Çıkma Nedir

Çıkma Nedir ? Çıkma Ne demek ?

1-)Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar. Çıkmış:"Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış." A. Ş. Hisar Çıkmak işi Kız ve erkek tarafının gönderdikleri hediye Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon Eski, kullanılmış Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar Çıkmış Neşet Bir binanın üst katlarından dışarıya doğru taşan bölüm Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek:"Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık." Y. Z. Ortaç İçeriden dışarıya varmak, gitmek:"Ortalık ağarırken, bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık." F. R. Atay Birdenbire görünmek:"Neden hiçbir korsan filosu önümüze çıkamadı?" F. F. Tülbentçi SADIR OLMAK HARC İçeriden dışarıya varmak, gitmek Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek Erişmek, görmek:"Aklı başında ama, sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım." S. F. Abasıyanık Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak Bir şeyin yukarısına doğru yürümek Sonuca ulaşmak Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek Gelmek:"Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakiyle derhal sezmişti." R. H. Karay Vermeye katlanmak Ay, güneş görünmek:"Hava açılmış, ay çıkmıştı." R. H. Karay."Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu." Y. K. Karaosmanoğlu Unutmak Yayımlanmak:"Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu." Y. Z. Ortaç İş için, yetkili birini makamında görmek Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak Gerçekleşmek:"İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya!" M. Ş. Esendal Flört etmek:"Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım." A. İlhan Olmak, bulunmak, var olmak Yayımlanmak Görünmek Geçmek Yerinden oynamak Gelmek Gerçekleşmek Erişmek, görmek Flört etmek Düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek Niteliği sonradan anlaşılmak veya sonradan ortaya çıkmak Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak Ulaşmak, varmak Oyunda herhangi bir rolü oynamak Birdenbire görünmek Karaya ayak basmak Yayılmak, duyulmak Yapmak Bir iddia ile ortalıkta görünmek Giderilmek, yok olmak Gitmek, koyulmak Verilmek Gitmek, koyulmak:"Yola çıkmadan evvel eve gitmek, uyumak istedim." M. Ş. Esendal Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. İş için, yetkili birini makamında görmek Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek:"Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra." T. Dursun K. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek:"Uzun, dik merdivenli bir yokuş çıktık." R. H. Karay Bir konu yetkililerce karara bağlanmak Mal olmak Karaya ayak basmak:"1919 senesi Mayısının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım." Atatürk Bir yere ulaşmak, varmak:"Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar." M. Ş. Esendal Oyunda herhangi bir rolü oynamak:"Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı." B. R. Eyuboğlu Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak Harcama zorunda kalmak Süresi dolunca ayrılmak Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak:"Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum." H. Taner Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek:"Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı." Atatürk Yapılmak, yürümek Yetişecek ölçüde olmak Sıyrılmak, ayrılmak Sonuca ulaşmak:"Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır." R. N. Güntekin Eksilmek Yayılmak, duyulmak:"Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu." A. H. Tanpınar Olmak, bulunmak, var olmak:"Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı." O. C. Kaygılı Bitmek, büyümek, sürmek Piyasaya sürülmek Oluşmak, olmak Görünür veya belli bir durumda bulunmak Ay veya mevsim geçmek Yeni yetişip satışa sunulmak Sesini yükseltmek Artırmak, fiyatı yükseltmek Yükselmek, artmak Yerinden oynamak:"Fukaranın hem sağ bileği çıkmış, hem davulu patlamıştı." R. N. Güntekin Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek Yayılmak Bir iddia ile ortalıkta görünmek:"Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın." P. Safa Bulaşmak Bina yapmak Atın evimden dışarı." R. N. Güntekin Niteliği sonradan anlaşılmak veya sonradan ortaya çıkmak:"Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı. İstemem artık gözüm görmesin, soğudum, iğrendim Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak:"Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı?" M. Ş. Esendal Büyük abdest bozmak


2-)Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.


3-)Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.


4-)Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.


5-)Çıkmış
Örnek:Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış. A. Ş. Hisar


6-)Eski, kullanılmış.


7-)Çıkmak işi.


8-)Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.


Bu bilgi faydalı oldu mu ?

 


Dil
Anlamı
İngilizcesi İngilizce
Dislocation.
İngilizcesi İngilizce
Going out.
İngilizcesi İngilizce
Going up.
İngilizcesi İngilizce
Rise.
İngilizcesi İngilizce
Outbreak.
İngilizcesi İngilizce
Occurrence.
İngilizcesi İngilizce
Cantilever.
İngilizcesi İngilizce
Annotation.
İngilizcesi İngilizce
Egress.
İngilizcesi İngilizce
Egression.
İngilizcesi İngilizce
Emergence.
İngilizcesi İngilizce
Expulsion.
İngilizcesi İngilizce
Protrusion.
İngilizcesi İngilizce
Pull-Out.
İngilizcesi İngilizce
Withdrawal.
İngilizcesi İngilizce
Detachment.
İngilizcesi İngilizce
Discharge.
İngilizcesi İngilizce
Exit.
İngilizcesi İngilizce
Oriel.
İngilizcesi İngilizce
Going out bow window.
İngilizcesi İngilizce
Balcony.
İngilizcesi İngilizce
Projection.
İngilizcesi İngilizce
Promontory.
İngilizcesi İngilizce
Marginal note derkenar.
İngilizcesi İngilizce
Marginal note.
İngilizcesi İngilizce
Overhang.
İngilizcesi İngilizce
Ascent.
İngilizcesi İngilizce
Mounting.
İngilizcesi İngilizce
Rising.
İngilizcesi İngilizce
Climb.
İngilizcesi İngilizce
Climbing.
İngilizcesi İngilizce
Overhung.
İngilizcesi İngilizce
Spring.
İngilizcesi İngilizce
Springing.
İngilizcesi İngilizce
Project.
İngilizcesi İngilizce
Console.
İngilizcesi İngilizce
Portico.
İngilizcesi İngilizce
Porch.
İngilizcesi İngilizce
Prostyle.
İngilizcesi İngilizce
Penthouse.
İngilizcesi İngilizce
Baldachin.
İngilizcesi İngilizce
İssue.
İngilizcesi İngilizce
Extended.
İngilizcesi İngilizce
Sponson.
Almancası Almanca
Versetzung
Fransızcası Fransızca
Dislocation

  • ABD askerleri, Okinava'da devreye gezecek ABD ordusu, Japonya'nın güneyindeki Okinava'da görev yapan Amerikan askerlerine karşı koyduğu sokağa Çıkma yasağını denetlemek için devriye gezecek.
  • Yasak aşka ekran yasağı BBC'nin sevilen sunucularından Sophie Long ve Tim Willcox'un gizli aşk yaşadığı iddialarının ardından kanal, ikiliye birlikte ekrana Çıkma yasağı getirdi.

Sizde içinde Çıkma kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Çıkma kelimesi anlamı 139 defa okunmuştur. [180175] Çıkma kelime anlamı, Çıkma nedir, Çıkma ne demek, Çıkma sözlük anlamı

Paylaş