TEVEKKÜL kelime anlamı TEVEKKÜL nedir TEVEKKÜL ne demek TEVEKKÜL sözlük anlamı TEVEKKÜL

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

dnimizde Müslümanların, bütün işlerinde Allahü telyı vekil etmeleri; bir işe başlarken sebeplere yapıştıktan sonra Allahü telya güvenmeleri; bütün işlerini Allahü telya ısmarlamaları; kalben Ona timt etmeleri. Lügatta vekil etme mnsına gelir.

Tevekkül, kalbin yapacağı bir iştir ve mndan meydana gelir. Öğrenilmesi güç, yapması ise daha güçtür. Çünkü dnimizin bildirdiği tevekkülün hem akla, hem dne, hem de tevhide uyacak şekilde anlaşılması lzımdır. Bu ise, akla it bilgilerle din bilgilerinin ve engin bir dery olan tevhid bilgilerinin doğru öğrenilmesi, tam anlaşılması ve günlük hayatta doğru olarak tatbik edilmesiyle mümkün olabilir. Bir kimse, hareketlerde, işlerde Allahü teldan başkasının tesirini düşünürse tevhidi noksan olur. Eğer hiçbir sebep lzım değildir derse dinden ayrılmış olur. Sebepleri araya koymaya ihtiyaç yok derse akla uymamış olur. Böyle düşünenlerin sandıkları gibi tevekkül, her işi oluruna bırakıp, ihtiyarıyla bir şeyi yapmamak, para kazanmak için uğraşmamak, tasarruf yapmamak, yılandan, arslandan, düşmandan sakınmamak, hasta olunca ilç içmemek, dnini öğrenmek için çalışmamak demek değildir. Tevekkülün essı; gerekli sebeplere baş vurduktan sonra insanlardan bir şey beklememek, sebeplere güvenmemek, herşeyi yalnız Allahü teldan beklemektir.

Allahü tel kimseye muhtaç olmamak için çalışmayı, hasta olmamak için önceden tedbir almayı, çocuk shibi olmak için evlenmeyi, hasta olunca ilç kullanmayı, görebilmek için ışığı sebep kılmıştır. Sebebi, istenilen şeye kavuşmak için, bir kapı gibi yaratmıştır. Bir şeyin hsıl olmasına sebep olan şeyi yapmayıp da sebepsiz olarak gelmesini beklemek, kapıyı kapayıp pencereden atılmasını istemeye benzer ki bu akla ve dne uygun olmaz. Allahü tel insanların ihtiyaçlarına kavuşmak için bu sebeplere yapışma kapısını yaratmış ve açık bırakmıştır. Onu kapamak uygun olmayıp, insanın vazifesi kapıya gidip beklemektir. Sonrasını O bilir.

Bütün bunlardan açıkça anlaşılıyor ki, dnimiz çalışmayıp, boş oturup, tevekkül ediyorum demeyi yasaklamaktadır. İnsan çalışıp çalışmamakta, ilç kullanıp kullanmamakta, iyilik edip etmemekte, dnini öğrenip öğrenmemekte serbesttir. Yapılan işin akla, dne uygun olması Allahü telnın emridir. Bir iş için yapılması cb eden şartlara başvurduktan sonra başa gelene rıza gösterme tevekkülün essıdır. Çalışıp, gayret gösterip lüzumlu bütün şartlara başvurduktan sonra zengin olmamışsa hline şükretmek ve bunun kendisi için hayırlı olduğunu kabul edebilmektir. Hasta olanın bütün tıbb yollara başvurduktan sonra iyi olmayı veya hasta kalmayı Allahü teldan bilmesidir. Ticretle uğraşanın gerekli olan bütün tedbirleri aldıktan sonra büyük krlara kavuşmasının veya ifls etmesinin Allahü teldan olduğuna inanmasıdır. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:

Bir kimse geceyi, yarın yapacağı işleri düşünmekle geçirir. Halbuki o iş, bu kimsenin felketine sebep olacaktır. Allahü tel, bu kuluna acıyıp, o işi yaptırmaz. O ise, iş olmadığı için, üzülür. Bu işim neden olmuyor? Kim yaptırmıyor? Bana kim düşmanlık ediyor, diyerek arkadaşlarına kötü gözle bakmaya başlar. Halbuki Allahü tel, ona merhmet ederek felketten korumuştur. Bunun için, hazreti Ömer Yarın fakir, muhtaç kalırsam hiç üzülmem. Zengin olmayı da hiç düşünmem, çünkü hangisinin benim için hayırlı olacağını bilmem. buyurdu.

İnsanı zarardan koruyan sebepler arasında da, tesiri kati olan veya tesir ihtimali çok olan sebepleri bırakmak, tevekkülün şartı değildir. Hırsız girmesin, diye evin kapısını kapamak, kilitlemek, tevekkülü bozmaz. Tehlikeli yerde silh taşımak, düşmandan sakınmak da, tevekküle zararlı değildir. Üşümemek için fazla giyinmek de, tevekkülü bozmaz. Tevekkül etmek için, tesiri kati olan ve herkesçe bilinen sebepleri bırakmak lzım değildir. Bir gün, Reslullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin yanına bir köylü geldi. Deveni ne yaptın! buyurdu. Köylü; Allaha tevekkül edip, kendi hline bıraktım! deyince, Bağla ve sonra tevekkül et! buyurdular.

Allahü tel herkese, tevekkülü emreylemiştir ve Tevekkül mnın şartıdır. buyurmuştur. Srei Midede melen; Eğer mnınız varsa, Allahü telya tevekkül ediniz!; Srei İmrnda melen; Allahü tel, tevekkül edenleri elbette sever.; Srei Talkta melen; Bir kimse, Allahü telya tevekkül ederse, Allahü tel, ona kfidir.; Srei Zümerde melen; Allahü tel, kuluna kfi değil midir? gibi daha nice yeti kerme vardır.

Srei Hdda melen; Yeryüzündeki her canlının rızkını, Allahü tel, elbette gönderir. buyrulur.

Cenbı Hak buyurdu ki: Kullarımın rızkını, doğrudan doğruya göndermeyip, kullarımın eliyle onlara göndermeği severim. İbrhim aleyhisselm mancınığa konulup, ateşe atılırken; (Hasbiyallah ve nimelvekl. yni; Bana Allahım yetişir. O iyi vekil, yardımcıdır. dedi. Ateşe düşerken, Cebril aleyhisselm gelip; Bir dileğin var mı? dedikte, Var, ama sana değil! dedi. Böylece Hasbiyallah sözünün eri olduğunu gösterdi. Bunun için Vennecmi sresinde melen; Sözünün eri olan İbrhim! diye medh buyruldu.

Reslullah sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Ümmetimden bir kısmını bana gösterdiler. Dağları, sahraları doldurmuşlardı. Böyle çok olduklarına şaştım ve sevindim. Sevindin mi, dediler, evet dedim. Bunlardan ancak yetmiş bin adedi hesapsız Cennete girer dediler. Bunlar hangileridir diye sordum. İşlerine sihir, büyü, dağlamak, fal karıştırmayıp, Allahü teldan başkasına, tevekkül ve timd etmeyenlerdir buyuruldu. Dinleyenler arasında Ukşe radıyallahü anh, ayağa kalkıp; Y Reslallah! Du buyur da, onlardan olayım. deyince; Y Rabb! Bunu onlardan eyle! buyurdu. Biri kalkıp, aynı duyı isteyince; Ukşe senden çabuk davrandı! buyurdu.

Diğer hadsi şerflerde:

Allahü telya tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabah mideleri boş, aç gider. Akşam mideleri dolmuş, doymuş olarak döner.

Bir kimse, Allahü telya sığınırsa, Allahü tel, onun her işine yetişir. Hiç ummadığı yerden, ona rızık verir. Her kim, dünyya güvenirse, onu dünyda bırakır.

Allahtan başka hiçbir şeye ümit bağlama! Allaha tevekkül eyle. Bir arzun varsa, Allahü tel hazretlerinden iste! Allahü telnın deti ilhiyesi şöyle cri olmuştur ki, her şeyi bir sebep altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü telnın yaratmasını beklemek lzımdır. Tevekkül de bundan ibrettir. buyrulmaktadır.

İslmiyetin emrettiği tevekkülü iyi anlamayan bzı kimseler, Hıristiyan, Yahd ve dinsizlerden İslmiyete düşmanlık yapanlar, tevekkülün tembelliğe, geriliğe, ahlksızlığa ve çeşitli fenlıklara sebep olduğunu ileri sürmektedirler.

Bundan kurtulmak için ise, insanın yalnız kendine güvenmesini, timdı nefsi tavsiye etmektedirler. Halbuki yalnız başına timdı nefs, dnimizde bildirilen tevekkülün tersi ve tevekkülü bozan bir şeydir. Ayrıca egoistliğe, kendini beğenmeye yol açar. Bu şekildeki timdı nefs, mantık ilmine de uygun değildir. Çünkü güvenilecek birşey bulamamak demektir. Bir güvenen, bir de güvenilen olmak üzere ayrı ayrı iki şey düşünülmedikçe güvenmek sözünün mnsı kalmaz. Çünkü mantık ilminde devri btıl, yni bozuk devir anlatılırken Bir şeyin kendine muhtaç olması lzım gelir. denilmektedir. timdı nefsin bu çıplak mnsıyla akıl ve mantık karşısında mnsızlıktan başka bir değeri olmadığı gibi, insanda bulunmayan büyük bir kuvveti elde etmeye de yaramaz. Çünkü herkesin nefsi vardır ve herkesin nefsine timdı insanların birbirinden farklı, üstün olmasına sebep olmaz.

Tevekkülde başkasının yardımına güvenmeyip, yalnız Allaha sığınarak çalışmak inancı bulunduğundan, nefse timttan beklenilen kuvvetten katkat fazla kuvvet hsıl olmaktadır. İslmiyetin aleyhinde bulunanların tevekkülü kötülemeleri, bunu anlayamadıkları için olmaktadır. Çünkü tevekkül eden kimse, Allaha güvenip de kendisi boş oturacak değildir. timdı nefs shibi de, kendine güvenerek boş oturmayacağı gibi, ikisi de çalışacak başkasına güvenmeyecektir. Şu kadar var ki, kendine güvenen adam, kimsesizdir. Tevekkül eden bir Müslümanın, kendi çalışmasından başka, Allahı vardır. Allahü teldan kuvvet almaktadır. Tevvekkül eden kimse hem bütün kuvvetiyle çalışmaktadır, hem de kazancını kendinden bilmek gibi bir hodbinliğe, egoistliğe düşmemektedir. Tevekkül timdı nefsten beklenileni daha edepli, daha kıymetli olarak temin etmektedir.

Tevekkül, Müslümanlarda bir zaaf değil, bir kuvvettir. Müslümanlar, dinleri emrettiği için tevekkül etmektedirler. Allah yolunda, yni doğru yolda mücdele ediniz! ve Yükü en büyük olan insan, mümindir ki, hem dünysını, hem de hiretini düşünmekte ve ikisi için de çalışmaktadır. yeti kermeleriyle Allahü tel czi, gevşekliği mzur görmez. Aklını ve zeknı kullanmalısın! İşin ehemmiyeti seni mağlup edecek gibi olsa bile, Allahın yardımı bana yeter diyerek çalışmaya devam etmelisin! hadsi şerfi, hem tevekkül etmek, hem de çalışmak lzım olduğunu açıkça bildirmektedir. İslmiyetin bu emirleri, İslm limleri tarafından her asırda ve her memlekette söylenmiş ve kitaplara yazılmıştır.

Şu halde tevekkül, iş yapmayıp tembel olmak için değildir. Bir işe başlamak ve başlanan işi başarmak için tevekkül olunur. Güç bir işi başaramamak korkusunu gidermek için tevekkül olunur. Bir işe başladığın zaman, Allahü telya tevekkül et, ona güven. yeti kermesi, tevekkülle berber, yalnız çalışmak değil, çalışmanın üstünde olan azmin de lzım olduğunu gösteriyor. Demek ki, her Müslüman çalışacak, azmedecek sonra da güvenecektir.

Tevekkülü bırakanların; işlerini başarmak, menfaat ve arzularına kavuşmak için çok def diğer insanlar karşısında yalancılık, yaltakçılık, tabasbus ve tezellüle düştükleri de görülmektedir. Tevekkül, Müslümanları bu gibi bayağılıklardan ve fen durumlardan korumaktadır.


TEVEKKÜL



Acizlik gösterme, başkasına güvenip dayanmak, Allah'a güvenme, O'nun hükmünün mutlaka meydana geleceğine kesin olarak inanma ve alınması gereken tedbirleri almak anlamında Kur'an bir terim.

Tariften de anlaşıldığı gibi tevekkül; müslümanın, yapacağı işlerde tüm zahiri sebeplere sarılması, alınması gereken tedbirleri alması, çalışıp çabalaması, ama gönlünü bunlara bağlamayıp sadece Allah'a dayanmasıdır. Tevekkül, hiç bir zaman, çalışmayı ve sebebe sarılmayı terkedip, Allah'ın dediği olur" diyerek kenara çekilmek değildir (Fahru'dDin erRaz, Mefatihu'lGayb, Bulak 1289, 111, 122; Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VII, 5063, 5064). Nitekim Hz. Peygamber, devesini salıvererek Allah'a tevekkül ettiğini söyleyen bir bedeviye "Onu bağla da öyle tevekkül et" buyurmuştur (Tirmiz, Sıfatü'lKıyame, 60).

İslm inancına göre; yaratıkların bütün fiilleri, halleri ve sözleri yüce Allah'ın kaza ve takdri ile meydana gelir (Nureddin esSbn, Mtridye Akaidi, Terc. Bekir Topaloğlu, 161). Onun için İslm alınması gereken tedbirleri aldıktan sonra, insanlara ve aracılara değil, sadece Allah'a dayanma anlamındaki bir tevekkülü emreder. Bir ayette Allah Tel şöyle buyurur: Müslümanlar sadece Allah'a dayanıp güvensinler" (li İmrn, 3/122). Hz. Peygamber de şu sözleri ile müslümanlara tevekkülü tavsiye etmektedir: "Eğer siz Allah 'a hakkıyla tevekkül derseniz, o sizi kuşu rızıklandırdığı gibi rızıklandırır" (İbn Mce, Zühd, 14).

Hz. Ömer, Medine'de boşta gezen bir gruba: "Siz necisiniz?" diye sordu. Onlar da: "Biz mütevekkilleriz", dediler. Bunun üzerine büyük halife: "Hayır, siz mütevekkil değil, müteekkil (yiyici)lersiniz. Siz yalancısınız, tohumumu yere atıp sonra tevekkül edene mütevekkil denir" dedi.

Bu olay tevekkülden ne anlaşılması gerektiğini çok güzel ifade etmektedir. Gerçek tevekkül güzel bir davranış, ahlk bir fazilettir. Cenabı Hak, müslümanlara tevekkülü emretmiş ve mütevekkil olanları sevdiğini haber vermiştir:

"Bir de, daima diri olup, hiçbir zaman ölmeyen Allah'a tevekkül et" (Furkan, 25/58).

"Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter"(Talak, 65/31); "Müminler, ancak o kimselerdir ki Allah anılınca kalpleri ürperir, onlara Allah'ın ayetleri okunduğunda o ayetler onların imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler" (Enfal, 8/2).

Tevekkül, müslümanların kadere olan inançlarının bir sonucudur. Tevekkül eden kimse, Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmuş, kaderine razı kimsedir. Fakat, nasıl kadere inanmak tembel tembel oturmayı, herşeyden el etek çekmeyi gerektirmiyorsa, tevekkül de tembellik ve miskinliği gerektirmez. Gerçek mütevekkil çalışmadan kazanmayacağını, ekmeden biçilemeyeceğini, amelsiz Cennet'e girilemeyeceğini, ihlasla ibadet ve taatta bulunmadan Allah'ın rızasına kavuşulamayacağını bilir.

Şamil İA

Insanın kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu Allah'a bırakması, O'nun yaratacağı neticeyi güven ve rıza ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması. Kısaca Allah'a güvenip, akibetinden endişe etmemesi. "Tevekkül", "vekalet" kökünden türemiş bir kelimedir. Aynı kökten olan "vekl" kişinin kendi işini gördürmek üzere yetki verdiği insandır. Avukat da vekildir. "Müvekkil" vekil edinen, "tevkil" ise vekil kılma, vekil edinme demektir. Aynı kökten olan "ittikl" biraz da tembellik içeren ve boşa gidebilecek bir güvenme ve dayanmayı anlatır. Tevekkülde kelimenin "kalıbı" gereği bir zorlama vardır. Bu da herhangi bir konuda aklı ve bedeni gücünü, yani metod ve eylem fonksiyonunu kullanmayı, dayanılıp itimat edilecek yere bunun sonucunda dayanmayı ifade eder. "Bir kere azmettin mi artık Allah'a tevekkül et" ayeti buna açıkça işaret eder. Allah'ın sözleri arasında çelişki olmayacağına göre tevekkülün, hiç bir iş yapmadan Allah'tan birşey beklemekle bir ilişkisi olamaz. Allah kuluna çeşitli ibadetler yüklemiş, çalışmasını, ilim öğrenmesini rızkını aramasını, düşmanlarına karşı güç tedarik etmesini, bilmediğini bilene sormasını, işlerinde istişare etmesini (şura), kendisine yakarmasını, dua etmesini, adil olmasını, yani her şeyi en uygun yerine koymasını, bunun için metod ve yöntem bilmesini emretmektedir. Diğer yönden kendisine "tevekkül" etmesini istemekte ve tevekkül edenleri sevdiğini söylemektedir. Demek ki tevekkül bütün bu emirleri yerine getirdikten sonra duyulan bir iç huzur, itminan ve güven olayıdır. Tamamen materyalist ve pozitivist bakışla dahi tevekkülün bulunması bir şey kaybettirmeyeceği gibi, bulunmamasının moral ve psikolojik açıdan kaybı söz konusudur. Mütevekkil (tevekkül eden), "insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır" kuralı karşısında akl ve beden görevini yapacak, bundan öte Allah vekilimdir, deyip işiniO'na havale ederek, sonuç ne olursa olsun ona rıza duygusuyla, bir de iç yorgunluğu yaşamayacaktır. Mütevekkil olmayanın da maddi planda fazlalık olarak yapacağı bir şey yoktur. Hatta maddi vesileleri bir emir telakki etmediğinden belki de daha az esbaba sarılacaktır. Sonra da telaşlı, sıkıntılı bir bekleyişe girecek ve umduğu sonucu alamadığından da dövünecek ve sinirleri gerginleşecektir. Elmalılı bunu: "unutmamak gerekir ki, tevekkül, görevini Allah'a havale etmek değil, emri O'na havale etmektir. Bir çokları bunu kavrayamayıp tevekkülü, vazifeyi terketme sanırlar... Bu ise Allah'a tevekkül ve itimat değil, O'nun ilah olarak emrine itimatsızlıktır, küfürdür... Iyi bilmeli ki, tevekkülün hülasası emre itimat ederek vazifesini sevmektir" diye açıklar.

Fahreddin Razi de: "Tevekkül bazı cahillerin sandığı gibi, insanın kendini ihmal etmesi demek değildir. Böyle olsaydı müsavere emri tevekküle zıt olurdu. Tevekkül insanın dış sebepleri gözetmesi; ama kalbini onlara bağlamayıp Allah'ın ismetine dayanması demektir" der.Resulullah'ın bir hadisleri bu anlamı daha da açar gibidir:"Eğer siz Allah'a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Baksanıza, sabahleyin aç çıkıyorlar da tok dönüyorlar. Ve de dağlar dualarınızla yok olurdu." Sebeplere sarılmadan Allah'a güvenmeye tevekkül değil "ittikl" denebilir. Kelime, kalıbı itibariyle pasifliği anlatır ve bu, yerilen bir durumdur. Onun için Resulullah (a.s.) "Lilaheillallah diyen herkes cennete girecektir", deyince Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü, bunu halka söylemeyelim, "ittikal" ederler, demişti ki, sebeplere sarılmadan ve Allah'ın diğer emirlerini yerine getirmeden Cennete girmeyi ümit ederler demektir. Bu konuyu belki de en güzel açıklayan Resulullah Efendimizdir: "Devemi bırakıp tevekkül edeyim" diyene: "Bağla da öyle tevekkül et" buyurmuşlardır. Tevekkülün, Allah'ı olduğu gibi tanımakla, tevhidle ve kaderle sıkı irtibatı vardır. Yani Allah kuluna bir parça irade vermiş, çalışma ve çabalama diye özetleyebileceğimiz bir takım görevler yüklemiş ve kendisine güvenip dayanmasını istemiştir. Diğer yönden de "Kulum beni nasıl sanırsa ben öyleyim" demiş ve kulunun iradesini kullanacağı doğrultuda da, önceden bildiği için, onun kaderini yazmıştır. Kendisine güveneceğini bildiği kimsenin kaderini de güvendığinin mükafaatı olarak yardım edeceği şekilde yazmıştır. Tevekküle ve tevekkülün yardımı celbedeceğine en güzel misal Hz. Ibrahim'in ateşe atılırken dahi "hasbiyellahbana Allah yeter" demesi ve ateşin yakmaması ile yardımı hemen görmesidir. Kısaca insan tevekkül etmekle bütün ağırlıklarını mutlak güç sahibi Allah'ın kudret eline emanet eder,rahatla dünyadn geçer, berzahta istirahat eder, sonra ebedi mutluluga girmek için cennete uçabilir. Yoksa tevekkül etmese dünyanın ağırlıkları uçmasına değil, esfeli safiline yuvarlanmasına sebep olur. Demek ki, iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül iki dünya saadetini gerektirir. Tasavvufi nesve içinde tevekkül daha büyük boyutlar kazanır ve Allah'a olan güven kulda kendini unutacak noktaya varır. Sehl b. Abdulllah: "Tevekkülün ilk makamı kulun Allah'ın önünde, gassalın önündeki mevta gibi olması, hareket ve tedbiri bulunmamasıdır" der. Ama her şeyden önce tevekkülün kalbin bir eylemi olduğu bilinmeli, dış organların yaptığı ya da yapmadığı şeylerin tevekkül olmayacağı anlaşılmalıdır. Bişr elHafi: "Allah'a tevekkül ettim diye yalan söylüyorlar. Tevekkül etselerdi Allah'ın yaptığına razı olurlardı." der. Tevekkül, gözünde azın da çoğun da eşit olmasıdır. Ebu Ali edDekkk: "Mütevekkil için üç derece vardır: Tevekkül, sonra teslim, sonra da tefviz. Tevekkül derecesinde Allah'ın (her canlının rızkını vereceği) va'diyle sükün bulur. Teslim sahibi O'nun ilmi ile yetinir, tefviz sahibi de hükmüne razı olur.Tevekkül mü'minlerin vasfı, teslim evliyanın vasfı, tefvz de muvahhidlerin vasfıdır. Yani, tevekkül avamın, teslim havassın, tefviz de havasu'1havssın sıfatıdır. Mütevekkil, bebek gibidir, annesinin memesinden başkası ile kanmaz. Mütevekkil de Rabbinden başkasına yönelmez.


Allahü tel, yeti kermede melen buyuruyor ki:

Kim ki, Allahü teldan korkarsa, Allahü tel ona (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsn eder ve ona ummadığı yerden rızık verir. Her kim, Allahü telya tevekkül ederse, Allahü tel ona kfidir. (Talk sresi: 2,3)

Eğer mnınız varsa, Allahü telya tevekkül ediniz. (Mide sresi: 23)

Allahü tel, tevekkül edenleri sever. (li İmrn sresi: 259)

Allahü telya tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabah mdeleri boş, aç gider. Akşam mdeleri dolmuş, doymuş olarak döner. (Hadsi şerfİhy)

Y Eb Hüreyre! Allah'tan başka hiçbir şeye ümid bağlama! Allah'a tevekkül eyle! Bir arzun varsa, Allahü tel hazretlerinden iste! Allahü telnın deti ilhiyyesi (işi, knunu) şöyledir ki; her şeyi bir sebeb altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü telnın yaratmasını beklemek lzımdır. Tevekkül de bundan ibrettir. (Hadsi şerfEy Oğul İlmihli)

Sebeblere yapışmak, tevekküle mni değildir. Bilkis sebeblere yapışmak, sebebleri araya koymak, tevekkülün en yüksek derecesidir. (Ahmed Frk)

Tevekkül, iş yapmayıp tembel olmak için değildir. Bir işe başlamak ve başlanan işi başarmak için tevekkül olunur. Güç bir işi başaramamak korkusunu gidermek için tevekkül olunur. (S. Abdülhakm Arvs)

Tevekkülün almeti üçtür:Kimseden bir şey istememek (dilenmemek), verileni reddetmemek, ele geçeni biriktirmemek. (Sehl bin Abdullah)

Allahü telya tevekkül ettim diyen kimsenin; cenbı hakk'ın, kendisi hakkındaki mumelesine, yni takdr ettiği şeylere, başına gelen sıkıntı ve musbetlere de rzı olması lzımdır. Aksi takdirde, yalan söylemiş olur. (Bişri Haf)

Kelime Dili

TEVEKKÜL kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Ata Sözleri

  • Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (eseğini kurt yemez).

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

TEVEKKÜL kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen TEVEKKÜL kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde TEVEKKÜL kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde TEVEKKÜL kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde TEVEKKÜL kelime anlamı gösterilmektedir. TEVEKKÜL nedir ? TEVEKKÜL ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. TEVEKKÜL kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.