Fasık Nedir

Fasık Nedir ? Fasık Ne demek ?

1-)FÂSIK



Allah'ın emirlerine aykırı davranan, günahkar, kötü huylu, kötülük yapmayı alışkanlık haline getiren kimse.

Arapça "Fe-Se-Ka" kökünden gelmekte olup ism-i fail kalıbındandır.

Lügatta, çıkmak manasına gelir. Daha özel bir anlam ile "olgun hurmanın kabuğundan dışarı çıkmasına" denir. Istılahta ise, Allah'a itaati terkedip O'na isyana dalmaktır. Yani kısaca ilahı emirlerin dışına çıkmaktır.

Biraz daha geniş anlamıyla büyük günah işleyerek veya küçük günahta ısrar ederek hak yoldan çıkan, dinin hükümlerine bağlanıp onları kabul ettikten sonra o hükümlerin tamamını ya da bir kısmını ihlal eden anlamına gelmektedir (Fahrüddin er-Razi, Tefsiru'l-Kebir, II, 91; Ragıb el-İsfahanı, el-Müfredat, 572; Elmalılı Hamid Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 282). Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Kehf suresinin 50. ayetinde Allah'ın emrinden çıkarak O'na secde etmeyen şeytan için "Feseka an emri Rabbih: Şeytan Rabbinin emrinden çıktı" buyrulmaktadır. Genel olarak fıskı üç grupta toplamak mümkündür:

a. Günahı çirkin olarak kabul etmekle beraber bazan günah işlemek.

b. Yapılan bir günahı ısrarla yapmak.

c. Günahın çirkin olduğunu inkar ederek bu günahı işlemek; bu küfrü gerektiren bir durumdur; bu noktada kişinin iman ile, din ile ilişkisi kesilmiş olur (Elmalılı, a.g.e., I, 282).

Kur'an'da fısk genellikle küfür ile eşanlamda kullanılmıştır. Ancak bazı ayetlerde fısk mutlak anlamıyla zikredilmektedir. Mesela hacc'da yapılan fısk (el-Bakara. 2/197) veya Allah'ın adı anılmaksızın boğazlanan hayvanları yemek (el-En 'am, 6/12 1), yahut müslümanlara iftira edenlerin içine düştükleri fısk (en-Nur, 24/4) gibi hususlar helal görülmediği müddetçe sadece günah işlenmiş kabul edilir. Ama bu durumlarda işlenen fısk ve yapılan iş helal kabul edilirse küfrü gerektirir.

Bunların dışında genellikle Kur'an-ı Kerim'de geçen fısk ve fasıklar tabiri küfür ile eşanlamlı olarak kullanılmıştır:

"Andolsun ki biz sana apaçık ayetler indirdik. Bunları fasıklardan başkası inkar etmez" (el-Bakara, 2/99); "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridirler" (el-Maide, 5/47); "İşte Rab olmaya en layık olan Rabbinin şu sözü (azabı) küfür ve inat içinde olan o fasıklar için öyle sabit olmuştur. Gerçekten onlar iman etmezler" (Yunus, 10/33);

"Eğer Allah'a, Peygamberine ve ona indirilene iman ediyor olsalardı, onları (kafir ve müşrikleri) veli edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık (Allah'ın emrinden ve imandan çıkmış) kimselerdir'' (el-Maide, 5/81).

Mu'tezile'ye göre fasık, ne mümin ne de kafirdir, ikisi arası bir durumdadır. Onların bu anlayışı aynı zamanda beş prensiplerinden birisini teşkil eder ve bu prensip "el-Menzile Beyne'l-Menzileteyn" olarak bilinir. Bunlara göre fasık eğer tövbe ederse imana döner, yok eğer tövbe etmeden ölürse ebedi olarak cehennemde kalır. Burada şu hususa dikkat çekmek gerekir: Mu'tezilece ifade edilen bu "el-Menzile Beyne'l-Menzileteyn" anlayışı bu dünya içindir, yani o kişinin iman açısından bu dünyadaki durumunu ifade eder, yoksa bu anlayış ahirete atfedilerek o kişilerin cennet ile cehennem arasında bir yerde kalacakları anlamında değildir. Hariciler ve ameli imanın esasından bir şart olarak görenlere göre ise, fasıkın yukarıda sayılan her üç derecesi de küfür noktasındadır ve ebedi cehennemde kalacaklardır. Fısk ve fasıklık bu derece kötü ve tehlikeli bir durum olunca insanlara düşen bu durumdan mümkün olduğu ölçüde kaçınmak, gerek diliyle ve gerekse fiiliyle mümkün olduğu ölçüde fıskdan uzak durmaktır. Günahın büyüğünden olduğu gibi küçüğünden de kaçınmalı, bu küçüktür zarar vermez diyerek onun işlenmesinde ısrar edilmemelidir. Zira sözü geçtiği üzere küçük günahta ısrar etmek de fıskın derecelerinden birisidir.

Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da, hiçbir kimseye fısk isnadıyla bir söz söylememek gerekir. Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s.)'in, "Hiçbir kişi başka bir kimseye fısk (sapıklık) isnadıyla 'ya fasık ' diye söz atamaz, atmaya hakkı yoktur. Yine böyle küfür de isnad edemez. Şayet atar da attığı kimse atılan fıskın veya küfrün sahibi değilse bu sıfatlar muhakkak atan kimseye döner, fasık veya kafir olur'' (Sahih-i Buhari Muhtasar Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi, XII, 137). Bu hadis-i şerif aynı zamanda bir ahlakı prensibi ortaya koymaktadır. Zira kişiyi ayıplamak, onun ayıbını teşhir etmek, hele hele böyle güzel olmayan bir şeyle ayıplamak ahlaki bir tavır olmadığı gibi isnad ettiği şey, o kişide mevcut değilse zikredilen lafız gereğince kendisini de tehlikeye düşüren bir durumdur.

Abdurrahim GÜZEL


2-)

Allah'ın emirlerine aykırı davranan, günahkar, kötü huylu, kötülük yapmayı alışkanlık haline getiren kimseye fasık denir.

Arapça "Fe-Se-Ka" kökünden gelmekte olup ism-i fail kalıbındandır.

Lügatta, çıkmak manasına gelir. Daha özel bir anlam ile "olgun hurmanın kabuğundan dışarı çıkmasına" denir. Istılahta ise, Allah'a itaati terkedip O'na isyana dalmaktır. Yani kısaca ilahı emirlerin dışına çıkmaktır.

Biraz daha geniş anlamıyla büyük günah işleyerek veya küçük günahta ısrar ederek hak yoldan çıkan, dinin hükümlerine bağlanıp onları kabul ettikten sonra o hükümlerin tamamını ya da bir kısmını ihlal eden anlamına gelmektedir (Fahrüddin er-Razi, Tefsiru'l-Kebir, II, 91; Ragıb el-Isfahanı, el-Müfredat, 572; Elmalılı Hamid Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, I, 282). Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Kehf Suresinin 50. ayetinde Allah'ın emrinden çıkarak O'na secde etmeyen şeytan için "Feseka an emri Rabbih: Şeytan Rabbinin emrinden çıktı" buyrulmaktadır.

Genel olarak fıskı üç grupta toplamak mümkündür:

a. Günahı çirkin olarak kabul etmekle beraber bazan günah işlemek.

b. Yapılan bir günahı ısrarla yapmak.

c. Günahın çirkin olduğunu inkar ederek bu günahı işlemek; bu küfrü gerektiren bir durumdur; bu noktada kişinin iman ile, din ile ilişkisi kesilmiş olur (Elmalılı, a.g.e., I, 282).

Kur'an'da fısk genellikle küfür ile eşanlamda kullanılmıştır. Ancak bazı ayetlerde fısk mutlak anlamıyla zikredilmektedir. Mesela hacc'da yapılan fısk (el-Bakara. 2/197) veya Allah'ın adı anılmaksızın boğazlanan hayvanları yemek (el-En ‚am, 6/12 1), yahut müslümanlara iftira edenlerin içine düştükleri fısk (en-Nur, 24/4) gibi hususlar helal görülmediği müddetçe sadece günah işlenmiş kabul edilir. Ama bu durumlarda işlenen fısk ve yapılan iş helal kabul edilirse küfrü gerektirir.

Bunların dışında genellikle Kur'an-ı Kerim'de geçen fısk ve fasıklar tabiri küfür ile eşanlamlı olarak kullanılmıştır:

"Andolsun ki biz sana apaçık ayetler indirdik. Bunları fasıklardan başkası inkar etmez" (el-Bakara, 2/99); "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridirler" (el-Maide, 5/47); "Işte Rab olmaya en layık olan Rabbinin şu sözü (azabı) küfür ve inat içinde olan o fasıklar için öyle sabit olmuştur. Gerçekten onlar iman etmezler" (Yunus, 10/33);

"Eğer Allah'a, Peygamberine ve ona indirilene iman ediyor olsalardı, onları (kafir ve müşrikleri) veli edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık (Allah'ın emrinden ve imandan çıkmış) kimselerdir" (el-Maide, 5/81).

Mu'tezile'ye göre fasık, ne mümin ne de kafirdir, ikisi arası bir durumdadır. Onların bu anlayışı aynı zamanda beş prensiplerinden birisini teşkil eder ve bu prensip "el-Menzile Beyne'l-Menzileteyn" olarak bilinir. Bunlara göre fasık eğer tövbe ederse imana döner, yok eğer tövbe etmeden ölürse ebedi olarak cehennemde kalır. Burada şu hususa dikkat çekmek gerekir: Mu'tezilece ifade edilen bu "el-Menzile Beyne'l-Menzileteyn" anlayışı bu dünya içindir, yani o kişinin iman açısından bu dünyadaki durumunu ifade eder, yoksa bu anlayış ahirete atfedilerek o kişilerin cennet ile cehennem arasında bir yerde kalacakları anlamında değildir. Hariciler ve ameli imanın esasından bir şart olarak görenlere göre ise, fasıkın yukarıda sayılan her üç derecesi de küfür noktasındadır ve ebedi cehennemde kalacaklardır. Fısk ve fasıklık bu derece kötü ve tehlikeli bir durum olunca insanlara düşen bu durumdan mümkün olduğu ölçüde kaçınmak, gerek diliyle ve gerekse fiiliyle mümkün olduğu ölçüde fıskdan uzak durmaktır. Günahın büyüğünden olduğu gibi küçüğünden de kaçınmalı, bu küçüktür zarar vermez diyerek onun işlenmesinde ısrar edilmemelidir. Zira sözü geçtiği üzere küçük günahta ısrar etmek de fıskın derecelerinden birisidir.

Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da, hiçbir kimseye fısk isnadıyla bir söz söylememek gerekir. Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s.)'in, "Hiçbir kişi başka bir kimseye fısk (sapıklık) isnadıyla ‚ya fasık ‚ diye söz atamaz, atmaya hakkıyoktur. Yine böyle küfür de isnad edemez. Şayet atar da attığı kimse atılan fıskın veya küfrün sahibi değilse bu sıfatlar muhakkak atan kimseye döner, fasık veya kafir olur" (Sahih-i Buhari Muhtaşar Tecrid-i Sarıh Tercümesi ve Şerhi, XII, 137). Bu hadis-i şerif aynı zamanda bir ahlakı prensibi ortaya koymaktadır. Zira kişiyi ayıplamak, onun ayıbını teşhir etmek, hele hele böyle güzel olmayan bir şeyle ayıplamak ahlaki bir tavır olmadığı gibi isnad ettiği şey, o kişide mevcut değilse zikredilen lafız gereğince kendisini de tehlikeye düşüren bir durumdur.


3-)Fasıkın fıskına mani olmağa kudreti varken, kimse mani olmazsa, Allahü teala, bunların hepsine, dünyada ve ahirette azab yapar. (Hadis-i şerif-Berika)

Fasık medh olunduğu zaman, Rabbimiz gadaba gelir. (Hadis-i şerif-Beyheki, İbn-i Adi)

Kızını fasığa veren mel'undur. (Hadis-i şerif-Zevacir)

Öğrenilmesi farz ve vacib olan fıkıh (din) bilgilerini öğrenmemek fısktır, günahtır. Fasıkların şahidliği kabul olmadığı için, şahidlere itiraz olunduğu zaman, hakim şahidlere fıkıhtan sorar. (İbn-i Âbidin)

Fasıkın, bid'at sahibinin (inanışı bozuk olanın) ve asinin evine, ziyafetine, ancak zaruret olunca veya bir kimsenin işini görmek için gidilir. (İmam-ı Gazali)


4-)Kötülük eden, fesatçı.


5-)Allah'ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen.


6-)(Fısk. dan) Günahkar. Hak yolundan hariç olan. Allah'ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Büyük günahı işleyen veya küçük günahta ısrar eden kimse.(Ey bedbaht fasık adam! Fasıkların kesretine bakıp aldanma ve "ekseriyetin efkarı benimle beraberdir" deme! Çünki fasık adam, fıskı istiyerek ve bizzat taleb edip girmemiş; belki içine düşmüş çıkamıyor... Hiç bir fasık yoktur ki, salih olmasını temenni etmesin ve amirini ve reisini mütedeyyin görmek istemesin. İlla ki, El-iyazübillah! irtidat ile vicdanı tefessüh edip, yılan gibi zehirlemekten lezzet alsın.) (R.N.) (Osmanlıca'da yazılışı:fasık)


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 

Kelime Türü Nedir ?

Bu kelime Dini bir Terimidir.

Sizde içinde Fasık kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Fasık kelimesi anlamı 45 defa okunmuştur. [241845] Fasık kelime anlamı, Fasık nedir, Fasık ne demek, Fasık sözlük anlamı

Paylaş