Mal Nedir ? Ne Demek ?

Mal Kelime Anlamı Nedir ?

1-)Alm. Eigentum, Geldung Gut, Vermögen. Ware, Fr. biens, propriete, fortone, richesse, İng. Property, beloinging, possession, wealth, scamp, goods. Mülkiyete konu olabilecek şeyler. İnsanın arzuladığı ve lazım olunca kullanmak için saklanabilen madde, cisim, meta. Bir kimsenin, kurum veya kuruluşun mülkiyetinde bulunan menkul veya gayrimenkul varlık, mülk, eşya. Büyük ve küçük baş hayvanlar.

Mal, para ile değeri takdir edilebilen ve insanlar arasında devir edilmesi mümkün olan kıymetlerdir. İnsana faydalı olan, insanın özel olarak kendine mülk edinebildiği ve haklara konu olan her şey maldır. Mal, lügatta “mülk edinmeye konu olabilen her şey (madde, şeyler ve menfaatler), malik olunan şey, sonradan elde edilen ve malik olunan her türlü maddi eşya” manalarına gelir. Bu ismi Araplar, ençok develer hakkında kullanmışlardır.

Bir yerden bir yere götürülmesi mümkün olan mala menkul (taşınır); niteliklerinde değişiklik olmaksızın taşınamayan mala gayrimenkul (taşınmaz) denir. Mal; ağırlık, hacim, satıh, uzunluk ve sayı ile ölçülmelerine göre beş türlüdür.

Mülkiyete konu olmayan, yani mülk edinmeye elverişli bulunmayan şey mal değildir. Bu itibarla, bir buğday tanesi, rüzgar, hava, güneş ışınları, denizdeki balık, yerinde bulunan su veya toprak mal değildirler. Ancak, elektrik, havagazı ve şehir suyu mal sayılırlar.

Türk Medeni Kanunu’na göre mal: Arazi, madenler, binalar, tapu siciline müstakil ve daimi olarak kaydedilen haklar araziye bağlı gayrimenkuller mal sayılırlar.

Mallar hukuki bakımdan maddi ve maddi olmayan mallar diye ikiye ayrılır. İster menkul, ister gayrimenkul olsun, elle tutulup gözle görülebilen mallara maddi mallar; ihtira beratı, alamet-i farika, ticaret ünvanı, telif hakkı... gibi dış alemde bir yer işgal etmeyenlerine ise; maddi olmayan mallar denir.

İnsanların doğumundan ölünceye kadar pek çok şeye ihtiyacı vardır. İnsanların gece gündüz demeden çalışmaları, ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilme gayretinden kaynaklanır. İşte iktisadi bakımdan ihtiyaçları gideren vasıtalara “mal” denir. Bunlardan bir kısmı tabiatta bol miktarda mevcuttur. Hava, akarsular, güneş ısı ve ışığı gibi. Bunlar hayat için zaruri olmasına rağmen, emek ve gayret göstermeksizin elde edilebildiği için iktisadi olarak mal sayılmazlar.

Temin edilebilmeleri için emek ve çaba harcanmasını gerektirenler iktisadi mallardır. İktisadi mallar, az bulundukları için iktisadi değer taşırlar. İktisadi mallardan bir kısmı doğrudan doğruya ihtiyacı giderirler ki, bunlara “tüketim malları” denir. Bir kısmı ise ihtiyaçları giderecek malların üretiminde kullanılırlar. Bunlara da “üretim malları” denir.

Devletin fonksiyonlarını gerçekleştirebilmek maksadıyla, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak sahip olduğu mallara amme (kamu) malı denir. Devletin kamu hizmetlerine tahsis ettiği, hizmetin yürütülebilmesi için zaruri malları vardır. Okullar, hastaneler, Devlet daireleri ve içlerindeki her türlü alet, edevat ve cihazları gibi. Devletin, herhangi bir tahsis işlemine gerek duymadığı, herkesin yararlanmasına açık olan kamu malları da vardır. Özel mülkiyet dışında bulunan kamu arazisi, göl, nehir, deniz, dağ gibi yerler böyledir.

Mal beyanı: borçlu olup icra takibi altında bulunanlar, kendisi ve üçüncü kişiler nezdinde bulunan mal varlıklarını borca itiraz etmediği takdirde, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde İcra Dairesine bildirmek mecburiyetindedirler. Mal beyanında bulunmaz veya gerçek duruma aykırı beyanda bulunurlarsa hapisle cezalandırılır. İcra ve İflas Kanunu’na göre mal beyanında, borçlunun mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarının cins, mahiyet ve miktarı, her türlü kazanç ve gelirleri, yaşayış tarzına göre geçim kaynakları ve borcunu nasıl ödeyebileceği İcra Dairesine bildirilir. Ayrıca devlet memurluğuna girişte de kişilerden mal beyanında bulunmaları istenir.

İslam Hukukunda “mal” ile ilgili hükümler en geniş ve en açık şekilde düzenlenmiştir. İslamiyette mal kötülenmemiştir. Mal sahibi olmak emir ve teşik edilmiştir. Birçok ibadetin mal ile yapılacağı bildirilmiştir. Yalnız haram edilen yollardan kazanılan mal kötülenmiştir.

Mal Allahü tealanın verdiği bir nimettir. Âhireti kazanmak, mal ile olur. Dünya ve ahiret, mal ile intizam bulur, rahat olur. Hac, cihad sevabı mal ile kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet bulması, mal ile olur. Başkasına muhtaç olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek, akrabayı dolaşmak, fakirlerin imdadına yetişmek mal ile olur. Mescidler, mektepler, hastaneler, yollar, çeşmeler, köprüler yaparak, asker yetiştirerek insanlara hizmet de mal ile olur. Dinimiz “İnsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır.” buyuruyor. İnsanlara yardım etmek için çalışıp para kazanmak, nafile ibadet etmekten daha çok sevaptır. Cennetin yüksek derecelerine mal ile kavuşulur. Hadis-i şerifte; “Allahü teala, bir kuluna mal ve ilim verir. Bu kul da haramlardan kaçınır, akrabasını sevindirir, malından, hakkı olanları bilip verir ise, Cennetin yüksek derecesine gider.” buyruldu. Diğer bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “İki şeyden birine kavuşan insana gıpta etmek, buna imrenmek, yerinde olur. Allahü teala bir kimseye İslam ilimlerini ihsan eder. Bu da, her hareketini, bilgisine uygun yapar. İkincisi, Allahü teala, birine çok mal verir. Bu kimse de malını, Allahü tealanın razı olduğu, beğendiği yerlere harc eder.” Peygamber efendimiz Amr ibni Âs (r.anh) için; “İyi kimseye malın iyisi, ne güzel yakışır.” buyurdu. Enes bin Malik (r.anh) için de; “Ya Rabbi! Buna çok mal ve çok çocuk ver ve bunlarla kendisini bereketlendir!” diye dua buyurdu. Allahü teala, Kur’an-ı kerim’de, mala hayırlı şey ismini vermektedir ve Habibine verdiği nimetleri hatırlatırken mealen; “Sen malsız idin, sana, kimseye muhtaç olmayacak kadar, mal verdim.” buyurmaktadır.

Büyük alim Süfyan-ı Sevri (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: “Bu zamanda mal, insanın silahıdır.” Yani, insan canını, sıhhatini, dinini ve şerefini mal ile korur. Medine-i münevverinin yedi büyük aliminden biri olan Said bin Müseyyib buyuruyor ki: “Borçlarını ödemek için ve ırzını, namusunu korumak için ve ölünce, geride kalanlara miras bırakmak için mal kazanmayan kimse, hayırsızdır”. Yani kendine ve cemiyete zararlıdır. Büyük alim İbn-iCevzi (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki: “İyi niyetle mal kazanmak, mal kazanmamakdan iyidir.” İslamiyette, kendinin ve çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını helalden temin etmek, kimseye muhtaç kalmamak için mal kazanmak Allahü tealanın yolunda cihad etmek, harb etmek gibi sevaptır. Böyle çalışırken ölürse şehit olur. Birçok ibadetten daha sevaptır.

İslamiyet, haram, yani yasak edilen yollardan biri ile, mesela gasp, hırsızlık, kumar, faiz, rüşvet almak vs. ile mal kazanmayı yasak etmiştir. Çalışarak, alın teri ile kazanılan mal kıymetlidir. Şu kadar var ki, böyle malların da, nisab mikdarı olunca zekatını seve seve vermeyi emr etmiştir (Bkz. Zekat). Ayrıca malı, Allahü tealanın izin vermediği yerlere harcamak ve izin verdiği yerlerde israf ederek kullanmak da yasak edilmiştir. Allahü teala Kur’an-ı kerim’de faizi, kumar oynamayı, malı, parayı çoğaltıp öğünmeyi, haram olan çalgılara, süslenmelere para harcamayı, mal ve mevkı ile gösteriş yapmayı yasaklamaktadır.

Malın büyük bir nimet olduğu meydandadır. Malı israf, Allahü tealanın nimetini hakir görmek, nimete kıymet vermemek, nimeti elden kaçırmak, kısaca küfran-ı nimet etmek, yani şükür etmemek olur. Bu ise, nimeti verenin düşman muamelesi yapmasına, azarlamasına ve azab etmesine sebep olacak büyük bir suçtur. Nimetin kıymeti bilinmeyince, hakkı gözetilmeyince elden gider. Şükür edilince ve hakkı gözetilince elde kalır ve artar. Cenab-ı Hak, İbrahim suresi, 7. ayetinde mealen; “Şükrederseniz, verdiğim nimetleri elbette arttırırım.” buyuruyor.

İslam Hukukunda malın, tabii, iktisadi ve hukuki bir değeri vardır.İslamiyetin, kullanılmasını, faydalanılmasını yasak ettiği şeyler hariç, diğer mallardan tabii ve iktisadi olarak değerli olanlar, hukuki olarak da değerlidir. Kısaca insanların, mülk edinmesine, faydalanmasına ve tasarruf etmesine yarayan eşyaların ve hakların hepsi “mal” sayılmaktadır. Hür insan mal değildir. Köleler hakkında ayrı hükümler vardır (Bkz. Köle). Buna göre mal çeşitleri şöyle tasnif edilmektedir:

1. Mütekavvim ve gayrimütekavvim mal: Mütekavvim mal, kıymetli mal demektir. Kullanması mübah ve mümkün olan maldır. Müslümanlar için, şarap, domuz ve besmelesiz kesilen veya kesmeden öldürülen hayvan, denizdeki balık, kıymetli mal değildirler. Hür insan ve insanın her parçası, balık ve kendiliğinden ölmüş hayvan leşi (Bkz. Leş), kan, mal değildir. Sülük ve yerinden alınıp götürülen toprak, su maldır. İslam Hukukunda satışın geçerli olabilmesi için, malın mütekavvim olması lazımdır.

2. Misli ve kıyemi mallar: Misli mal, çarşıda aynı vasıflarda benzeri bulunan mal olup, fiyatları başka olmaz. Ağırlıkla, hacim ile ve uzunlukla ölçülenlerden fabrikada, tezgahta yapılan şeyler ve sayı ile ölçülenlerden aynı büyüklükte olanlar böyledir. Yumurta, aynı büyüklükte karpuz gibi.

Kıyemi mal ise, çarşıda benzeri bulunmayan, bulunsa da, fiyatları farklı olan maldır. Uzunlukla ölçülenlerden tarla, elde dokunan kumaş, halı ve lebise, ev, dükkan, yazma kitap, irili ufaklı karpuz vb. kıyemidir.

3. Menkul ve gayrimenkul mallar: Menkul, bir yerden başka bir yere nakli mümkün olan şeydir. Bunlar da nakit olarak kullanılan altın, gümüş ve bunlar karşılık gösterilip basılan maden ve kağıt paralar, hayvanlar, hacim (kile) ve tartı ile ölçülen bütün mallardır (Mecelle, 128, 130, 131, 133 134. maddeler).

Gayrimenkul ise, ev, arazi gibi başka bir yere nakli mümkün olmayan şeylerdir. Gayrimenkul üzerindeki binalar, dikili ağaçlar ile araziye tabi madenler, arazinin sahibine aittir (Mecelle, 1224-1227, 1228-1233, 1234-1262. maddeler).

4. Ayn ve deyn mal: Bey’ (satmak) ve şira (satın almak) ilminde ayn, belli bir mal demektir. Fakat lügatta madde, cisim demektir. Bey’ ve şirada, bir ev, bir at, bir sandalye gibi kıyemi malların belli birer tanesine ve hazır olup da gösterilenin hepsine veya ayrılmış parçasına, misli olan mallardan da, hazır olup gösterilen hepsine veya ayrı olarak gösterilen yahut ayrılmamış belli mikdar bir parçasına yahut hazır olmayıp, benzerlerinden ayrı ve yalnız olarak bulunduğu yeri ve cinsi bildirilen mala “ayn” denir. Ayrı olarak bulunduğu yer, çuval, sandık, oda, ev veya şehirdir. Buralarda bulunan malı müşteri biliyorsa veya ilk üç yerde bulunanı bilmiyorsa da, hep “ayn” olur. Görülen bir yığın buğday, görülen bir miktar para ayndır. Bu para semen (bedel, karşılık) olunca deyn olur.

“Deyn”, satış ve ödünç verme veya başka sebeplerle ödenmesi lazım olan borçtur. Alış verişte, ise hazır olmayıp, ayrı olarak bulunduğu yeri bildirilmeyen her türlü mala ve hazır ise de, ayrı olarak gösterilmeyen kıyemi mal parçasına, “deyn” denir. Ödünç alınan karz yani borç para deyndir. Fakat her deyn, ödünç alınan borç demek değildir.

5. Amme (kamu) malları ve hususi (şahsi) mallar: İslam Hukukunda, toplumdaki fertlerin, üzerinde özel mülkiyet tesis edemediği, hiç kimsenin özel mülkiyetine girmiş olmayıp ammenin (halkın) ihtiyaç ve faydasına ayrılan mallara, “Amme malları” denir. Bunlardan bir kısmı, aslında özel mülkiyete konu olabildiği halde henüz kimsenin olmamış olan şeylerdir. Mesela, av hayvanları, ormandaki odun ve ölü araziler (arazi-i mevat) vs. böyledir. Bir kısmı da, şahısların sahip çıkıp, kendilerine mal edinmeye kalkışamadıkları şeylerdir. Bunlar, büyük akarsular, yeraltı suları, umumi yollar, köprüler, ibadethaneler (camiler), mezarlıklar, vakıflar gibi toplumun ihtiyacına yarayan şeylerdir.

Şahsi mallar ise özel mülkiyete konu olabilen mallar olup, sahibinden başkasının bu malda tasarruf hakkı yoktur. İslam Hukukuna göre, aslında her şeyin özel mülkiyete konu olması esastır. Ancak hava, deniz köprüler, mer’alar (otlaklar) ve benzeri umumi ihtiyaçları karşılayanlar gibi hukuk icabı mülk edinilmesi mümkün olmayan şeyler, özel mülkiyete konu olmaz.

Tabiatta var olan kaynağındaki su, umumi yerlerdeki ot, odun ve ateş, bütün insanların ortak kullanabileceği mallardandır. Bunlara ait hususi hükümlere fıkıh kitaplarında geniş yer verilmiştir.

Ölçü birimine göre mal: Ağırlık, hacim, yüzey birimi, uzunluk birimi ve sayı ile ölçülen mallar olmak üzere beşe ayrılır.

Buğday, arpa, hurma ve tuz daima hacim yani; ölçek, kile ile ölçülen maldır. Tartı ile kullanılmaları hacim ile ölçülen mal olmalarını değiştirmez. Altın ile gümüş daima ağırlıkla ölçülen maldır. Bildirilen bu altı maldan başka şeylerin ölçülmeleri adete bağlıdır. Çarşıda, pazarda nasıl ölçülüyorsa, öyle olduğu kabul edilir.

Nakit kullanılan mal: Külçe veya basılmış para halindeki altın ve gümüşlere “nakit”, “nakdeyn” veya “nükud” denir.


2-)MÂL



Bir kimsenin sahip olduğu şey; menkul ve gayr-i menkul varlık, servet.

Mal terimi Arapçada önceleri altın ve gümüş için kullanılırken, kapsamı genişlemiş, nakit para, menkul ve gayrimenkul mallardan maddi değeri olan herşeyi şumülüne almıştır. Çoğu "emval"dir. Aynı kökten mal verme anlamında "temvil", mal sahibi olma anlamında "temevvül" terimleri kullanılmıştır. Bu kelimenin, donuk bir kelime olmayıp, ismi mevsul "ma"sı ile, mülkiyet ifade eden "li" harfi cerri ve birinci tekil şahsa ait "y" zamirinden olmuş "mali" yani "bana ait olan şeyler" anlamında bir terim olduğu, kısaltma sonucunda "mal" şeklini aldığı belirtilmiştir (İbn Manzur, Lisanü'l-Arab, XI, 636; İbnü'l-Esir, en-Nihaye, mal maddesi; Fahri Demir, İslam Hukukunda Mülkiyet ve Servet Dağılımı, s., 13, 14).

Hanefilere göre, bir İslam hukuki terimi olarak mal; elde edilip ihtiyaç için biriktirilmesi ve normal olarak yararlanılması mümkün olan her şey demektir. Buna göre, malın iki özelliğe sahip olması gerekir: 1) Elde edilip biriktirmeye elverişli olması. Bu yüzden ilim, sağlık, şeref ve zeka gibi manevi şeylerle, mutlak olarak hava, güneş ve ayın ışığı ya da sıcaklığı gibi elde edilip depolanamayan şeyler mal sayılmaz. Ancak temelde mübah olan bu gibi değerler yeni teknolojik imkanlarla depolanırsa mal sınıfına girebilir. 2) Yararlanmanın mümkün ve caiz olması. Murdar ölmüş hayvan eti, zehirli veya bozuk gıda maddeleri gibi temelde mülk olmayan şeylerle, bir buğday tanesi, bir damla su, yırtık bir kağıt parçası gibi, insanların yararlanmayı alışkanlık haline getirmediği şeyler de mal sayılmaz.

Bir şeyin mal oluşu, herkesin veya bir kısım insanların ona ilgi duyup mal edinmesiyle sabit olur.

Mecelle, malı şöyle tarif etmiştir:

"Mal; tab'-ı insani mail olup da Vakti hacet için iddihar olunabilen şeydir ki, menkule ve gayrimenkule şamil olur" (madde, 126). Bunu şöyle ifade edebiliriz: Mal, insan tabiatının meylettiği, ihtiyaç için elde biriktirilebilen şeyler olup, menkul ve gayrimenkulü kapsamına alır.

Hanefiler dışındaki diğer çoğunluk İslam hukukçularına göre maddi bir değeri olan ve telef edildiğinde tazmini gereken herşey maldır. İmam Şafii şöyle der: "Mal denilince akla gelebilen şeyler şunlardır: Az da olsa bir ticari değeri olup, telef edenin tazmin etmek zorunda kalacağı ve insanların normal olarak sokağa atmadıkları para gibi şeyler" (Suyuti, el-Eşbah ve'n Nezair, Mısır 1959, s., 327). Hanefiler malı, maddi varlığı olan şeylere hasrederler. Menfaat ve hakları mal değil, mülk olarak kabul ederler. Hanefiler dışındaki mezheb müctehidleri ise, bunları da mal sayar. Çünkü eşyadan kasdolunan, bunların maddesi (aynı) değil, menfaatıdır. Evde oturmak, at ve katıra binmek gibi... Mesela; mahkemede davacının davalıya yemin teklif etme hakkı, maddi bir yönü bulunmadığı için Hanefilere göre mal değildir. Bu görüş ayrılığı, gasp, miras ve kira gibi muamelelerde farklı sonuçlar doğurur. Bir kimse bir gayrimenkulü gasbedip bir süre yararlansa, sonra sahibine iade etse, Hanefiler dışındaki fakihlere göre bu yararlanmanın kıymetini tazmin etmesi gerekirken; Hanefilere göre, gasbedilen mal ancak vakıf veya yetim malı yahut otel, lokanta gibi kira için hazırlanmış bir yer olursa zararı tazmin gerekir. Yine Hanefilere göre, kiracının ölümüyle kira sona erer. Çünkü kira akdinde, yararlanma bir mal olmadığı için mirasla geçmez. Diğer fakihlere göre ise, kira akdi, kiracının ölümüyle sona ermez ve akit sonuna kadar devam eder. Şart veya görme muhayyerlikleri de mirasçıya geçer. Hanefilere göre ise geçmez.

İslam hukukçuları malları özelliklerine göre: Mütekavvim- gayri mütekavvim, menkul-gayrimenkul, misli kıyemi, tüketime elverişli (istihlaki) -kullanmaya elverişli (istimali) gibi kısımlara ayırmışlardır.

a)Mütekavvim mal. Fiilen elde edilmiş olan ve İslam'ın yararlanmayı mübah kıldığı her şey mütekavvim maldır. Gayrimenkuller, menkuller, yiyecekler, avcının vurduğu av hayvanı, oduncunun mübah ormandan kestiği odun, ihya edilen ölü arazi gibi...

b) Gayri mütekavvim mal. Fiilen elde edilmemiş olan veya İslam'a göre, zaruret hali dışında yararlanılması mübah olmayan şeylerdir. Sudaki balık, havadaki kuş, toprak altındaki madenler ve ormandaki av hayvanları gibi henüz elde edilmemiş şeyler örfen gayri mütekavvim maldır. Ayrıca şarap ve domuz eti müslümana göre mütekavvim mal değildir. Çünkü zaruret dışında bu ikisinden müslümanın yararlanması mübah değildir. Bunlar gayrimüslimlere göre ise mütekavvim maldır (es-Serahsi, el-Mebsut, XI, 102; Şafii, el-Ümm, IV, 198, 205; Muhammed Hamidullah, el-Vesaiki's-Siyasiyye, Vesika no: 59; ez-Zühayli, el-Fıkhul-İslami ve Edilletuh, IV, 40, 45).

Mütekavvim mal üzerindeki satım, kira, hibe, iare, rehin, vasiyet, ortaklık vb. akitler geçerli (sahih); gayri mütekavvim mal üzerindekiler ise batıl olur. Yine mütekavvim mal telef edilirse, misli ise mislini, kıyemi ise kıymetini tazmin etmek gerekir. Gayri mütekavvim mal, müslümana ait olursa tazmin yükümlülüğü bulunmaz.

c) Menkul mal. Bir yerden başka bir yere nakli mümkün olan şeylerdir. Nakit paralar, ticaret eşyası (uruz), hayvanlar, ölçü veya tartı ile alınıp satılan mallar gibi (Mecelle mad. 128).

Gayri menkul. Bir yerden başka yere nakli mümkün olmayan ev, arazi gibi, yerde sabit duran şeylerdir (Mecelle, mad. 129).

Bina, ağaç ve topraktaki ekin, araziye bağlı olarak akar sayılır. Üzerinde binalar, ağaçlar ve ekinler bulunan bir arazi satıldığı zaman, bunlara da arazi hükümleri uygulanır. Bunların araziden ayrı satılmaları halinde ise menkul hükümleri söz konusu olur (İbn Âbidin, Reddül-Muhtar, III, 408).

d) Misli mal. Çarşı ve pazarda misli ve benzeri bulunan mallardır. Misli mallar dörde ayrılır. 1) Mekilat; buğday, arpa gibi hacim ölçüsüyle alınıp satılanlar. 2) Mevzunat; pamuk, demir gibi ağırlık ölçüsüyle alınıp satılanlar. 3) el-Adediyatü'l-Mütekaribe; ceviz ve yumurta gibi sayıyla satılan standart mallar. 4) Zer'iyyat; kumaş, kereste gibi uzunluk ölçüsüyle satılan bazı standart mallar.

Kıyemi mal. Hayvanlar, araziler, ağaçlar, halılar, kullanılmış otomobil, kitap vb. şeyler gibi çarşı ve pazarda benzeri bulunmayan veya bulunsa da standart olmayan şeylerdir (Mecelle mad. 146).

Misli mal, cins ve sıfatı belirtilerek zimmette borç olarak kalabilir. Satım akdinde satış bedeli olur. Kıyemi mal ise, zimmette borç olmaz, satım akdinde satış bedeli olarak da belirlenemez. Bir hak kıyemi mala bağlandığı zaman bunun hangi mal olduğu ayırdedilerek belirlenmesi gerekir. Çünkü bunlarda standartlık yoktur. Bu yüzden kıyemi mallar arasında faiz söz konusu olmaz. Bir koyunla iki koyun veya ayni cinsten olan az malla çok mal mübadele edilebilir (bk. "Riba" mad).

e) Tüketime elverişli (istihlaki) mal. Bunlar, kendisinden ancak aynını tüketmekle yararlanmak mümkün olan şeylerdir. Yiyecek, içecek, odun, petrol, nakit para ve kağıt gibi... Bunlardan nakit paranın tüketimi malikinin elinden çıkarma şeklinde olur.

Kullanmaya elverişli (isti'mali) mal. Maddesi devam etmekle birlikte kendisinden yararlanılabilen şeyler. Gayrimenkuller, mefruşat, kumaşlar, kitaplar gibi.

Tüketime elverişli mallar, bu amaca hizmet eden karz ve ariyet verme gibi akitleri kabul ederken, kullanmaya elverişli mallar da yine kira ve ariyet verme gibi kullanmaya yönelik akitlere elverişli bulunurlar (el-Kasani, Bedayiu's-Sanayi', V, 134, 208, 22C 234, 237; es-Serahsi, a.g.e., XI, 50, 52, XIV, 90; ez-Zühayli, a.g.e., IV, 49, 55; Fahri Demir, a.g.e., 33 vd ; Hamdi Döndüren, İslam Hukukuna göre Alım-Satımda Kar Hadleri, İstanbul 1983, s., 83 vd).

Hamdi DÖNDÜREN



Malı Koruma

Mülk sahibinin malını saldırıya karşı koruma hakkı vardır. Evrensel prensipler getiren İslam, toplumda din ayrılığı gözetmeksizin mal ve can güvenliği için gerekli tedbirleri öngörmüştür. Vahye dayalı semavi dinlerin din, akıl, mal, can ve nesli korumaya yönelik hükümler getirdiği görülür. Din; akide esaslarına inanmak ve ameli hükümlerini günlük hayatta uygulamakla korunur. Akıl; sarhoş edici içkilerden sakınmak ve ruh sağlığına dikkat etmekle; can, kısas hükümlerinin uygulanmasıyla; nesil ise, zinadan sakınmakla koruma altına alınır.

Malın korunması; onu israfla saçıp savurmadan tasarruf yanında, zekatın verilmesi, hırsızlığa karşı gerekli tedbirleri almak ve malı gasbetmek isteyene karşı onu kuvvet kullanarak savunmak şekillerinde olabilir. Hz. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur: Müslümanın müslümana ırzı ve malı haramdır" (Tirmizi, Birr,18; İbn Mace, Fiten,2).

Mal ve servet, Kur'an da "hayr" kelimesi ile ifade edilmiştir: "Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal (hayr) bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyyet etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur"(el-Bakara, 2/180). Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur: "Salih mal, salih kişi için ne iyidir" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 194).Salih kelimesinin anlamı çok geniştir. Kelime, helal demek olup, ehil ve layık olmak anlamına da gelir. Dolayısıyla her mal, herkes için uygun olmayabilir. Mal ve servet edinmenin teşvik edildiğine dair bir çok hadis vardır. Şükreden zenginler övülmüştür.

"Malın korunmuş olması, hem başkalarının tecavüz ve saldırısına mani olunmasını, hem mülk sahibinin geçerli kurallar dairesinde malını istediği gibi satmak, değiştirmek, vasiyet etmek, hibe etmek veya herhangi bir şekilde tasarrufta bulunmakta hür ve serbest olmasını gerektirir."

İslam'da hırsızlık, ihtikar (stokçuluk), hile, aşırı kar ve gasp gibi İslam dini, malı korumak için, yer ve zamanın şartlarına uygun kurallar koymuştur. Mesela, hırsızlığı önlemek için, hırsızın elini kesmek gibi.

Malı korumanın başka bir şekli de mallarını koruyamayan sefih (aptal), akıl hastası vb. insanların mallarını vasi veya vekil tayin ederek korumaktır. Bu konular ayet ve hadislerle düzenlenmiştir (en-Nisa, 4/5, el-Bakara, 2/282; Buhari, Büyu' 48, Husumat, 3).

Malı korumakla ilgili bazı fıkhi bilgiler şöyle sıralanabilir: "Mala karşı tecavüzü önlemek farz olmayıp, haktır. Malı tecavüze uğrayan kinısenin, tecavüz edeni kendi haline bırakması veya kavga etmeyerek istediği malı vermesi caizdir (İbn Teymiye, Mecmuatü'l-Fetava, II, 202). Aynı şekilde sonu öldürmeye de varsa meşru savunma hakkını kullanması da mümkün ve caizdir (İbn Teymiyye, İhtiyarat, 91; İbn. Kudame, el-Muğni, VIII, 329). İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre, evine bir hırsız girmiş o da kılıcı çekerek hırsızın üzerine yürümüştür. Eğer kendisine engel olunmasa, hırsıza kılıcı vuracaktı (İbn Teymiyye, a.g.e., IV, 188).

Malı saldırıya uğrayan kimsenin gücü yettiği takdirde, öldürmek pahasına da olsa, saldırıyı önleme ve malını koruma hakkı vardır. Çünkü mala olan saldırı hem zulüm ve haksızlık, hem de İslam'ın koyduğu sınırlara tecavüzdür. Bu kimse malını savunurken ölürse şehit sayılır. Bir hadisi şerifte şöyle buyurulur: Kim malını savunmaktan dolayı öldürülürse, o şehittir ve ona cennet vardır" (Ahmed b. Hanbel, a.g.e., II, 221-223; Hayreddin Karaman, İslam'ın Işığında Günün Meseleleri, I, 223).

Malı saldırıya karşı savunmaktan amaç saldırıyı önlemek olup, saldırganı cezalandırmak değildir. Çünkü tecavüze uğrayanı bu hakkı kullanmaya ve kendini bizzat müdafaa etmeye mecbur eden, mütecavizdir. Saldırıya uğrayanın da en hafiften ağırına doğru bir yol izleyerek meşru müdafaa hakkını kullanması gerekir. Aksi halde meşru müdafaanın zaruri kılmadığı fiillerinden sorumlu olur. Çünkü kendisini ve malını bizzat koruması zaruret sebebiyle caiz kılınmıştır; zaruret ise ölçüyü aşamaz. Daha hafif bir davranışla saldırıyı geri çevirmek mümkün iken ağırını kullanmakta zaruret yoktur. Bu duruma göre; mümkün ise, önce sözle ve başkalarını yardıma çağırarak malını ve kendini korur, bu olmazsa vurmaya geçer, vurarak, defetmek mümkün ise yaralaması caiz olmaz ve yaraladığı taktirde sorumlu olur. Vurmakla maksat hasıl olmuyorsa yaralar; fakat öldüremez. Zaruret bulunmadığı takdirde öldürürse sorumlu olur. Öldürmekten başka çare yoksa öldürür ve sorumlu da olmaz. Eğer saldırıya uğrayan ölürse şehid olur (eş'-Şafii, el-Ümm, VI, 31; İbn Kudame, el-Muğni, VIII, 329; Remli, Nihayetü'l-Muhtac, VIII, 24).

Ahmed YAŞAR


3-)Allahü teala bir kuluna mal ve ilim verir, bu kul da; haramlardan kaçınır, akrabasını sevindirir, malından hakkı olanları bilip verirse, Cennet'in yüksek derecesine kavuşur. (Hadis-i şerif-Et-Tergib vet-Terhib)

Mal ve şöhret hırsının insana zararı, koyun sürüsüne giren iki aç kurdun zararından daha çoktur. (Hadis-i şerif-Marifetname)

Âhir zamanda dinin korunması, mal ile olacaktır. (Hadis-i şerif-Tasvir-i Ahlak)

Kur'an-ı kerimde zemmedilen yani kötü denilen dünya; haramlar ve mekruhlardır. Mal, kötülenmemiştir. Çünkü cenab-ı Hak, mala hayr adını vermektedir. Malın, Allah yolunda harcananı güzeldir. Hazret-i İbrahim'in çok malı vardı. Yalnız yarım milyonu sığır olmak üzere davarları, ova ve vadileri dolduruyordu. (Ahmed Faruki)

Malı zarardan korumanın ilacı, zekat vermektir. (İmam-ı Rabbani)

Mal, mevki peşinde koşanlardan hiçbiri muradına (isteğine) kavuşamamıştır. Malı, hayr için isteyen ve hayırlı işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur. Mal, bir deryaya benzer, çok kimse bu denizde boğulmuştur. (Muhammed Hadimi)

İnsanın izzeti (şerefi), iman ve marifet (Allahü tealayı bilme, tanıma) iledir. Mal ve mevki ile değildir. (Muhammed Ma'sum)

Mal, para peşinde koşmak, Allahü tealanın emirlerini unutturursa, bundan büyük felaket olmaz. (Muhammed Hadimi)

Hanım, çocuklar, mal ve mülk; Allahü tealanın emanetleridir. Emanetlerini dilediği (istediği) zaman alır. (Mevlana Halid-i Bağdadi)

Senden daha çok malı ve parası olan kimseyi kıskanma!O, malına ve parasına hasretle ölür. İbadeti ve taati çok olan kimselere gıpta et yani onlar gibi ibadet etmeyi iste. Yaşayanlar da sonunda ölecekleri için, onların dünyalıklarına özenmeye değmez. (İmam-ı Şafii)

Malı helalden kazanırsan suali; haramdan kazanırsan cezası vardır. (İmam-ı Rabbani)


4-)(Good) Son tahlilde
İnsan ihtiyaçlarını karşılamaya yara­yan, doğada bulunan veya insan tarafından
üretilmiş, maddi varlığı olan her şey. Doğada bol miktarda bulunan, üretim ve
mübadeleye konu olmayan, kullanılmaya elverişli hale gelme­leri için İnsan
emeği gerektirmeyen ve tüketim için bir bedel ödenmeyen hava ve güneş gibi
maddelere serbest mallar; İnsanlar tarafından üretilmiş ve tüketim için belirli
bir bedel ödenen maddelere de ekonomik mallar denir. Ekonomik malların zorunlu
mal, lüks mal, normal mal, aşağı mal, ara malı ve nihai mal gibi çeşitli
kategorileri vardır. Su örne­ğinde olduğu gibi, nüfusun ve ihtiyaçların
artması, İsraflı kul­lanım gibi nedenlerle önceleri serbest mal kategorisinde
sayı­lan bazı maddeler zamanla ekonomik mala dönüşmektedir.

Bkz. Hizmet, Meta.


5-)Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
Örnek:Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin


6-)Büyükbaş hayvan
Örnek:Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz


7-)Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia.


8-)Bayağı, aşağılık, kötü kimse
Örnek:İyi bir mal olsa buraya gönderirler miydi? R. H. Karay


9-)Esrar.


10-)Orospu.


11-)İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.


12-)Fık: Bir kimsenin tasarrufunda bulunan kıymetli, lüzumlu şey. (Varlık, servet, para, ticaret eşyası gibi.)


13-)"Süren, sürülen, sarılan, takılan" anlamlarıyla terkibler yapılmada kullanılır. (Mesela: Paymal: Ayak altında çiğnenen) (Osmanlıca'da yazılışı:mal (-))


14-)Evmek, acele etmek, tez tez gitmek. (Osmanlıca'da yazılışı: ma'l)


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
In some words it has the form male-, as in malediction, malevolent.
İngilizcesi İngilizce
See Malice.
İngilizcesi İngilizce
Malfunction.
İngilizcesi İngilizce
Minimum Analytical Limit.
İngilizcesi İngilizce
Goods.
İngilizcesi İngilizce
Merchandise.
İngilizcesi İngilizce
Property.
İngilizcesi İngilizce
Possessions.
İngilizcesi İngilizce
Holding.
İngilizcesi İngilizce
Asset.
İngilizcesi İngilizce
Chose.
İngilizcesi İngilizce
Commodity.
İngilizcesi İngilizce
Hereditament.
İngilizcesi İngilizce
Ware.
İngilizcesi İngilizce
Effects.
İngilizcesi İngilizce
Livestock.
İngilizcesi İngilizce
Wares.
İngilizcesi İngilizce
Prefix in composition denoting ill, or evil, male, ad, fr.
İngilizcesi İngilizce
Malus, bad, ill.
İngilizcesi İngilizce
Chattel.
İngilizcesi İngilizce
Riches.
İngilizcesi İngilizce
Wealth.
İngilizcesi İngilizce
Possession.
İngilizcesi İngilizce
Estate assets.
İngilizcesi İngilizce
Scoundrel.
İngilizcesi İngilizce
Bastard.
İngilizcesi İngilizce
Piece article.
İngilizcesi İngilizce
Manufactures.
İngilizcesi İngilizce
Supplies.
İngilizcesi İngilizce
Consignment.
İngilizcesi İngilizce
Produce.
İngilizcesi İngilizce
Farm stock.
İngilizcesi İngilizce
Capital.
İngilizcesi İngilizce
Goods and chatt.
İngilizcesi İngilizce
Skydiver talk for Malfunction.
İngilizcesi İngilizce
Prefix, bad, abnormal.
İngilizcesi İngilizce
William W Malandra, Introduction to Ancient Iranian Religion.
İngilizcesi İngilizce
NIII: duty, obligation; obliged.

  •          Depremde can ve Mal kaybı olduğuna dair henüz bir açıklamada bulunulmadı.
  • Yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'nden İsrail'in güneyinde Nekab bölgesine fırlatılan 4 roketin herhangi bir can ve Mal kaybına neden olmadığı belirtildi.

Sizde içinde Mal kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Mal kelimesi anlamı 187 defa okunmuştur. [238941] Mal kelime anlamı, Mal nedir, Mal ne demek, Mal sözlük anlamı

Paylaş