Emanet Nedir

Emanet Nedir ? Emanet Ne demek ?

1-)Alm. Deposit, Anvertrauen, Fr. (Objet) Confié, deposé, İng. Deposit, Trust. Güvenilen kimseye bırakılan mal, eşya, vb. Emanet, maddi olabildiği gibi manevi de olur. Mal, para maddi emanettir. Allahü tealanın insanlara verdiği akıl, zeka, güç ve kabiliyetler de birer manevi emanettir.

Bugünkü modern hukukta emanet sözleşmelerinin konusu ancak taşınabilir eşyalardır. Bu çeşit bir eşyayı muhafaza etmek üzere olan kişi onu güvenli bir yerde koruma yükümlülüğü altına girer. Emaneti alan kişi veya kurum, sözleşmede belirtilen veya üst-adete uygun olan bir ücret alır. Ücret durumu sözleşmede açık açık belirtilir. Eşyayı emanet eden kişi sözleşmenin yerine getirilmesiyle ilgili gerekli harcamaları karşılamakla yükümlüdür. Ayrıca sözleşme yüzünden emanetçinin uğradığı zararları da gidermek mecburiyeti vardır. Emanetçi, emanet aldığı eşyayı onu veren kişinin izni olmadıkça kullanamaz. Emanet olarak birine bırakılan eşya, onu bırakan tarafından her zaman geri alınabilir.

Emanetçi ise emanet almış olduğu malı, sözleşmeli bir süreyle almışsa, sürenin bitiminden önce emanet malı geri veremez. Ancak emanet olarak bırakılan malda önceden kestirilemeyen sebepler yüzünden tehlikeli veya sakıncalı bir durum ortaya çıkarsa, emanetçi elindeki emanet malı sözleşme bitiminden önce geri sahibine teslim eder. Emanet olarak verilmiş bir şeyi geri verme borcu, takas ile mümkün değildir.Kanuna göre alacaklı razı olsa da takas mümkün değildir. Şartlarına uygun olmayan usulsüz emanetlerde ise, borç misli eşyadır. Aynen geri vermesi söz konusu değildir. Bu durumda da takas imkansızdır.

İslam hukukunda emanet üç kısımdır:

1. Vedia: Güvenilen kimseye saklamak ve korumak için bırakılan maldır. Sahibine mudi, alana vedi denir. (Bkz. Vedia)

2. ariyet: Bir malı bedelsiz kullanmaktır. ariyet vermeye iare denir. Komşuya kullanmak üzere verilen kap-kaçak alet eşya ariyettir. Muhammed aleyhisselam ve Eshabı (radıyallahü anhüm) ariyet alıp-vermek suretiyle bir emanet sözleşmesi yapmışlardır. Âriyet akdinde (sözleşmesinde) ariyet konusu olan şeyi teslim almak şarttır. ariyet veren istediği anda bundan vazgeçer ve malını geri isteyebilir.

ariyet akdi ile ilgili diğer hükümler şöyledir:

ariyet alan, karşılıksız olarak ariyetin menfaatine (kullanmaya, faydalanmaya) malik (sahib) olur. Malın zayi (telef) olması halinde ariyet alanın kusuru sebebiyle ise, öder. ariyet hayvanının nafakası kullanana aittir. Zaman ve yer ve istifade şekli sınırlı olarak ariyet vermek caizdir (olur). Şartsız ariyet verilen eve, dükkana, tarlaya dilediğini koyabilir. Âriyet alan bunu vedia verebilir. Kiraya ve rehne veremez. Sahibi isteyince veya sözleşmedeki müddeti bitince geri verir.

3-. Sözleşme olmadan ele geçen şeyler: Mesela rüzgarın meydana getirdiği mal emanet olur.

Emanetlerin titizlikle korunması hakkında Kur’an-ı kerimde mealen şöyle buyrulmuştur:

Allahü teala emanetleri sahiplerine teslim etmenizi emrediyor. (Nisa suresi: 58)

Emanetleri güzelce kullanıp yerli yerine ifa edeni, korktuğundan emin kılıp Cennet’ime koyarım. (Mü’minun suresi: 8)

Peygamber efendimiz de hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

Emanete sadakatı olmayan kimsenin imanı da yoktur.

Sana emanet edene de hıyanet etme.


2-)EMÂNET



Birisinin koruması için bırakılan maddi ve manevi hak. Emniyet edilip inanılan şey. Peygamberlerde bulunan sıfatlardan biri de "emanet"tir. Kur'an'a, Sünnete ve Resulullah'ın eşyasına da "emanet" denir.

Resulullah, hicretten önce, kendisinde bulunan emanetleri sahiplerine iade etmişti. Çünkü kafirler ona "el-emin" olarak mallarını emanet ediyorlardı. Hz. Peygamber "emanete ihanetin münafıkların alametlerinden olduğunu" söylemiştir (Buhari, İman, 64; Müslim, İman, 106). Emanet, müminlerin de vasfıdır (el-Mü'minun, 23/8). Veda Haccı'nda Rasulullah, kadınların da erkeklere birer emanet olduklarını açıklamıştır (Ebu Davud, Menasik, 56). Yine Veda Hutbesi'nde Rasulullah, "Size bir emanet bırakıyorum ki, ona sarıldıkça sapıklığa ve dinsizliğe düşmezsiniz. Bu emanet Allah'ın kitabı Kur'an ve benim sünnetimdir" (Buhari, Tecrid, 1654; İbn Hişam, es-Sire, IV, 603; Sahih ve Sünen'lerin Veda Haccı bölümleri). İbn Hanbel rivayet eder: "Emanet sahibi olmayan kişinin gerçek imanı yoktur" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 135).

Allah Teala, "emanet" kavramını Kur'an-ı Kerim'de çok geniş bir anlamda zikretmiştir: "Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onu yüklenmekten kaçındılar; onu insan yüklendi; çünkü o çok zalim çok cahildir..." (el-Ahzab, 33/72). Bu genel anlamlandırmadan sonra, "Emanetleri ehline vermemizi, insanlar arasında hükmettiğimiz zaman adaletle hükmetmemizi emreder" (en-Nisa, 4/58). Rasulullah'ın şu buyruğu da emanete riayetin yozlaşması durumunda neler olacağını açıklamaktadır: "Emanet kaybedildiği aman yani -işler ehli olmayanlara verildiği zaman- kıyameti bekle" (Buharı, İman, 1). İsrailoğulları bu yüzden çökmüş ve sapmışlardı. Beceriksiz, sorumsuz, ahlaksız, adaletsiz kimselere yetki vermişlerdi. Halbuki İslami harekette, her işte en ehil kişilerin yeraldığı "Ulu'l-emr"e itaat sözkonusudur.

Geniş anlamıyla, "Allah'ın tekliflerinin tamamına" emanet denilmiştir (Mecmuat'ul-Tefasir, İstanbul 1979, V. 142, 143). Usul-i fıkıhta, Allah'ın insanlara yüklediği bütün mükellefiyetlere emanet denilmiştir (Molla Hüsrev, Mir'at el-Usul fi Şerhi'l Mirkat el-Vüsul, İstanbul, 1307, I, 591). Eşref-i mahlukat, Allah'ın yeryüzündeki halifesi olarak tanımlanan insan; Allah'ın öğüdü ve rehberi olan Kur'an-ı Kerim ile ruhlar aleminde verdiği 'misak'ı aldığı emaneti yerine getirmeye çalışmakla mükelleftir. Bu manada, herhangi bir şekilde kendisine emanet edilmiş bir malı korumamak nasıl hainlik olmaktaysa; daha geniş kapsamlı olarak Kur'an ve Sünnet emanetini sahiplenmemek, İslam'a yönelmemek ve İslami ilkeleri yaşamamak, yaşatmayı unutturmak veya engellemek de emanet ve emanet ilkelerine uymamak demektir. (Ayrıca bk. Vedia)

Yusuf KERİMOĞLU


3-)

Birisinin koruması için bırakılan maddi ve manevi hak. Emniyet edilip inanılan şey. Peygamberlerde bulunan sıfatlardan biri de "emanet"tir. Kur'an'a, Sünnete ve Resulullah'ın eşyasına da "emanet" denir.

Resulullah, hicretten önce, kendisinde bulunan emanetleri sahiplerine iade etmişti. Çünkü kafirler ona "el-emin" olarak mallarını emanet ediyorlardı. Hz. Peygamber "emanete ihanetin münafıkların alametlerinden olduğunu" söylemiştir (Buhari, İman, 64; Müslim, İman, 106). Emanet, müminlerin de vasfıdır (el-Mü'minun, 23/8). Veda Haccı'nda Rasulullah, kadınların da erkeklere birer emanet olduklarını açıklamıştır (Ebu Davud, Menasik, 56). Yine Veda Hutbesi'nde Rasulullah, "Size bir emanet bırakıyorum ki, ona sarıldıkça sapıklığa ve dinsizliğe düşmezsiniz. Bu emanet Allah'ın kitabı Kur'an ve benim sünnetimdir" (Buhari, Tecrid, 1654; İbn Hişam, es-Sire, IV, 603; Sahih ve Sünen'lerin Veda Haccı bölümleri). İbn Hanbel rivayet eder: "Emanet sahibi olmayan kişinin gerçek imanı yoktur" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 135).

Allah Teala, "emanet" kavramını Kur'an-ı Kerim'de çok geniş bir anlamda zikretmiştir: "Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onu yüklenmekten kaçındılar; onu insan yüklendi; çünkü o çok zalim çok cahildir..." (el-Ahzab, 33/72). Bu genel anlamlandırmadan sonra, "Emanetleri ehline vermemizi, insanlar arasında hükmettiğimiz zaman adaletle hükmetmemizi emreder" (en-Nisa, 4/58). Rasulullah'ın şu buyruğu da emanete riayetin yozlaşması durumunda neler olacağını açıklamaktadır: "Emanet kaybedildiği aman yani -işler ehli olmayanlara verildiği zaman- kıyameti bekle" (Buharı, İman, 1). İsrailoğulları bu yüzden çökmüş ve sapmışlardı. Beceriksiz, sorumsuz, ahlaksız, adaletsiz kimselere yetki vermişlerdi. Halbuki İslami harekette, her işte en ehil kişilerin yeraldığı "Ulu'l-emr"e itaat sözkonusudur.

Geniş anlamıyla, "Allah'ın tekliflerinin tamamına" emanet denilmiştir (Mecmuat'ul-Tefasir, İstanbul 1979, V. 142, 143). Usul-i fıkıhta, Allah'ın insanlara yüklediği bütün mükellefiyetlere emanet denilmiştir (Molla Hüsrev, Mir'at el-Usul fi Şerhi'l Mirkat el-Vüsul, İstanbul, 1307, I, 591). Eşref-i mahlukat, Allah'ın yeryüzündeki halifesi olarak tanımlanan insan; Allah'ın öğüdü ve rehberi olan Kur'an-ı Kerim ile ruhlar aleminde verdiği 'misak'ı aldığı emaneti yerine getirmeye çalışmakla mükelleftir. Bu manada, herhangi bir şekilde kendisine emanet edilmiş bir malı korumamak nasıl hainlik olmaktaysa; daha geniş kapsamlı olarak Kur'an ve Sünnet emanetini sahiplenmemek, İslam'a yönelmemek ve İslami ilkeleri yaşamamak, yaşatmayı unutturmak veya engellemek de emanet ve emanet ilkelerine uymamak demektir. (Ayrıca bk. Vedia)


4-)Peygamberler emindirler. Bir kimsenin malına ve canına hıyanet etmekten uzaktırlar. Asla emanete hıyanet etmezler. Peygamber olmadan önce de böyledirler. Sevgili Peygamberimiz, kendisine peygamberlik bildirilmeden önce de, Muhammed-ül-emin lakabı ile tanınıyordu. Allahü teala, peygamberleri, hata ve günahtan emin kılmıştır. (İmam-ı Kastalani)

2. Fıkıh ilminde, güvenilen kimseye bırakılan mal.

Allahü teala Kur'an-ı kerimde mealen buyuruyor ki:

Emanetlerine ve verdikleri söze riayet edenler, namazlarına devam edenler, işte onlar Firdevs Cennet'ine varis olacaklar ve orada ebedi olarak kalacaklardır. (Mü'minun suresi: 8)

Münafıkın üç alameti vardır: Yalan söyler, emanete hıyanet eder ve sözünde durmaz. (Hadis-i şerif-Berika)

Allah yolunda savaşmak bütün günahları affettirir. Fakat emanete hıyaneti affettirmez. Emanete hıyanet eden kul, Allah yolunda ölse bile, kıyamet günü yakalanır; "Emaneti sahibine ver" denir. O da bunu yerine getiremeyeceği için Cehennem'in derinliklerine atılır. (İbn-i Mes'ud)


5-)Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia
Örnek:Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar. S. Birsel


6-)Bir kimse ile birine gönderilen şey.


7-)Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.


8-)Can, ruh.


9-)Bk. vedia.


10-)Bk. koruyum


11-)1. emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2. osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.


12-)Korunmak için birine veya bir yere bırakılan kimse.


13-)Can.


14-)Eminlik. İstikamet üzere bulunmak.


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Deposit.
İngilizcesi İngilizce
Security.
İngilizcesi İngilizce
Left-luggage office.
İngilizcesi İngilizce
Baggage room.
İngilizcesi İngilizce
Escrow.
İngilizcesi İngilizce
Custody.
İngilizcesi İngilizce
Person or thing entrusted to another's safekeeping.
İngilizcesi İngilizce
Trust.
İngilizcesi İngilizce
Checkroom for baggage.
İngilizcesi İngilizce
Entrusted to one's safekeeping.
İngilizcesi İngilizce
Charge.
İngilizcesi İngilizce
Check room.
İngilizcesi İngilizce
Consignation.
İngilizcesi İngilizce
Safe custody.

  • bir şeyi Emanet etiğin insan dürüst olacak
  • "Emanete İhanet Eden Bizden Değildir" Hz.Muhammed (s a v)
  • Peşawa Gazî Mihemed’in Barzani’ye Emanet ettiği bu bayrağın altında doğmuş biri olarak ömrümün sonuna kadar bu bayrağı koruyacağım ve bu uğurda canımı feda etmeye hazırım"dedi.
  • Peşawa Gazi Mihemed'in Barzani'ye Emanet ettiği bu bayrağın altında doğmuş biri olarak ömrümün sonuna kadar bu bayrağı koruyacağım ve bu uğurda canımı feta etmeye hazırım"dedi.

Sizde içinde Emanet kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Emanet kelimesi anlamı 1139 defa okunmuştur. [237179] Emanet kelime anlamı, Emanet nedir, Emanet ne demek, Emanet sözlük anlamı

Paylaş