Kıraat

Kıraat Kelime Anlamı Nedir ?

1-)Alm. Koranksart (f), Fr. Lecture (f), du Coran, İng. Reciting the Quran. Okumak. Kur’an-ı kerim’in usulüne uygun olarak okunması. Namazın farzlarından biri de kıraattır, yani kıyamda (ayakta)yken Kur’an-ı kerim’den bir miktar ayet veya sure okumaktır. Kur’an-ı kerim’i tecvid bilgisine uyarak okumak lazımdır. Hadis-i şerifte; “Kur’an-ı kerimi tecvid bilgisine uyarak okuyunca, her harfine yirmi sevap verilir. Tecvide uymazsa, on sevap verilir.” ve “Kur’an-ı kerimi tecvide uygun okuyana şehid sevabı verilir.” buyruldu.

Tecvid ilmi, harflerin mahrec (ağızdan çıktığı yer) ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı kerim’i hatasız okumayı öğreten bir ilimdir.(Bkz. Tecvid İlmi)

Kur’an-ı kerim okumak, nafile ibadetlerin en üstünüdür. Bilhassa, namazda kıyamda (ayakta) iken okunan hepsinden faziletlidir. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Ümmetimin yaptığı ibadetlerin en kıymetlisi, Kur’an-ı kerimi mushafa bakarak okumaktır.” ve yine; “Kur’an-ı kerim okuyanın anası babası kafir olsalar bile, azapları hafifler.” buyruldu. Kur’an-ı kerim okumanın faziletini, kıymetini bildiren pekçok hadis-i şerif vardır. Bunlardan bazılarında buyruldu ki:

Namazda okunan Kur’an-ı kerim namaz dışında okunan Kur’an-ı kerimden daha hayırlıdır (kıymetlidir).

Kur’an-ı kerim okuyunuz ve ezberleyiniz! Muhakkak ki, Allahü teala, içinde Kur’an-ı kerim saklı olan kalbe azab etmez.

Allahü tealanın kitabından (Kur’an-ı kerimden) bir sureyi okuyarak yatağına yatan bir Müslümana Allahü teala vekil olarak bir melek gönderir. Melek onu muhafaza eder. Uyanıp kalkıncaya kadar ona eza edecek bir şey yaklaşamaz.

Evlerinizi namaz ve Kur’an-ı kerim kıraati ile süsleyiniz.

Kur’an-ı kerimi okuyunuz. Onu geçim vasıtası yapmayınız.

Sizin en hayırlınız, Kur’an-ı kerimi öğrenen ve öğretendir.

Kur’an-ı kerim öğreniniz! Muhakkak o, kıyamet günü ehline (onu okuyana) ne güzel şefaatçıdır.

Çocuklarına Kur’an-ı kerim öğreten ana babaya, kıyamet günü Cennette taç giydirilir.

Kur’an-ı kerim okuyan kimsenin maksadı; kalbindeki yalnızlığı ve sıkıntıyı kaldırmak, dünya üzüntülerini gidermek, Allahü tealaya kavuşma arzusunun hakkını yerine getirmek, kulluk vazifelerini bilmek ve hizmet edeplerinde kusur etmemek olmalıdır. Kur’an-ı kerim’i bu maksatlarla okuyana, Kur’an-ı kerim şefaatçi olur, ona şifa verir.

Kur’an-ı kerim okumaya, abdestli olarak ve “Euzü Besmele” söyleyerek başlanır. Kıbleye dönülerek ve mütevazi bir şekilde oturularak, yavaş yavaş okunması, bilenlerin manalarını düşünmesi, hüzünlenerek ve hatta ağlayarak okunması, bu husustaki gerekli edeplerdendir. Kur’an-ı kerim’in, güzel sesle ve tecvid ilminin kaidelerine uyarak, harflerini ve kelimelerini bozmadan okunması ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. Müzzemmil suresi 4. ayetinde mealen; “Kur’an-ı kerimi açık açık, tane tane tertil ile oku!” buyruldu. Peygamber efendimiz de; “Kur’an-ı kerimi, benden öğrendiğiniz gibi okuyunuz!” diye emretti. Kur’an-ı kerim okuyanın kalbini başka düşüncelerden temizlemeye çalışması, hep bu kelamın sahibi Allahü tealanın büyüklüğünü düşünmesi de okurken dikkat edilecek edeplerdendir.


2-)KIRAAT



Okumak Namazda kıraat; namaz kılanın kendisi işitecek şekilde, diliyle harflerini çıkararak Kur'an-ı Kerim ayetlerinden bir miktar okuması. Kıraat, namazın bir rüknü olarak farzdır. Okuyanın kendisinin bile işitemeyeceği okuma, kıraat sayılmaz. Ancak imama uyan kimse bundan müstesnadır.

Nafile ve vitir namazının bütün rekatlarında, farz namazların ise herhangi iki rek'atinde kıraat farzdır. Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurulur: "O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun" (el-Müzemmil, 73/20). Buradaki emir vücub içindir. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: "Kıraatsiz namaz olmaz" (Müslim, Salat, 42; Ebu Davud, Salat, 132, 167).

Farz olan kıraat miktarı Ebu Hanife'ye göre, en az altı harfli bir ayet kadar olmalıdır. "Sümme nazara (sonra baktı)" (el-Müddessir, 74/21), "Lem yelid (O doğurmamıştır)" (el-İhlas, 112/3) ayetleri gibi. Bu ikinci ayetin aslı "lem Levlid" olduğu için asli harfler altıya tamamlanır. Ebu Yusuf'a, İmam Muhammed eş-Şeybani'ye ve Ebu Hanife'den başka bir rivayete göre, namazda kıraat, farkı olan her rek'atte en az kısa üç ayet veya böyle üç ayet miktarı uzun bir ayettir. İhtiyata uygun olan da budur (el-Kasani, Bedayiu's-Sanayi', Beyrut 1328/1910, I, 110; İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadir, Kahire, t.y., I, 193, 205, 222, vd.; ez-Zeylai, Tebyinü'l Hakaik, l, 104, vd.; İbn Âbidin, Reddü'l-Muhtar, Mısır, ty., I, 415).

Kıraatin, dört rek'atli farz namazlarda ilk iki rek'atte ifası farz değil vacip hükmündedir. Hz. Ali'nin (ö. 40/660); "ilk iki rek'atteki kıraat, son iki rek'atteki kıraat yerine geçer" dediği nakledilir. Abdullah b. Mes'ud (ö 32, 652) ve Hz. Aişe (ö. 57/676), farz namaz kılanın son iki rekatte dilerse Kur'an-ı Kerim okuyacağını, dilerse tesbihle meşgul olabileceğini belirtmişlerdir. Fatiha, başka bir sure veya uç ayetin okunması da böyledir (ez-Zühayli, el-Fıkhu'l-İslami ve Edilletuh, Dımaşk 1405/1985, I. 646).

Namazda Fatiha Suresi'ni okumak Haneli fakihlere göre farz değil vaciptir. Gizli veya aşık okunan namazlarla, imam veya cemaatin okuması hükmü değiştirmez. Hz. Peygamber, namazını yanlış kılan (musi') sahabeye, namazın kılınış şeklini tarif ederken kiraatla ilgili olarak; "Sonra, Kur'an'dan ezberinde olan, sana kolay geleni oku " (Buhari, Husumat, 4, İsti'zan, 18, İstitabe, 9, Eyman, 15; Müslim, Salat, 45; Ebu Davud, Salat, 144, Tatavvu', 17, Vitr, 22; Tirmizi, Salat, 110, Kur'an, 9; Nesaf, İftitah, 7, 37, Tatbik, 77; İbn Mace, İkame, 72; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 40, 43, II, 437) buyurmuştur.

Çoğunluk İslam hukukçuları namazda Fatiha'nın okunmasını farz kabul ederler. Onlar "Kur'an'dan kolayınıza gelen yeri okuyun" ayetini Fatiha olarak tefsir ederler. Çünkü hadislerde şöyle buyurulmuştur; "Fatiha okunmadıkça namaz olmaz" (Müslim, Salat, 42; Ebu Davud, Salat, 132, 167; Tirmizi, Salat, 116; Ahmed b. Hanbel, II, 307, 428, 443), "Ümmü'l-Kur'an'ı (Fatiha) okumayan kimsenin namazı yeterli olmaz" (Tirmizi, Mevakit, 29, 116), "Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın" (Buhari, Ezan, 18, Edeb, 27, Ahad, 1)

Hanefiler bu konuda aşağıdaki delillere dayanırlar.

a. Kur'an'dan kolayına gelen yeri okuma emri mutlaktır. Bu emir, Kur'an adı verilen herhangi bir yerden en az kıraatla gerçekleşir. Diğer yandan, namaz dışında Kur'an okumanın farz olmadığı icma ile sabittir. Durum böyle olunca namazda kıraatın farz olusu kesinleşmiş bulunur.

b. Namazda Fatiha'nın okunmasını bildiren hadisler ahad haber türündendir. Farz oluşu kesin Kur'an delili ile sabit olan bir hükmün üzerine ahad haberle ziyade yapmak caiz değildir. Bununla Fatiha'nın okunması vacip olarak sabit olur. O'nu terketmek tahrimen mekruhtur. Yanılarak terkeden veya geciktiren sehiv secdesi yapar

c. Namazını yanlış kılan sahabeye Hz. Peygamber; "Namaza kalktığın zaman, tam olarak abdest al, sonra kıbleye yönelerek tekbir getir, sonra Kur'an'dan bildiğinin kolay gelenini oku" (Buhari, Husumat, 4, İsti'zan, 18, İstitabe, 9, Eyman, 15; Müslim, Salat, 45; Ebu Davud, Salat, 144; Tirmizi, Salat, 110, Kur'an, 9; Nesai, iftitah, 7, 37) buyurmuştur. Eğer Fatiha'nın okunması farz veya rükun olsaydı, bunun yanlış namaz kılan bu sahabeye Hz. Peygamber'in bildirmesi gerekirdi.

d. Ubade b. es-Samit (r.a)'ten (ö. 34/654) rivayet edilen; "Fatiha'yı okumayan kimsenin namazı yoktur." (Müslim, Salat, 42; Ebu Davud, Salat, 132, 167; Tirmizi, Salat, 116) hadisi, faziletin yokluğu anlamına gelir Namazın sahih olmadığını ifade etmez. Nitekim; "Mescid'e komşu olanın namazı mescidde kılmadıkça geçerli değildir" hadisinde de; "fazileti eksik olur" anlamı vardır (ez-Zeylai, Nasbu'r-Raye, I, 365, 366; ez-Zühayli, a.g.e., I, 647). Ancak Darekutni'nin naklettiği bu hadis fazileti eksik olur" zayıftır.

Hanefilere göre, ne Fatiha'nın ve ne de başka surelerin başındaki besmeleler ayet değildir. Sadece, en-Neml Suresi'nin otuzuncu ayetindeki besmele bir ayettir. Enes (r.a)'ten (ö. 91/717) şöyle dediği nakledilmiştir: "Rasulüllah (s.a.s), Hz. Ebu Bekir (ö.13/634), Ömer (23/643) ve Osman (ö. 35/655) ile birlikte namaz kıldım. Bunlardan hiçbirisini besmele çekerken, işitmedim" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 264, 273, 275, 278).

Tek başına namaz kılan kimse Sübhanekeden sonra gizli olarak euzü besmele okur ve her rek'atte Fatiha'dan önce besmeleyi tekrar eder. Fatiha bitince "amin" der. Anlamı: Ey Rabbimiz, duamızı kabul buyur demektir (ez-Zühayli, a.g.e., I, 646, 647).

İmama Uyan Cemaatin (Muktedi) Kıraatı:

Hanefilere göre, imama uyan için kıraat yoktur. Dayandıkları deliller şunlardır:

a. Kitap. Âyette şöyle buyurulur: "Kur'an-ı Kerim okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz ki merhamet olunasınız" (el-A'raf, 7/204). Ahmed b. Hanbel, bilginlerin, bu ayetin namaza ait olduğunda görüş birliği içinde bulunduklarını belirtir. Âyet; "dinleme" ve "susma"yı emretmektedir. Birinci sabah, akşam ve yatsı namazları gibi sesli (cehri) okunan namazlara aittir. Susma ise, açık veya gizli okunsun. Bütün namazları kapsamına alır Buna göre namaz kılanların sesli namazda dinlemeleri, sessiz kılınanlarda ise susmaları vacip olur. Bu prensibe uymamak tahrimen mekruhtur.

b. Sünnet hadiste şöyle buyurulur: "Kim imanın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir. (İbn Mace, İkame, 13). Bu hadis, gizli ve açık okunan bütün namazları kapsamına alır. Başka bir hadiste söyle buyurulur: "İmam, kendisine uyulmak i, cin öne geçirilmiştir. Bu yüzden, o tekbir alınca siz de alınız. Okuduğu zaman ise susunuz" (Buhari, Salat, 18, Ezan, 51, 74, 82, 128, Taksiru's-Salat, 17; Müslim, Salat, 77 , 82).

Hz. Peygamber bir gün ikindi namazını kıldırırken, arkasında cemaatten bir adam "Sebbihi'sme Rabbike la'la" suresini okumaya başladı. Rasulüllah (s.a.s), namazın sonunda cemaate dönerek, okuyanın kim olduğunu sordu. Bir adam kendisinin okuduğunu söyleyince Hz. Peygamber: "Ben, sizden bazılarınızın benimle münakasa ettiğinizi sandım" (Müslim, Salat, 48) buyurdu. Bu hadis, gizli okunan namazda cemaatın kıraatte bulunmaması gerektiğine delalet eder. Sessiz kılman namazda böyle olunca, sesli okunan namazlarda öncelikle gerekli olur.

c. Kıyas. Cemaat üzerine kıraat gerekseydi, diğer rükünlerde olduğu gibi, namaza imam rukuda iken yetişen (mesbuk) kıraatten sorumlu tutulurdu. Ama rüku'da yetişen kimse o rek'ate yetişmiş sayılır. Böylece, cemaatin kıraati, cemaate sonradan yetişenin (mesbuk) kıraatine kıyas yapılmıştır (el-Kasani, a.g.e., l, 110 vd.; ez-Zühayli, a.g.e., l, 648)

Hanefilerin dışında kalan çoğunluk İslam hukukçularına göre, namazda kıraat olarak Fatiha'nın okunması gerekir. "Fatiha okumayanın namazı yoktur", "Kendisinde Fatiha okunmayan namaz yeterli olmaz", "Namazı ben nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılınız" hadisleri bunun delilleridir (bk. İbn Rüşd, Bidayetü'l-Müctehid, Mısır, ty., I, 119 vd.; İbn Kudame, el-Muğni, 3. baskı, Kahire, ty., I, 376-491, 562-568; eş-Şirazi, el-Mühezzeb, Matbaatü'l-Babi el-Halebi, I, 72). Her namazın ilk iki rek'atında Fatiha'dan sonra bir sure okunması ise sünnettir. İmama uyan kimse, gizli okunan (sırrı) namazda Fatiha ve bir sure okur. Maliki ve Hanbelilere göre sesli okunan (cehri) namazda hiçbir şey okumaz. Şafiilere göre ise, cehri'de yalnız Fatiha'yı okur. Ahmed b. Hanbel'in, açıklık kazanan görüşüne göre, cemaat, imamın ilk ara verişinde, Fatiha'nın yarısını, ikinci arada ise geri kalanını okur. Bu ikisi arasında, imamın okuyuşunu dinler (ez-Zühayli, a.g.e., I, 649).

İslam bilginleri, namazda arapçanın dışında bir dille yapılacak kıraatin yeterli olmadığı konusunda görüş birliği içindedirler. Çünkü Kur'an'ın dili arapçadır, Âyetlerde; "İşte böylece, Biz onu arapça bir Kur'an olarak indirdik" (Taha, 20/113). "Şüphesiz Biz, kafirlerin: "Bu Kur'an'ı, Muhammed'e bir adam öğretiyor" dediklerini çok iyi biliyoruz. Kendisine isnatta bulundukları bu adamın dili yabancıdır. Kur'an ise açık, fasih arapçadır" (en-Nahl, 16/103); Kur'an-ı Kerim lafız ve manası ile mucizedir. Lafızlar terceme ile değiştirilirse Kur'an, nazım özelliğini kaybeder. Bu sebeple terceme, ne Kur'an ve ne de benzeri (misil) sayılmaz. Ancak, O'nun tefsiri sayılabilir. Tefsir, tefsir edilenden başkadır. Bu arada, bazı Hanefiler'e göre Fatiha'yı okumaktan aciz olan kimse, (Fatiha'yı öğreninceye kadar arapçadan başka bir dille geçici olarak tercümesini okuyabilir (el-Kasani, a.g.e., I, 112).

Hamdi DÖNDÜREN


3-)

Okumak Namazda kıraat; namaz kılanın kendisi işitecek şekilde, diliyle harflerini çıkararak Kur'an-ı Kerim ayetlerinden bir miktar okuması. Kıraat, namazın bir rüknü olarak farzdır. Okuyanın kendisinin bile işitemeyeceği okuma, kıraat sayılmaz. Ancak imama uyan kimse bundan müstesnadır.

Nafile ve vitir namazının bütün rekatlarında, farz namazların ise herhangi iki rek'atinde kıraat farzdır. Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurulur: "O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun" (el-Müzemmil, 73/20). Buradaki emir vücub içindir. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: "Kıraatsiz namaz olmaz" (Müslim, Salat, 42; Ebu Davud, Salat, 132, 167).

Farz olan kıraat miktarı Ebu Hanife'ye göre, en az altı harfli bir ayet kadar olmalıdır. "Sümme nazara (sonra baktı)" (el-Müddessir, 74/21), "Lem yelid (O doğurmamıştır)" (el-İhlas, 112/3) ayetleri gibi. Bu ikinci ayetin aslı "lem Levlid" olduğu için asli harfler altıya tamamlanır. Ebu Yusuf'a, İmam Muhammed eş-Şeybani'ye ve Ebu Hanife'den başka bir rivayete göre, namazda kıraat, farkı olan her rek'atte en az kısa üç ayet veya böyle üç ayet miktarı uzun bir ayettir. İhtiyata uygun olan da budur (el-Kasani, Bedayiu's-Sanayi', Beyrut 1328/1910, I, 110; İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadir, Kahire, t.y., I, 193, 205, 222, vd.; ez-Zeylai, Tebyinü'l Hakaik, l, 104, vd.; İbn Âbidin, Reddü'l-Muhtar, Mısır, ty., I, 415).

Kıraatin, dört rek'atli farz namazlarda ilk iki rek'atte ifası farz değil vacip hükmündedir. Hz. Ali'nin (ö. 40/660); "ilk iki rek'atteki kıraat, son iki rek'atteki kıraat yerine geçer" dediği nakledilir. Abdullah b. Mes'ud (ö 32, 652) ve Hz. Aişe (ö. 57/676), farz namaz kılanın son iki rekatte dilerse Kur'an-ı Kerim okuyacağını, dilerse tesbihle meşgul olabileceğini belirtmişlerdir. Fatiha, başka bir sure veya uç ayetin okunması da böyledir (ez-Zühayli, el-Fıkhu'l-İslami ve Edilletuh, Dımaşk 1405/1985, I. 646).

Namazda Fatiha Suresi'ni okumak Haneli fakihlere göre farz değil vaciptir. Gizli veya aşık okunan namazlarla, imam veya cemaatin okuması hükmü değiştirmez. Hz. Peygamber, namazını yanlış kılan (musi') sahabeye, namazın kılınış şeklini tarif ederken kiraatla ilgili olarak; "Sonra, Kur'an'dan ezberinde olan, sana kolay geleni oku " (Buhari, Husumat, 4, İsti'zan, 18, İstitabe, 9, Eyman, 15; Müslim, Salat, 45; Ebu Davud, Salat, 144, Tatavvu', 17, Vitr, 22; Tirmizi, Salat, 110, Kur'an, 9; Nesaf, İftitah, 7, 37, Tatbik, 77; İbn Mace, İkame, 72; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 40, 43, II, 437) buyurmuştur.

Çoğunluk İslam hukukçuları namazda Fatiha'nın okunmasını farz kabul ederler. Onlar "Kur'an'dan kolayınıza gelen yeri okuyun" ayetini Fatiha olarak tefsir ederler. Çünkü Hadislerde şöyle buyurulmuştur; "Fatiha okunmadıkça namaz olmaz" (Müslim, Salat, 42; Ebu Davud, Salat, 132, 167; Tirmizi, Salat, 116; Ahmed b. Hanbel, II, 307, 428, 443), "Ümmü'l-Kur'an'ı (Fatiha) okumayan kimsenin namazı yeterli olmaz" (Tirmizi, Mevakit, 29, 116), "Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın" (Buhari, Ezan, 18, Edeb, 27, Ahad, 1)

Hanefiler bu konuda aşağıdaki delillere dayanırlar.

a. Kur'an'dan kolayına gelen yeri okuma emri mutlaktır. Bu emir, Kur'an adı verilen herhangi bir yerden en az kıraatla gerçekleşir. Diğer yandan, namaz dışında Kur'an okumanın farz olmadığı icma ile sabittir. Durum böyle olunca namazda kıraatın farz olusu kesinleşmiş bulunur.

b. Namazda Fatiha'nın okunmasını bildiren hadisler ahad haber türündendir. Farz oluşu kesin Kur'an delili ile sabit olan bir hükmün üzerine ahad haberle ziyade yapmak caiz değildir. Bununla Fatiha'nın okunması vacip olarak sabit olur. O'nu terketmek tahrimen mekruhtur. Yanılarak terkeden veya geciktiren sehiv secdesi yapar

c. Namazını yanlış kılan sahabeye Hz. Peygamber; "Namaza kalktığın zaman, tam olarak abdest al, sonra kıbleye yönelerek tekbir getir, sonra Kur'an'dan bildiğinin kolay gelenini oku" (Buhari, Husumat, 4, İsti'zan, 18, İstitabe, 9, Eyman, 15; Müslim, Salat, 45; Ebu Davud, Salat, 144; Tirmizi, Salat, 110, Kur'an, 9; Nesai, iftitah, 7, 37) buyurmuştur. Eğer Fatiha'nın okunması farz veya rükun olsaydı, bunun yanlış namaz kılan bu sahabeye Hz. Peygamber'in bildirmesi gerekirdi.

d. Ubade b. es-Samit (r.a)'ten (ö. 34/654) rivayet edilen; "Fatiha'yı okumayan kimsenin namazı yoktur." (Müslim, Salat, 42; Ebu Davud, Salat, 132, 167; Tirmizi, Salat, 116) hadisi, faziletin yokluğu anlamına gelir Namazın sahih olmadığını ifade etmez. Nitekim; "Mescid'e komşu olanın namazı mescidde kılmadıkça geçerli değildir" hadisinde de; "fazileti eksik olur" anlamı vardır (ez-Zeylai, Nasbu'r-Raye, I, 365, 366; ez-Zühayli, a.g.e., I, 647). Ancak Darekutni'nin naklettiği bu hadis fazileti eksik olur" zayıftır.

Hanefilere göre, ne Fatiha'nın ve ne de başka surelerin başındaki besmeleler ayet değildir. Sadece, en-Neml Suresi'nin otuzuncu ayetindeki besmele bir ayettir. Enes (r.a)'ten (ö. 91/717) şöyle dediği nakledilmiştir: "Rasulüllah (s.a.s), Hz. Ebu Bekir (ö.13/634), Ömer (23/643) ve Osman (ö. 35/655) ile birlikte namaz kıldım. Bunlardan hiçbirisini besmele çekerken, işitmedim" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 264, 273, 275, 278).

Tek başına namaz kılan kimse Sübhanekeden sonra gizli olarak euzü besmele okur ve her rek'atte Fatiha'dan önce besmeleyi tekrar eder. Fatiha bitince "amin" der. Anlamı: Ey Rabbimiz, duamızı kabul buyur demektir (ez-Zühayli, a.g.e., I, 646, 647).

İmama Uyan Cemaatin (Muktedi) Kıraatı:

Hanefilere göre, imama uyan için kıraat yoktur. Dayandıkları deliller şunlardır:

a. Kitap. Âyette şöyle buyurulur: "Kur'an-ı Kerim okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz ki merhamet olunasınız" (el-A'raf, 7/204). Ahmed b. Hanbel, bilginlerin, bu ayetin namaza ait olduğunda görüş birliği içinde bulunduklarını belirtir. Âyet; "dinleme" ve "susma"yı emretmektedir. Birinci sabah, akşam ve yatsı namazları gibi sesli (cehri) okunan namazlara aittir. Susma ise, açık veya gizli okunsun. Bütün namazları kapsamına alır Buna göre namaz kılanların sesli namazda dinlemeleri, sessiz kılınanlarda ise susmaları vacip olur. Bu prensibe uymamak tahrimen mekruhtur.

b. Sünnet hadiste şöyle buyurulur: "Kim imanın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir. (İbn Mace, İkame, 13). Bu hadis, gizli ve açık okunan bütün namazları kapsamına alır. Başka bir hadiste şöyle buyurulur: "İmam, kendisine uyulmak i, cin öne geçirilmiştir. Bu yüzden, o tekbir alınca siz de alınız. Okuduğu zaman ise susunuz" (Buhari, Salat, 18, Ezan, 51, 74, 82, 128, Taksiru's-Salat, 17; Müslim, Salat, 77 , 82).

Hz. Peygamber bir gün ikindi namazını kıldırırken, arkasında cemaatten bir adam "Sebbihi'sme Rabbike la'la" suresini okumaya başladı. Rasulüllah (s.a.s), namazın sonunda cemaate dönerek, okuyanın kim olduğunu sordu. Bir adam kendisinin okuduğunu söyleyince Hz. Peygamber: "Ben, sizden bazılarınızın benimle münakasa ettiğinizi sandım" (Müslim, Salat, 48) buyurdu. Bu hadis, gizli okunan namazda cemaatın kıraatte bulunmaması gerektiğine delalet eder. Sessiz kılman namazda böyle olunca, sesli okunan namazlarda öncelikle gerekli olur.

c. Kıyas. Cemaat üzerine kıraat gerekseydi, diğer rükünlerde olduğu gibi, namaza imam rukuda iken yetişen (mesbuk) kıraatten sorumlu tutulurdu. Ama rüku'da yetişen kimse o rek'ate yetişmiş sayılır. Böylece, cemaatin kıraati, cemaate sonradan yetişenin (mesbuk) kıraatine kıyas yapılmıştır (el-Kasani, a.g.e., l, 110 vd.; ez-Zühayli, a.g.e., l, 648)

Hanefilerin dışında kalan çoğunluk İslam hukukçularına göre, namazda kıraat olarak Fatiha'nın okunması gerekir. "Fatiha okumayanın namazı yoktur", "Kendisinde Fatiha okunmayan namaz yeterli olmaz", "Namazı ben nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılınız" hadisleri bunun delilleridir (bk. İbn Rüşd, Bidayetü'l-Müctehid, Mısır, ty., I, 119 vd.; İbn Kudame, el-Muğni, 3. baskı, Kahire, ty., I, 376-491, 562-568; eş-Şirazi, el-Mühezzeb, Matbaatü'l-Babi el-Halebi, I, 72). Her namazın ilk iki rek'atında Fatiha'dan sonra bir sure okunması ise sünnettir. İmama uyan kimse, gizli okunan (sırrı) namazda Fatiha ve bir sure okur. Maliki ve Hanbelilere göre sesli okunan (cehri) namazda hiçbir şey okumaz. Şafiilere göre ise, cehri'de yalnız Fatiha'yı okur. Ahmed b. Hanbel'in, açıklık kazanan görüşüne göre, cemaat, imamın ilk ara verişinde, Fatiha'nın yarısını, ikinci arada ise geri kalanını okur. Bu ikisi arasında, imamın okuyuşunu dinler (ez-Zühayli, a.g.e., I, 649).

İslam bilginleri, namazda arapçanın dışında bir dille yapılacak kıraatin yeterli olmadığı konusunda görüş birliği içindedirler. Çünkü Kur'an'ın dili arapçadır, Âyetlerde; "İşte böylece, Biz onu arapça bir Kur'an olarak indirdik" (Taha, 20/113). "Şüphesiz Biz, kafirlerin: "Bu Kur'an'ı, Muhammed'e bir adam öğretiyor" dediklerini çok iyi biliyoruz. Kendisine isnatta bulundukları bu adamın dili yabancıdır. Kur'an ise açık, fasih arapçadır" (en-Nahl, 16/103); Kur'an-ı Kerim lafız ve manası ile mucizedir. Lafızlar terceme ile değiştirilirse Kur'an, nazım özelliğini kaybeder. Bu sebeple terceme, ne Kur'an ve ne de benzeri (misil) sayılmaz. Ancak, O'nun tefsiri sayılabilir. Tefsir, tefsir edilenden başKadir. Bu arada, bazı Hanefiler'e göre Fatiha'yı okumaktan aciz olan kimse, (Fatiha'yı öğreninceye kadar arapçadan başka bir dille geçici olarak tercümesini okuyabilir (el-Kasani, a.g.e., I, 112).

 


4-)Okuma
Örnek:Orada da bu gece kıraatleri devam ediyordu. H. C. Yalçın


5-)Kur'an'ın belli kural ve işaretlere göre okunması.


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Reading okuma.

  • Kurultayı'nda tam 36,5 saat müddetince topluluğa hitaben Kıraat etmişti.
  • Çünkü –yine görünen o ki- hakim ve savcılarımız bu metinleri meselenin daha ilerisini görebilmek için değil kanaatlerini pekiştirmek için Kıraat etmektedirler.

Sizde içinde Kıraat kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Kıraat kelimesi anlamı 538 defa okunmuştur. [238402] Kıraat kelime anlamı, Kıraat nedir, Kıraat ne demek, Kıraat sözlük anlamı

Paylaş