Talak Nedir ? Ne Demek ?

Talak Kelime Anlamı Nedir ?

1-)TALÂK



İslam hukukunda, nikahla kurulan evlilik bağını çözmek, ortadan kaldırmaktır. Boşama anlamında tatlik şeklinde kullanılır.

İslam'a göre evlilikten maksat, huzurlu bir aile hayatı kurmak ve böyle bir yuvada iyi bir nesil yetiştirmektir. Ama, böyle yüce gayelerle kurulan evliliklerin hepsinin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bazan ölüm ve hastalık gibi tabii engeller, bazan da geçimsizlik, münaferet, eşlerin birbirini sevmemesi, anlaşamama gibi eşlerden kaynaklanan engeller evliliğin başarı ve devamına mani olur. İslam, evliliğin asıl gayesinden uzaklaştığı, eşlerin bir arada huzurla yaşamalarına imkan kalmadığı, ihtiyaç ve zaruretlerin gerektirdiği hallerde evliliğin sona erdirilmesine izin vermiştir. Bu izin doğrultusunda evliliğe, erkek tarafından doğrudan ya da kadından aldığı bir bedel karşılığında son verilebileceği gibi, talak hakkını elinde tutan kadın tarafından, hakim veya hakem kararıyla da son verilebilir.

Talakın Hikmeti:

Evliliğin huzur ve mutluluk içinde devam ettirilebilmesi, her şeyden önce eşlerin birbirini sevip saymalarına bağlıdır. Hemen her evlilik bu düşünceyle kurulur. Fakat hepsinin bu hedefe ulaştığı söylenemez. Bõyle güzel ve samimi duygularla evlenenler daha sonra mutlu olamamışlar ve olmaları da mümkün değilse, ömür boyu bu müşterek hayata katlanmalarının bir anlamı yoktur. Bu durumda evliliğe son vererek ızdıraptan kurtulmaları gerekir.

İnsanı maddi ve manevi özellikleriyle ele aldığımızda, onun her yönüyle mükemmel olmadığını görürüz. Bu nedenle, taraflardan biri, evliliğin kuruluşunda veya devamı sırasında bir hata, kusur yapmış olabilir. Bu hata veya kusurların telafisi imkansız da olabilir. Tarafların bunun cezasını bir ömür boyunca çekmeleri doğru değildir. Öyleyse çözüm, çekilmez hale gelen evliliği sona erdirmek, tarafların belki de mutlu olabilecekleri diğer bir evliliğe imkan tanımaktır.

Talakın Hükmü:

İslam gerçekçi bir dindir. Yani hükümleri, insan fıtratında var olan gerçekler dikkate alınarak konulmuştur. İnsanı en iyi tanıyan Cenab-ı Hak, bu durumlardan haberdar olduğu için, çekilmez hale gelen evliliklerin son verilmesine müsade etmiştir: "Talak (boşama) iki keredir. Sonra ya iyilikle geçinmek ya da güzellikle ayrılmak gerekir. (el-Bakara, 2/229). "Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda iddetleri vaktinde boşayın, iddeti de sayın.." (et-Talak, 65/1). Hz. Peygamber de "Allah nezdinde helalin en sevimsiz olanı boşamadır." buyurmuştur (Ebu Davud, Talak, 3).

Bu naslardan da anlaşılacağı gibi talak caizdir, mübahtır. Ancak, ihtiyaç ve zaruret halinde başvurulması gereken bir çaredir. talakın genel hükmü bu olmakla birlikte, bu hüküm yerine göre değişir. Mesela, bid'i boşamalar haramdır. Kusuru bulunmayan bir eşi usulüne uygun olarak boşamak mekruh; dindar ve iffetli olmada eşi boşamak mendub; geçimsizlik halinde hakemlerin gerekli bulunduğu boşama farz; sevilmeyen eşin boşanması ise caizdir.

Talak Yetkisi:

a- Boşama hakkı prensip olarak erkeğindir. Evlilik hayatında yüklendiği sorumluluk ve külfet açısından erkek buna daha layık görülmüştür. Ne var ki, talakın geçerli olabilmesi için erkeğin bazı şartlara sahip olması gerekir. Bunlar, akıl ve buluğdur. Mükrehin (zorlanan, ölümle tehdit edilen), sarhoşun, medhuşun (öfke halindeki kimse, talak ehliyetine sahip olup olmadığı, yani bunların talaklarının geçerli olup olmadığı alimler arasında ihtilaflıdır. Hanefilere göre bunların talakları geçerlidir.

b- Nikah akdinde şart koşulursa, talak hakkı kadına veya üçüncü bir şahsa devredilebilir. Talak hakkının devredilmesine tefviz; boşama hakkı kendisine devredilen kadına mufavvaza denir. Bu durumda kadın istediği zaman talak hakkını kullanabilir. Erkek dilerse, boşama hakkını nikahtan sonra da kadına devredebilir.

Talakın Çeşitleri:

Biçimi ve sonuçları bakımından talak çeşitlere ayrılır. Biçiminin Kur'an ve sünnetin belirlediği kurallara uygunluğu açısından talak sünn ve bid'i olmak üzere ikiye ayrılır. Sonucunda evlilik hayatına dönüş imkanı tanıyıp tanımaması bakımından da talakın ric'i ve bain olmak üzere iki çeşidi vardır.

a- Sünni Talak:

Sünni talak (talak-ı sünn), Kur'an ve sünnetin talimatına uygun olan boşama biçimidir. Bu talak biçiminin üç temel şartı vardır. Bunlar eşin hayız halinde bulunmaması, hayızdan temizlendikten sonra cinsi temasın olmaması ve boşanmanın yalnız bir talakla yapılmasıdır. İmam Malik, Evzai, Sevri ve bir görüşünde İmam Şafii'ye göre bir temizlik içinde üç defa ve birbirini izleyen üç temizlik içinde üç kere boşamak sünnete aykırı ve bid'attır. Buna göre temizlik durumunda ve cinsi temas olmadan yapılan boşamadan sonra iddet sayılmalı, iddetin bitiminde ikinci boşama yapılmalı, ikinci iddet süresinden sonra da üçüncü boşama ile evlilik sona erdirilmelidir.

Hanef hukukçular ise bir temizlik süresinde üç defa boşamayı bid'at kabul etmekle birlikte, üç temizlik içinde üç kere boşamayı bid'at değil sünni boşama sayarlar.

b- Bid'i Talak:

Kadını hayız günlerinde veya temizlik halinde cinsi temastan sonra yahut temizlik halinde birden fazla boşamak sünnete aykırı olduğundan bid'i talak (talak-ı bid') adını alır. Bu çeşit boşama dinen haram kılındığı için, bu yola başvuran koca günahkar olur; buna rağmen boşama geçerlidir, hukuki sonuçlarını doğurur.

Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre bid'i talakla boşama muteberdir. Ancak, bu yola başvuran kimse İslam'ın koyduğu kurallara uymadığı için günaha girer. Bu konu, aşağıdaki meselelere benzetilmiş ve kıyas yapılmıştır:

1- Cuma namazı kılmakla yükümlü olan kimseler, cuma saatinde alış veriş yaparlarsa, "Cuma günü namaz için nida olunduğu zaman Allah'ın zikrine (cuma namazına) koşunuz. Alış verişi bırakınız" (el-Cum'a, 62/9) ayetine muhalefet ettikleri için günahkar olurlar. Ancak, yaptıkları alış veriş hukuki açıdan geçerlidir; satıcı bedeli, alıcı da satılan malı almaya hak kazanır.

2- Gasbedilen bir tarla üzerinde veya gasbedilen bir elbiseyle namaz kılma halinde, gasbdan dolayı günahkar olunur. Buna rağmen kılınan namaz geçerlidir.

Diğer yandan, Hz. Ömer'in oğlu hayız halindeki karısını boşamıştı. Hz. Ömer durumu Allah Resulune arzetti. Resulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: "Ona emret, karısına dönsün. Sonra, onu temizlenip hayız görünceye ve sonra temizleninceye kadar nikah altında tutsun. Bundan sonra da isterse tutsun, isterse birleşmeden boşasın. İşte Allahu Teala'nın kadınların içinde boşanmasını emrettiği iddet budur" (Buhari, Talak, Bab 1).

Bu hadis-i şerife göre Resulullah (s.a.s) İbn Ömer'e bid'i talakla boşadığı karısına dönmesini emretmiştir. Boşanan eşe dönmek ise ancak boşamanın gerçekleşmesinden sonra mümkün olabilir. Hatta Buhari'nin bir başka rivayetinde İbn Ömer'in şöyle dediği belirtilir: "Karımı hayız halinde iken boşamam, benim hakkımda bir talak hesab edildi" (el-Askalanı, Büluğu'l-Meram, Terc. A. Davudoğlu, c. 3, s. 363).

Bazı şii ve Mutezile hukukçularına göre bid'i talak geçerli değildir. İbn Hazm, İbn Teymiye ve İbn Kayyim de bu görüşe uymuşlardır. Bunlar şu hadise dayanmaktadırlar: "Kim bizim emrimize uymayan bir amel işlerse, bu amel merduddur, makbul değildir" (İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadir, c. 3, s. 24-25).

c- Ric'i Talak:

Yeni bir nikah akdi yapılmadan erkeğin eşiyle normal aile hayatına dönmesine imkan veren boşama şekline ric'i talak denir. Ric'i talakın başlıca üç şartı vardır. Bunlar;

1- Boşadığı karısıyla daha önceden fiilen evlenmiş, karı-koca hayatı yaşamış bulunmak;

2- Hanefilere göre sarih boşama sözleriyle boşamış olmak ve şiddet, mübalağa ifade eden bir kelime söylememiş olmak;

3- Üçüncü boşama hakim kullanmamış olmaktır.

Ric'i boşamadan sonra erkek eşine, "Evliliğimizi devam ettirmek istiyorum", "Sana dönüyorum" gibi sözle; eşini öpmesi, şehvetle yaklaşması ya da cinsi temasta bulunması gibi fiillerle geri dönebilir.

d- Bain Talak:

Yeni bir nikah akdedilmeden erkeğin normal evlilik hayatına dönüşüne imkan vermeyen boşama şekline bain talak denir.

1- İddet süresi içinde evliliğe dönülmeyen ric'i boşama,

2- Nikahtan sonra, fakat birleşmeden ve halvet-i sahihadan önce yapılan boşama,

3- Hanefilere göre kinai sözlerle veya mübalağa ve şiddet ifade eden sözle boşama,

4- Kadının isteğiyle bir bedel üzerine anlaşarak boşama (muhalaa),

5- Hakim kararıyla gerçekleşen boşanma,

6- Üçüncü talakın kullanıldığı boşama bain talak sonucunu doğurur. Üçüncü talakın kullanılması dışındaki boşamalarda kadınla erkeğin ayrılığına beynunet-i sugra (küçük ayrılık) denir. Bu durumda eşler yeni bir nikah akdiyle evlilik hayatına dönebilirler. Üçüncü talakın kullanılması durumunda ise eşler birbirinden kesin biçimde ayrılır. Buna, beynunet-i kübra (büyük ayrılık) denir. Beynunet-i kübrada kadın başka bir erkekle gerçek bir evlilik tecrübesi yaşamadan ilk kocasıyla yeniden evlenemez.

Bain talakın doğuracağı çeşitli sonuçlar vardır. Buna göre,

1- Evlilik bağı sona erer. Karşılıklı haklar düşer. Sadece iddet süresince kadının koca evinde kalması ve nafakasının koca tarafından sağlanması hakkı devam eder.

2- İddet sırasında kocanın ric'at hakkı yoktur. Ancak iki tarafın rızasıyla ve yeni bir mehirle yeniden evlenmeleri mümkündür.

3- Talak hakkının bir bölümü kullanılmış ve eksilmiş olur. Eğer üçüncü talak hakkı kullanılmışsa, bu durumda beynunet-i kübra meydana gelir.

4- Müeccel mehrin ödenmesi gerekir .

5- Tevarüse engel olur.

Talakta Şahit Bulundurma:

Boşama ile ilgili konulara yer verilen Talak Suresi'nde, boşamada şahit bulundurma konusunda, "Kadınlar iddetlerini doldurunca onları ya güzelce evinizde tutun veya onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki adil kimseyi de şahit tutun..." (65/1) buyurmaktadır. İmam Buharde sünn talakı, "Sünnet olan boşama kadını temiz iken, birleşmeden boşamak ve iki de Şahit bulundurmaktır."(Buhari, Talak, I) şeklinde tarif etmiştir.

Bu delillere dayanan İsnaaşeriye ve İsmailiye mezhepleri, iki adil şahit önünde yapılmayan boşanmanın geçerli olmadığı görüşünü benimsemişlerdir. Buna karşılık cumhur, Hz. Peygamber ve sahabe devrindeki uygulamalara bakarak, "Nasların hükmü amir (emredici) değildir, şahitsiz boşama da geçerlidir" demişlerdir. Çağdaş hukukçulardan Muhammed Ebu Zehra, boşamayı güçleştireceği, anormal boşamaları önleyeceği, gerektiğinde ispatı kolaylaştıracağı gerekçeleriyle, "Eğer bize imkan verilse, boşamanın muteberliği için şahitlerin şart olduğu görüşünü tercih ederdik" diyerek anılan görüşün günümüzdeki önemini ifade etmiştir (Hayreddin Karaman, Mukayeseli İslam Hukuku, c. 1, s. 310).

Boşama mehri:

Mehir, evlenirken erkeğin karısına vermesi gereken maddi bir meblağdır. Bu, para, altın, gümüş, ziynet eşyası, ev, tarla, dükkan, mal, mülk vb. olabilir. Aslolan mehrin nikah esnasında peşin verilmesi iken, kadın kabul ederse mehrinin tamamını veya bir kısmını te'cil edebilir. Yani, kocasının ödeme işlemini sonraya bırakabilir. İsterse, aldığı veya alacağı mehrin tamamını veya bir kısmını kocasına hibe de edebilir. Erkek, karısını boşadığı zaman, daha önce ödememişse mehrini ödemek mecburiyetindedir. Bu mecburiyet, bir nevi geçici boşama olan ric'i talakta değil, boşamanın tamamen kesinleşmiş hali olan bain talakta ortaya çıkar, Erkek nikahlandığı karısını, birleşme (yatma) veya sahih halvetten önce boşarsa, mehrinin yarısını verir. Birleşme veya sahih halvetten sonra boşarsa, mehrin tamamını vermesi gerekir. Birleşme veya sahih halvetten önce, kadının sebep olmasıyla ayrılık vaki olursa, kadının mehir alma hakkı olmaz, yani mehir düşer. Sahih halvet, kimsenin göremeyeceği ve ansızın gelemeyeceği bir yerde nikahlı çiftlerin baş başa kalmalarıdır. Bu şartlar bulunmaksızın çiftlerin bir arada bulunmasına da fasid halvet denir. Mesela, nikahlı çiftlerin sokakta, insanların içinde, kapı ve penceresi açık evde yan yana gelmeleri gibi.

Nikah kıyılırken mehir tayin edilmişse, böyle bir kadını boşayan kocanın mehr-i misil (benzer mehir) ödemesi gerekir. Mehr-i misil, kadının emsaline bakılarak takdir edilen mehirdir. Bu hususta göz önüne alınacak ölçüler, yaş, güzellik, servet, yasadığı çevre, akıl, dindarlık, bekarlık veya dulluk, bilgi, güzel ahlak, sosyal ve kültürel seviye gibi hallerdir.

Yemin Kasdıyla Talak:

Dil alışkanlığı ile her sözün arasında "vallahi" diyen kimse, yemine niyet etmedikçe sorumlu olamayacağı gibi, aynı şekilde yemine ve boşamaya niyet etmeksizin "şart olsun", "boş olsun" sözlerini kullanan kimse, bu sözleri ile karısını boşanmış olmaz (lağv yemini gibi). Fakat bir kimse boşama niyetiyle değil de yemin niyetiyle bu sözleri söyler ve mesela "şu işi yaparsam veya yapmazsam karım boş olsun" derse, bunun hüküm ve neticesi ne olur mevzuu tartışılmıştır. "Böyle bir yeminin mevzuu gerçekleşmediği takdirde karı boş olur" şeklindeki fetva, sahabe devrinden sonra ortaya çıktığı için, bid'i talak sayılabilir.

Yemin niyetiyle kullanılan talak kelimesinin hükmü mevzuunda üç görüş vardır:

1- Cumhura göre, bu boşamanın bir şarta bağlanması (ta'lik) kabilindendir şartı gerçekleşince boşama da tahakkuk etmiş olur. Buna delalet eden naslar ve sahabe fetvaları vardır.

2- İbn Teymiyye'ye göre yemin niyetiyle söylenen talak boşanma neticesi doğurmaz; fakat yemin kefareti gerekir.

3- İbnu'l Kayyim'e göre, ne boş olmayı, ne de kefareti gerektirir. Çünkü Hz. Peygamber ve sahabeden nakledilen rivayetler yemin kastıyla yapılan ta'lik'e değil, belli bir işin neticesine göre boşama niyetiyle yapılan ta'lik'e aittir. Yemin kastiyle olan ta'lik'in böyle bir netice doğuracağına ait hiçbir nas yoktur. Ayrıca Hz. Ali, Şurayh ve Tavus "talak üzerine yemin edip yeminini yerine getiremeyen kimseye bir şey lazım gelmez" diye fetva vermişler; buna muhalif bir sahabi de çıkmamıştır.

Muhalaa:

Herhangi bir nedenle evlilik hayatını sürdürmek istemeyen kadının kocasına ödediği bir bedel karşılığında evlilik bağından kurtulmasına muhalaa denir. Bu boşanma biçiminde kadın istemediği evlilikten kurtulurken, erkek de uğrayabileceği maddi zararı telafi ederek yeniden evlenme imkanını elde etmiş olur.

Allah-u Teala, Kur'an-ı Kerim'de, "...Kadınlara vermiş olduğunuz bir şeyi geri almak helal değildir. Meğer ki karı ve koca Allah'ın çizdiği sınırlara riayet edememekten korkalar. Şayet onların, ilahi sınırlara riayet edemeyeceklerinden korkarsanız zevcenin kurtulmak için bir şey vermesinde ikisi için de günah yoktur...” (el-Bakara, 2/229) buyurarak muhalaa yoluyla boşanmayı meşru kılmıştır.

Boşamaya ehil olan erkekle boşanmaya ehil olan kadın, aynı zamanda muhalaaya da ehildir. Cumhura göre, muhalaa, kadının istediği üzerine kocasıyla karşılıklı anlaşmaya bağlıdır ve anlaşma gerçekleşince neticesi de meydana gelir. Buna karşılık Hasan Basri ile İbn Şirin boşanmanın meydana gelmesi için hakimin hükmünü şart koşmuşlardır.

Tefviz-i Talak:

İslam hukukunda, boşama hakkı prensip olarak kocaya tanınmıştır. Bazı durumlarda kadının talebi üzerine hakimin de evliliğe son vermesi mümkündür. Mahkemede boşanma sebebi olabilen haller mezhepler arasında ihtilaflı olmakla birlikte, hastalık ve kusur, kocanın nafakayı kesmesi, kayıplık ve hakem yoluna başvurulmuş olması bunlar arasında sayılabilir. Koca, hanımını mahkemeye başvurmadan bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşayabilir. Yetkili kılınan vekil, hanım da olabilir. Koca boşama yetkisini bizzat eşine vermişse, bu yetki vermeye "tefviz" karısına da "mufavvaza" denir. Böylece tefviz, kocanın boşama yetkisini karısına vermesi, diye belirlenebilir. Bu vekaleten farklı bir tasarruf olup, bundan kocanın rücu etmesi mümkün değildir.

Tefviz-i talak'ın dayandığı deliller. Kitap ve sünnettir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Ey Peygamber, zevcelerine de ki: Eğer siz dünya hayatını ve onun zinet ve ihtişamını arzu ediyorsanız, gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız şüphe yok ki, Allah, içinizde güzel hareket edenler için büyük bir mükafat hazırlamıştır." (Ahzab, 33/28-29). Bu ayet, Hz. Peygamber'in zevcelerinin onda olmayan bazı zinet ve eşyayı istemeleri üzerine nazil olmuştur. İslam alimlerinin çoğunluğuna göre, karıların dünyayı tercihinden maksat boşanmayı istemeleridir. Bu Ayet inince Allah'ın elçisi, hanımlarını muhayyer bıraktı, dileyen kalır, isteyen de boşanabilirdi. Ancak ayetin hükmü karsısında Hz. Peygamberin pak zevceleri çok üzülmüş ve hepsi onu tercih etmişlerdir.

Hz. Âişe (r.a)'den rivayete göre şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.s) bizi muhayyer bıraktı ve biz Allah'ı ve Resulunü tercih ettik. Bu muhayyerlik bizim aleyhimize bir hüküm meydana getirmedi." Diğer bir rivayette ise "Resulullah bunu bir boşama olarak saymadı" demiştir (Buharı, IX, 302). Bu hadis, kadın boşama yetkisine sahip olduktan sonra, kocasını değil de kendi nefsini tercih ederse, bunun bir boşama sayılacağına delalet eder.

Koca, karısına boşanma yetkisini, başlangıçta nikah akdi sırasında verebilir. Kadın, erkeğe, "Bir boşama hakkı elimde olmak üzere seninle evlendim" dese, erkek de "O şekilde seni karılığa kabul ettim" diye kabulde bulununca tefviz gerçekleşir. Evliliğin devamı sırasında da kadına boşanma yetkisi verebilir.

Ancak şunu da belirtelim ki, erkekle kadını, boşanmada eşit duruma getiren tefviz-i talak hakkı, uygulamada pek az görülmüştür. Müslüman kadın, bilinçlenip diğer haklarına sahip çıkarken tefviz-i talak hakkını da gözden uzak tutmamalıdır. Bu hakkı evliliğin eşiğindeki gençlerin düşünmesi ve ilerisini görerek sahip çıkması bazı güçlükler doğurabilir. Daha işin başında, bunun evlenecek erkekle pazarlık konusu yapılması, müstakbel eşlerin birbirine güvensizliği anlamına gelebilir. Bu nedenle, konunun genel bir hak olarak ele alınması ve nikah akdi ile birlikte doğan bir prosedüre bağlanması daha uygudur.

Hakim Kararıyla Boşanma (Tefrik):

İslam hukukunda boşama, prensip olarak kocanın tek yanlı iradesiyle ve mahkeme kararına gerek olmaksızın meydana gelir. Koca, bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşanabilir, ya da karısına boşama yetkisi (tefviz) verebilir. Ancak bazı boşanma sebepleri ortaya çıkınca, kadının da mahkemeye başvurarak evliliğe son verdirmesi mümkündür. Evliliğin bu şekilde sona erdirilmesine "tefrik" denir. Bu boşanma sebeplerini dört maddede toplayabiliriz. 1- Hastalık ve kusur, 2- Nafakayı kesmek, 3- Kayıplık, 4- Şiddetli geçimsizlik ve pek fena muameleler.

1- Hastalık ve kusur: Evlilik akdi sırasında mevcut olan veya daha sonra meydana gelen bazı hastalık ve kusurlar nedeniyle karının boşama davası açma hakkı vardır. Kocanın mahkemeye başvurmadan evliliğe son verme imkanı her zaman bulunduğu için, bu durumda onun dava açma hakkı söz konusu olmaz. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'a göre, kadına boşanma için hakime başvurma imkanı veren kusurlar beş tanedir. Kocanın iktidarsız (innin) olması, husyelerinin çıkarılmış bulunması, cinsiyet uzvunun kesik olması, onun büyü, sihir vb. etkilere bağlı olması, erkeğin cinsiyetinin erkek mi, kadın mu olduğunun belirli olmaması.

Ancak, bu kusur ve hastalıklar bilinerek evlenilmişse, artık bunlara dayanarak boşama talebinde bulunamayacağı konusunda görüş birliği vardır.

2- Nafakayı kesmek: Bir erkek, hanımının maişetini sağlamakla yükümlüdür. Koca, bunu kendiliğinden sağlarsa mesele kalmaz. Aksi halde kadının başvurusu üzerine hakim nafakaya hükmeder. Ancak koca fakir olur ve hakimin hükmettiği nafakayı ödeyecek malı bulunmazsa durum ne olur? Acaba kadın buna dayanarak boşanma davası açabilir mi? Bu konuda iki görüş vardır.

a- Ebu Hanife'ye göre, bu sebebe dayanarak hakimin boşamaya karar vermesi caiz değildir. Kadının sabretmesi, gerekirse kocasının izni ile çalışması ve kocasının nafakayı borçlanması gerekir. Kadın borçlanma yoluyla da nafakayı temin edemezse, kocası ölseydi ona kim nafaka verecek idiyse, ondan alır. Bunlar sonradan kocaya rücu ederler. Delil şu ayettir. "Eğer borçlu darlık içinde ise, o halde ona genişlik vaktine kadar mühlet vermek vardır" (el-Bakara, 2/280).

b- İmam Şafii, Malik ve Ahmed b. Hanbel'e göre, kadın bu sebeple boşanma davası açabilir. Delili şu ayettir: "Siz kadınları cayılabilir (ric'ı) talakla boşadığınız zaman, iddetlerini bitirmeye yakın, onları ya iyilikle tutun veya iyilikle boşayın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın” (el-Bakara, 2/231). Bu ayet, nafakası temin edilmeyen kadının zorla nikah altında tutulamayacağını ifade etmektedir (eş-Şirazi, el-Mühezzeb, I, 174, 175).

1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi bu konuyu Ebu Hanife'nin görüşüne uygun olarak düzenlemiştir.

3- Kayıplık: Bulunduğu yer ve hayatta olup olmadığı bilinmeyen kimseye "mefkud" denir. Hayatta olduğu halde evine gelmeyen kimseye de "gaib" denir.

Ebu Hanife ve Şafi'ye göre mefkudun ölümüne hükmetmek için, karısı ve malı için akranlarının hayatı kadar bir süre beklemek gerekir. Böyle bir karar evliliğini de sona erdirir. Gaiblik halinde ise, boşanma davası açma hakkı bulunmaz.

İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel'e göre hakim, kocanın yeri bilinmez ve üzerinden bir yıl da geçmiş bulunursa, kadının isteği üzerine evliliğe son verir. Yeri bilinen gaib kocaya ise ihtar eder ve eve dönmesi için makul bir süre tanır. Bu süre geçtiği halde dönmezse evliliğe son verir.

4- Şiddetli geçimsizlik ve kötü muamele:

Koca, eşine karşı iyi davranmaz ve zulme varan muamelelerde bulunursa, karı hakime başvurarak boşanma davası açabilir mi? Prensip olarak karı, kocanın zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurabilir. Hakim zulmünü önler ve ona karısına iyi muamele etmesi için nasiatte bulunur. Geçimsizlik her iki eşten olabilir. Mağdur olan eş, hakem yoluna başvurabilir.

Hakem yoluyla boşanma:

Anlaşmazlığa düşen kimselerin arasını bulmak üzere görevlendirilen kimseye "hakem" denir. Hakem kararlarının uygulanması genellikle tarafların rızasına bağlıdır. Hakim kararı ise zorla uygulanır. Hakem muamelatın pek çok konularında söz konusu olabilir. İslam aile hukukunda daha çok eşlerin birbiriyle anlaşamaması halinde başvurulan bir yoldur.

İslamda karı-koca birbirine iyi davranmak ve iyi niyet kurallarına uymak zorundadır (en-Nisa, 4/19), Geçimsizlik halinde erkeğin karısına öğütte bulunması, onu yatağında bir süre yalnız bırakması veya te'dipte bulunması hakkı vardır (en-Nisa, 4/34). Kocanın eşine iyi davranmaması halinde, onun zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurma hakkı vardır. Hakim haksızlığı önler, karısına karşı iyi muamele etmesini kocaya emreder ve öğütte bulunur. Tekerrür halinde hakim onu cezalandırır. Geçimsizlik kimi zaman her iki eşten kaynaklanabilir. Mağdur olan eş hakime başvurarak hakem yolu ile ara bulma veya boşanma isteğinde bulunabilir.

Hakem tayini ile ilgili ayette şöyle buyurulur:

"Eğer karı ile kocanın aralarının açılmasından korkarsınız, o vakit kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse, Allah aralarındaki dargınlık yerine geçime, onları uyuşmaya muvaffak buyurur" (en-Nisa, 4/35). Bu ayette hitap hakimleredir. Koca, geçimi sağlamaya muvaffak olamamışsa, eşlerden birinin hakime başvurarak hakem tayinini talep etmek hakkı doğar.

Hakemlerin eşlerin hısımlarından olması daha uygundur. Çünkü eşleri iyi tanır, geçimsizlik sebeplerini bilir ve ara bulmaları daha kolay olur. Fakat hakimin, hakemleri yabancı kişilerden seçmesi de mümkündür (Alusi, Ruhu'l-Beyan, V, 26).

Ebu Hanife ve Ahmed b. Hanbel'e göre, eşler özel yetki vermedikçe hakemler boşamaya karar veremez. Çünkü onlar vekil durumunda olup verilen yetki dışına çıkamazlar. Ayette hakemlerin yetkisi ise "ıslah"tan ibarettir. Ancak eşler hakemlere özel yetki vermişse, bu takdirde boşamaları mümkündür. Evlilik düzeninin bozulmasında kusurlu olan eşin özel yetki vermek istemeyeceği açıktır.

İmam Şafii'nin bu konuda iki görüşü vardır. İlk görüşü Hanefiler gibidir. İkinci görüşüne göre ise, ayetteki hakem, hakim demektir. Hakim kendine gelen davayı tarafların rızası olmasa da hükme bağlama yetkisine sahiptir (es-Sabun, Tefsru Âyati'l-Ahkam, I, 472).

Hakem yolu ile boşanma da tefviz-i talakta (kadına boşama hakkı vermek) olduğu gibi, erkekle kadını boşanmada eşit duruma getiren haklardandır. Ancak bu usul, Osmanlı İmparatorluğu uygulamasında geniş yer bulamamıştır. Çünkü hakimler, başvuru halinde arabuluculuk (ıslah) görevini kendileri yapıyorlardı. Hakem usulü, boşama değil arabulma müessesesi olarak yaygınlaşmıştı (eş-Şiraz, el-Mühezzeb, II, 74; er-Remli, Nihaye, VI, 44).

1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi hakem usulünü geçimsizlikte kusur prensibinden hareketle Maliki mezhebine göre düzenlemiştir. Konuya ilişkin 130. madde şöyledir: "Karı koca arasında anlaşmazlık ve geçimsizlik meydana gelip de taraflardan biri hakeme başvurursa, hakim iki tarafın ailelerinden birer hakem tayin eder. Bir veya iki taraf ailesinden hakem tayin olunacak kimse bulunamaz veya bulunup ta hakem olacak vasıflara haiz olmazsa hariçten münasiplerini tayin eder. Bu suretle teşekkül eden aile meclisi tarafların iddia ve savunmalarını inceleyerek aralarını ıslaha çalışır. Bu mümkün olmadığı taktirde kusur kocada ise aralarını tefrik eder. Kusur karıda ise mehrin tamamı veya bir kısmı üzerine muhalaa eyler. Hakemler ittifak edemezlerse hakim gerekli vasıfları haiz diğer bir hakem heyeti veya taraflara akrabalığı olmayan üçüncü bir hakem tayin eder. Hakemlerin vereceği hüküm kesin olup itiraz edilemez. " Aynı kararnamenin 131. maddesinde; yukarıdaki usule göre olan boşanmanın bir bain talak sayılacağı ve usulüne göre tescil edileceği belirtilir.

Eşlerin hakem kararına itiraz edememesi, bu hükmün şahitliğe değil, geçimsizlik sebepleri incelendikten sonra hakemlerin takdirine dayanması ile açıklanır (Hukuk-ı Âile Kararnamesi 130. madde esbab-ı mucibe layihası, Ceride-i ilmiye, yıl: 4, sayı: 34, s. 1021 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, İstanbul 1983, s. 398-400).

Akif KÖTEN

Hamdi DÖNDÜREN


2-)Allahü teala ayet-i kerimede mealen buyurdu ki:

Ey Peygamber (ve O'na ümmet olanlar)! Kadınlara talak vermek istediğinizde, onlara (adet hallerinden) temizlendiklerinde talak verin ve iddeti (üç hayzdan temizlenme müddetini) sayın. Rabbiniz olan Allah'tan korkun. (Talak suresi: 1)

Eğer size itaat ediyorlarsa, artık talak için yol aramayın. (Nisa suresi: 34)

Allahü tealanın izin verip de yapılmasından hoşnud olmadığı, beğenmediği şey talaktır. (Hadis-i şerif-Ebu Davud)

Evleniniz, dini bir özür bulunmadıkça, talak vermeyiniz. (Hadis-i şerif-Taberani)

Allahü teala talak kelimesini söylemeğe izin verdiği halde söylenmesini hiç beğenmez. Sonu pişmanlık olan bu sözü şaka ile söylemek, keskin kılıç ile oynamaya benzer. Evlilik seadetini yıkan bu zararlı sözü insanların dillerine almamaları için Allahü teala bazı cezalar koymuştur. (Saideddin-i Fergani)

Talak olması için önce, dinen geçerli olan nikahın bulunması lazımdır. İslam nikahı bulunmayan iki eş arasında talak olmaz. Talak veren erkeğin akıllı, baliğ (ergenlik çağına, evlenme yaşına ulaşmış) ve uyanık olması lazımdır. Delinin, çocuğun, bunağın, baygının, uyuyanın ve medhuşun yani hastalık veya kızgınlık sebebi ile aklı yerinde bulunmayanın söylemesi ile talak vaki olmaz. (Alaüddin Haskefi)

Erkeğin zevcesine (hanımına) karşı vazifelerinden biri de zevcesini boşamamaktır. Allahü teala, mubahlar yani izin verdiği şeyler içinde yalnız talak vermeği sevmez. Zaruret olmadıkça, birini incitmek caiz değildir. (İmam-ı Gazali)


3-)Evliliğin sona ermesi, erkeğin karısını boşaması.


4-)(At) sıçramak ve kalkmak.


5-)Boşamak. Boşanmak. (Osmanlıca'da yazılışı:talak)


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 

Kelime Türü Nedir ?

Bu kelime Dini bir Terimidir.

Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Divorce of a wife by her husband.

Sizde içinde Talak kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Talak kelimesi anlamı 810 defa okunmuştur. [242726] Talak kelime anlamı, Talak nedir, Talak ne demek, Talak sözlük anlamı

Paylaş