Ramazan Nedir ? Ne Demek ?

Ramazan Kelime Anlamı Nedir ?

1-)İslamiyette oruç tutulan ay. Mübarek üç ayların üçüncüsüdür. Kameri aylar arasında dokuzuncu sıradadır.Ramazan, lügatta “yanmak” demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur. Ramazan, oruç ayıdır. Bu aya yetişen akıllı ve baliğ (ergen, evlenecek yaşa gelmiş olan) Müslümanlara oruç tutmak emredilmiştir (Bkz. Oruç). Bakara suresi 185. ayet-i kerimesinde mealen; “O sayılı günler Ramazan ayıdır ki, Kur’an-ı kerim o ay içinde indirilmiştir. O Kur’an-ı kerim, insanları Hakk’a ulaştırır, helal ve haramda ve din hükümlerinde hakkı batıldan ayırır.Sizden her kim Ramazan ayına erişirse (hazır olur, hasta ve misafir olmazsa) orucunu tutsun. Kim hasta olur, yahut seferde bulunursa, oruç tutmadığı günler sayısınca sıhhat ve ikamet halinde orucunu kaza etsin. Allah size kolaylık diler, size güçlük dilemez.” buyruldu.

Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farz ibadetlere verilen sevap gibidir.

Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azad olur, kurtulur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir.

Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi günah işlemekle geçer.

Bu ayda elden geldiği kadar, ibadet etmelidir. Allahü tealanın razı olduğu beğendiği işleri yapmalıdır. Bu ay, ahireti kazanmak için fırsattır. Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır.

Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

Bu ayda her gece, Cehenneme girmesi gereken binlerce Müslüman affolur, azad olur, kurtulur. Bu ayda, rahmet ve Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır.

Ramazan ayının fazileti: Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” Resulullah efendimiz Şaban ayının son günü hutbede buyurdu ki: “Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece (Kadir Gecesi), bin aydan daha faydalıdır. Allahü teala, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabır edenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teala, onu Cehennem ateşinden azad eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.”

Eshab-ı kiram, dediler ki: Ya Resulallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar edecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden azad olmaktır. Bu ayda, işçinin, memurun, askerin ve talebenin vazifesini hafifleten patronları, amirleri, kumandanları ve müdürleri,Allahü teala affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teala çok sever. Bunlar, Kelime-i şehadet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de zaten her zaman yapmamız lazımdır. Bunlar da Allahü tealadan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O’na sığınmakdır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır.”

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:

Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını, Allahü tealadan beklerse, geçmiş günahları affolur.

Allahü teala benim ümmetime, Ramazan-ı şerifte beş şey ihsan eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir:

1. Ramazanın birinci gecesi, Allahü teala müminlere rahmet eder. Rahmetle baktığı kuluna hiç azab etmez.

2. İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü tealaya her kokudan daha güzel gelir.

3. Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için dua eder.

4. Allahü teala, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ı şerifte Cennette yer tayin eder.

5. Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan müminlerin hepsini affeder.

Diğer hadis-i şeriflerde buyruluyor ki:

Ramazan ayında Cuma gününü taatla geçiren, bin seneden çok ibadet etmiş gibi olur.

Dikkatli olun! Ramazan ayındaki sevap ve günahlar katlarıyle yazılır. Ramazanda çok namaz kılınız! Çok Kur’an-ı kerim okuyunuz! Çünkü Ramazan ayında okunan Kur’an-ı kerimin her harfi için, Cenab-ı Hak, Cennet bahçelerinden bir bahçe ihsan eder.

Ramazan ayını baştan sona kadar oruçla geçiren günah bakımından anasından doğduğu gün gibi olur. Yani hiç günahı kalmaz.

Ramazan ayında bir gün oruç tutana Cennette bir köşk verilir. Bu köşkün bin kapısı vardır. Her kapısının önünde büyük bir ağaç bulunur. O kadar büyüktür ki, bir süvari yüz sene gölgesinden yürüse, gölgesinden çıkamaz.

Ramazan ayının her gününde, iftar zamanında Allahü teala kendilerine azab yapılması lazım olan binlerce günahkarı Cehennemden kurtarır.

Eğer kullar, Ramazan-ı şerif ayındaki özel sevapları bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi.

Allahü teala göklere ve yere konuşmak için izin verse, onlar Ramazanda oruç tutan kimseye elbette Cenneti müjdelerdi.

Ramazan ayının gelmesine sevineni, Allahü teala, kıyamet gününün korkusundan muhafaza eder.

Allahü teala Ramazan-ı şerifin her gecesinde üç defa; “Benden bir şey isteyen var mıdır? İstediğini vereyim. Tövbe eden var mıdır? Tövbesini kabul edeyim. İstiğfar eden var mıdır? Mağfiretime (affıma) kavuşturayım.” buyurur.

Ramazan-ı şerife hürmet eden, Allahü tealaya hürmet eder.

Ramazan-ı şerife hürmet etmek, Allahü tealanın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçmakla olur. Oruç tutup da gıybet eden, yalan söyleyen, onun bunun kalbini kıran, haramlardan kaçmayan kimse Ramazan ayına hürmet etmiş olmaz. Hadis-i şerifte buyruldu ki:

Ramazan ayında günah işlemeyi terk eden kimsenin, Allahü teala on bir aylık günahlarını mağfiret eder.

Ramazan ayı, hilalin (yeni ayın) görülmesiyle başlar. Hilali görmeden önce yapılan hesapla, takvimle başlanmaz. Hadis-i şerifte; “Ayı görünce oruç tutunuz! Tekrar görünce orucu bırakınız (bayram yapınız!)” buyuruldu. Ramazanın başlangıcını bulmak için, gökte hilali aramak ve görünce gidip devletin tayin ettiği yetkili kimseye haber vermek, her Müslümanın vazifesidir.

Ramazan hilali gökte görülemezse, Şaban ayı otuz gün tamam olmak lazımdır. Eskiden Şabanın otuzuncu günü öğle namazı zamanına kadar oruç tutup, o gün Ramazan olduğu ilan edilmezse, oruç bozulurdu. Bulutlu havada hilali bir adil Müslüman kadın veya erkeğin gördüm demesiyle, açık havada ise, birçok kimsenin söylemesiyle, kadı, yani şeriati tatbik eden hakim, Ramazan olduğunu ilan ederdi. Kadı bulunmayan yerlerde, hilalin görülmesiyle Ramazan olurdu.“Âdil” demek, büyük günah işlemeyen ve küçük günaha alışık olmayan demektir.

Şabanın otuzuncu gecesi, bir şehirde hilal görülünce, bütün dünyada oruca başlamak lazım olur. Gündüz görülen hilal gelecek gecenin hilalidir. Kutuplara ve Aya giden Müslümanın da, seferi değilse bu ayda gündüzleri oruç tutması lazımdır. Yirmi dört saattan daha uzun günlerde, oruca saatle başlar ve saatle bozar. Gündüzü böyle uzun olmayan bir şehirdeki Müslümanların zamanına uyar. Eğer oruç tutmazsa, gündüzleri uzun olmayan yere gelince kaza eder. Hilali görmekleRamazanın başlaması, hesapla anlaşılandan bir gün sonra olabilir. Fakat bir gün önce olamaz. Arafat’ta vakfeye durulan (Arefe) günü de böyledir.

Eskiden bütün İslam devletlerinde Ramazanın başladığını bildirmek için, Müslümanlar tarafından gökte hilal (ay) gözetlenirdi. Osmanlılarda İstanbul’un ve her şehrin yüksek yerlerinde, minare şerefelerinde, Ramazan hilalinin doğması beklenirdi. Hilali görenler, durumu kadıya (hakime) arz ederlerdi. Hilali görüp ilk olarak haber verenlere bahşişler, hediyeler verilirdi. Ramazanın geldiği, davullar çalınarak halka duyurulurdu. Ramazanın ilk günü devlet daireleri tatil olur, diğer günlerde de çalışma saatleri azaltılırdı.

Ramazan, Müslüman topluluklarının her birinde, bulundukları iklime, coğrafi şartlara ve dünya görüşlerine göre değişik örf ve adetlerin doğmasına sebep olmuştur. Bu ayda, diğer aylara göre dini emirlere daha fazla bağlılık, Kur’an-ı kerim okumak, kaza namazı kılmak, sadaka ve zekat vermek gibi ibadetleri artmaktaydı. Ayrıca Ramazana mahsus yiyecekleri, güllaç, tarhana, börekler, tatlılar, kavurma, turşular, çeşitli baharat, şekerleme ve reçelleri hazırlamak halkımızın zevki olmuştur. İkindiden sonra iftara kadar geçen zamanlarda Kur’an-ı kerim okuyarak, vaaz ve mukabele dinlemekle geçirirlerdi. Konak sahipleri iftara çeşitli tabakalardan misafir davet eder, karınlarını doyurduktan sonra bunlardan ihtiyaç sahiplerine “diş kirası” adı altında bir de bahşiş verirlerdi.

Ramazan ayının Osmanlı Saray hayatına kattığı bir geleneği de, Sultan Üçüncü Mustafa Han devrinden itibaren sarayda icra olunmaya başlanan Huzur Dersleriydi (Bkz. Huzur Dersleri). Ramazan ayına mahsus bu derslerde alimler, Kadı Beydavi Tefsiri’ni esas almak üzere ders verirdi. Hazır bulunanlar dini sorularını sorarak cevaplarını alırlardı. Ramazan ayının 15. gününden itibaren halk bayram hazırlığına başlardı. Evlerde temizlik, tamirat, boya ve badana yanında bayramlık yeni elbiseler, bayramlık şekerleme ve tatlı tedarikine gidilirdi. Bu, alışveriş piyasasına ve evlere büyük canlılık ve neşe getirirdi. Zenginler konaklarında çevredeki fakirleri giydirip kuşandırıp, onlara bayram harçlığı verirdi. Teravihlerde, hele bayram günleri camiler tıklım tıklım dolup dolup taşardı.

Osmanlılarda Ramazanın 15. gününden sonra Peygamberimizin Veysel Karani hazretlerine hediye ettiği Hırka-i şerifin bulunduğu cami ziyaret edilirdi (Bkz. Hırka-i Şerif). Son zamanlarda bu ziyaret Ramazanın ilk cumasında yapılmaya başlanmıştır. Askerlere bu ayda yemek üzerine baklava ikram edilirdi.

Ramazan manileri: Ramazan ayının edebiyatımızda ayrı bir yeri vardır. Divan şairleri bu ayı yüceltici ve “Ramazaniye” adı altında şiirler yazarlardı.

Ramazanda sahur davulcuları, evlerin önünde amazan manileri söylerler, bahşiş (hediye) toplarlardı.

Akşam göründü hilal,

Kazançlar olsun helal!

Orucun sevabını

Çok verecek Zül-celal.

***

Bu ayın kadri yüce

Hizmet et gündüz gece

Orucu tutmalıyız

Hepimiz ailece.

***

Rahmet ayı geldi yine

Şeytan kaçar sine sine

Şükür kavuştuk bugüne

Geldi Mübarek Ramazan

***

Kur’an okuyan diller

Söyler Ramazan için

Lale ile sünbüller

Güller Ramazan için

***

Kur’an inmişti bu ayda

Dinlemeyene ne fayda

Oku çadırda, sarayda

Geldi mübarek Ramazan

***

Şükür bu aya girdik

Akşam hilali gördük

Sevinçlere gark olup

Yüzü toprağa sürdük

***

Âleme rahmet geldi

Büyük bir nimet geldi

Ramazanla birlikte

Müjde-i Cennet geldi

***

Secdeye varan başla

Gözlerden akan yaşla

Müslüman arkadaşla

Ne güzeldir Ramazan

***

Kur’an okur bütün diller

Aşkıyla coştu gönüller

Seherlerde açar güller

Geldi mübarek Ramazan

***

Kavuştuk Ramazana

Ne de büyük ihsana

Midenin dinlenmesi

Huzur verir insana

***

Geldi mübarek günler

Sevindi insü cinler

Kalkıp ibadet eder

Sahur vakti müminler

***

İmansız ölmeyesin

Dert bela görmeyesin

Dilerim Cennetlik ol

Ateşe girmeyesin

***

Salih olan seçilir

Gök kapısı açılır

Oruçlunun üstüne

Ne rahmetler saçılır

***

Çok nurludur bu gece

Uğurludur bu gece

Bin aylık ibadetten

Hayırlıdır bu gece

***

Gidiyor güle güle

Hak’tan affını dile

Leyle-i Kadir ile

Ne güzeldir Ramazan

***

Bak geldi Şevval ayı

Bırakma merhabayı

Bir ganimet bilmeli

Gece gündüz duayı

RAMAZAN

Sana hasretti cami, sana hasret minare,

Sende bulur hazzını, top sesi pare pare...

Yankı yapar kubbeler, sende tevhid sesini,

Sensin sığınak yapan, rahmetin gölgesini...

Kabaran dalgaların, bak hele sevincine,

Gizlenmişken sulara, sevinç içinde yine...

İniyor dünyamıza, gece gündüz melekler,

Yükseliyor Allah’a binbir çeşit dilekler...

Günahkar kalbimizi, nurunla temizlersin.

Cennetin kapısını bizlere açan sensin...

Sultan oldun aylara, tac ettin kandilleri,

Aydınlattın binlerce, kararmış gönülleri...

Bayram ediyor şimdi, canlı cansız kainat,

Bambaşka oldu alem yeniden buldu hayat...

Seni bu günahkar kul; bilmem nasıl anlatsın?

Tövbekar kula rahmet, çaresiz hayatsın...

Allah’a gider her an yorulmaksızın zaman,

Al ruhumu içine, Hakk’a götür Ramazan...


2-)RAMAZAN



Kameri aylardan dokuzuncusunun ismi. Müslümanların oruç tutmakla mükellef oldukları, dinimizce yüce ve kutsal kabul edilen ay.

Ramazan, arapça bir kelimedir. Bu mübarek ay'a Ramazan isminin verilmesindeki hikmet şöyle belirtilmiştir:

1- Yaz sonunda, güz mevsiminin evvelinde yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına "ramda" kelimesinden alınmıştır. Bu yağmurun yeryüzünü temizlediği gibi, Ramazan ay'ı da müminleri günah kirlerinden temizler. Nitekim bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s); Kim inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari, Savm, VI) buyurmuştur.

2- Güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması anlamına olan "ramad" kelimesinden alınmıştır. Böyle kızgın yerde yürüyenin ayakları yanar, zahmet ve meşakkat çeker. Bunun gibi oruç tutan kimse de açlık ve susuzluğun hararetine katlanır, meşakkat çeker, içi yanar. Kızgın yer orada yürüyenlerin ayaklarını yaktığı gibi, Ramazan da müminlerin günahlarını yakar, yok eder.

3- Kılıcın namlusunu veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için yalabık iki taşın arasına koyup döğmek anlamına olan "ramd" dan alınmıştır. Bu ay'a Ramazan isminin verilmesi de Arapların bu ayda silahlarını bileyip hazırladıklarından dolayıdır (bk. M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, (t.y), I, 643-4).

Ramazan ay'ına "on bir ayın sultanı" denilmiştir. Bu ayın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Kur'an-ı Kerim'de ismi açık olarak geçen tek ay Ramazan ayıdır.

2- Kur'an-ı Kerim bu ay içerisinde indirilmiştir. Yüce Rabbimiz; Ramazan ay'ı öyle bir aydır ki, insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kur'an, bu ayda indirildi" (el-Bakara, 2/185) buyurmuştur.

3- Kur'an-ı Kerim'de, "bin aydan daha hayırlı" olduğu belirtilen Kadir gecesi bu ay içerisindedir.

4- Dinimizin beş temelinden biri olan oruç ibadeti bu ayda üzerimize farz kılınmıştır. Kur'an-ı Kerim'de; "Sizden kim bu aya yetirirse oruç tutsun” (el-Bakara, 2/185) buyurulur. Ramazan ay'ı girince şartlarını taşıyan kimselere oruç farz olur (bk. Oruç). Ramazarı ayının girmesi iki durumdan biriyle sabit olur:

a- Ramazan hilalinin görülmesiyle (bk. Ru'yet-i Hilal),

b- Hilal her hangi bir sebepten dolayı görülemezse, Şaban ay'ı otuza tamamlanarak Ramazan orucuna başlanır. Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Ramazan ayının hilalini görünce oruç tutunuz (Şevval ayının) hilalini görünce iftar ediniz, oruç tutmayı bırakınız. Şayet gök yüzü kapalıysa Şaban ayının günlerini otuza tamamlayınız" (Buhari, Savm, 5,11).

5- Fıtır sadakası vermek bu aya mahsus bir ibadettir (bk. Fıtır Sadakası).

6- Teravih namazı da bu ay'a mahsus ibadetlerimizdendir. Ebu Hüreyre (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir:

"Resulullah (s.a.s)'in Ramazan hakkında şöyle buyurduğunu işittim: Kim inanarak ve sevabını umarak Allah rızası için teravih namazı kılarsa geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari, Teravih,I; ayrıca bk. Teravih).

7- İtikafa girmek: Ramazan ay'ının son on gününde itikafa girmek sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde daha çok ibadet ve taatta bulunurdu. Hz. Âişe validemizden şöyle rivayet edilmiştir:

"Resulullah (s.a.s) Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı" (Buhari, Kadr, V). Yine Hz. Âişe (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde vefatına kadar itikafa girdi. İrtihalinden sonra da zevceleri itikafa devam ettiler" (Buhari, İtikaf I).

8- Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'i okumak, hayır ve hasenatta bulunmak: İbn Abbas (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.s) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan ay'ı girip de kendisiyle Cebrail (a.s.) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail (a.s.) Ramazan ay'ı çıkıncaya kadar her gece Resulullah (s.a.s) ile buluşup, Resulullah (s.a.s) Kur'an'ı arzeder (okur) du. Resulullah (s.a.s) Cebrail (a.s) ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha faydalı olurdu" (Buhari, Savm, 7).

Hadis-i şeriften Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'i hatmetmenin sünnet olduğu anlaşıldığı gibi, gücü yetenlerin çokça sadaka vermeleri, hayır ve hasenatta bulunmalarının da sevap olduğu anlaşılmaktadır. Enes (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s)'e; "Hangi sadaka daha faziletlidir?" diye sorulunca, "Ramazan ayında verilen sadaka" buyurmuştur (Tirmizi, Zekat, 28).

Ramazan ay'ı dinimizce en faziletli ve mukaddes bir aydır. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.s)'den bir takım hadis-i şerifler rivayet edilmiştir:

Ebu Hureyre (r.a)'dan Resulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Ramazan ay'ı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur" (Buhari, Savm, V).

Cabir b. Abdullah Resulullah (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Ümmetime Ramazan ayında beş şey verilmiştir ki bunlar benden önceki hiç bir peygambere verilmemiştir":

1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah Teala ümmetime (rahmet bakışıyla) bakar. Allah her kime (rahmet bakışıyla) bakarsa ona ebedi olarak azab etmez.

2- Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

3- Melekler her gün ve gece onlara istiğfar ederler,'Allah'tan bağışlanmalarını dilerler.

4- Allah Teala Cennetine emredip; "Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı" buyurur.

5- Gecenin sonu olunca, Allah hepsini bağışlar. Orada bulunanlardan biri; "O gece Kadir gecesi midir?" deyince: "Hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir" buyurdu (Beyhaki'den naklen et-Tergib, II, 92).

Ubade b. es-Samit (r.a)'dan: Resulullah (s.a.s) Ramazan ay'ının yeni girdiği bir gün şöyle buyurdu:

"Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah'a hayır ameller takdim ediniz. Şaki, günahkar, bu ayda Allahın rahmetinden mahrum olan kimsedir" (Taberani'den naklen et-Tergib, II, 99).

İbn Hüzeyme'nin naklettiğine göre Selman (r.a) şöyle anlatmıştır; Resulullah (s.a.s) bir Şaban ayının son gününde bize şöyle hitab etti:

"Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ay'ın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı (teravih) kılmayı nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir. O, sabır ay'ıdır, sabrın karşılığı ise Cennettir. O, yardımlaşma ay'ıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da birşey noksanlaşmaz. " Ashab; "Ya Resulullah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz" deyince Resulullah (s.a.s):

Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda köle ve hizmetçilerinin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve Cehennem ateşinden kurtarır" (et-Tergib, II, 94-95).

Durak PUSMAZ


3-)Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır. (Hadis-i şerif-Buhari)

Kim Ramazan-ı şerif ve Kurban bayramı gecelerini ihya ederse; kalblerin öldüğü gün, onun kalbi ölmez. (Hadis-i şerif-Kitab-ü Metcer-ür-Rabih)

Kim Ramazan-ı şerifin başından sonuna kadar cemaatle namaz kılarsa, Kadir gecesinden nasibini almış olur. (Hadis-i şerif-Miftah-ul-Cenne)

Ramazan çok hayırlı ve mübarek bir aydır. Gündüz tutulan oruca, gece kılınan namaza, bu ayda verilen sadakaya, Allahü teala kat kat sevab verir. (Hazret-i Ömer)

Ramazan ayının ilk gecesinden son gecesine kadar göklerin kapıları açılır. Yani bereket ve duaların kabul kapıları açık kalır.Ramazan gecelerinde namaz kılanlara Allahü teala her bir secdesine bin beş yüz hasenat, lutf ve ihsan buyurur. Kırmızı yakuttan yapılmış bir cennet verilir. Birçok kapısı olup, kapıları altından, kırmızı yakutlar ile süslüdür. Allahü teala insanın her orucuna başka başka lutuflar ihsan eder. Oruçlu olduğu günün güneşinin doğuşundan batışına kadar yetmiş bin melek o oruçluya istiğfar eder. Gecesinde ve gündüzündeki secdelerine, Cennet bağlarında dünyada tasavvur edemediği ağaçlar dikilir ve gölgeliklerinde binlerce insan gölgelenir. (Muhyiddin-i Arabi)

Ramazan-ı şerifte yapılan nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevab, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda, bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennem'den azad olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevab verilir. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere bütün sene bu işleri yapmak nasib olur. Bu aya saygısızlık edenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir. Elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü tealanın razı olduğu işleri yapmalıdır. (İmam-ı Rabbani)

Ramazan Hilali (Bkz. Rü'yet)


4-)Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay
Örnek:Mübarek ramazanın ... o misilli güzelliğini nasıl anlatabilirdim. R. H. Karay


5-)Arabi ayların dokuzuncusu, oruç tutulan ay.


6-)Bu ayda doğanlara verilen ad.


7-)hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. kur'an'da bakara suresi 185. ayette ismi geçen ay ismi


8-)Mübarek ayların en mühimmi ve mübarek üç ayların sonuncusu. Kur'an-ı Kerim'in nazil olmağa başladığı oruç ayı. Arabi ve Kameri olan takvime göre 9. ay. Oruç tutanın günahlarını yaktığı, mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir.(Ramazan-ı Şerif'te mü'minler, derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, manevi sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letaifin o mübarek ayda oruç vasıtasiyle çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen onlar masumane gülüyorlar. M.)(İşte Ramazan-ı Şerif, adeta bir ahiret ticareti için gayet karlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevi hasılat için gayet münbit bir zemindir. Ve neşv ü nema-i a'mal için, bahardaki mah-i nisandır. Saltanat-ı Rububiyet-i İlahiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsi bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan yemek, içmek gibi nefsin gafletle hayvani hacatına ve malayani ve hevaperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut ahiret ticaretine girdiği için, dünyevi hacatını muvakkaten bırakmakla uhrevi bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi ayinedarlık etmektir. Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fani dünyada, fani ömür içinde ve kısa bir hayatta baki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder, kazandırır.Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise nass-ı Kur'an ile bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i katıadır. M.)


9-)i., bak. Ramadan.


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Ramadan.
İngilizcesi İngilizce
Fasting month.
İngilizcesi İngilizce
Ramadhan.
İngilizcesi İngilizce
Ramazan.

Sizde içinde Ramazan kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Ramazan kelimesi anlamı 521 defa okunmuştur. [239858] Ramazan kelime anlamı, Ramazan nedir, Ramazan ne demek, Ramazan sözlük anlamı

Paylaş