Feminizm Nedir

Feminizm Nedir ? Feminizm Ne demek ?

1-)Alm. Feminismus, Frauenbewegung, Fr. Féminisme, İng. Feminism. Toplumun bütün alanlarında kadınla erkeğin eşit olduğunu savunan bir fikir hareketi.

Feminizm, felsefi bir fikir hareketi olarak ilk defa batıda, kadınlara hiçbir değer verilmemesi, insan olarak sayılmaması sonucu Fransız devriminden sonra ortaya çıktı. Devrimci yazarlar, kadına bağımsız bir kişilik verilmesini, erkeğe tanınan bütün siyasi hakların kadınlara da tanınmasını savundular. 1791’de Kadın Hakları Beyannamesi yayınlandı, kadın kulüpleri kuruldu. Fransız devriminin etkisiyle, feminist düşünce İngiltere’ye de sıçradı. Daha sonra ABD ve bütün Avrupa ülkelerine yayıldı. 1883’te yayınlanan Kadın ve Sosyalizm isimli eserle kadın, siyasi çalkantının içine sokuldu. 1903’te İngiltere’de kurulan ilk kadın derneği örgütü, ilk kavgayı da beraberinde getirdi: Devlet binaları, istasyonlar, postahaneler yakıldı, milletvekillerine saldırıldı. 1920 yılında ABD’deki ilk feminist hareket, zencilere özgürlük hareketinin içinde görüldü. Günümüzde ılımlı feminizm, radikal feminizm gibi sıfatları kullanan bu akım; erkeklere düşmanlık, sokakları-barları-geceleri erkeklerle paylaşmak, analıktan, ev kadınlığından nefret etmek, kocanın soyadı kimliğini taşımamak gibi çeşitlilikler içinde hareketini sürdürmektedir.

Feminizme destek veren dünya çapındaki kuruluş, örgüt ve hareketlerden bazıları; Dünya Kadınlar Birliği, Kadın Dernekleri, Devrimci ve Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği, Sosyalist Fikir Kulüpleri, Lezbiyen Kulüpleri, Kadın Hakları Gazetesi, Pornografi ve Fuhuşa Karşı Eylem Birliği Örgütleri, Kadın Hakları Bildirisi, Kadın Hakları Evrensel Kongresi, Yerleşik Düzenlere Cephe Alan Devrimci, Sosyalist ve Komünist Hareketler’dir.

Eski Hind hukukunda kadın, evlenme, miras ve diğer hususlarda hiçbir hakka sahip değildi. İsrail hukukunda ailede erkek mutlak hakimdi. İran’da kız kardeşle evlenmek mümkündü. Eski Yunan ve Roma’da da kadın hiçbir hakka sahip değildi. Meşhur Yunan filozofu Eflatun’a göre: “Kadın elden ele, orta malı olarak gezmeli.”; Aristo’ya göre de: “Kadın, yaradılışta yarı kalmış bir erkek”ti. Eski Çin’de kadın, insan bile değildi; ona isim bile verilmezdi.

Kadın-erkek münasebetleri hazret-i Âdem ve hazret-i Havva ile başlar. Âdem aleyhisselam ilk peygamber ve insanlara doğru yolu gösteren ilk rehber olduğu gibi insanların ilk babasıdır. Hazret-i Havva ise insanların ilk annesidir. Bu sebeple, hazret-i Âdem ile hazret-i Havva ilahi vahy ile terbiye edilmiş ilk ailedir. Buna göre ilk aile ilkel değil, medeni ve yüksek değerlerle donatılmıştır. Âileler, hazret-i Âdem’den itibaren doğru yolu gösteren Peygamberlerin nasihatlarına uydukları müddetçe mesut ve huzurlu bir hayat yaşadı. Bütün semavi (hak) dinler ailenin temelini meydana getiren kadına değer vermiştir. Dinler tahrif edildikçe (bozuldukça) kadına verilen değer azaldı, toplumda huzursuzluk başladı. Bugün Batıda hakiki İncil’in emirlerine uyan bir aile düzeni kalmadı. İngiltere’de 11. asırda kocalar kadınlarını satardı ve onlara şeytan nazarıyla bakılırdı. Hatta 1830’lara kadar Avrupa’da beyaz kadın ticareti yapılırdı. Bu yüzden Avrupa ülkelerindeki kadınlar için feminizm gerekliydi. Fakat, bu sefer de bozuk Hıristiyan inancı, feminist hareketlere kaynak teşkil etti.

Feminizm, Batıda bir felsefi hareket olarak doğarken, İslam memleketlerinde kadın, asırlardır huzur dolu bir hayat yaşadı. Müslüman erkek, hanımını mesud etmek için elinden gelen her türlü gayreti gösterdi. Hanımına karşı daima güleryüzlü oldu. Ondan gelen her çeşit sıkıntıya katlandı. Hanımına memlekette adet olan elbisenin en kıymetlisini giydirdi. Onu değil dövmek, üzmekten bile çekindi.

Eskiden İslam memleketlerinde kadın çalışmıyor, evin ihtiyaçlarını erkek karşılıyordu. Kadın, kendi isteği ile erkekler arasına girmeden hafif işlerde çalışsa da, kazandığı tamamen kendi malı oluyor, kocasının bu mal üzerinde hiçbir tasarruf hakkı bulunmuyordu. Yine İslam ülkelerinde kadın ev işlerini yapmaya da zorlanamazdı. Kadın, ev işlerini bir hediye, bir lütuf olarak, dilerse yapardı.

Peygamber efendimiz; “Müslümanların en faydalısı, zevcesine (hanımına) karşı iyi ve faydalı olandır.” ve “Cennet, anaların ayakları altındadır.” buyurmuştur. Ayrıca Veda Hutbesi’nde kadınların haklarının gözetilmesini, bu hususta Allah’tan korkmayı, kadınların erkekler üzerinde-erkeklerin kadınlar üzerinde haklarının bulunduğunu, meşru şekildeki her türlü giyim ve giyimlerin teminini tavsiye etmiştir. Avrupa’nın kadın haklarını savunmayı yeni yeni düşündüğü bir zamanda İslamiyet, daha 14 asır (1400 sene) önce ailenin temelini meydana getiren kadına şeref ve itibarını kazandırmıştı.

Feminizmin ortaya çıkışından önce, kadının durumu bir tefrit (tersine aşırılık) ise, feminizmden sonra ifrat (aşırı gitme, pek ileri varma) halini almıştır ki bu yüzden İslam ülkelerinde feminizm itibar görmemiştir.


2-)(Femınısm) Kadın
hakları savunuculuğu. Erkek ege­menliğine ve erkek-egemen ilişki ve
düzenlemelere karşı ka­dınların haklarını savunan, cinsiyet ayrımına karşı
çıkarak er­keğe tanınan hak ve yetkilerin kadına da tanınması gerektiğini ileri
süren yaklaşım.


3-)Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi.


4-)Bk. kadın yandaşlığı


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Feminism.

Sizde içinde Feminizm kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Feminizm kelimesi anlamı 4 defa okunmuştur. [237345] Feminizm kelime anlamı, Feminizm nedir, Feminizm ne demek, Feminizm sözlük anlamı

Paylaş