VASİYET kelime anlamı VASİYET nedir VASİYET ne demek VASİYET sözlük anlamı VASİYET

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

Alm. Testament (n), Letzter Wille (m), Fr. Testament (m), dernires volonts (f. pl.), İng. Will, testament. Bir şahsın kendi mal varlığı üzerinde serbestçe yaptığı ve ölümünden sonra hukk bir mn ifde edecek, hukk bir netice meydana getirecek olan tek taraflı, ölüme bağlı bir tasarruf. Lügt mnsı, bağlamak, bitiştirmektir. Vasyet, ölümünden sonra geçerli olmak üzere teberru yoluyla bir malı bir şahsa temlik etmek, bırakmak demektir.

Şartları: Meden Knuna göre 15 yaşını bitiren ve temyiz kudretine mlik olan herkes, knunun kabul ettiği şekil şartlarına riyet ederek ölümünden sonra geçerli olmak üzere vasiyette bulunabilir (M.K. md. 449). Vasiyet yapma hakkının şahsen ve bizzat kullanılması şarttır. Ölüme bağlı, tasarruf yapmak hakkı münhasıran şahsa bağlı haklardır. Bir kimse vasiyetnme yapmak ehliyetine ship değilse, knn temsilcisi de onun adına bu muameleyi yapamaz. Ölümüne bağlı, tasarrufların bizzat ve şahsen vasiyetçi tarafından yapılması şarttır. Vasiyetçi, vasiyetinin kalan kısmını sonradan tamamlaması için başkasına bırakamaz. Meden Knuna göre; hiçbir kimsenin vasiyet yapmak mecburiyeti yoktur, böyle bir taahhüt altına girmişse de hükümsüzdür.

Vasiyette bulunacak kişinin temyiz kudretine ship olması lzımdır. Temyiz kudretinden mahrum bulunan şahsın yaptığı vasiyet geçersizdir. Bu konuda şhit de dinlenebilir. Vasiyetçinin vasiyetnmeyi yaptığı anda temyiz kudretine ship olup olmadığının tespiti, herşeyden önce bir ihtisas meselesidir. Bilirkişi veya mütehassıs hekimlerin fikirleri bu hususta daha fazla önem taşır.

Bzı istisn hller dışında, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebebiyle tesir altına alınmış olanlar, esas tibriyle vasiyet ehliyetinden mahrumdurlar. Evli kadının, gerek kocası gerekse başkası lehine vasiyetnme veya mras mukvelesiyle ölüme bağlı, tasarruf yapması mümkün ve geçerlidir. M.K. md.449da, vasiyette bulunma ehliyeti için 15 yaşın bitirilmesi şartını koymuştur. Buradaki yaş, knunun kabul etmiş olduğu rüşd yaşı olan 18 yaşına girme şartının altındadır. Bunun sebebi kişinin ölüm nındaki arzularının mümkün olduğu kadar yerine getirilmesini gerçekleştirmektir.

Vasiyetin şekilleri: Vasiyetnme ve mras mukvelesi şekle bağlı işlemlerdir. Bunların geçerli olabilmesi için knunda gösterilen şekil şartlarına uyulması şarttır. Roma Hukkunda da vasiyetnme şekle bağlıydı. İslm Hukkunda vasiyetnme şekle bağlı olarak yapılmaktadır. Fakat Meden Knun bu şekil şartlarına her zaman uymanın zorluğunu düşünerek, birkaç çeşit vasiyetname tipi düzenlemiştir. Bunların bzıları diğerlerine nazaran daha sde ve basittir. Meden Knun üç türlü vasiyetnme şekli kabul etmiştir: 1) El yazısı ile vasiyetnme (Md. 485), 2) Resm vasiyetnme (Md. 479), 3) Şifh (sözle) vasiyetnme (Md. 486). Bu üç şekilde vasiyetnme yapmak tahdid olarak tanzim olunmuştur. Yni bunların dışında bir vasiyetnme şekli, Türkiyede geçerli değildir. Vasiyette bulunacak şahıs bu üç şekilden birine uymak mecburiyetindedir. İki veya daha fazla şahısların birlikte vasiyetnme yapmaları (müşterek vasiyetnme) memleketimizde geçerli değildir.

1. El yazısı ile vasiyetnme: M.K. 485. maddesinde düzenlenmiştir. El yazısı vasiyetnme, resm bir memurun katılmasına hiçbir zaman lüzum göstermediğinden, buna Özel Vasiyetnme adı verilmektedir. Bu vasiyetnmeyi vasiyetçi tek başına tanzim edebilir. Bütün metninin, yapıldığı yerin, trihin ve imznın hepsinin vasiyetçinin el yazısı ile yazılmış olması şarttır.

2. Resm vasiyetnme: M.K. 479. maddesinde Resm Vasiyetnme düzenlenmiştir. Bu vasiyetnme için, resm memurun ve iki şhidin bulunması şarttır. Resm vasiyetnme, sulh hkimi, noter veya bunu yapmakla vazifelendirilebilecek diğer resm merciler tarafından tanzim olunur. Tatbikatta, resm vasiyetnme genellikle noter vsıtasıyla tanzim olunmaktadır.

Meden Knun iki tip Resm Vasiyetnme şeklini kabul etmiştir. Birincisi; okumayazma bilenler için (Md. 480481), ikincisi; okumayazma bilmeyenler için kabul edilmiş şeklidir. (Md. 482). Okumayazma bilenler, son arzularını resm memura (notere) bildirir. Vasiyetçinin bildirdiği istek ve tasarrufları resm memur, bu konuda soracağı sullerle, vasiyetnmesini onun arzı ve irdesine uygun bir tarzda, açık bir hle getirir. Resm memur tarafından hazırlanan vasiyetnme metni, okuması için vasiyetçiye verilir. O da okur ve imzsını atar. Sonra resm memur da (noter) trih koyarak imzlar. Vasiyetçi daha sonra, iki şhit huzrunda, vasiyetnmeyi okuduğunu ve bunun son arzularına uygun bulunduğunu beyan eder.

Resm vasiyetnmenin bir tipini sağır ve dilsizler de yapabilir; fakat körler yapamaz. Hem kör, hem de sağırdilsiz olanlar her iki çeşit resm vasiyetnmeyi de yapamazlar. Okumayazma iktidarından mahrum olanlar, mesel hastalık veya körlük sebebiyle okumak ve yazmak kudreti olmayanlar için; resm vasiyetnmenin özel bir şekli tanzim edilmiştir (Md. 482). Burada; resm memura (notere) vasiyeti (son arzularını) bildirir. Bu arzularına uygun olarak noter vasiyetnmeyi hazırlar. Resm memur, hazırlamış olduğu vasiyetnme metnini, iki şhit önünde, vasiyetçiye okur. Okunan senedin arzu ve iradesine uygun bulunduğunu vasiyetçi iki şhit önünde resm memura beyan eder. Daha sonra resm memur trih koyarak vasiyetnmeyi imzlar. Bu tip resm vasiyetnmede vasiyetçinin imzsı yoktur. Daha sonra iki şhit bir şerh vererek imzlarlar. Bu şerhte vasiyetçinin vasiyet ehliyetinin bulunduğu, vasiyetnmenin kendileri önünde vasiyetçinin yüzüne karşı okunduğu, vasiyetçinin okunan metni son arzularına uygun bulduğu yazılır. Bunlardan herhangi birinin şerhte bulunmaması, bir iptl sebebidir.

Yabancı ülkelerde Türklerin, Türkiyede ise yabancıların resm vasiyetnme temin etmeleri mümkündür. Vasiyetnmeyi tanzim eden resm memur, resm vasiyetin aslını veya tasdikli bir sretini muhfaza etmekle mükelleftir (Md. 484).

3. Sözlü vasiyetnme: Sözlü vasiyetnme (Md. 486488), istisn nitelikte bir vasiyet şeklidir. Normal hllerde yapılabilecek vasiyetnme şekilleri, el yazısı ve resm vasiyetnmedir. Sözlü vasiyetnme ise, ancak fevkalde hallerde (olağanüstü durumlarda), el yazısı veya resm vasiyetnmenin yapılmadığı durumlarda başvurulabilir. Bu sebeple bu tip vasiyetnme, zarretten doğan bir vasiyetnme olarak nitelendirilebilir. Ölüm hli vs. gibi.

Böyle olağanüstü hllerde, vasiyetçinin vasiyetini iki şahit önünde söylemesi ve bunun yazılı bir vesika hlinde tanzimi hussunda bu şahısları yetkilendirmesi gerekir. Şhitler bu işi kabul edip vasiyetnme tanzim etmek zorunda değillerdir. Şhitler bunu kabul ettikleri takdirde, knunun kendilerine düşen mükellefiyetleri yerine getirmek ve knundaki şartlara uymak sretiyle, sözlü vasiyetnmenin sonraki formalitelerini f etmek zorundadırlar. Kusurlu olarak bunu yerine getiremezlerse, bunun sonuçlarından sorumlu olurlar.

İki şhit, vasiyetçinin söylemiş olduğu son arzu ve tasarruflarını yazılı olarak derhl tespit ederler. Sonra bu yazılı vesikayı hkime verirler. Şhitler isterlerse, vasiyetçinin sözle yaptığı ölüme bağlı tasarrufları yazıyla tespit etmeden doğrudan doğruya hkime giderek sözlü olarak da bildirebilirler.

M.K. 487. madde askerler hakkında özel bir düzenleme getirmiştir. Sözlü vasiyetnme yapmak zorunda kalan askerin, iki şhit önünde son arzusunu bildiren bu tür bir vasiyeti hkime hemen bildirmesi güç olduğundan, knun, bunun bir teğmene veya daha üst derecede bir subaya tevdi edilebileceğini, hükme bağlamıştır. Sözlü vasiyette bulunduktan sonra, vasiyetçi iyileşir. Fevkalde hl sona ererse, yapılan sözlü vasiyetnme geçersiz kalır. M.K. 488e göre, olağanüstü hlin sona ermesinden bir ay sonra, eğer vasiyetçi hayatta ise, sözlü vasiyetin hükmü kalmaz.

Vasiyetten geri dönme: Vasiyetnme tek taraflı, bir hukk mumele olduğu için vasiyetçi ölmeden önce istediği zaman vasiyetinden vazgeçebilir. Vasiyetçi, vasiyetnmeden istediği zaman vazgeçebildiği hlde, mras mukvelesinden istediği zaman vazgeçemez. Zra, bu iki taraflı bir tasarruftur.

İslm hukkunda vasiyet: İslm Hukkunda vasiyet bzı hllerde farz, bzan sünnet, bzan da müstahabdır. Eskiden her Müslüman, bir vasiyet yazardı. Burada evldına, ahbabına son nasihatlerini bildirirdi. Kendinde hakkı bulunanlarla, helllaşılmasını, vereceklerini, borçlarının ödenmesini, iskt, hac yapılmasını isterler; cenze hizmetindeki ve defnden önceki isteklerini bildirirlerdi. Zevcesine (hanımına) olan mehri müeccel (Bkz. Mehr) borcunun ödenmesi için vasiyet etmesine çok dikkat edilirdi. Bu isteklerinin İslm hükümlere uygun olması için, dil iki şhit yanında bir vsi seçerdi.

Peygamber efendimiz buyurdu ki: Vasiyet etmek istediği bir şeyi olup da vasiyeti başucunda yazılı olmadan iki gece geçirmek müminin harcı değildir.

Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gzinin veft edeceği zaman oğlu Orhan Beye gönderdiği meşhur vasiyetnmesinin özü şöyledir:

(Allahü telnın emirlerine muhlif bir iş işlemiyesin. Bilmediğini şeriat ulemsından sorup anlıyasın. İyice bilmeyince bir işe başlamayasın. Sana itaat edenleri hoş tutasın. Askerlerine ihsanı eksik etmiyesin ki, insan ihsanın kulcağızıdır. Zlim olma. lemi adletle şenlendir ve Allah için cihdı terk etmeyerek beni şd et. Ulemya riyet eyle ki, şeriat işleri nizam bulsun. Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbl ve hilm göster. Askerine ve malına gurur getirip, şeriat ehlinden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allahın dnini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dvsı değildir. Sana da bunlar yaraşır. Dim herkese ihsnda bulun. Memleket işlerini noksansız gör. Hepinizi Allahü telya emnet ediyorum). Osmanlı sultanları bu vasiyetnmeye candan sarılmış, devletin 600 sene hiç değişmeyen anayasası olmuştur.

Bir vasiyetnme misli: İstanbul şehrinde Gedikpaşa semtinde oturan bezzz (manifaturacı) Osman Efendi meclisi şeri şerfi enverde veAhmed Ağanın yanında der ki: Allahü telnın emriyle veft ettiğim zaman, bıraktığım malın hepsi ve bütün alacaklarım alınarak, önce det üzere techiz (donatma) ve tekfinim (kefenlenme) yapılıp, sonra, borcum çıkarsa, bunları ödeyip geriye kalan üçte biri ayrılsın. Bu ayrılan sülüs içinden şu kadar kuruşla namaz iskti ve oruç, yemin ve adaklarım için keffretim yapılsın. Dnimize uygun olarak iskt apılıp, Müslüman fakirlere dağıtılsın. Şu kadar kuruşu ile tatlı (helva ve lokma) pişirilip, fakirlere yedirilsin. Şu kadar kuruşu ile kabrim yapılsın. Bu arta kalanını da, seçtiğim vasim, dilediği hayrat ve hasenta harc etsin, diye vasiyet etti. Bu vasiyetimi yerine getirmeğe yanımdaki Ahmed Ağayı seçtim ve tyin eyledim, dedi. Ahmed Ağa da bu vasiyeti dinleyip kabul etti ve hepsini en iyi şekilde yapmayı üzerine aldı. Biz de hazır bulunup gördük, işittik ve şhit olduk.

İmz imz şhit şhit

Hasanoğlu Osman, Ali oğlu Ahmed, Süleyman oğlu Ömer, Veli oğlu Bekir.

İslm Hukkuna göre, malının üçte birini hayırlı işlerde kullanması için biri vas tyin edilip, vas de bu kadar malı hayırlı işlere verse, ölünün vrisleri, bu malı nerelere verdin diye soramazlar. Vrislerin mahfuz hissesi (saklı payı) techiz ve borçların tasfiyesinden sonra kalan terekenin üçte ikisidir. Eğer vasiyet terekenin üçte birini aşıyorsa artan kısımla ilgili icr vrislerin kablüne bağlıdır. Vas tyin etmeden ölen kimsenin vasiyetini yerine getirmek için, hkim bir vas tyin eder.

İslm Hukkuna göre de, bir kimse vasiyetinden dönebilir. Vasiyetini inkr etmesi iptl sayılmaz. Vasiyette bulunan kimsenin vasiyetini yerine getirmeyi taahhüt eden kimse, o kişinin ölümünden sonra bu işi yapmayı reddedemez. Emin olmayan fsık (açıkça günah işleyen mümin) veya zımm (İslm devleti uyruğundaki gayri müslim)vas yapılırsa, hkim bunları değiştirir. Ücretle vas yapmak ciz değildir. Fakat söylemiş olduğu ücret ona vasiyet edilirse o zaman o ücreti alabilir.
VASİYET



Emretmek, bir işi birisine ısmarlamak, bir malı ölümden sonra bağışlama anlamında bir fıkıh terimi. Terim olarak, din ilimlerden fıkıhta ve hadis uslünde ayrı ayrı manalara gelmektedir.

Fıkıh Istılahında Vasiyet Fıkıh ıstılahında vasiyet iki aynı manada kullanılmaktadır.

1 Bir malı veya menfaati ölümden sonraya bağlayarak bir şahsa veya hayır kurumuna karşılıksız olarak bağışlamak (Tehanev, Keşşafu Istılahati'l Funn, II,1526; Nasuh Bilmen, Hukuku İslmiyye ve Istılahatı Fıkhıyye Kamusu, V, 115).

2 Bir kimsenin ölmeden önce, küçük çocuklarının ml işlerini yürütmekte veya terikesinde tasarrufta bulunmakta birisini yetkili kılmasıdır (Tehnev, aynı yer).

Malını veya bir malının menfaatına ölümüne bağlayarak bir şahsa veya hayır cihetine hibe eden kişiye vas, kendisine mal veya menfaat bırakılan (vasiyet edilen) kişiye veya hayır cihetine ms leh, vasiyet edilen mala ya da menfaate ms bih, vasiyette bulunma olayında sa denilir.

Vasiyet Çeşitleri

Vasiyet bir olay veya zamanla kayıtlı olmazsa, mutlak vasiyet, belirli bir olayla veya zamanla "şu işim olursa", "şu zamana kadar ölürsem." gibi kayıtlı olursa mukayyet vasiyet; ms bihin miktarı, malın üçte biri, dörtte biri gibi bir oranla değil, belirli bir miktarla belli olursa mürsel vasiyet; miktar belli edilmeden terikenin üçte biri dörtte biri gibi bir oran vasiyet edilirse bu vasiyete de gayri mürsel vasiyet denilir. Vasiyet edilen şeyin mal veya menfaat olması bakımından da vasiyetler, vasiyye bi'lmal ve vasiyye bil'lmenfaat kısımlarına ayrılırlar (Bilmen, a.g.e., V,115; Vehbe ezZühayl, elFıkhu'lİslm ve Edilletuhu, VIII, 9).

Vasiyetin Meşruiyeti

Vasiyet, İslm'ın meşru kabul ettiği akitlerdendir. Tarih açıdan bakıldığında vasiyetin İslm'dan önce de var olduğu görülmektedir. Mesela Romalılarda aile reisi malında vasiyet yoluyla ve hiç bir kayda tabi olmadan dilediği gibi tasarrufta bulunuyordu. Hatta bazan malının tamamım yabancılara vasiyet edip, kendi varislerini mirastan mahrum bırakabiliyordu. Daha sonra bir takım değişiklikler yapılarak, babanın malının en az dörtte birini çocuklarına bırakması zorunlu hale getirildi. Cahiliye Araplarında da vasiyet sınırsız bir şekilde vardı. Araplar, kendi akrabalarını muhtaç bırakmak pahasına büyüklük taslamak için, mallarının tamamını yabancılara vasiyet ediyorlar ve bununla övünüyorlardı (Zuhayl, a.g.e., VI, 7). Demek oluyor ki, İslm vasiyeti ihdas etmedi, hazır buldu. İslah ederek ibka etti, hatta tavsiye etti.

Vasiyet, tüm İslm müctehidlerine göre meşrdur. Meşriyeti, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir; Bakara sresinin 180. yetinde: "Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, Allah'tan korkanlar üzere bir borçtur'; 240. yetinde de: "İçinizden ölüp de dul eşler bırakanlara gelince, onlar eşlerinin evlerinden çıkarılmadan bir yıla kadar bıraktıkları terikeden faydalanmaları hususunda vasiyet etsinler. Eğer o kadınlar kendiliklerinden çıkıp giderlerse, iyilikle kendileri hakkında yaptıklarından size bir günah yoktur. Allah azzdir hakimdir"buyurulmaktadır. Nis sresinin 11 ve 12. yetlerinde de ölenin bazı yakınlarının mirastaki hisseleri belirtilirken, bu hisselerin borçlar ödendikten ve vasiyetler tenfiz edildikten sonra hak sahiplerine ödeneceği beyan edilmektedir.

Hz. Peygamber'in hadislerinde de vasiyet teşvik edilmiştir. Mesela İbn Ömer'den rivayet edilen bir hadiste: "Bir Müslümanın vasiyet etmek istediği bir şey olup da, vasiyeti yastığının altında yazılı olmadan iki gece geçirmesi doğru değildir" buyurmaktadır (Buhar, Vesya, 1; Müslim, Vesya,14; İbn Mce, Vesy, 2). Hz. Peygamber bir başka hadisinde de: "llah (c.c) size, amellerinize ziyade olarak ölümünüz esnasında mallarınızın üçte birini tasadduk etti (vasiyet etme yetkisi verdi) "buyurmuştur (İbn Mace, Vesy, 5; Zeyla, Nasbu'r Rye, IV, 399, 400).

Bu yet ve hadislerin delaleti doğrultusunda İslm alimlerinin tümü vasiyetin meşruluğunda ittifak etmişlerdir. Dolayısıyla vasiyet İcma ile de meşrudur (Merginn, elHidye, IV, 232; İbn Kudme, elMuğn, VI, 444).

Vasiyetin Hükmü Prensip olarak vasiyet müstehap (Merğınan, a.g.e., IV, 231) veya menduptur (Zuhayl, a.g.e. VIII,11). Yukarıdaki yet zahiren vasiyetin farz olması gerektiği izlenimi verebilir. Çünkü yeti kerimede vsiyetin Allah'ın kullar üzerinde bir hakkı olduğu vurgulanmaktadır. Ancak ulema bu yetin, daha sonra inen miras yetiyle neshedildiğini söylemişlerdir. Bu yetin mensuh oluşunun delili sahabelerden bir çoğunun vasiyette bulunmamalarıdır. Çünkü eğer vasiyet farz olsaydı sahabelerin bunu terketmeleri mümkün olmazdı. Zaten İbn Abbas ve İbn Ömer vasiyetin farz olacağı izlenimini veren bu yetin mensuh olduğunu söylemişlerdir (Zuhayl, a.g.e., VIII, 12).

Vasiyetler dn açıdan beş grupta toplanırlar:

a Vacip vasiyetler: Bir Müslümanın hayatında iken ödemesi gereken ama ödeyemediği borçlarını veya başkasına ait hakları bu borçlar Allah hakkına taalluk edebileceği gibi kul hakkı da olabilir ödenmesi veya sahiplerine verilmesi için vasiyet etmesi vaciptir. Dolayısıyla elinde birisine ait emanet mal bulunan, birisine borcu olup, borcun varlığına dair şiir veska bulunmayan kişinin bu emanetlerin sahiplerine verilmesini, borçların ödenmesini vasiyet etmesi gerekir. Aynı şekilde, hac, zekat, oruç gibi ibadetler kendisine farz olduğu halde eda edemeyenler, üzerinde keffaret borcu olanlar hac ve zektın edasını, orucun fidyesinin verilmesini, kefaretlerin ödenmesini vasiyet etmek zorundadırlar (İbn Kudme, a.g.e., VI, 444; İbn Abidn, Reddu'lMuhtar, VI, 648, hayl, a.g.e., VIII, 12).

b Müstehap vasiyetler: Hali vakti yerinde olan kişinin, varis olmayan akrabalarına, yoksullara ve hayır kurumlarına vasiyette bulunması müstehaptır.

c Mübah vasiyetler: Akrabalardan veya yabancılardan zengin olanlar için vasiyette bulunmak mübahtır.

d Mekruh vasiyetler: Fakir varisi olanların, mallarını vasiyet etmeleri ittifakla mekruhtur. Ayrıca Hanefilere göre, kim olursa olsun fisku fücur ehline vasiyette bulunmak da tahrimen mekruhtur.

e Haram olan vasiyetler: Haram bir işin yapılması için vasiyette bulunulması ittifakla haramdır. Mesela, bir Müslümanın kilise yapılması, şarap fabrikası inşası gibi haram olan bir şeyi vasiyet etmesi haramdır. Bu tür vasiyetlere uyulmaz. Ayrıca meşru cihetlere bile olsa malın üçte birinden fazlasının vasiyet edilmesi de caiz değildir. Şayet vasiyet edilmişse, varislerin, malın üçte birisinden fazla olan kısmında bu vasiyete uymaları mecbur değildir. Ancak, isterlerse uyabilirler. Hambelilerdeki sahih görüşe göre bu tür bir vasiyet mekruhtur (İbn Kudme, a.g.e., VI, 445; Zuhayl, a.g.e., VIII, 12, 13).

Vasiyetin Rüknü Ebu Hanfe, Eb Ysuf ve Muhammed'e göre vasiyetin rüknü; hibe, alım satım, icare vs. akitlerde olduğu gibi, icap ve kabuldür. Yani, ms vasiyette bulunacak, msa leh de kabul edecektir. Msa lehin kablünün bulunmaması halinde vasiyet tamamlamış olmaz. Msa lehin kabulü, sarahaten olabileceği gibi, kabul veya red etmeden ölmesi durumunda olduğu gibi delleten de olabilir. Vasiyetin kabulü ancak, msnin ölümünden sonra olur (Ksn, Bediu'sSan, VII, 331). İmam Züfer'e göre ise, vasiyetin rüknü sadece icaptır. Msnin vasiyetini msa lehin kabul etmesi gerekmez. Çünkü, musa lehin durumu varisin durumu gibidir. Nasıl varis mrası red imknına sahip değilse, musa leh de vasiyeti reddetme imknına sahip değildir (Haskefı, Dürrü'l Muhtac VI, 650).

Vasiyette icab ve kabul, vasiyet kelimesi ile olabileceği gibi vasiyete dellet eden başka kelimelerle veya yukarıda belirtildiği gibi delleten de olabilir. Bu hüküm Hanefilere göredir. Cumhura göre ise delleten kabul olmaz, mutlaka sözle yapılması gerekir (Zühayl, a.g.e., VIII, 18).

Vasiyetin tahakkuku için kabulün şart olduğu görüşüne göre, kabul veya reddin fevr (cabın hemen peşinden) olması şart değildir. Msa leh, vasiyyeti, msnin ölümünden sonra olması kaydıyla ve reddetmemişse uzun süre sonra da kabul edebilir. Şafilere göre msa lehin kabul veya red ettiğine dair bir şey söylememesi durumunda vrisler ondan görüşünü açıklamasını talep edebilirler. Bu isteğe rağmen, görüş açıklamaktan imtina etmesi durumunda bu, vasiyeti red sayılır. Vrislerin zarara uğramamaları bakımından Şafilerin bu görüşü tatbike daha elverişlidir. Msa leh, kendisine vasiyet edilen şeyin hepsini kabul veya red zorunda değildir. Hepsini kabul veya red edebileceği gibi bir kısmını kabul, bir kısmını reddetmesi de mümkündür (Zühayl, a.g.e., VIII, 18, 19).

Prensip olarak msa leh vasiyeti kabul veya red ettikten sonra bu tasarrufundan ruc edemez. Ancak, varisler buna icazet verirlerse ruc caizdir. Varislerin hepsi veya birisi, msa lehin kabulden sonra rucunu kabul ederlerse vasiyet reddedilmiş olur, mal varislere geri döner. Şfi ve Hanbelilere göre msa leh vasiyeti kabul edip kazbettikten sonra artı geri dönemez.

Vasiyetin Şartları

Vasiyetin sahih olması için, msde, ms lehte ve ms bihte bulunması gereken bir takım şartlar vardır;

a Msde bulunması gereken şartlar:

1 Ms (vasiyette bulunan şahıs), teberrua ehil olmalıdır. Buna göre, ms, kil, bliğ ve hür olmalıdır. Msnin akıl sahibi olması gerektiğinde ulema arasında her hangi bir görüş ayrılığı yoktur. Definin, bunağın ve baygının vasiyeti ittifakla caiz değildir. Büluğ konusu ise ihtilafladır. Hanel ve Şfilere göre msnin baliğ olması şarttır. Mlik ve Hanbelilere göre şart değildir. Onlara göre mümeyyiz olan çocuğun (on yaşı temyiz çağı kabul ediyorlar) vasiyetleri geçerlidir.

Sefahet sebebiyle kendisine hacr konulmuş olan mahcudun vasiyeti temelde ittifakla caiz olmakla birlikte bazı teferruatta mezhepler arasında ufak tefek görüş ayrılıkları vardır. Hanefilere göre mahcurun vasiyetinin geçerliliği, vasiyetin fakirlere veya bir hayır kurumuna olması ile kayıtlıdır. Zengin için yapacağı vasiyet geçerli değildir. Diğer mezheplere göre ise böyle bir şart yoktur. Ancak Şfilere göre iflas sebebiyle hacr edilenin vasiyetinin cevazı, alacakların icazetine bağlıdır.

Sarhoşun vasiyeti Şfiilerin dışındaki ulemaya göre mutlak olarak geçerli değildir. Çünkü aklı başında değildir. Şafiilere göre ise haram bir şeyden dolayı sarhoş olanınki sahihtir.

Kfirin vasiyeti ittifakla caizdir (Merğınan, a.g.e., IV, 234 vd., İbn Kudme, a.g.e, VI, 558 vd., Zühayli a.g.e, VIII, 24 vd).

2 Ms, vasiyet ettiği mala malik olmalıdır. Bir kimsenin kendisine ait olmayan bir malı vasiyet etmesi caiz değildir.

3 Ms vasiyeti kendi rızası ve hür iradesi ile etmiş olmamalıdır. İkrah, şaka veya hata ile yapılmış olan vasiyetlerin geçerliliği yoktur.

b Ms lehle ilgili olan şartlar:

1 Ms leh, mevcut olmalıdır. Ana karnındaki cenin de mevcut sayıldığı için, cenine yapılan bir vasiyet geçerlidir.

2 Msa leh belli olmalıdır. Kim olduğu bilinmeyen meçhul bir şahsa vasiyet caiz değildir.

3 Msa leh mal edinmeye müstehak birisi olmalıdır. Dolayısıyla köle için yapılan vasiyet geçerli sayılmamıştır.

4 Msa leh, mus'in katili olmamalıdır. Mrisi öldüren katil, mirastan mahrum olduğu gibi, mssini öldüren msa leh de vasiyetten mahrum edilir. Bu görüş, Hanef ve Hanbellere göredir. Şfi ve Mliklere göre katile vasiyet yapılabilir.

5 Msa leh, msnin vrisi olmamalıdır. Vrise vasiyet caiz değildir. Şayet birisi vrisine vasiyette bulunmuşsa, bu vasiyetin geçerliliği diğer varislerin rızasına bağlıdır.

6 Msa leh, haram bir cihet olmamalıdır. Kumar salonu yapılması, şarap fabrikası inşası gibi haram bir cihet için yapılmış olan vasiyetler ittifakla geçersizdir. Vasiyet ciheti aslında mübah olmakla beraber, bir masiyete vesile olabilecek cinsten ise fasıkların fısklarını icra edebilmeleri için yardımlaşmalarını sağlayacak bir tesis inşası gibi Hanefi ve Şafiilere göre geçerli, Mlik ve Hanbelilere göre batıldır.

c Musa bihte bulunması gereken şartlar:

1 Musa bih mal olmalıdır. Mal, taşınır ve taşınmaz bir mal olabileceği gibi, hak ve menfaat da olabilir. Bir kimse mesela evinin mülkiyeti varislerinin olması şartıyla, süknsını (içerisinde oturma hakkı) bir başkasına vasiyet edebilir.

2 Msa bih olan mal, mütekavvim (Müslümanlar katında değeri olan bir mal) olmalıdır. Bir Müslümanın başka bir Müslüman için şarap, domuz gibi mütekavim olmayan bir şeyi vasiyet etmesi caiz değildir. Aynı şekilde, bir kimsenin ölümünden sonra peşinden ağıt okunması için vasiyette bulunması caiz olmaz.

3 Temlki kabil olmalıdır. Bundan maksat; vasiyet edilen alın şer' akitlerden bir akitle sahip olunması sahih bir mal olmalıdır. Binaenaleyh, henüz ana karnına düşmemiş bir yavruya vasiyet caiz değildir.

4 Vasiyet edilen mal muayyense, vasiyet edilirken, msnin mülkü olmalıdır.

5 Msa bihin masıyet veya şer'an haram olan bir şey olmaması gerekir. Mesel kabrin gösterişli bir şekilde yapılması için vasiyette bulunmak caiz değildir.

6 Msnin varisi varsa, msa bih terikenin üçte birinden fazla olmamalıdır. Şayet üçte birden fazla olursa, fazla olan miktardaki vasiyetin edası varislerin icazetine bağlıdır. Bu Hanefilerin görüşüdür. Şfi, Mlik, ve Hanbellere göre ise, mrisin varisi olmasa bile terikenin üçte birini aşan miktardaki vasiyet batıldır. Çünkü bu durumdaki birinin malında tüm Müslümanların hakkı vardır (Merğınn, a.g.e., IV, 232; İbn Kudme, VI, 563; Mevsıl, elİhtiyar li Ta'lili'lMuhtr, V, 62; Bilmen, a.g.e., 122127; Zühayl, a.g.e., VIII, 2653).

Vasiyetin Hukuki Hükümleri

Vasiyet, bütün alimlere göre lzım (bağlayıcı olmayan) bir akittir. Çünkü bir teberrudur. Vasiyette bulunan vasiyete karşılık bir şey almamaktadır. Dolayısıyle, ister sağlıklı halinde, ister hastalık halinde vasiyet etmiş olsun, istediği zaman vasiyetinin tamamından veya bir kısmından dönebilir (İbn Kudme, a.g.e., IV, 518; Zeyla, Tebyinü'lHakaik, VI,186; Meydan, elLilbab Şeriru'lKitap IV, 178; Şirbn; Muğni'lMuhtc, III, 71, 72).

Şartlarını haiz olan bir vasiyet sahihtir. Vasiyet mutlaksa, mus öldüğünde ve musa leh kabul ettiği andan itibaren, bir zamana veya şarta bağlı ise şartın tahakkuku ve zamanın gelmesinden itibaren vasiyet edilen mala malik olur. Vasiyetin infazı miras taksiminden önce gelir. Ölünün bıraktığı terikede yapılacak ilk işlem, techiz ve tekfin, sonra borçların ödenmesi, peşinden de vasiyetlerin infazıdır (Seyyid Şerif Cürcn, Şerhu Feraizi Siraciyye, 25).

Msa bih muayyen bir mal ise sadece ona bağlıdır. Dolayısıyla henüz mşa lehin eline geçmeden telef olursa vasiyet de batıl olur. Msnin başka malları olsa o mallarla ms lehin hiç bir ilgisi yoktur. Vasiyet, bir mal çeşidinin belirli bir oranı ise, vasiyet edildiği esnada mevcut olan mala taalluk eder.

Vasiyye bil'lmenfaa

Hanefilere göre menfaatten maksat, bir kölenin hizmeti, bir evde oturma hakkı ve geliri, bahçe ve tarlanın ürün ve kirasıdır (Kasn, a.g.e., VII, 352).

Dört mezhep imamına göre menfaatin vasiyeti caizdir. Daha önce aynıların vasiyetinde vasiyet edilen malın terikenin üçte birinden fazla olmayacağına değinilmişti. Bu oranın, menfaatte nasıl takdiri yapılacaktır? Bu konu mezhepler arasında değişik değerlendirilmiştir; Hanefler ve Mlikler menfaati vasiyet edilen malın değerine bakarlar. Şayet bu mal terikenin üçte birini aşmıyorsa, süresi ne olursa olsun vasiyet uygulanır. Fakat, bu mal terikenin üçte birinden daha fazla olursa, üçte biri kadarı geçerli, kalanı geçersizdir. Yani bu mezheplere göre itibar, menfata değil, menfaati vasiyet edilen aynadır. Şafii ve Hanbel mezheplerine göre, muteber olan, mal değil, malın vasiyet müddetindeki menfaatidir. Çünkü msa bih, menfaattir. Hanbellerden bir görüşe göre, müddetin sınırsız olması halinde, Haneflerde olduğu gibi aynın kıymetine itibar edilir (Zühayl, a.g.e., VIII, 86, 87).

Menfaatin elde edilmesi ya msa lehin bizzat kendisinin kullanması ile veya kiraya verip kirasını alması ile gerçekleşir. Şayet msi, vasiyet ederken bunlardan birisini kayıtlamamışsa, ms leh dilediği şekilde istifade edebilir. Fakat, bir menfaat türü ile kayıtlamışsa Hanefilere göre bu kayda uymak zorundadır. Aksine hareket edemez. Dolayısıyle, kendisinin oturması için, oturma hakkı vasiyet edilen birisinin, evi kiraya vererek kirasını alması caiz olmaz. Şafii ve Hanbellere göre, mus leh, böyle bir kayda uymak zorunda değildir. İstediği şekilde faydalanabilir.

Bir malın menfaati, ms leh ile varisler arasında müşterek ise, dilerlerse malı kiraya verip kirasını bölüşürler, dilerlerse ve mal müsaitse malı aralarında bölüşüp her biri muayen bir kısmının menfaatini alır. Üçüncü bir yol olarak da malı münavebeli olarak kullanabilirler (İbn bidin, Reddu'lMuhtar, VI, 691 vd.).

Vasiyet edilen menfaat geçici olabileceği gibi, süresiz de olabilir. Şayet belirli bir süreye münhasırsa veya sonu gelecek bir cihete ise malın kendisi msinin varislerine aittir. Sürenin bitiminde onlara döner. Fakat, bir malın menfaati sınırsız olarak ya da mutlak olarak vasiyet edilmiş ve msa leh sonu gelmeyen bir türdense o aynı vakıf hükmündedir (Zühayl, a.g.e., VIII, 92, 93).

İkinci Manada Vasiyet

Bir kimsenin, ölmeden önce küçücük çocuğuna ait mal işleri yapması veya terikesinde tasarrufta bulunması için birisini yetkili kılmasının, vasiyetin fıkıh ıstılahındaki ikinci manası olduğunu söylemiştik. Akıl hastalığı, bunama, akıl zaafı ve sefahat sebebiyle, bir kimsenin tasarruf yetkisi elinden alınmış ve işlerin yürütmesi için birisi tayin edilmişse buna da kayyum denilir. Kayyum vasi mesabesindedir (Hayreddin Karaman, Mukayeseli İslm Hukuku, II, 276). Şimdi de kısaca bu manadaki vasiyet üzerinde duralım.

Bir kimseyi, mallarında veya çocuklarının işlerinde tasarruf etmekte yetkili kılan kişiye ms, yetkili kılınan şahsa vas veya mus ileyh, bu zatın sahip olduğu sıfata da vesyet denilir. Bu anlamda iki türlü vas vardır:

1 Vasıyyi Muhtar: Kişi tarafından seçilmiş olan vasdir. Yani, bir kimse ölümünden sonra bıraktığı terike veya çocukları ile ilgili işlerde tasarruf etmesi için birisini yetkili kılarsa buna vasiyi muhtar (seçilmiş vas), vasiyyulmeyyit (ölenin vassi), vasiyyu'leb (babanin vassi) denilir.

2 Vasiyyi Mensup (tayin edilmiş vas): Yukarıda söylenilen işleri yapabilmesi için hkim tarafından tayin edilmiş olan vasdir. Buna vasiyyu'l kad (hkimin vassi) da denilir (Bilmen, a.g.e., V, 6).

İslm hukuku prensip olarak vas tayin etme yetkisini babaya vermiştir. Şayet baba vefat etmeden önce birisini vas seçmişse çocuğun mallarında tasarruf etmek onun hakkıdır. Şayet seçmemişse ve varsa, sıra dede (babanın babası) ve onun tayin ettiği vasdedir. O da yoksa o zaman vas tayini hkimin salahiyetine girer. Demek oluyor ki, çocuğun malı üzerindeki tasarruf yetkisi sırayla, baba, babanın vassi, babanın vassinin vassi, dede, dedenin vassi, dedenin vassinin vassi ve hkimin vassine aittir (Mecelle, madde, 974; Karaman, a.g.e., I,196). Anne, kardeş, amca gibi akrabaların küçüğün malı üzerinde tasarruf yetkileri yoktur (Karaman a.g.e., II, 276).

Vesayet, msinin icabı ve vasnin kblü ve meydana gelir. Tek taraflı bir irade yeterli değildir, dolayısıyla vasnin kabulü şarttır. Vasnin, kil, bliğ, hür ve taarrufa ehil olması gerekir. Bir gayri müslimin, Müslüman üzerindeki vesayeti caiz değildir.

Vasnin, çocuğun malı üzerindeki tasarrufu, küçüğün menfaatının kesin veya muhtemel olmasına bağlıdır. Kesin zararına olan tasarrufları ise geçerli değildir. Buna göre, vas, küçüğün malından hibe, tasadduk gibi bir yolla teberruda bulunamaz. Hibe ve sadaka kabulü gibi mutlak menfaat olan tasarruflara yetkilidir. Kra da zarara da ihtimali olan alım satım gibi tasarruflarda gabni fahiş derecede zararına olmayacak tasarruflarda bulunabilir (Karaman, a.g.e., II, 276). Şayet vasiyyi muhtarın küçüğün malındaki tasarrufunda hıyaneti görülürse, hkim tarafından azledilir. Ama bir hıyaneti söz konusu olmazsa, bir görüşe göre azletemez, diğer bir görüşe göre azlederse geçerlidir fakat günahkar olur. Hkim kendi tayin ettiği vasyi ise istediği zaman ve hiç bir kayda bağlı olmadan azledebilir (Bilmen, a.g.e., V, 182).

Bir vas vesayet işlerini tek başına görmekten aciz ise hkim ikinci bir vas tayin edebilir. Ayrıca baba veya dedenin de birden fazla kişiyi vas tayin etmesi mümkündür. Bu durumda vasilerden birisinin tek başına tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Şayet bulunur da yetimin malı zayi olursa bu malı tazmin etmek zorundadır.

Vasiyi muhtar vesayeti kabul ettiği zaman, musnin vefatından sonra artık vesayeti terk edemez. Hkimin tayin ettiği vas ise istediği zaman kendisini vesayetten azledebilir. Ancak daha önce hkime haber vermesi gerekir. Vasiyyi muhtar, ücret alamaz, vasiyyi mansup ise hakimin takdiri ile belirli bir ücret alabilir. Ancak, vasıyyi muhtarın da muhtaç olması kaydıyla yetimin malından yemesi caizdir (Bilmen, a.g.e., V, 205 ; Zhayıs, a.g:e, VIII,148).

Vesayet, vas tayin eden kişi veya mercinin azli, çocuğun büyümesi, zamana bağlı olan vesayetlerde sürenin bitimi, belirli bir iş için vas kılınması halinde o işin yapılmış olması, vasnin aklını kaybetmesi, fıska mübtel olması ve ölümü ile sona erer (Zühayl, a.g.e., VIII, 149).

Hadis Usülü Istılahında Vasiyet

Hadis uslü ilminde Vasiyet, hadis tahammül yollarından birisidir. Sefere çıkacak veya ölmek üzere bir şeyh (hadis bilgini) in, rivayet etmekte olduğu bir kitabı bir şahsa Vasiyet ederek bırakması demektir. Bu ilimde, vasyette bulunan şeyhe, ms, kendisine kitap bırakılan öğrenciye msa leh denilir.

Vesayet yoluyla hadis tahammülünün caiz olup olmadığı bu sahanın bilginleri arasında tartışmalıdır. İçlerinde Nevev'nin de bulunduğu bir gruba göre caiz değil, bir başka gruba göre caizdir. Caiz görenler de bu yolu hadis tahammül şekillerinin en alt seviyesi olarak kabul etmişlerdir. Vasiyet yoluyla tahammülü kabul edenler, şeyhi bu vasiyetiyle öğrencisine muayyen bir şey vermiş, ve onun kendi rivayetlerinden birisi olduğunu kabul etmiş gibi telakki ederler. Vasiyet edilen bir kimsenin rivayet sırasında vasiyet edenin sözlerini fazla veya eksik olmadan aynen aktarması gerekir (Suyut, Tedrbu'rrv fı Şerhi Takribi'n Nevev, II, 59, 60; Tehanev, a.g.e., II,1526; Yaşar Kandemir, Hadis İlimleri ve Hadis Istılahları, trc. 79, 80).

Hüseyin KAYAPINAR

Kelime Dili

VASİYET kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Ata Sözleri

  • Vasiyet ölüm getirmez.

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

VASİYET kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen VASİYET kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde VASİYET kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde VASİYET kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde VASİYET kelime anlamı gösterilmektedir. VASİYET nedir ? VASİYET ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. VASİYET kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.