KİLİSE kelime anlamı KİLİSE nedir KİLİSE ne demek KİLİSE sözlük anlamı KİLİSE

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

Alm. Kirche (f), Fr. Eglise (f), İng. Church. Hıristiyanların toplu olarak ibdet ettikleri yer. Hıristiyanlıktaki çeşitli mezheplere mensup toplulukların dn teşkiltlarına da kilise adı verilmektedir. Katolik kilisesi, Ortodoks kilisesi gibi.

Toplantı yeri, meydan, toplu ibdet yeri mnlarına gelen kilise kelimesi, Yunancada ekklesia, Armicede kenişta, Sürynicede kenuşta, Arapçada kenise kelimeleriyle ifde dilmektedir. İlk zamanlar Umm olarak Msevlerin, Putperestlerin ve Hıristiyanların ibdet yerlerine kilise adı verildiği hlde, daha sonraki zamanlarda Hıristiyanların ibdet yerlerine özel olarak kilise denildi. Msevlerin ibdet yerlerinesinagog veya havra adı verildi.

s aleyhisselm Allahü tel tarafından peygamber olarak vazfelendirilip, insanları hak dne dvet etti. Yahdler onun dvetini kabul etmedikleri gibi, karşı çıktılar. Hatt hazreti syı öldürmeye teşebbüs ettiler. Allahü tel s aleyhisselmı göke çıkardı. Hazreti s göke çıkarıldıktan sonra Romalılar Kudüsü işgl edip, yaktılar ve yıktılar. Yahdlerin kimini öldürdüler, kimini de esir ettiler. Hazreti sya inananlar etrafa dağılıp sevlik dnini yaymaya çalıştılar. sevlik yayılmaya başlayınca, Yahdler, Putperestler, Yunanlılar ve Romalılar hep birleşip bu dnin karşısına çıktılar. Hazreti snın dnine inananlar yakalanıp öldürüldüler. Hatt sirklerde vahşi hayvanlara yem oldular. Fakat bu din kendini tanıtmakta ve sevdirmekde gecikmedi. sevler dni yayışlarını gizli gizli sürdürmeye devm ettiler. Gizli yerlerde kurdukları mbetlerde ibdet ettiler. Fakat Allahü telnın gönderdiği bu dnin doğru olarak yayılması ve değiştirilmeden kalabilmesi ancak seksen sene sürebildi. Hak olan sevlik Yahdler tarafından sinsice değişirildi. Bolüs adındaki bir Yahd, hazreti sya inandığını söyleyerek ve sevliği yaymaya çalışıyor görünerek hakki İncili yok etti. Dört kişi ortaya çıkıp on iki havrden işittiklerini iddi ettikleri bilgileri yazdılar. Böylece İncil adında dört değişik kitap meydana geldi. Bu kitaplara Bolüsün yalanları da karıştı. Yunan filozofu Efltunun felsefesine bağlı olan Bolüs; s Allahın oğludur. dedi. Şarabın ve domuzun helal olduğunu bildirdi, kıbleyi Mescidi Aksdan doğuya yni güneşin doğduğu tarafa döndürdü. Baba, Oğul, RuhülKudüs adı altında teslis yni üçlü tanrı inancını Hıristiyanlığa sokuşturdu. Barnabas (Barnabe) adındaki havr Bolüsün yalanlarına karşı çıktı. Hazreti sdan işittiklerini ve gördüklerini doğru olarak yazdı ve anlattı. Bu durumda Hıristiyanlar Barnabasçılar ve Bolüsçüler olarak ikiye ayrıldı. Aralarında pekçok münzara ve muhrebeler oldu. Bolüsçüler yanlış propaganda ve okşayıcı sözlerle Avrupa krallarını elde edip kuvetlendiler.

Roma İmparatoru Büyük Konstantin Putperestken 313 senesinde Hıristiyanlığı kabul etti. İstanbul şehrini büyütüp mr etti ve Konstantiniyye adını verdi. 325 senesinde İznikte bir konsil toplayarak pekçok olan İncil nüshalarını dörde indirtti. Eski dni olan Putperestlikten de pekçok şeyi bu İncillere sokturdu. Böylece yeni bir Hıristiyanlık dni ortaya çıktı. Daha önce gizli gizli mağaralarda ibdet eden Hıristiyanlar için kiliseler yaptırdı. Ondan sonra gelen Roma ve Bizans imparatorları da birçok kiliseler yaptırdılar. Böylece bir kilise mmrisi ortaya çıktı. Bu kiliselerin hemen hepsi birkaç küçük değişiklik bir yana bırakılacak olursa yüzyıllar boyunca hep bazilika tipi olarak yapıldı. İlk kiliselerin mmr tipi daha sonraki devirlerde, Roma tarzı, Gotik tarzı ve Barok tarzlarında yeniliklerle gelişmeler gösterdi. Hıristiyanların çeşitli sebeplerle mezheplere ayrılmasından sonra, her mezhebin kilise mmrsi değişiklikler gösterdi.

Bu arada kiliselerin kutsallığından ve dokunulmazlığından istifde eden Hıristiyan din adamları özel çıkarlar sağlamaya çalıştılar. Merkezi Vatikandaki Roma kilisesinin lideri bulunan papa aynı zamanda rhn bir devletin başkanı kabul edildi. Papadan sonra sırasıyla kardinaller, piskoposlar ve rhiplerden meydana gelen kilise temsilcileri kendi imtiyazlarını, sosyal, siys ve ekonomik çıkarlarını korumak için halk ve devlet adamları üzerinde baskı kurup Hıristiyanlık adı altında akla sığmaz zulümler, haksızlıklar yaptılar. Allahü telya mahsus olan günah affetmek kudretini kendilerinde gördüler. Para karşılığı günahları affettiler. Hatt Cennetten yerler sattılar. Hıristiyanlık dnine; papazların evlenmemesi, evlenmiş olan kimselerin katiyen boşanmaması, günah çıkarmak mecburiyeti gibi akıl ve mantık dışı kideler koydular. Dünyda yaşamak det günah sayıldı.

Roma (batı) kilisesi dünydaki bütün Hıristiyanların temsilcisi olduğunu savunarak Yunanca Katholikos (Katolik) evrensel ismini aldı. Roma Katolik kilisesinin tahammülü mümkün olmayan baskılarına dayanamayan İstanbul Patriki Mihel Kirolarius 1054 senesinde isyn etti. Romadaki papanın, s aleyhisselmın halfesi ve (ilk papa olarak kabul edilen havrilerden) Petrusun vekili olduğunu kabul etmedi. Papazların halktan ayrı yaşamaları gibi bzı asl meselelerde Roma kilisesine muhlefet etti. Böylece Katolik kilisesinden ayrılan Şark (Doğu) kilisesi Ortodoks adını aldı.

Tebaasının üçte birini kaybeden Katolik (Roma) kilisesi buna rağmen eski bildiğinden şaşmadı. Daha önceki yoluna devm etti. O asırlarda Avrupada yaşayan hükümdrlar da papanın halk üzerindeki etkisini iyi bildiklerinden kendisine karşı bir hareket gösteremiyorlardı. Görünüşte Avrupanın hkimi hükümdr ise de, gerçekte tek hkim kilise mensupları yni papazlar oldular. İlk zamanlar papaların arzu ve isteklerinin yerine getirilmesi İtalyan hükümdrlarının tasdkine bağlıydı. Daha sonra papaların nüfuzları o dereceye ulaştı ki, istediklerini imparator yapıp, istemediklerini azlettiler. Diğer taraftan kilise ve hükümdarlar her türlü ilm düşünceye de karşı çıkmakta idiler. Galileo gibi İslm limlerinden alarak dünynın döndüğünü bildiren bilgini dinsizlikle itham ederek, sözünü geri almazsa öldüreceklerini söyleyip, tehdit ettiler. İnsanın tüylerini ürperten Engizisyon Mahkemeleri kurarak yüzbinlerce insanı haksız yere ve çok kere sırf servetlerini ele geçirmek için dinsiz adı altında türlü türlü işkenceler yaparak öldürdüler.

Halbuki bu sırada İslm memleketleri, Hıristiyan Avrupanın tam tersi bir idre altındaydı. Arabistan, Irak, Mısır, Türkistan, Emev ve Abbs halfelerinin idresiyle her yönden, madd ve mnev terakkler, ilerlemeler kaydetmişti. O zaman, Müslümanlar rhen huzr, maddeten de refh içerisindeydiler. Müslümanlar, İspanyayı Endülüs Emev sultanlarının emri altında en güzel şekilde mr etmiş, medeniyetin en yüksek zirvesine ulaşmışlardı. İlim, sanat, ticret ve zirate ve güzel ahlka önem verilmişti.

Endülüste (İspanyada) ortaya çıkan bu parlak medeniyet, Endülüs dışına taşarak Avrupaya yayıldı. Endülüsteki medeniyeti gören kbiliyetli bzı Avrupalılar ortaya çıktı. İslm limlerinin kitaplarını Avrupa lisanlarına tercüme ettiler. Bunların tercüme ve telif ederek neşr ettikleri kitaplar syesinde Avrupa halkı uyanmaya başladı. Nihyet 1517 senesinde Almanyada Martin Luther adında bir papaz ortaya çıkıp, Roma Katolik kilisesinin akla uymayan birçok esaslarına karşı çıktı. Hıristiyanlığın bir mezhebi olan Protestanlığı kurdu. Bu mezhebi temsil eden kiliseye İncil kilisesi adı verildi. Papaya düşman olduğu gibi, İslmiyetin de azılı bir düşmanı olan Martin Luther çok kitap yazarak Hıristiyanları papaya karşı kışkırttı. Katolikler ile bu protestocular arasında büyük kanlı çarpışmalar oldu.

Martin Lutherden sonra ortaya çıkan Kalvin, Luther ile birlikte Katolik kilisesine karşı çıkmakla berber, bzı meselelerde ona muhlefet etti. Luther ve Kalvin, Katolik kilisesinin ibdet, mn şekillerini reddettiler. Papanın Petrusun vekili ve s aleyhisselmın halfesi olduğunu kabul etmediler. Luther ve Kalvinin peşinden gidenler, karşı çıkanlar mnsında Protestan diye isimlendirildi.

Katolik kilisesinin lideri olan papa, zamanındaki Katolik kralların asker kuvvetlerini kullanıp, Protestanları kılıçtan geçirtti. Bu ise Protestanlığın İngiltere ve Amerikada da yayılmasına ve yeni taraftarlar bulmasına sebeb oldu. İngiliz Kralı Sekizinci Henry de Luther gibi papaya isyn etti. Onun teşviki ve zoru ile Anglikanizm (AngloAmerikan) kilisesi kuruldu (Bkz. Anglikanizm). İngilteredeki Protestanları temsil eden kiliseye Anglikan kilisesi Protestanların kiliselerine de umm olarak Protestan kiliseleri adı verildi.

Katolik kilisesi diğer din mensublarını da Hıristiyanlaştırmak gyesiyle dünynın her tarafında huss katolik mektepleri kurdu. Misyoner ismi verilen çok mutaassıp papazlar yetiştirdi. Bunları bölük bölük Amerika, Japonya, Çin ve İslm memleketlerine gönderdi.

Katolik kilisesinin, Katolikliği yaymak için misyonerler yetiştirerek faaliyete geçmesi üzerine, Protestan kiliseleri de, buna karşı boş durmadılar. Çeşitli yerlerde cemiyetler kurarak çok büyük sermyeler topladılar. Dünynın her yerine Protestanlığı anlatan kitaplar ve misyonerler gönderdiler. Gerek Katolik kilisesine, gerekse Protestan kiliselerine bağlı misyonerler Osmanlı Devletinin, eskiden beri İslmiyetin dışındaki diğer dinlere tanımış olduğu gyet müsmahalı (toleranslı) serbestlikten istifde etmesini çok iyi bildiler. Osmanlı Devletinin himyesinde olan memleketlere sızdılar. Değişik yerlerde mektepler kurarak güy insanlığa hizmet için halkın çocuklarını bedva okutuyoruz diyerek bzı chilleri aldattılar. Bilhassa Protestanlık kiliselerinin madd sermyesi çok büyük olduğundan Protestanlığı kabul edenlere aylık ve yıllık maaşlar bağladılar. Bununla da kalmayıp elçilik ve konsolosluklar vsıtasıyla kendilerine tbi olup Protestan olanlara çeşitli devlet kademelerinde, imtiyazlı vazfeler almalarına yardım ettiler. Anadolu ve Rumelideki Osmanlı tebaasından bzı saf Hıristiyanları kandırıp kendilerine bağlamaya muvaffak oldular. Buna karşılık Katolik, Ortodoks ve Protestan kiliseleri arasındaki inanış ve ibdet esaslarıyla ilgili izah edilmeyen farklılıklar İnciller arasındaki birbirini nakzeden bilgiler kiliseler arasındaki anlaşmazlık ve kıyasıya mücdeleler ve kilise mensupları arasında büyük kanlı çatışmaların olması, birçok Avrupalı aydının kiliselerini bırakıp İslmiyeti severek kabul etmesine sebeb olmuştur.

Hıristiyanların kendi mezhebinden olmayanlara dahi hiçbir müsmaha tanımadığı, beldelerini harap ettiği devrede İslm dni, bir İslm ülkesinde vatandaş olarak yaşamayı kabul eden Hıristiyanlara ve Yahdlere ibdet hürriyeti tanıyarak kilise ve havralarının yıkılmamasını emrediyordu. Peygamber efendimizin bütün Müslümanlara hitben yazdırdığı mektubu bunun en büyük delilidir. Peygamber efendimiz bu mektubunda şöyle buyurmaktadır:

Bu yazı Abdullah oğlu Muhammedin (sallallahü aleyhi ve sellem) bütün Müslümanlara verdiği sözü belirtmek için yazılmıştır. Şöyle ki: Allahü tel kendisini rahmet ile müjdelemiş, insanlar üzerindeki emneti muhfaza edici kılmıştır. İşte bu Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), bu yazıyı Müslüman olmayan bütün kimselere verdiği ahdi tevsik (vesikalandırma) için kaleme aldırdı.

Her kim bu ahdin aksine hareket ederse, ister sultan, ister başkası olsun, Allahü telya karşı isyn ve dini İslm ile istihza (alay) etmiş sayılır ve Allahü telnın lnetine lyık olur.

Eğer Hıristiyan bir rhib (papaz) veya seyyh (turist) bir dağda bir derede veya çöllük bir yerde veya bir yeşillikte veya alçak yerlerde veya kum içinde ibdet için perhiz yapıyorsa, kendim, dostlarım, arkadaşlarım ve bütün milletimle berber onlardan her türlü teklifleri kaldırdım. Onlar benim himyem altındadır. Ben onları, başka Hıristiyanlarla yaptığımız ahdler mucibince ödemeye borçlu oldukları bütün vergilerden affettim. Harac vermesinler veya kalpleri rzı olduğu kadar versinler. Onlara cebretmeyin, zor kullanmayın. Onların dn reislerini (başkanlarını) makamlarından indirmeyin, onları ibdet ettikleri yerden çıkarmayın. Bunlardan seyhat edenlere mni olmayın. Bunların manastırlarının kiliselerinin hiçbir tarafını yıkmayın. Bunların kiliselerinden mal alınıp, Müslüman mescitleri için kullanılmasın. Her kim buna riyet etmezse Allahü telnın ve Reslünün kelmını dinlememiş ve günha girmiş olur (...) Hıristiyanların kendi kiliselerine gidip, kendi dinlerine göre ibdet etmelerine mni olmayın...

Görülüyor ki, sevgili Peygamberimiz başka dinden olan kimselere son derece merhamet ve şefkatle mumele edilmesini ve onların mbedlerinin muhfaza edilmesini emretmektedir. Hazreti Ömer halfeliği sırasında Kudüsü fethettiği zaman İly (Kudüs) ahlisine şu emannmeyi vermişti:

İşbu mektup Müslümanların emri ÖmerülFrkun İly ahlisine verdiği emn mektubudur ki, onların varlıkları, hayatları, kiliseleri, çocukları, hastaları, sağlam olanları ile diğer bütün milletler için yazılmıştır. Şöyle ki: Müslümanlar onların kiliselerine zorla girmeyecek, kiliseleri yakıp yıkmayacak, kiliselerin herhangi bir yerini tahrib etmeyecek mallarından bir habbe (tnecik) bile almayacak, dinlerini ve ibdet tarzlarını değiştirmeleri ve İslm dnine girmeleri için kendilerine karşı hiçbir zor kullanılmayacaktır(...). Allahü azimüşşnın ve Reslullah sallallahü tel aleyhi ve sellemin emirleri ve bütün İslm halfelerinin ve umm Müslümanların verdiği sözler işbu mektupta yazılı olduğu gibidir.

Yukarıdaki vesikalar gösteriyor ki, hakk Müslümanlar, diğer bütün dinlere karşı büyük bir müsmaha göstermişler, değil Hıristiyan ve Yahdleri zorla Müslüman yapmak ve onların ibdethnelerini tahrib etmek, aksine onlara yardım, hatt kiliselerini tmir etmişlerdir.

Ancak herhangi bir Hıristiyan şehri harb yoluyla fethedildiği zaman, o şehrin en büyük kilisesi zafer şükrnesi olarak cmiye çevrilmiştir.

Müslümanlar kiliselere hakret etmezler, ancak cmilere duydukları hürmet ve tzimi bunlara göstermezler. Müslümanın kiliseden yardım istemesi papazlardan du istemesi gibi olup dinden çıkmasına sebeb olur.
KİLİSE



Yunanca "ekklesya" kelimesinden gelir;
meclis, cemaat anlamındadır. Bu kelime, Eski Abidin
Yetmişler Tercemesine İbrn dilindeki "kahal"ı
karşılamak üzere kullanılmıştır. Yeni
Ahid'de yeralan Pavlus'un Mektupları'nda bütün Hristiyan cemaatını
veya mahall Hristiyan topluluklarını ifade etmek üzere kullanılmıştır.
Kelimenin Arapçası "kense"dir. Batı dillerinden
mesel; İngilizce'deki "church" kelimesi, Yunanca
"kyriakon"dan (Rabba ait olan şey) gelir.

Kilise kelimesi, Yeni Ahid muhtevası içinde Hz.
İsa (a.s)'ın sözleri arasında sadece iki yerde şu
şekilde geçmektedir: "Ben de sana derim ki: Sen Petrus'suu ve
ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım...",
"Ve onu dinlemek istemezse, kiliseye söyle. Ve eğer kiliseyi de
dinlemek istemezse, o sana putperest ve vergi mültezimi gibi olsun"
(Matta 16: 18, 18:17). Yeni Ahid'de geçen diğer kilise kelimeleri,
genelde mistik bir kavram halindedir. Mesel; "İsa'nın vücudu"
(Koloseliere 1:24), "Gelin" (Efesoslulara 5:25 vd.), Ma'bed
(l.Korintoslulara 3:16) gibi. Yeni Ahid'de kilise kelimesi bir bina olarak
hiç kullanılmamıştır. Aslında ilk
Hristiyanların ibadet ettikleri ayrı bir yer yoktu. Onlar uygun
yerlerde toplanıyorlardı. Ancak IV. Yüzyılda ma'betli
devre başladı ve Hristiyanlar ibadetlerini yaptıkları
bu yapılara kilise adını verdiler.

Hz. İsa, İsrail'in oniki kablesine tekabül
eden oniki havari edindi. Böylece o, "Ben, İsrail evinin
kaybolmuş koyunlarından başkasına gönderilmedim"
(Matta 15: 24) sözleri çerçevesinde kuracağı topluluğun
nüvesini oluşturdu. İlk kilisenin böylece ortaya çıktığını
ileri süren Hristiyan ilhiyatçılar, onun Tanrının melektu
ile rabıtasını açıklıkla belirtemediler. Ancak
üzerinde durdukları, sabırla ve itaata beklenilecek
Tanrının Krallığı için kilisenin bir seçkin
kimseler grubu olduğu idi (M.S.J.C.Miller, The New Black's Bible
Dictionary, London 1973, 102).

Yeni Ahid yazarları, bu arada Pavlus'a göre
kilise, İsa Mesih'in gerçek anlamda bir çeşit dünyev
bedenidir. O, bu bedenin başı, tek tek Hristiyanları ise
üyeleridir, A Dict. of Comprel. ed. S.G.F Brandon London 1970, 19). Aslında
Hz. İsa, liderleri Petrus olan havarilere gerçekleri yayma görevini
vermişti. Petrus, Hz. isa'nın Hristiyanlara göre çarmıh
ve tekrar dirilişinden sonraki Pentakost günü Kutsal Ruh'un
Kudüs'te ilk Hristiyan topluluğu üzerine inmesi sonucu meydana
gelen kilisenin başı oldu. İlk kilise, Kutsal Ruh
vasıtasıyle ilh güçle dolmuş oldu. Böylece kilisenin
Hz. İsa'nın sadece beden hatırasından ziyade onun
manev varlığıyla bütünleşmiş olduğu
kabul edildi. 0 günden sonra onun kilisede hazır bulunduğuna
inanıldı. Kilise, gittikçe artan bir ilh yapı
inancı içinde, dört yeleneyi muhafaza etti: Birlik, kutsallık,
lemşumullulük ve havarilere tebaiyer Petrus ve Pavlus'un Roma'da
öldürülmesi, mezarlarının orada bulunması, Matta
16:18'deki açıklama, Roma Kilisesinin bütün Hristiyanlığı
temsil ettiği iddiasına yolaçtı. Mahall kiliseler de
kurulmuştu. Görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
Konsiller devresinden sonra 1054'te Roma papasının Bizans
patriğini afarozu, onun da cevabiyle kesin bölünme gerçekleşti.
Doğu Kilisesi, "Ortodoks" (asla sdık), Batı
Kilisesi ise "Katolik" (cihanşümul) adını
aldı. XVI. Yüzyılda Batı Kilisesi kendi içinde bir
bölünme daha yaşadı. Protestanlık ortaya çıktı
(Bugün mesel Amerika'da Protestanlığa dahil 250 çeşit
kilise ve bir de müstakil kiliseler bulunmaktadır). Her kilise bir
mezhep görüntüsü kazandı. Protestan reformcuları, kilisenin
şahsiyetinin sakrament ayinlerinden ziyade Tanrının kelmı
ile bütünleşme olduğuna ağırlık verdiler.
Pavlus'un, kilisenin Yeni İsrail olduğu (Romalılara 9:6
vd.) şeklindeki açıklamasına dayanarak her Protestan
topluluğu, kendisini gerçek kilise olarak nitelendirdi ve Eski Ahit
kilisenin kutsal literatürü diye yorumlanmaya başlandı (bk.
J.B. Bauer, Encyc. of Biblical Theology, London 1970, 101 vd.).

Günay TÜMER
Hıristiyanlar, Romalılar zamnında ibdetlerini gizli olarak mağaralarda, mahzenlerde yaparlardı. Açık ibdet yerleri yoktu. Çünkü Roma imparatorları, hıristiyanlığı yasakladıkları gibi inananları da yakalayıp öldürüyorlardı. Bizans imparatoru Konstantin'in, resm din olarak hıristiyanlığı kabl etmesinden sonra, kiliseler yapılmaya başlandı. Konstantin'den sonra birçok kilise yapıldı ve kilise mmrsi ortaya çıktı. (Harputlu İshk Efendi)

Hıristiyanlığın çeşitli siys sebeplerle mezheplere ayrılmasından sonra, kiliseler de ayrıldı. Merkezi Roma'da bulunan ve rhn lideri papa olan katolik kilisesi, merkezi İstanbul'da bulunan ve rhn lideri patrik olan ortodoks kilisesi ve İngiltere'de gelişen Anglikan kilisesi bunlardandır. (Harputlu İshk Efendi)

Necs (pis) olmak ihtimli bulunan yerlerde, mesel kabristnda, hamam içinde ve kilisede namaz kılmak mekrhtur. Soğuk ve başka sebeble açık yerde namaz kılınamaz ve başka yer bulunamazsa, kilisede hem yalnız, hem cemat ile kılmak ciz olur. Namazdan sonra hemen çıkmalıdır. Çünkü kilisede şeytanlar toplanır. Kilisede bulunan küfür almetleri boşaltılırsa namaz kılmak mekrh olmaz. (İbni bidn)

Bugün hıristiyanların kiliselerinde ve yahdlerin havralarında kalblerin ve ruhların değil de, nefislerin ve düşüncelerin birleştirilmesine çalışılmaktadır. Bunun için kiliseler, havralar bir mbed (ibdethne) değil, bir politika ve konferans yeri olup, insanları uyuşturarak, liderlerin, şeflerin arz ve düşünceleri istikmetinde sürüklenmektedirler. (M. Sıddk bin Sad)
  • Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer
    Örnek:Katolik kilisesinin hkim ve müstevli çanı saat üçü vuruyor. Ö. Seyfettin
  • Hristiyanlıkla ilgili din kuruluş.
  • Hristiyanlığın öğretilmesi, din işlerin yönetimi vb. ile ilgili papa ve piskoposlar topluluğu.
  • (Heykel) Hıristiyan tapınağı. a. bk. bazilika, tapınak, megaron.
  • İngilizcesi :Church.
  • İngilizcesi :Parish.
  • İngilizcesi :Fane.
  • İngilizcesi :Fold.
  • İngilizcesi :Meeting house.
  • İngilizcesi :Public worship.
  • Fransızcası :glise

Kelime Dili

KİLİSE kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

KİLİSE kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen KİLİSE kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde KİLİSE kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde KİLİSE kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde KİLİSE kelime anlamı gösterilmektedir. KİLİSE nedir ? KİLİSE ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. KİLİSE kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.