Kelime Anlamı Bulma

Aradığınız Kelime

worsted kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? worsted

  • Bükme yün, yün ipliği.
  • Taranmış (yün), yün iplikten dokunmuş

Yatisiz kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? Yatisiz

Gündüzlü, Okulda Geceleri Kalmayan, Nehârî.

fular kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? fular

ipek eşarp ipek yada ince kumaştan yapılmış eşarp Bir tür ince ipek kumaş Bir tür ince ipek kumaş. İpek eşarp:"Boynuna bulut mavisi bir fular bağlamıştı." A. İlhan Erkek boyun atkısı Japon satrancında piyona verilen ad çin edebiyatında bir tür

abderhalden kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? abderhalden

  • Bir soyadı; Emil Abderhalden (18771950), İsviçreli kimyager ve fizyolog

alıcı anten kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? alıcı anten

  • Bk. alıcı dalgalığı

çöğdürme kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? çöğdürme

Çöğdürmek işi İleri doğru fışkırtmak İşemek
  • Çöğdürmek işi.

başyazar kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? başyazar

Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse, başmuharrir, sermuharrir Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse, başmuharrir, sermuharrir:"Tanin gazetesine ve başyazarına pek şiddetli bir dille çatmaktan kendimi alamamıştım." Y. K. Karaosmanoğlu
  • Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse, başmuharrir, sermuharrir
    Örnek:Tanin gazetesine ve başyazarına pek şiddetli bir dille çatmaktan kendimi alamamıştım. Y. K. Karaosmanoğlu
  • İngilizcesi :Editor.
  • İngilizcesi :Editorial writer.

birlikte akarak birleşen kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? birlikte akarak birleşen

  • İngilizcesi :Confluent

yazındışı kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? yazındışı

yazınla ilgisi olmayan, yazın düzeyine çıkamayan.

bindirim kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? bindirim

Fiyat artırma, zam
  • Zam.
  • İngilizcesi :İncrease (in price) zam.

Jpegjoint Photographic Experts Group kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? Jpegjoint Photographic Experts Group

Görüntü Sıkıştırma Tekniği. Sıkıştırma Oranı Fazla Değildir. Resim Sıkıştırıldıktan Sonra Açıldığında Bir Miktar Görüntü Kaybı Olur.

Recanalization kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? Recanalization

Rekanalizasyon

TEŞRİFÂTÇILIK kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? TEŞRİFÂTÇILIK

Osmanlı Devletinde çeşitli mersimler esnsında, protokol işlerinin görülmesi. Teşrift, resm günlerde devlet rical ve memurlarının bulunacakları sıra ve sınıflar demektir. Arapça teşrifin çoğuludur. Günümüzde protokol olarak kullanılmaktadır. Bu işi yapana, teşriftçı, teşrifti veya teşrifti dvnı hümyn denirdi.

Teşriftçılığı ilk önce Knn Sultan Süleyman Han kurmuştur. Teşriftçı, Dvnı hümyna bağlı olup, burada yapılan mersimlerin protokol kurallarına göre icr edilmesini sağlardı. Resm gün ve mersimlere katılacak olan dvetlilere, teşrift diresince dvet tezkiresi yazılırdı. Mersimin hangi gün ve saatte olacağını gösteren teşrift defterleri vardı. Başta pdişh ve sadrzam olmak üzere diğer devlet erknının ayrı ayrı teşrifat defterleri bulunurdu.

Pdişhın cülusu, bayram tebrikleri, donanmanın denize inmesi, Mısır haznesinin gelmesi, tyin olanlara hilat giydirilmesi vs. gibi mersimlerden teşriftçı sorumluydu.

Teşriftçının emrinde bir teşrift kalemi olup, kendisi bu kalemin şefiydi. Bu kalemde sırasıyla, teşrift kesedrı, teşrift halfesi, kaftancıbaşı ve teşrift kesedrı yamağı bulunurdu. Teşrift halfesi ve kesedrı, teşriftçının muvinlerinden olup, mersimlerin bütün sicillerini korumakla görevliydiler. Kaftancıbaşıysa, pdişh veya sadrzamın huzurlarına kabul ettiklerine giydirecekleri hilatleri muhfaza ederdi.

Sultan Üçüncü Ahmed Han zamnında Dvnı hümyndan paşa kapısına nakledilen teşriftçılık eski önemini burada da muhfaza etmiştir. Bundan dolayı teşriftçı üzeri menekşe ipek kumaşla dikili üst kürkü giyerdi. Halbuki bu kürkü sadrzamın maiyeti olan amedci ve kethüd beyin maiyeti dahi giyemezlerdi.

onthejob kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? onthejob

  • İş sahasında yetiştirme ile ilgili.

mademki kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? mademki

Madem
  • Madem.
  • İngilizcesi :Wheras.
  • İngilizcesi :Nachdem.

Parenthesis kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? Parenthesis

Ayraç, Parantez

büyük aptes kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? büyük aptes

dışkı, kaka.

sertzar kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? sertzar

Beyni saran zarların en dışta ve en sert olanı

Hucurat suresı kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? Hucurat suresı

HUCURT SRESİ



Kur'nı Kerm'in kırkdokuzcu sresi, Medine'de nazil olmuştur. sekiz yet, üçyüzkırk kelime, bindörtyüz yetmişaltı harftir. Fasılası Mim ve Nun'dur. Dördüncü yetinde geçen "hucurt" (odalar) kelimesinin sreye ad olarak verilmesi şu olaydan kaynaklanır:

Hz. Peygamberimiz (s.a.s)'in Medine'de eşlerine ait dokuz oda vardı ve bunlar mescide bitişikti. Hicr 9. yılda, henüz müslüman olmamış Temmoğulları kabilesinden bir grup mescide gelerek, Hz. Peygamber'in eşlerinin bulunduğu odaların arkasından bağıra bağıra "Muhammed! Muhammed" diye Hz. Peygamber'i çağırdılar ve şiir okumak istediler. Araplar da bazı sorunlar şiirle çözümlenir, kim daha güzel şiir okursa onun tezi kabul edilirdi. Temm kabilesinin şiirlerine karşılık Hassan b. Sbit şiir okudu ve bu kabilenin ileri gelenlerinden Akra b. Hbis müslüman oldu. İşte dördüncü yette "odaların arkasından sana seslenenlerin çoğunun akılları ermez" buyruğu bu olayla ilgilidir.

Hucurt sresi, mü'minler arasında ve Hz. Peygamber'e karşı davranış kurallarını, db ilkelerini belirtmektedir.

Mü'minler, Allah ve Raslü'nden önce bir hüküm beyan etmeye kalkışmamalıdırlar. Hz. Peygamber ile konuşurken son derece nazik olmalıdırlar. Fasıkların çıkardığı haberlere hemen inanılmamalı ve doğruluğu araştırılmalıdır. Mü'min iki grup savaşırsa araları düzeltilmelidir. Eğer bir grup sulh teşebbüsüne yanaşmayıp saldırıya devam ediyorsa yola gelinceye kadar o grupla savaşılmalı, sonunda da adaletle davranılmalıdır.

Mü'minler kardeştir ve bozuşan kardeşlerin arası düzeltilmelidir. Mü'minler birbiriyle alay etmemeli, birbirini kötü lakapla çağırmamalı ve kusur aramamalıdır. Birbirlerini çekiştirmemeli, zandan ve gizli şeylerin araştırılmasından uzak durmalıdırlar. Herkes Allah katında eşittir, üstünlük ancak takva iledir. Mü'min, Allah'a ve Raslü'ne kesinlikle inanan ve malıyla canıyla cihad eden kimsedir. En büyük nimet imandır. Kimin gerçekten iman ettiğini gayba ve herşeye vakıf olan Allah bilir. Srenin ana mesajları şöyledir:

Allah ve Raslü'nün Hükmünün Üstünlüğü Meselesi:

Srenin ilk ayetinde "Allah ve Raslü'nün önüne geçilmemesi" öğüdü, Ahzb sresindeki şu ayetle açıklığa kavuşmaktadır: ''Allah ve Raslü'nün hüküm koyduğu konularda hiçbir müslümana muhayyerlik (hür düşünce, kendi kendine karar verme yetkisi) verilmemiştir'' (elAhzb, 33/36). Meşhur Muaz hadisi de bu hususta açık bir huccettir: Hz. Muaz (r.a), Yemen'e vali olarak giderken, Hz. Peygamber ona "ey Muaz, ne ile hüküm vereceksin?" diye sormuş, o da "Allah'ın Kitabı, Raslullah'ın sünneti ve bunlarda bulamazsa ictihadı ile hüküm vereceğini" söylemiştir. Raslullah da onun cevabı üzerine: "Raslü'nün elçisini peygamberinin razı olduğu şekilde muvaffak kılan Allah'a hamd olsun" buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 230; Şfi, el Umm, VII, 273; Tirmiz, Ahkm, 3; Eb Dvd, II, 7576 vd.).

Öte yandan altıncı yette: "Ey iman edenler, bir fsık size haber getirirse onun doğru olup olmadığını araştırıp açığa çıkarın, yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz" buyruğu, Nis suresinin 93. yetindeki "Onlar kendilerine gelen haberi Rasle ve aralarındaki emir sahiplerine yöneticiler, limler) götürselerdi, içlerinden işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar onun ne olduğunu bilirlerdi" yetiyle ve ''Ey inananlar! Allah'a itaat edin, Rasule ve sizden olan emir sahibine (Ulu'lEmre) itaat edin. Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve Raslü'ne gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Raslü'ne götürün (Kur'n ve Sünnet'le hüküm verin). Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir'' (enNisa, 4/59) ve "Yeryüzünde bozgunculuk yapan aşırıların emrine uymayın" (eşŞuar, 26/52) yetiyle bu konu açıklığa kavuşmaktadır. İslm limleri, Ulu'lemr'in ulema ve umera olduğunu söylemiştir. Hz. Peygamber'in ilk uygulamalarında da emanet ehline verilmiş; yöneticiler, toplumun ileri gelenleri, aynı zamanda lim ve takva sahibi müslümanlardan meydana gelmiştir. İtaat edilmesi sözkonusu olanlar, bu tür kişilerdir. Aynı zamanda "sizden olan" ibaresi de itaatin ancak müslüman olana olması gerektiğini ifade etmektedir. Raslullah bu konuda: "Allah'a isyan hususunda mire itaat olmaz" buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, 426). Ve yine O; "İtaat ancak iyi şeylerde olur", "Günah işlemesi emredilirse o emir dinlenmez ve itaat edilmez"; ''Emrime itaat eden bana itaat etmiştir, bana itaat eden Allah'a itaat etmiştir" buyurmaktadır (Buhr, Ahkm, 14; Ebu Dvd, Cihad, 87).

İslm toplumunda temel kanun Kur'n ve Sünnet'tir. Hayat bu temelllerde yükselir. İhtilaflar, Kur'n, Sünnet, icma, kıyas, ulu'lemr'in şrası ve İmamın kararı ile çözümlenir. Bunun dışında Kitap ve Sünnet'in dışına çıkmak, "Allah'a ve Raslü'ne gelin" dendiğinde yüz çevirmek münfıkların, kfirlerin btıla sapanların, tğuta (azgınlığa çağıran, yoldan çıkaran her şey) başvuranların yoludur ve onlar için "Allah elçisinin emrine aykırı davrananlar kendilerine bir belnın çarpmasından yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar" yeti inmiştir (enNr, 24/63).

Hz. Peygamber'e Karşı Edebli Olmak:

"Ey inananlar. Peygamberin yanında seslerinizi onun sesinden daha çok yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi onunla bağırarak konuşmayın ki, siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider. Raslullah'ın yanında seslerini kısanlar öyle kimselerdir ki Allah onların kalblerini takva için imtihan etmiştir. Onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükfat vardır. Odaların ardından seni çağıranların çoğu aklı ermeyenlerdir..."(24).

Hz. Peygamber herkes gibi bir insandır (Müslim, III, 1337), ancak o peygamber olması ile diğer insanlardan farklı bir konumdadır. Ona karşı düşünce ve davranışlarda dikkatli olmalıdır. Onunla konuşurken hiç kimse sesini yükseltmemeli, bağıra çağıra konuşmamalıdır. Ona hitap ederken adıyla hitap edilmemelidir. Onun adı anıldığında saltü selm getirilmesi müslüman olduğunu iddia edenlerin üzerinde vcip olan bir ilkedir. Ne yazık ki her devirde ve günümüzde bazı insanların özellikle ondan söz ederken saltü selam getirmesi bir yana, ona karşı edepli bir üslup kullanmadıkları görülür.

Ayrıca yetlerdeki ifadeler sadece özel konuda değil, bütün insanlar arasında da adab, nezaket, görgü, incelik ilkeleri vazetmektedir. Yeryüzünde müslümanlar kadar latif, nazik, terbiyeli insanlar bulunmaz. Tıpkı chiliyye Arapları gibi yirminci yüzyılda da insanların çoğu bağıra çağıra konuşmayı, bir üstünlük sanırlar. Oysa bu kabalıktır. İşte yet bu ince ölçüyü vazetmektedir. Bu ses yükseltme olayı, bir başka buyrukta Raslullah tarafından "Siz uzakta birine değil, çok yakınınızda olana hitap ediyorsunuz" şeklinde ifade edilmiştir. Araplar, ibadete ve konuşmalarda seslerini kısmayı ondan öğrendiler. Yine yukarıdaki buyruklar, bir kimsenin evinden bağırarak çağırılmaması adabını da getirmektedir. Bu buyruk da şu yetle birlikte değerlendirilmelidir: ''Sesini kıs'' (Lokmn, 31/18).

Fasıkların Haberi:

"Ey inananlar! Bir fasık size haber getirirse onun doğru olup olmadığını araştırıp açığa çıkarın yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz. İyice bilin ki aranızda Allah'ın Raslü vardır. Pek çok işlerde o size uysaydı sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu kalblerinizde süsledi. İmansızlığı, fsıklığı isyanı size çirkin gösterdi. İşte onlar kemle erenlerdir" (67) .

Müfessirler altıncı yetin nüzl sebebini Velid b. Ukbe'nin Raslullah tarafından Mustalikoğulları kabilesine zekt toplamaya gönderilmesi ve onun korkarak geri dönüp Peygambere bu kabilenin zekt vermeyi reddettiği ve kendisini öldürmeye kalkıştıkları yalanını uydurmasından sonra indiğini belirtmişlerdir. Hatta Raslullah ona inanarak hemen bir ordu hazırlamış. Mustalikoğulları üzerine gitmeye kalkışmıştır. Ancak bu kabilenin başı Haris b. Dırar Hz. Peygamber'e gelerek zekt vermeye hazır olduklarını, Velid'i hiç görmediklerini söyleyince bu yet nazil olmuştur. yetten çıkarılan hükümlerle İslm hukuku da fasıkların şahitliği kabul edilmemektedir. Hadis uslünde de yalan haberlerin önlenmesi bakımından İslm limleri Kur'n'ın cerh ve belirlediği prensibe dayanarak Ta'dil ilmini geliştirmişlerdir.

Ayetin devamında, Raslullah aralarında bulunduğu halde kendi görüşlerini ısrarla savunan ve hemen Mustalikoğullarına karşı savaş açılmasını söyleyenlere hitap edilmiştir: "O size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz"

Srede ele alınan diğer bir konu da "Mü'min grupların savaşıdır"

''Mü'minlerden iki grup savaşırsa hemen aralarını bulup düzeltin (barıştırın). Eğer onlardan biri diğerine tecavüz etmeye devam ediyorsa Allah'ın emrine dönünceye kadar siz de onunla savaşın. Sonunda Allah'ın emrine dönerse artık aralarını bulup adaletle düzeltin ve daima adaletli hareket edin, çünkü Allah adaletli hareket edenleri sever" (9).

Bu yetin hemen arkasından gelen yette "mü'minler ancak kardeştirler" buyruğu vardır. İslm grupların birbiriyle savaşması bu yetlerle yasaklanmıştır. Her şeye rağmen iki grup birbiriyle savaşırsa, onların arasını düzeltmek; eğer iki taraftan biri durur diğeri hl savaşa devam ederse duran tarafın yanında savaşa girmek de İslm ümmetinin üzerine farzdır. Çünkü ısrarla savaş istemekle onlar Allah'a karşı gelmiş olmaktadırlar. Raslullah, "bize silah çeken bizden değildir'' buyurur. Bu yetler İslm'ın adaletini ortaya koyan, mü'minler'in barışık olmasını temel bir ilke olarak belirleyen buyruklardır. Bir kısım limler bu emrin cihddan daha faziletli olduğunu, Hz. Ali'nin slere karşı hareketini örnek göstererek, bütün müslümanların, devlete karşı ayaklanan s, şak, eşkıya ve bağlere karşı durmaları hususunda ittifak etmiştir. Fsık bir devlete, zalim bir devlet başkanına karşı ayaklananlara karşı çıkmak veya yardım etmek konusunda ise görüş birliği yoktur. Bu konu, ulu'lemre ve maslahata göre değerlendirilir. Mesel işgal altındaki topraklarda zulme karşı cihad hareketi esnasında mü'minler arasında da savaş çıkması durumunda her müslüman mazlum olan tarafta yer almıştır.

Srenin devamında Mü'minlerin ahlak tavırları ele alınmaktadır:

Allah, mü'minlere şöyle yol gösteriyor: "Ey inananlar! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; (alay edilenler) onlardan daha iyi ve hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınlarla eğlenmesin; (eğleşilenler) onlardan daha hayırlı ve iyi olabilirler. Kendi kendinizi kötülemeyin; birbirinize kötü lakap takmayın. İmandan sonra fsıklık adı ne kötüdür. Bundan tövbe edip vazgeçmeyenler zalimlerin ta kendileridir" (11). yetin hitap tarzından İslm toplumunun kadınlıerkekli topluluklara izin vermediği de anlaşılmaktadır. yet, insanlarla kesinlikle alay edilmemesini, kötü lakaplar takılmamasını bildirmektedir. yetin, bir adamın hoşlanmadığı bir lakabla çağrılmasından veya mü'minlerin annesi Safiyye'ye mü'min kadınların; "yahud kızı" demesi üzerine nazl olduğu söylenmiştir.

''Zannın çoğundan kaçının, çünkü bazı zanlar günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın, birbirinizi gıybet etmeyin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yer mi? Bundan tiksindirici değil mi? Allah'tan korkun! Şüphesiz Allah çok bağışlayan çok acıyandır" (12). Bu yeti tefsir eden yet: "Diliyle çekiştirip yüzüne de alay edenin vay haline" (elHümeze, 104/1) müslümanlar birbirlerinin gizli hallerini araştırmazlar. Birbirlerini teşhir ve tekfir etmezler. Kusurların üzeri örtülür. Kimse hakkında hoşlanmayacağı şeyleri arkasından konuşmak, taşımak müslümana yakışmaz. Kişiye, duyduğu her şeyi nakletmesi günah ve azab olarak yeterlidir. Hayattayken de öldükten sonra da müslüman hakkında hep hayırla söz edilir. Ölüler ardından hayır konuşulur. Zan ile söylenen söz; sözlerin en yalanıdır. Hiç bir müslümanın haysiyet ve şerefine, kişiliğine alayla, gıybetle, iftirayla yaklaşılmaz. Üstü kapalı, işaretle, ima yoluyla kaşgöz hareketiyle konuşmak İslm dışıdır. Ancak kötülük yapan, zalim kişilerin şikyet edilmesi veya mahkemede bir olayın anlatılmasında, hadis ravilerinin incelenmesinde istisnalar vardır. Bunların dışında, kişilerin arkadan çekiştirilmesinde, konuşulanlar doğru ise gıybet, yanlış olsa iftira olur. İftira da sahibine döner. Buna bağlı olarak, müslüman, yanında bir başkasının gıybeti yapılırken ya konuşanı susturmak, yahut gıybet edilen kişiyi müdafaa eder ya da o meclisten gider. Zira, iki melek her sözü yazmaktadır; (Kf, 50/17,18). Ve Hz. İbrahim'in duasının bilincine varır: "Sonrakilerin, beni güzel bir şekilde anmalarını sağla (eşŞuara, 26/84). Bu hususta İslm ahlkı şu formülü benimsemiştir: Eline, beline diline sahip ol: "Bilmediğin şeylerin ardına düşme" (elİsr, 17/36) ve "Ya hayır konuş yahut sus" (Buhar, Edeb 85; Müslim, İman, 74; Davd, Edeb, 123; Tirmizi, Birr, 43)

Srenin önemli mesajlarından de Allah katında üstünlüğün takva ile olduğunu ifade buyurmasıdır:

Hucurt sresinin on üçüncü ayetinde insanların Adem ile Havva'dan yaratıldığı, sonra tanışmaları için bile ve soylara ayrıldıkları, Allah katında üstünlüğün takvaca en ileri olmakla gerçekleşeceği buyurulmaktadır. Hz. Peygamber, veda hutbesinde; "Rabbiniz birdir. Arabın Arap olmayana, siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Üstünlük takva iledir'' buyurmuştur. O, Allah'ın insanların şekillerine ve mallarına değil, kalplerine ve amellerine baktığını, en değerli insanın Allah'tan en çok sakınan olduğunu bildirmiştir (Camiu'sSağir, I, 61).

Bir kısım insanlar Hucurt sresinin ondördüncü yetinde geçtiği şekilde ''İman etmediniz ama yine de itaat ettik deyin, henüz kalplerinize iman girip yerleşmemiştir. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz O sizi amellerinizden en küçük bir miktar dahi eksiltmez... İmanlarında sadık olanlar o mü'minlerdir ki Allah'a ve Peygamberine iman ettikten sonra şüphe etmeksizin Allah yolunda can ve mallarıyla savaşırlar. Ey peygamber, iman ettiklerini iddia eden o bedevilere de ki; Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz?.. Onlar İslm'a girişlerini senin başına kakıyorlar... Allah yaptığınız her şeyi görmektedir'' (1418).

yette İslm'ın zaferinden sonra müslümanlığı dille kabul eden ama hayatlarına geçirmeyenlerden bahsedilmektedir. Savaşmadan müslüman olan bir kısım bedevinin Peygamber'den mal, mülk istemesine karşı, onların bu tutumu, İslm'ı başa kakmak diye nitelendirilmiştir ki, imanı zayıf olanların bu tavrı her zaman bu tutum süregelmiştir. Her zaman ve devirde bir kısım insanlar İslm'a girişlerini başa kakar gibi, birtakım bedeller almak düşüncesi gütmektedirler.

Şmil İA

voleybol, -lü kelime anlamı nedir ? ne demek ? sözlük anlamı ? voleybol, -lü

uçantop.
123