsever kimseler de tekkelerin bu hizmetini bildikleri ve gördükleri için vakit vakit oralara kurbanlar, yiyecekler gönderirler, bunların fakirlere yedirilmesini isterlerdi. (Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, İstanbul 1977, 234).

Dergahlarda dini törenler yapılırdı. Bu törenler çevre halkının katıldığı manevi yönden istifade edip, hoşnut olduğu eğlencelerdi. Ayrıca çeşitli sohbetler düzenlenerek kitlelerin bilgi ve ahlak seviyelerinin gelişmesine yardım edilmekteydi.

Dergah, edebiyatta, "sığınılacak yer" manasında kullanıldığı gibi, bir hizmet ve eğitim müessesesi olarak da işlenmiştir.

Sami ŞENER


3-)2. Cenab-ı Hakk'ın rahmet kapısı.

Ya Rabbi! Yüz bin günah işledim ise de, bu kara yüzüm ile, yüce dergahına sığınıyorum. Senden affımı diliyorum. (Abdurrahman Sami Paşa)

Bir şehid dahi budur ki yüzünü Hak dergahına tutup, Ey benim ma'budum! Ne ki, ömrüm olsa, bir şeye ümid bağlamadım. Ancak sana bağladım. Ve dahi kimseye boyun eğmedim. Dünyaya ve din düşmanlarına aldanmadım. Ya Rabbi! Senden ümidim budur ki bütün ümmet-i Muhammedi afv ve mağfiret edesin diye dua ede. Bu dahi şehiddir. (Kutbüddin İzniki)


4-)Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve törenler yaptıkları yer, tekke.


5-)Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ettikleri ve törenler yaptıkları yer, tekke.


6-)(Mimarlık) Dervişlerin toplandıkları ve ayin yaptıkları yer, yapı. a. bk. büyük tekke.


7-)(Der-geh) f. Cenab-ı Hakk'a ibadet edilen yer. (Osmanlıca'da yazılışı:dergah)


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 

Sizde içinde Dergah kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Dergah kelimesi anlamı 808 defa okunmuştur. [236860] Dergah kelime anlamı, Dergah nedir, Dergah ne demek, Dergah sözlük anlamı

Paylaş