Tevazu Nedir ? Ne Demek ?

Tevazu Kelime Anlamı Nedir ?

1-)Alm. Bescheidenheit (f), Fr. Humilité, modestie (f), İng. Humility, modesty. İslam ahlakında güzel huy olarak bildirilen hasletlerden biri. Büyüklük göstermemek, kibirlenmemek, alçak gönüllü olmak. Tevazu, makam ve rütbe itibariyle kendinden aşağıda olanlara büyüklük göstermemektir. Tevazunun aşırı miktarına aşağılık, bayağılık denir. Dünyada ele geçen nimetler, mallar, rütbeler, mevkiler, insana Allahü tealanın lütfu ve ihsanıdır. Mevki ve servet sahiplerinin tevazu göstermeleri, onların olgunluklarını gösterir. Bir menfaata kavuşmak veya bir zarardan korunmak için tevazu göstermeye tabasbus, yaltaklanma denir. Dilencilerinki böyledir. Bu ise çirkin bir huydur.

İnsanda bulunması güzel olan iyi huylardan bazısı vardır ki, az olunca iyi sayılır. Aşırı, çok olunca, kötülüğü belli olur. Tevazu böyledir. İnsanda kibrin, başkalarına büyüklük taslamanın bulunmaması demektir. Tevazunun zıddı, tersi kibirdir. Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Dinimiz tevazuyu emretmekte, kibirlenmeyi yasaklamaktadır.

Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem); “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennet’e gitmez.” buyurdu. Ve yine buyurdu ki: “Allahü teala, tevazu üzere olmayı bana emr eyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz, büyüklük taslamayınız”. Zımmi denilen gayri müslim vatandaşlara ve izinle, pasaportla gelmiş olan yabancı tüccarlara, ecnebi iş adamlarına ve turistlere de kibirlenmemek lazım olduğu bu hadis-i şeriften anlaşılmaktadır. Her insana tevazu yapmak lazım olunca, onlara hıyanet yapmak, incitmek hiç uygun değildir. Kibrin aksi olan tevazu, kendini başkalarıyla bir görmektir. Tevazu, insan için çok iyi bir huydur. Hadis-i şerifte; “Tevazu edene müjdeler olsun!” buyuruldu.

Tevazu sahibi, kendini başkalarından aşağı görmez. Zelil ve miskin olmaz. Fakirlere merhamet eder. Hadis-i şerifte; “Tevazu eden, helal kazanan, huyu güzel olan, herkese karşı yumuşak olan ve kimseye kötülük yapmayan, çok iyi bir insandır.” ve “Allah için tevazu edeni, Allahü teala yükseltir.” buyuruldu. Tekebbür edene, yani kibir sahibi olana karşı tekebbür edilebilir. Kibir sahibine tekebbür etmek, sadaka vermek gibi sevaptır. Kibir sahibine karşı tevazu eden kimse, kendisine zulüm etmiş olur. Kendinden aşağı olanlara karşı tevazu göstermek iyi ise de, bunun ifrata kaçmaması, yani aşırı olmaması lazımdır. Harpte düşmanlara karşı, bozuk inançları yayanlara ve kibirli olan zenginlere karşı tevazu gösterilmez.

İnsanın tevazu sahibi olabilmesi için, dünyaya nereden geldiğini, nereye gideceğini bilmesi lazımdır. Hiç yoktu. Önce birşey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu. Şimdi de, her an hasta olmak, ölmek korkusundadır. Nihayet ölecek, çürüyecek ve toprak olacaktır. Hayvanlara, böceklere gıda olacaktır. Kabir azabı çekecek, sonra diriltilip kıyamet sıkıntılarını çekecektir. Bunu düşünen insana tekebbür değil, tevazu gerektiği kolayca anlaşılmaktadır. İnsanların yaratıcısı, yetiştiricisi, her an tehlikelerden koruyucusu olan ve kıyamette hesaba çekecek, sonsuz azap yapacak olan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi, benzeri, ortağı olmayan tek hakim ve kadir, yüce Allah; “Tekebbür edenleri sevmem, tevazu edenleri severim”. buyuruyor.

Tevazunun faziletini, üstünlüğünü bildiren hadis-i şerifler çoktur. Resulullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:

Tevazu edip de, Allahü tealanın, şerefini arttırmadığı kimse yoktur.

Allahü teala iktisat edeni zengin eder, israf edeni de fakir düşürür. Tevazu göstereni yükseltir, kibirlenen kimseyi de alçaltır.

Herkesin başının üzerinde tasma tutan iki melek vardır. Tevazu edince, tasmayı havaya doğru kaldırırlar ve ya Rabbi, bunu yükselt derler. Kibirlenirse, tasmayı aşağı indirirler ve ya Rabbi, onu alçalt derler.

Âcizlikten değil, bile bile tevazu yapana, topladığı malı ve parayı günaha harcamayana, düşkünlere acıyanlara, akıllı kimselerle ve alimlerle oturanlara saadetler, müjdeler olsun!

Allahü teala tevazu edeni yükseltir, kibirleneni alçaltır. Bir zavallıya yardım edeni, kimseye muhtaç etmez. Fakirlere birşey vermeyeni, Allahü teala fakir eder. Allahü tealayı çok hatırlayanı, zikr edeni Allah sever.

Allahü teala beni, kul olup, Resul olmak ve melik (sultan) olup, nebi olmak arasında serbest bıraktı. Durakladım. Meleklerden çok sevdiğim birisi olan Cebrail’e (aleyhisselam) baktım. (Allah’a tevazu eyle!) dedi. Kul olup Resul olmayı isterim dedim.

Kerem takvada, şeref tevazuda ve zenginlik de hakkı iyi tanımaktadır.

Allahü tealanın, İslam dinini nasib ettiği, güzel yüzlü yarattığı, halini başkalarından utanmayacağı şekilde yaptığı, bütün bunlarla beraber tevazu verdiği kimse, Allahü teala yanında yüksek kullardandır.

Tevazu sahiplerini ne zaman görürseniz, onlara karşı mütevazi olunuz. Kibirlilere karşı ise kibirli olunuz ki, alçaklıkları ve aşağı oldukları meydana çıksın!

İslam alimleri, tevazu hakkında buyurdular ki:

Hazret-i Âişe “Siz ibadetlerin en faziletlisini bilmiyorsunuz. O tevazudur.”

Fudayl bin Iyad: “Tevazu, kimden olursa olsun hakkı, doğruyu kabul etmektir. İsterse hepsi çocuk ve en cahil kimseler olsun!”


2-)TEVAZU



Alçakgönüllülük, Kibirlenmenin, büyüklük taslamanın zıttı.

Tevazu, beğenilen bir özelliktir. Ancak, sınırı çok iyi ayarlanmalıdır. Kişinin şahsiyetini ortadan kaldıran hafifmeşreplik tevazu değildir. İnsan, büyüklük taslamamakla birlikte, zamanın ve yerin gerektirdiği davranışı göstermelidir. Yoksullar, düşkünler ve çocuklarla ilgilenmek, onların hal ve hatırlarını sormak tevazudur. İnsan, mevkisi ne olursa olsun Allah'ın kulu olduğunu unutmamalıdır.

İslam tevazu'a büyük önem vermiştir. Peygamberimiz bu özelliği hem bizzat üzerinde taşımış, hem de sözleriyle tavsiye etmiştir. Bir gün kendisine bir adam getirilir, gelen şahıs korkudan titremeye başlar. Bunu gören Allah Resulu: "Sakin ol, ben bir melik değil, Kureyş 'ten, kuru et yiyen bir kadının oğluyum” buyurmuştur (Gazali, İhyau Ulumi'd-din, Kahire, 1954, II, 483, 484).

Tevazu, alçakgönüllü olmak demektir. Böylelerine, mütevazi insan denilir. Tevazu sahipleri kendilerinden aşağıda olanlara küçük muamelesi yapmaz, onları hor ve hakir görmezler. Arkadaşları arasında büyüklük taslamazlar. Vakar ise, ağırbaşlı olmak demektir. Vakur kişiler mevki ve haysiyetlerinin hakkını gereği gibi korumasını bilen insanlardır.

İnsan hem mütevazi, hem vakur olmalıdır. İslam tevazu ve vakar sahibi olmayı teşvik etmekle beraber, bu hususta aşırı gitmeyi yasaklamıştır. Çünkü, tevazuda aşırı gitmek insanı zillet ve meskenete düşürür, herkesin maskarası haline getirir ki bu doğru bir şey değildir. Mütevazi olacak başkalarına karşı alçakgönüllülük gösterecek diye herkesin hakaretine, adice davranışlarına tahammül göstermek, aşağılamalarına razı olmak ahlaki bir fazilet sayılmaz. Vakarda aşırılık ise insanı kibirli yapar.

Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Allah katında en değerliniz en çok Allah'tan korkanınızdır" (Hucurat, 49/13). Öyleyse insanların kendilerini üstün görmeleri yanlış bir davranıştır. Başka bir ayette de Allah Teala: Siz nefislerinizi övmeyiniz, kimin müttaki olduğunu Allah daha iyi bilir" (Necm, 53/32) buyurarak yine bize mütevazi olmamızı emretmiştir.

Bu konuda Peygamber Efendimiz de şöyle buyurmuştur; "Muhakkak Allah Teala, bana, sizin mütevazi olmanızı vahyetti" (Rizazu's-Salihin, II, 37). "Her kim Allah için alçakgönüllülük yaparsa, Allah muhakkak onun derecesini yükseltir” (Müslim Bir ve's Sıla, 69; Tirmizi, Birr, 82).

Hz. Lokman oğluna şöyle tavsiye etmişti: "Kibirlenip insanlardan yüzünü çevirme. Yeryüzünde çalımla yürüme; çünkü Allah kurulup öğünenlerin hiç birini sevmez” (Lokman, 31/18). Peygamber (s.a.s)'in aşağıdaki sözleri de tevazu ve vakarın insan için önemini göstermesi bakımından dikkat çekicidir: "Allah için alçakgönüllülük edeni Allah yükseltir, Allah 'a karşı böbürleneni de Allah alçaltır" (Feyzü'l-Kadir, VI, 108-109).

Görülüyor ki tevazu ve vakar sahibi olmak dinin emridir ve insan haysiyetine yakışan da budur.

Hz. Peygamber: "Eğer paça yemeğine çağırılsaydım icabet ederdim ve bana paça gönderilseydi kabul ederdim" (Riyazü's-salihin, II, 41) buyurmuştur. Bu hadis, "mütevaziyim" demekle tevazu sahibi olunmayacağını, tevazuun bir davranış biçimi olduğunu göstermemektedir.

Şamil İA


3-)Alçak gönüllülük
Örnek:Tevazu üzerine geçen hafta yazdığım yazının bir çeşit devamıdır, bu haftaki yazı. H. Taner


4-)Gösterişsizlik.


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Modesty.
İngilizcesi İngilizce
Humbleness.
İngilizcesi İngilizce
Humility.
İngilizcesi İngilizce
Unpretentiousness.
İngilizcesi İngilizce
Nobleness.
İngilizcesi İngilizce
Submission.
İngilizcesi İngilizce
Modest.
İngilizcesi İngilizce
Lack of conceit.
İngilizcesi İngilizce
Modesty alçakgönüllülük.

  • Ben bu gün Tevazu kelimesinin anlamını ve eş anlamlısını öğrendim bu yüzden de çok mutluyum
  • Sen çok Tevazu bir insansın

Sizde içinde Tevazu kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Tevazu kelimesi anlamı 733 defa okunmuştur. [240507] Tevazu kelime anlamı, Tevazu nedir, Tevazu ne demek, Tevazu sözlük anlamı

Paylaş