Saka Nedir ? Ne Demek ?

Saka Kelime Anlamı Nedir ?

1-)Alm. Wassertager (m), Fr. Porteur d’eau (n), İng. Water Carrier. Çeşme, sarnıç gibi yerlerden su alıp taşıyan kimse. Osmanlılar zamanında her şehirde, sakalık yapan bir esnaf grubu bulunur ve saka kethüdası bunlara nezaret ederdi. Herkesin su doldurup, satmasına müsaade edilmezdi. Sakalar, suyu “saka meşki” adı verilen tulum ve kırba gibi kaplarda taşırlardı. Teklileri sırtlarında, çiftlileriyse hayvanlarla taşırlardı. Selman-ı Kufi’yi mesleklerinin piri kabul ederlerdi.

Yeniçeri ocağı neferleri arasında bulunan sakalar ise, her odanın su ihtiyacını sağlamakla vazifeliydiler. Sim sakaları ise, Babü’s-saade ağasının emrindeydiler. Bunlara Sakabaşı ve Sakalar Kethüdası nezaret ederdi. Topkapı Sarayında vazifeli Sim sakaları ise, gümüş kaplar içinde taşıdıkları suyla Hırka-i Saadet Dairesinin taşlığını yıkarlardı. Sakabaşı divan toplantılarında üyelere yazın şerbet, kışın kokulu macunlar ikram ederdi. Sim sakaları, yemekte sadrazam, vezirler ve diğer divan üyelerine rütbelerine göre hizmet ederler, leğen, ibrik, havlu tutarlardı. Bunların sayıları ilk önceleri on ikiyken, sonradan otuz beşe kadar çıkmıştır.


2-)ŞAKA



Güldürmek veya eğlendirmek kasdıyla söylenen söz veya yapılan davranış, latife, mizah.

İnsan şahsiyetini, onurunu rencide eden bütün söz ve hareketler, kul hakkını çiğnemektir. Toplum düzeni, bütün fertlerin haklarına riayet ve onlarla ünsiyet etmekle, görüşüp anlaşabilmekle sağlanır. Kendi hakkının çiğnenmesini arzu etmeyen insanın, bir başkasının hakkını gözetmesi kaçınılmazdır. Hukuka riayeti temin için Yüce Allah, insanların mallarına tecavüzü haram kıldığı gibi, insan şahsiyetini kırıcı olan her türlü alayı, gıybet, yalan, iftira, dedikodu ve benzeri sözlü tecavüzleri de haram kılmıştır. Bu cümleden olmak üzere çoğu kere muhatabı küçük düşürecek şekilde yapılan fiili ve sözlü şakalar da Hz. Peygamber'in hadisi ile yasaklanmıştır: "Kardeşinle mücadele ve şaka etme" (Tirmizi, Birr, 58). Mizahı çok yapan bazı sahabe hakkında Kur'ani hüküm de (el-Hadid, 57/16) nazil olmuştur. Yalanla eş anlamlı şakalar, bizzat yalan olduğu için haramdır. Ancak şaka, yalan, alay, hakaret gibi aşağılayıcı manada olmamak ve aşırı gitmemek kaydıyla yapılırsa buna müsaade edilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının arkadaşlarıyla şakalaştığı görülmüştür. Ebu Hureyre'den: Ashab, Rasulullah'a, "Ya Rasulullah, sen de bizimle şaka yapıyorsun" dediler. Rasulullah, "Ben sadece doğruyu konuşurum, haktan başka bir şey söylemem" (Tirmizi, Birr, 57) buyurdu.

İbn Abbas'tan: Bir adam, "Allah Rasulü şaka yapar mıydı?" diye sordu. "Evet" diye cevap verdim. "Peki Rasulüllah nasıl şaka yapardı?" deyince "Hz. Peygamber (s.a.s) hanımlarından birisine geniş bir elbise giydirdi . "Bu elbiseyi giy, Allah'a şükret, eteğini de gelin eteği gibi sürü" buyurdu, dedim."

Hz. Enes'ten: Allah'ın Rasulü, insanların en güzel ahlaka sahip olanı idi. Ebu Umeyr adında bir kardeşim vardı. Rasulüllah gelip kardeşimi görünce "Ebu Umeyr, kuş ne yapıyor?" diye sorardı. Kardeşim kuşla oynardı. Bazı namaz vakitlerinde Rasulüllah bizim evde olur, bir seccade serilmesini emreder, seccadeyi süpürür ve sular, sonra üzerinde namaza dururdu. Biz de arkasında namaz kılardık. Seccade, hurma lifinden yapılmıştı.

Enes b. Malik'ten: Bir adam, Rasulüllah'ın yanına geldi, onu devesine bindirmek istedi, Rasulüllah da, "Biz de seni dişi devenin yavrusuna bindirelim" dedi. Adam, "Ya Rasulüllah, devenin yavrusuna nasıl bineyim?" diye sorunca, Rasulüllah, "Bütün develeri dişi deve doğurmaz mı?" buyurdu .

Hz. Enes'den: Zahir adında bir bedevi, çölden Rasulüllah'a hediyeler getirmişti. Dönüp gitmek isterken, Rasulüllah da ona hediyeler verdi ve; "Zahir, bizim çölde yaşayanımızı temsil eder, biz de onun şehirde yaşayanını temsil ederiz" buyurdu. O, çirkin biri olduğu halde, Rasulüllah onu çok severdi. O, alışveriş ederken Rasulüllah arkasından gelir, onu kucaklar, kendisini adama göstermez ve "Ben kimim?" diye sorardı. Adam döndüğü zaman Rasulüllahı tanır, sırtını Rasulüllah'ın göğsünden ayırmazdı. Rasulüllah "Bu köleyi kim satın alacak" diye sorar, adam da "Ya Rasulüllah, o halde beni değersiz buluyorsun" derdi. Rasulüllah (s.a.s) "Allah katında değersiz değilsin, onun katında değerin yüksektir" buyururdu.

Enes (r.a) "Rasulüllah hanımlarıyla beraber olduğu zaman insanların en hoşu ve en şakacısıydı" demiştir. Peygamberimiz (s.a.s) fazla tebessüm etmeyi ve nezaketle şaka yapmayı severdi.

Aişe validemiz anlatır: "Bir gün Allah'ın resulu benimle koşarak yarıştı ve ben kendisini geçtim. Zamanla şişmanladığımda benimle tekrar koştu ve bu sefer beni o geçti." Yine bir gün Âişe validemizle Hz. Sevde annemiz Peygamberimizle bir yemekte bulamaç aşını yerken Sevde (r.a) "Bu yemeği sevmiyorum" dedi. Âişe (r.a): "Yemezsen yemeği yüzüne sürerim." dedi Bu konuşma esnasında önce Hz. Âişe, Hz. Sevde'nin yüzüne, sonra Hz. Sevde, Hz. Âişe'nin yüzüne birer parmak bulamaç sürerek şakalaşmışlar, Hz. Peygamber de bunları devamlı bir gülümsemeyle izlemiştir.

Hz. Süheyb anlatıyor: Gözüm ağrıdığı halde hurma yiyordum. Bunu gören Hz. Peygamber: "Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?" dediler. Ben de: "Ey Allah'ın Rasulü, ben ancak ağrımayan tarafla yiyorum" cevabını verince Rasulüllah azı dişleri görünecek derecede tebessüm ettiğini gördüm.

Sahabe'den Nüeyman el-Ensari (r.a) şakacı bir kimseydi. Medine'ye taze meyve ve süt gelince hemen onlardan alıp Rasulüllah'a getirerek "Ey Allahın Rasulü, bunu senin için satın aldım ve sana hediye ettim" derdi. Birkaç gün sonra malın sahibi Nüeyman'dan malının bedelini istediği zaman, o kişiyi Resulüllah'a getirip: "Ey Allah'ın Resulü, şu adamcağızın mallarının bedelini versene" derdi. Rasulüllah da "Ey Nüeyman, sen onu bize hediye etmedin mi?" diye sorduklarında, Nüeyman: "Ya Rasulüllah, alırken onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni istiyordum, onun için alıp getirdim" deyince, Rasulüllah güler ve parasını verirdi .

İşte bunlar sevimli şakalardır. Sınırları taşmamak, başkasını incitmemek şartıyla arada sırada bu tür şaka yapmak müstehaptır. Az ve yerinde olan şakayı Peygamber Efendimiz de tasvip etmişlerdir. Ancak, şakaların devamlı yapılmasından sakınmak gerekir. Bir kısım mübahlar vardır ki onlara devam edildiği takdirde günaha dönebilirler. Şakanın eziyet, sıkıntı verici ve rahatsız edici olanı yasaktır.

Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının yaptığı bu tür şakalar, kırıcı ve yalan cinsinden olmayan şakalardır. Böylesi şakalar ise insanlar arasında muhabbeti arttırır. Ancak her işte olduğu gibi şakada da aşırı gitmemelidir.

El şakaları ve öldürtücü, yaralayıcı aletlerle yapılan şakalar tehlikeli olabileceğinden yasaklanmıştır. "Her kim kardeşine -isterse ana baba bir kardeşi de olsa- (korkutmak üzere) demirle işaret ederse, onu bırakmaya kadar melekler o kimseye lanet ederler. " "Sakın sizden biriniz (din) kardeşine silah ile işaret etmesin. Çünkü işaret eden kimse bilmez ki belki Şeytan o silahı elinden kaydırır, işaret edilen adamı vurur da bu yüzden cehennemden bir çukura yuvarlanır” (Riyazu's-Salihin, III, 293).

Kocanın eşi ile şakalaşması ve oynaşması, aralarındaki sevgiyi arttıracağı için tasvip, hatta teşvik edilmiştir (Ebu Davud, Edeb, 84,85,149,7; İbn Mace, Cihad, 40; Ahmed b. Hanbel, II, 352, 364, 3/67, 5/32).

Cengiz YAĞCI


3-)

Güldürmek veya eğlendirmek kasdıyla söylenen söz veya yapılan davranış, latıfe, mizah.

Insan şahsiyetini, onurunu rencide eden bütün söz ve hareketler, kul hakkını çiğnemektir. Toplum düzeni, bütün fertlerin haklarına riayet ve onlarla ünsiyet etmekle, görüşüp anlasabilmekle sağlanır. Kendi hakkının çiğnenmesini arzu etmeyen insanın, bir başkasının hakkını gözetmesi kaçınılmazdır. Hukuka riayeti temin için Yüce Allah, insanların mallarına tecavüzü haram kıldığı gibi, insan şahsiyetini kırıcı olan her türlü alayı, gıybet, yalan, iftira, dedikodu ve benzeri sözlü tecavüzleri de haram kılmıştır. Bu cümleden olmak üzere çoğu kere muhatabı küçük düşürecek şekilde yapılan fiili ve sözlü şakalar da Hz. Peygamber'in hadisi ile yasaklanmıştır: "Kardeşinle mücadele ve şaka etme" (Tirmizi, Birr, 58). Mizahı çok yapan bazı sahabe hakkında Kur'ani hüküm de (el-Hadid, 57/16) nazıl olmuştur. Yalanla eş anlamlı şakalar, bizzat yalan olduğu için haramdır. Ancak şaka, yalan, alay, hakaret gibi aşağılayıcı manada olmamak ve aşırı gitmemek kaydıyla yapılırsa buna müsaade edilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının arkadaşlarıyla şakalaştığı görülmüştür. Ebu Hureyre'den: Ashab, Rasulullah'a, "Ya Rasulullah, sen de bizimle şaka yapıyorsun" dediler. Rasulullah, "Ben sadece doğruyu konusurum, haktan başka bir şey söylemem" (Tirmizi, Birr, 57) buyurdu.

Ibn Abbas'tan: Bir adam, "Allah Rasulü şaka yapar mıydı?" diye sordu. "Evet" diye cevap verdim. "Peki Rasulüllah nasıl şaka yapardı?" deyince "Hz. Peygamber (s.a.s) hanımlarından birisine geniş bir elbise giydirdi . "Bu elbiseyi giy, Allah'a şükret, eteğini de gelin eteği gibi sürü" buyurdu, dedim."

Hz. Enes'ten: Allah'ın Rasulü, insanların en güzel ahlaka sahip olanı idi. Ebu Umeyr adında bir kardeşim vardı. Rasulüllah gelip kardeşimi görünce "Ebu Umeyr, kuş ne yapıyor?" diye sorardı. Kardeşim kuşla oynardı. Bazı namaz vakitlerinde Rasulüllah bizim evde olur, bir seccade serilmesini emreder, seccadeyi süpürür ve sular, sonra üzerinde namaza dururdu. Biz de arkasında namaz kılardık. Seccade, hurma lifinden yapılmıştı.

Enes b. Malik'ten: Bir adam, Rasulüllah'ın yanına geldi, onu devesine bindirmek istedi, Rasulüllah da, "Biz de seni dişi devenin yavrusuna bindirelim" dedi. Adam, "Ya Rasulüllah, devenin yavrusuna nasıl bineyim?" diye sorunca, Rasulüllah, "Bütün develeri dişi deve doğurmaz mı?" buyurdu .

Hz. Enes'den: Zahir adında bir bedevi, çölden Rasulüllah'a hediyeler getirmişti. Dönüp gitmek isterken, Rasulüllah da ona hediyeler verdi ve; "Zahir, bizim çölde yaşayanımızı temsil eder, biz de onun şehirde yaşayanını temsil ederiz" buyurdu. O, çirkin biri olduğu halde, Rasulüllah onu çok severdi. O, alışveriş ederken Rasulüllah arkasından gelir, onu kucaklar, kendisini adama göstermez ve "Ben kimim?" diye sorardı. Adam döndüğü zaman Rasulüllahı tanır, sırtını Rasulüllah'ın göğsünden ayırmazdı. Rasulüllah "Bu köleyi kim satın alacak" diye sorar, adam da "Ya Rasulüllah, o halde beni değersiz buluyorsun" derdi. Rasulüllah (s.a.s) "Allah katında değersiz değilsin, onun katında değerin yüksektir" buyururdu.

Enes (r.a) "Rasulüllah hanımlarıyla beraber olduğu zaman insanların en hoşu ve en şakacısıydı" demiştir. Peygamberimiz (s.a.s) fazla tebessüm etmeyi ve nezaketle şaka yapmayı severdi.

Aişe validemiz anlatır: "Bir gün Allah'ın resulu benimle koşarak yarıştı ve ben kendisini geçtim. Zamanla şişmanladığımda benimle tekrar koştu ve bu sefer beni o geçti." Yine bir gün Âişe validemizle Hz. Sevde annemiz Peygamberimizle bir yemekte bulamaç aşını yerken Sevde (r.a) "Bu yemeği sevmiyorum" dedi. Âişe (r.a): "Yemezsen yemeği yüzüne sürerim." dedi Bu konuşma esnasında önce Hz. Âişe, Hz. Sevde'nin yüzüne, sonra Hz. Sevde, Hz. Âişe'nin yüzüne birer parmak bulamaç sürerek şakalaşmışlar, Hz. Peygamber de bunları devamlı bir gülümsemeyle izlemiştir.

Hz. Süheyb anlatıyor: Gözüm ağrıdığı halde hurma yiyordum. Bunu gören Hz. Peygamber: "Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?" dediler. Ben de: "Ey Allah'ın Rasulü, ben ancak ağrımayan tarafla yiyorum" cevabını verince Rasulüllah azı dişleri görünecek derecede tebessüm ettiğini gördüm.

Sahabe'den Nüeyman el-Ensari (r.a) şakacı bir kimseydi. Medine'ye taze meyve ve süt gelince hemen onlardan alıp Rasulüllah'a getirerek "Ey Allahın Rasulü, bunu senin için satın aldım ve sana hediye ettim" derdi. Birkaç gün sonra malın sahibi Nüeyman'dan malının bedelini istediği zaman, o kişiyi Resulüllah'a getirip: "Ey Allah'ın Resulü, şu adamcağızın mallarının bedelini versene" derdi. Rasulüllah da "Ey Nüeyman, sen onu bize hediye etmedin mi?" diye sorduklarında, Nüeyman: "Ya Rasulüllah, alırken onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni istiyordum, onun için alıp getirdim" deyince, Rasulüllah güler ve parasını verirdi .

Işte bunlar sevimli şakalardır. Sınırları taşmamak, başkasını incitmemek şartıyla arada sırada bu tür şaka yapmak müstehaptır. Az ve yerinde olan şakayı Peygamber Efendimiz de tasvip etmişlerdir. Ancak, şakaların devamlı yapılmasından sakınmak gerekir. Bir kısım mübahlar vardır ki onlara devam edildiği takdirde günaha dönebilirler. Şakanın eziyet, sıkıntı verici ve rahatsız edici olanı yasaktır.

Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının yaptığı bu tür şakalar, kırıcı ve yalan cinsinden olmayan şakalardır. Böylesi şakalar ise insanlar arasında muhabbeti arttırır. Ancak her işte olduğu gibi şakada da aşırı gitmemelidir.

El şakaları ve öldürtücü, yaralayıcı aletlerle yapılan şakalar tehlikeli olabileceğinden yasaklanmıştır. "Her kim kardeşine -isterse ana baba bir kardeşi de olsa- (korkutmak üzere) demirle işaret ederse, onu bırakmaya kadar melekler o kimseye lanet ederler. " "Sakın sizden biriniz (din) kardeşine silah ile işaret etmesin. Çünkü işaret eden kimse bilmez ki belki Şeytan o silahı elinden kaydırır, işaret edilen adamı vurur da bu yüzden cehennemden bir çukura yuvarlanır" (Riyazu's-Salihin, III, 293).

Kocanıneşi ile şakalaşması ve oynaşması, aralarındaki sevgiyi arttıracağı için tasvip, hatta teşvik edilmiştir (Ebu Davud, Edeb, 84,85,149,7; Ibn Mace, Cihad, 40; Ahmed b. Hanbel, II, 352, 364, 3/67, 5/32).


4-)Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse.


5-)Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse.


6-)Baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık.


7-)Saka kuşu.


8-)Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından, 13 cm kadar uzunlukta, sırtı kahverengi, karnı ve kuyruğu beyaz, yüzü kırmızı, kanatları kara olan, Avrupa, Kuzey Afrika ve Sibirya'da ağaçlar üzerinde yaşayan bir tür.


9-)Evlere çeşmeden su taşıyan kimse.


10-)Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş.


11-)Ordunun gerisi, ordunun gerisinde bulunan asker takımı.


12-)Bayılma. Baygınlık. (Osmanlıca'da yazılışı: sa'ka)


13-)Güneş. (Osmanlıca'da yazılışı: sak'a)


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Goldfinch.
İngilizcesi İngilizce
Finch.
İngilizcesi İngilizce
Water seller.
İngilizcesi İngilizce
Water- bearer.
İngilizcesi İngilizce
Water carrier.
Fransızcası Fransızca
Chardonnoret
Latincesi Latince
Carduelis carduelis

Sizde içinde Saka kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Saka kelimesi anlamı 589 defa okunmuştur. [239999] Saka kelime anlamı, Saka nedir, Saka ne demek, Saka sözlük anlamı

Paylaş