Müslüman Nedir ? Ne Demek ?

Müslüman Kelime Anlamı Nedir ?

1-)Alm. Muslim (m), Fr. Musulman (m), İng. Muslim. İslam dinine inanıp kabul eden. Îman edip de, ibadet edene “Müslüman” veya “Müslim” denir. Mümin de, müslim ile aynı manadadır. Müslüman, Arapça (müslim) kelimesinin Farsçadaki şeklidir.

Allahü tealanın, insanların dünya ve ahirette saadete, kurtuluşa kavuşmaları için gönderdiği hak, gerçek olan dinlerde bildirilen iman esaslarını diliyle söyleyip, kalbiyle tasdik eden ve yapılması emredilen ibadetleri yerine getiren kimseye mümin veya müslim (Müslüman) denilmiştir. İlk Peygamber Âdem aleyhisselamdan, son Peygamber Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve selleme kadar bütün peygamberlerin her sözünün doğru, kıymetli ve faydalı olduğuna inanan kimse Müslümandır. Fakat Muhammed aleyhisselamın Peygamberliğini bildirdiği zamandan itibaren, dünyada bulunan ve kıyamete kadar gelecek bütün insanların Müslüman olabilmeleri için O’nun peygamberliğini kabul etmeleri ve bildirdiği her sözüne hiç tereddüt etmeden inanmaları lazımdır. (Bkz. Din, Îman)

Son din olan İslamiyetin gönderilmesinden sonra, Allah bütün insanların bu dine uymalarını emretmiştir (Bkz. İslamiyet). Bir insanın hakiki Müslüman olması, her sözünde ve hareketinde Muhammed aleyhisselama tabi olması ile mümkündür.

Hakiki Müslüman demek; iman, amel ve ahlakta yükselmiş, manevi ve maddi olarak üstün vasıflara sahip kimse demektir. İslam dini, insanları ruhen ve bedenen yükseltmek için gönderilmiştir. Müslüman, İslamiyete bağlandığı ve uyduğu nisbette yükselir. Böyle yükselen bir Müslüman, dostlarına ve düşmanlarına hep iyilik, adalet, cömertlik yapar. Nitekim Peygamberimiz buyurdu ki:

İyi huyları tamamlamak, iyi ahlakı dünyaya yaymak için gönderildim.

Îmanı yüksek olanınız, ahlakı güzel olanınızdır.

Müslüman demek, Müslümanlara eli ve diliyle zarar vermeyen kimse demektir.

Kamil bir Müslümanın yüksek vasıfları saymakla bitirilemez. Çünkü İslamiyet; içine daldıkça genişleyen, büyüyen bir derya gibidir. Ancak her Müslümanda muhakkak bulunması gereken ortak vasıflar şöyle sıralanabilir:

Bir Müslümanın ruhunun temizliği esastır. Yalan söyleyen, hilekarlık yapan, insanları aldatan, zulüm eden, haksızlık yapan, dindaşlarına yardım etmeyen, azamet satan (büyüklük taslayan), yalnız kendi çıkarını düşünen bir kimse, ne kadar çok ibadet ederse etsin, kamil (olgun) Müslüman sayılmaz. Bu gibi kimselerin ibadetlerine sevap verilmez. İslam dininde yasaklardan sakınmak, emirleri yapmaktan daha önce gelmektedir. Kamil (olgun) bir Müslüman, her şeyden önce tam ve mükemmel bir insandır. Güler yüzlü, tatlı dilli, doğru sözlüdür. Kızmak nedir bilmez. Resulullah efendimiz buyurdular ki:

Kendisine yumuşaklık verilen kimseye dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.

Allahü teala refiktir. Yumuşaklığı sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri ve başka hiçbir şeye vermediğini, yumuşak davrananlara ihsan eder.

Yumuşak davranmayan hayır yapmamış olur.

İçinizden en sevdiğim kimse, huyu en güzel olanınızdır.

Kızdığı zaman istediğini yapabilecek bir kimse kızmazsa, Allahü teala kıyamet günü onu herkesin ortasında çağırır. Cennette istediğin hurinin yanına git der.

Cehennem’e girmesi haram olan ve Cehennem’in de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse, insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.

Allah için aşağı gönüllü olanı, Allahü teala yükseltir. Bu, kendini küçük görür. Fakat, insanların gözünde büyüktür. Bir kimse, kendini başkalarından üstün tutarsa, Allahü teala onu alçaltır. Herkesin gözünde küçük olur. Kendini yalnız kendisi büyük görür. Hatta köpekten, domuzdan daha aşağı görünür.

Müslüman son derece alçak gönüllüdür. Kendisine başvuran herkesi dinler ve imkan buldukça yardım eder.

Müslüman vakurdur, kibardır. Âilesini ve vatanını sever. Peygamberimiz “Vatan sevgisi imandan gelir” buyurmuştur. İşte bunun için vatanına saldıranlara karşı canla başla karşı koyar.

1560 tarihinde bir Alman rahibi tarafından yazılan eserde şöyle denilmektedir: “Müslüman Türklerin ne için her seferde bizi yendiklerini şimdi anladım. Burada bir gaza (savaş) olduğu zaman, Müslümanlar derhal silahlarına sarılıp, vatanları ve dinleri uğruna seve seve çarpışmakta ve ölmektedirler. Gazada ölenlerin Cennet’e gideceklerine inanıyorlar. Halbuki bizde bir harp ihtimali olunca, herkes askere gitmemek için saklanacak yer arar. Zorla askere alınanlar ise, isteksiz döğüşürler.”

Cenab-ı Hak, kullarının nasıl olmasını istediğini Kur’an-ı kerimde şöyle açıklamaktadır: Fürkun suresinin 63-68. ayetlerinde mealen; “Rahmanın (yani kullarına acıması çok olan Allah’ın) kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile yumuşak yumuşak yürürler. Bilgisizler kendilerine sataştığı zaman onlara; “Sağlık, esenlik size” gibi güzel sözler söylerler. Onlar, yatışlarında ve kalkışlarında hep Allah’ı anar, O’na hamdederler. Onlar; “Rabbim, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu O’nun azabı sürekli ve acıdır, orası şüphesiz kötü bir yer, kötü bir duraktır” diye Allah’a yalvarırlar. Onlar bir şey sarf ettikleri zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik, ikisi ortası bir yol tutarlar ve kimsenin hakkını kesmezler. Onlar Allah’a eş koşmazlar. Allah’ın dokunulmasını haram ettiği canı kıyıp kimseyi öldürmezler. Ancak suçluları cezalandırırlar. Zina etmezler” ve 72-74. ayetlerinde mealen; “Yalan yere şehadet etmezler. Faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Böyle faydasız veya güçle yapılan bir işe tesadüfen karışacak olurlarsa, yüz çevirip vakarla uzaklaşırlar. Kendilerine Allah’ın ayetleri hatırlatıldığı zaman, körler ve sağırlar gibi görmemezlik, dinlememezlik etmezler. Onlar “Rabbim, bize eş ve çocuk olarak gözümüzü aydınlatacak kişiler ihsan et! Bizi, Allah’a karşı gelmekten, sakınanlara önder yap” diye yalvarırlar.” buyrulmaktadır.

Kamil Müslüman, anasına, babasına, hocasına, amirine, memleketinin büyüklerine karşı son derecede saygılıdır. Lüzumsuz şeylerle uğraşmaz. Ancak faydalı şeylerle meşgul olur, kumar oynamaz. Vaktini boş geçirmez.

Kamil Müslüman, ibadetini yapar. Allah’a olan şükran borcunu öder. Bu ibadet, yalnız laf olsun veya yasak ortadan kalksın diye yapılmaz. Bu ibadet, büyük bir Allah sevgisiyle yapılmalıdır. Allah’tan korkmak demek, O’nu çok sevmek demektir. İnsan nasıl çok sevdiği bir kimsenin üzülmesini istemez ve onu üzeceğim diye korkarsa, Allah’a ibadet de, O’na olan sevgimizi ispatlayacak bir şekilde yapılmalıdır. Allah’ın bize verdiği nimetler o kadar büyüktür ki, O’na olan şükran borcumuzu ancak O’nu çok severek ve O’na candan ibadet ederek ödeyebiliriz. Bu ibadet, Allah ile kul arasındadır (Bkz. İbadet). Allahü teala kendisine ibadette kusur edenleri belki affeder. Fakat başkasının hakkına tecavüz ve onlara fenalık edenlerle üzerinde başkasının hakkı bulunanları, hak sahipleri affetmedikçe asla affetmez.

Allahü tealanın, kullarının ibadetlerine ihtiyacı yoktur. İbadetler insanlara faydalı olduğu ve Allahü tealayı tanımaları için emr edilmiştir. Fakat insanlar, birbirine muhtaç yaratılmışlardır. Peygamber efendimiz birçok Hadis-i şerifinde, Müslümanların, diğer din kardeşlerine yardımcı olmalarını, onlara iyilik yapmalarını, ihtiyaçlarını gidermelerini ve onları sevindirmelerini emir ve tavsiye etmektedir. Bu hadis-i şeriflerden birkaçı şunlardır:

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Birbirlerini incitmezler, üzmezler. Bir kimse, din kardeşinin bir işine yardım etse, Allah da onun işini kolaylaştırır. Bir kimse, bir Müslümanın sıkıntısını giderir, onu sevindirirse, kıyamet gününün en sıkıntılı zamanlarında Allah da onu sıkıntıdan kurtarır. Bir kimse bir Müslümanın aybını, kusurunu örterse, Allah, kıyamet günü onun ayıplarını, kabahatlerini örter.

Bir kimse, din kardeşinin yardımcısı oldukça Allah da onun yardımcısı olur.

Allahü teala, bazı kullarını başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak, onlara yardımcı otmak için yaratmıştır. İhtiyacı olanlar bunlara başvurur. Bunlar için ahirette azap korkusu olmayacakdır.

Allahü teala, bazı kullarına dünyada çok nimet vermiştir. Bunları kullarına faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri Allah’ın kullarına dağıtırlarsa, nimetleri azalmaz. Bu nimetleri Allahü tealanın kullarına ulaştırmazlarsa, Allah nimetlerini bunlardan alır. Başkalarına verir.

Bir kimsenin, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılaması, on sene itikaf etmesinden daha kazançlıdır. Allah rızası için bir gün itikaf yapmak ise, insanı Cehennem ateşinden pekçok uzaklaştırır.

Bir kimse, din kardeşinin bir işini yaparsa, onun için binlerce melek dua eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı affolur ve kendisine kıyamette nimetler verilir.

Bir kimse, din kardeşinin bir işini yapmak için giderse, her adımında birçok günahı affedilir ve yetmiş sevap verilir. Bu iş bitinceye kadar, böyle devam eder. İş yapılınca, bütün günahları affedilir. Bu işi yaparken ölürse, sorgusuz, hesabsız Cennet’e girer.

Allah’ın en sevdiği iş, elbise vererek veya doyurarak veya başka bir ihtiyacını karşılayarak, bir mümini sevindirmektir.

Allah’ın farzlardan sonra en çok sevdiği iş bir mümini sevindirmektir.

Bir kimse bir mümine bir iyilik yapınca, Allah bir melek yaratır. Bu melek, hep ibadet eder. İbadetlerinin sevapları bu kimseye verilir. Bu kimse, ölünce, kabre konunca, bu melek nurlu ve sevimli olarak bunun kabrine gelir. Meleği görünce ferahlanır, neşelenir. Sen kimsin der. Ben, falanca kimseye yaptığın iyilik ve onun kalbine koyduğun neşeyim. Allahü teala beni bugün seni sevindirmeğe ve kıyamet günü sana şefaat etmeğe ve Cennet’teki yerini sana göstermek için gönderdi der.

Îmanı en kuvvetli olanınız. Ahlakı en güzel ve zevcesine karşı en yumuşak olanınızdır.

İbadetlerin en kolayı ve en hafifi, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır. Bu sözüme iyi dikkat ediniz!

Bir kimse, hazret-i Peygamberin karşısına gelip, işlerin en iyisi hangisidir dedi. “Güzel huylu olmaktır.” buyurdu. Kalkıp, biraz sonra, sağ tarafına gelip, yine sordu. Yine; “İyi huylu olmaktır.” buyurdu. Gidip, sonra sol tarafına gelip, Allahü tealanın en sevdiği iş nedir dedi. Yine; “İyi huylu olmaktır.” buyurdu. Sonra, arkadan gelip, en iyi, en kıymetli iş nedir dedi. Hazret-i Peygamber, ona karşı dönüp; “İyi huylu olmak ne demektir, anlayamadın mı? Elinden geldiği kadar kimseye kızmamağa çalış.” buyurdu.

Kimse ile münakaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen Müslümanın Cennet’e gireceğini size söz veriyorum. Şaka yapmak, yanındakileri güldürmek için olsa bile, yalan söylemeyenin Cennet’e gireceğini size söz veriyorum. İyi huylu olanın Cennet’in yüksek derecelerine kavuşacağını size söz veriyorum.

Allahü teala buyuruyor ki: “Size gönderdiğim İslam dininden razıyım.” (Yani, bu dini kabul edenlerden, bu dinin emir ve yasaklarına tabi olanlardan razı olurum. Onları severim). Bu dinde olmak, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla tamam olur. Dininizin tamam olduğunu hergün, bu ikisi ile belli ediniz!

Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, insanın günahlarını eritir, yok eder. Sirke balı bozduğu, yenilmez hale soktuğu gibi, kötü huylu olmak, insanın ibadetlerini bozar, yok eder.

Allah, yumuşak huylu olanları sever ve onlara yardımcı olur. Sert, öfkeli olanlara yardım etmez.

Cennet’in yüksek derecelerine kavuşmak isteyen, saygısızlık yapana yumuşak davransın! Zulmedeni affetsin! Malını esirgeyene ihsanda bulunsun! Kendisini arayıp sormayan ahbabını, akrabasını gözetsin!

Kuvvetli olmak, başkasını yenmek demek değildir. Kuvvetli olmak, kahraman olmak, kendi öfkesini yenen demektir.

Selam verirken güler yüzlü olana, sadaka verenlerin kavuştuğu sevaplar verilir.

Din kardeşlerine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş, diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek, başkalarına su vermek hep sadakadır.

Cennet’te öyle köşkler vardır ki, içinde bulunan kimse, her dilediği yeri görür ve dilediği her yere kendini gösterir.

Ebu Malik-il-Eş’ari, böyle köşkler kimlere verilecektir dedi. “Tatlı sözlü, eli açık ve herkesin uyuduğu zaman Allahü tealanın varlığını, büyüklüğünü düşünen ve O’na yalvaranlara verilecektir.” buyurdu.


2-)İslam dininden olan kimse.


3-)Dine bağlı, dindar.


4-)Doğru, haktan ayrılmaz kimse.


5-)Bk. islam


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 

Kelime Türü Nedir ?


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Muslim.
İngilizcesi İngilizce
Moslem.
İngilizcesi İngilizce
Mohammedan.
İngilizcesi İngilizce
Mahometan.
İngilizcesi İngilizce
Mussulman.
İngilizcesi İngilizce
Muhammadan.

  • Allah katında dinin adı İslam kitabı kuran peygamberi hazreti muhammed tir,İslam olma yolu kitabıyla önderiyle açıkça belirlidir aracıya gerek ve ihtiyaç yoktur.İnanan ve bu yolda olan herkes müslimdir.Müslümanlık denen toplulukta sonsuz sayıda önderler vardır onların sözleri muteber tutulur.Kurana iman olsa aracılara gerek kalmayacak Herkes kuranı okusa içinde ne var neyok öğrense bilgili bir toplum olunacağından helalmi harammı caizmi değilmi diye kimselere sormak ihtiyacı hiissedilmeyecek cehaletin önüne geçilecek.
  • Allah katında dinin adı İslam kitabı kuran peygamberi hazreti muhammed tir,İslam olma yolu kitabıyla önderiyle açıkça belirlidir aracıya gerek ve ihtiyaç yoktur.İnanan ve bu yolda olan herkes müslimdir.Müslümanlık denen toplulukta sonsuz sayıda önderler vardır onların sözleri muteber tutulur.Kurana iman olsa aracılara gerek kalmayacak Herkes kuranı okusa içinde ne var neyok öğrense bilgili bir toplum olunacağından helalmi harammı caizmi değilmi diye kimselere sormak ihtiyacı hiissedilmeyecek cehaletin önüne geçilecek.

Sizde içinde Müslüman kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Müslüman kelimesi anlamı 2171 defa okunmuştur. [250674] Müslüman kelime anlamı, Müslüman nedir, Müslüman ne demek, Müslüman sözlük anlamı

Paylaş