ADALET kelime anlamı ADALET nedir ADALET ne demek ADALET sözlük anlamı ADALET

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

Alm. Justiz (f), Gerechtigkeit (f), Fr. Justice (f.), İng. Justice. Bir amirin, bir hakimin; memleketi idare için konulan kanun, kaide ve çizilen hudud içinde hareket etmesi. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme ve yerine getirmede doğruluk. Adalet anlayışı, çeşitli dünya görüşlerine göre değiştiği için, hakkındaki tarifler de çok değişiktir.

Adaletin dinimizdeki tarifi, kendi mülkünde olanı kullanmak demektir. Alemlerin bütünü, insanlar, melekler, cinler, bitkiler, cansız varlıklar, gökler, yıldızlar, madde ve mana alemlerinin hepsi, Allahü tealanın aciz, muhtaç mahlukları ve mülküdür. Bunların hepsinin sahibi Odur. Allahü tealanın işleri içinde adalete uymayan bir şey olmaz.

Allahü teala, her memlekette, bulunan kulları için adaleti fazlasıyla yapmıştır. Akıl ve baliğ olmadan ölen Müslüman olmayanların çocuklarını Cehennem'e sokmayacaktır. Akıl ve baliğ, yani evlenecek çağa geldikten sonra İslamı duymadan ölenlere de azab yapılmayacaktır. Bu kişiler, İslam dinini işittikten sonra merak etmez, öğrenmez, inat edip inanmaz ise, o zaman ceza göreceklerdir. Allahü tealanın bütün insanlara peygamber gönderip doğru yola davet etmesi adalettir. Bazı insanları İslam memleketinde yaratması ihsandır. Adalet ile ilgili bazı hadisi şerifler şunlardır:

Adil hükümdarın bir günü (bir gün adaletle hükmetmesi) bir adamın kendi kendine altmış sene (nafile) ibadet etmesinden daha hayırlıdır.

Üç kimsenin duası reddedilmez. Bunlardan biri de adil devlet adamıdır.

Çocuklarınız arasında adaleti gözetin.

Adalet güzeldir, amirlerde olursa daha güzeldir.

Sosyal adalet: Herkesin çalışması, bilgi ve kabiliyeti, gördüğü işi nisbetinde ve derecesinde hakkını alması; hiç kimsenin ezilip sömürülmemesi. Sosyal adalet, en küçük bir iş görene de, hayat hakkı tanımakdır. Çalışan herkesin asgari bir geçim şartına erişmesi, sosyal adaletin ilk şartıdır. Sosyal adaleti gerçekleştirmeye çalışan devlete Sosyal devlet denir. Fakat sosyal devlet ile Sosyalist devlet birbirinden tamamen farklıdır.

Sosyal adalet, sosyal eşitlik demek değildir. Herkesin aynı gelire sahib olması adalet değil, adaletsizlik olur. Bir sınıfta, çalışançalışmayan, bilenbilmeyen bütün öğrencilerin sınıf geçmesi sosyal adalet değildir. Mutlak eşitlik, ne tabiatta, ne toplulukda, hiçbir yerde yoktur.

Hukukta eşitlik, aynı durum ve şartlar içinde bulunan herkesin aynı muameleye tabi tutulması manasındadır. Sosyal bakımdan, hele iktisadi yönden tam bir eşitlik aramak ve istemek, hem gereksiz, hem imkansızdır. Çünkü adalet kavramı ile bağdaştırılamaz. Çalışmak ve kazanmak imkanını herkese aynı şekilde vermek ve mevcudu kelle hesabıyla paylaştırmak değildir. Herkesin çalışmasının karşılığını görmesi hakkını elde edebilmesidir.

Sosyal adalet, milli gelirin en uygun şekilde taksimini sağlar. İstismarı, sömürücülüğü ortadan kaldırır. Sermayenin çok küçük ve belirli bir zümre elinde toplanmasını önler. Herkese kendi ölçüsünde hayat hakkı verir. Sınıf ve zümreler arasında düşmanlık bulunmayan bir topluluk meydana getirir. Böyle bir toplulukta vatandaşlar, hal ve istikbal bakımından kendilerini emniyette hissederler.

Sosyal adaleti en iyi, en verimli olarak sağlayan din İslam dinidir. İslamiyet, her çalışan insana hakkını verir. Herkesin mülkünü korur. Özel teşebbüse, herkesin dilediği işi yapmasına geniş yer verir. Alın teri ile kazanılan bir kazanca kimseyi karıştırmaz. Kimse kimsenin malınamülküne el uzatmaz, gasb etmez. Hatta başkasının malını mülkünü muhafaza etmeği emir eder. Zenginlerin, fakirlere verdiği zekat, öşür, sadakalar hep sosyal yardım olup, ekonomik felaketleri önlemek için emir olunmuş, ilahi tedbirlerdir.
ADLET

Düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamında bir terimdir. Geniş kapsamlı bir kavram olan adletin zıttı zulüm, gadr ve insafsızlıktır.

İslm'da adlet, hukuk önünde herkese eşit davranmak, kültür, bilgi ve mevk farklılıklarından dolayı insanlara başka başka davranmamak demektir. İslm bu anlamda her ferdin ve her toplumun karşılıklı olarak işlerinde değişmez bir ölçü şeklinde yerini almış, istek ve heveslere yer vermemiş, sevgi ve nefretlere uymamış, akrabalık ve yakınlık bağlarına göre ayarlanmamış, zenginfakir ayırımı gözetmemiş, kuvvetli ve zayıf farkını göz önüne almış bir adalet anlayışı getirmiştir. Bunun için İslm, toplum içinde yaşayan bütün kesimlerin birliğini sağlayan prensipler koymuş, ümmetin güvenliğini garanti altına alan bir düzen kurmuştur.

"Ey iman edenler adaleti ayakta tutarak Allah için şahitlik edenler olun. Kendinizin, ana ve babanızın aleyhinde bile olsa (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Adaleti yerine getirebilmek için hev ve hevesinize uymayın. Eğer eğri davranır veya yüz çevirirseniz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (enNisa, 4/135).

Yeryüzündeki beşer sistemlerin hiçbirisinin düşmanlara ve nefret edilen insanlara karşı, İslm'ın kefil olduğu mutlak adaleti tekeffül edebilmesine imkn yoktur. İslm, kendisine inananları bu konuda sadece Allah için hareket etmelerini, aralarındaki münasebetlerini Allah'ın rızasına uygun bir şekilde ayarlamalarını ve yine Allah için doğru şahitler olmasını emretmektedir. Bu esaslar bu dnin bütün insanlık için son din ve mükemmel bir nizam olduğunu, adaletinden, inanan ve inanmayan bütün insanların yararlanmasını tekeffül eden üstün bir hukuk ve yönetim biçimi olduğunu ifadeye yeterlidir. Bu adaleti gerçekleştirme görevi müslümanlara yüklenmiş bir görevdir. İslm ümmeti bu ilah emri yerine getirdiği dönemlerde yeryüzü adaletle dolup taşmıştır.

"...Allah insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder." (enNis, 4/58) İlh emrin hikmeti gayet açıktır.

"Ey iman edenler, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (elMide, 5/8).

İslm'ın emrettiği adalet doğrultusunda kinatın düzeninin ayakta durması tabi bir hadisedir. Adalet mülk'ün temelidir. Adaletin olmadığı yerde zulüm hkimdir. Allah ve onun koyduğu bütün hükümler zulmün her çeşidinden uzaktır. Allah'ın emirlerinin uygulandığı bir ortamda hiçbir kimseye zerre kadar zulüm yapılmaz. (bk. enNisa, 4/40). Bu Kur'anı Kerim'de sık sık tekrarlanan ayetlerle dile getirilmektedir:

"Allah, adaleti ve ihsanı emreder. " (enNahl, 16/90).

"Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder." (enNisa, 4/58).

"Hükmettiğin zaman onlar arasında adaletle hükmet. Şüphesiz Allah adil davrananları sever." (elMide, 5/42; ayrıca bk. elHucurt, 49/9).

Hz. Peygamber (s.a.s.) de adalet ve adaletle hükmedenler hakkında birçok hads buyurmuşlardır:

"Hükmünde, yönetimi ve velyeti altındakiler hakkında adl davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır." (Müslim, İmre, 18).

"Adil devlet başkanı ve idareciler mahşer yerinde Allah'ın yüce ltfuna ve himyesine mazhar olacakların öncüleridir." (Buhr, Edep, 36).

Bu ayet ve hadslerde yer alan adalet kavramı geniş anlamıyla ele alınıp hukuki, sosyal ve ahlk adaleti kapsamaktadır.

Adaletin İslm toplumunda, yönetimde, muhakemelerde ve insanlar arası ilişkilerde tam anlamıyla uygulanması önemli bir hedeftir. İslm devletinde uygulanan ekonomik prensiplere göre mülk Allah'ındır. Bu ölçü içinde sosyal adaletin sağlanması önemli bir denge unsurunun kurulması demektir. Müminlerin kardeş iln edildiği, yığılan kişisel servetlerde fakir ve muhtaçların hak sahibi oldukları, İslm'da adalet anlayışının tezhürleridir.

Ayrıca kaza işlerinde, muhakemelerde ve yönetimde Allah'ın indirdikleri ile hüküm vermek adaletin ta kendisidir. Bundan uzaklaşıldığı takdirde adaletin gerçekleşmeyeceği ifade edilmiş ve bunu uygulamayanların kfir , zalim ve fsık oldukları iln edilmiştir. (elMide, 5/44, 45, 47) Bundan dolayı da Hz. Peygamber (s.a.s.):

"Kıymet gününde insanların Allah'u Tel'ya en sevgili olanı ve Allah'a en yakın bulunanı adil devlet başkanıdır. " (Tirmiz, Ahkm, 4) buyurmuşlardır.

Hz. Peygamber'in İslm'ı tebliğ etmekle görevlendirildiği dönemin arefesinde Chiliye devri Arapları boğaz boğaza, bıçak bıçağa gelmiş durumdaydılar. Adaletsizliğin, zulmün kol gezdiği bir dönemde İslm gelmiş ve yepyeni bir toplum ortaya çıkmıştı. Zenginfakir, efendiköle ayırımının yapılmadığı, haktan asla ayrılmanın söz konusu olmadığı bir toplum oluşmuştu.

Bir gün Mahzumoğulları kablesine mensup eşraftan Ftıma adında bir kadının hırsızlık yaptığı söylenerek Peygamberimiz (s.a.s.)'in huzuruna getirilmişti. Kadının 'elinin kesilmesi'ne hükmedildi. Fakat daha önceki gelenek ve alışkanlıklara göre Kureyş'ten olan asil bir kadın hakkında suç işlemiş olsa dah böyle bir hüküm verilemezdi. Hükmün infzının durdurulması için Kureyş'in ileri gelenleri Hz. Peygamber'in çok sevdiği Üsme b. Zeyd'i araya koyarak bu kadının affedilmesini istediler. Üsme'nin böyle bir şefaatte bulunması Hz. Peygamber (s.a.s.)'e çok ağır geldi. Hemen ashbını 'mescid'de toplayıp bu konuda onlara şöyle hitap etti:

"Ey insanlar! Sizden evvel yaşamış toplumların neden dolayı yollarını şaşırıp saptıklarını biliyor musunuz? Asilzdeleri bir hırsızlık yaptığı zaman onu affeder, zayıf ve kimsesizleri bir şey çalarsa onları cezalandırırlardı. Allah'a yemin ederim ki, böylesine kötü bir hırsızlığı Mahzum kabilesine mensup Fatıma değil, kendi kızım Fatıma yapmış olsaydı, kesinlikle onun elini kestirirdim. " (Müslim, Hudd, 2)

Bugünkü beşer sistemlerde hkim zümre ve belirli sınıflar için dokunulmazlıklar söz konusu olduğu halde İslm hukuku önünde hiç kimsenin bir ayrıcalığı ve imtiyaz hakkı yoktur.

Adil Halife Hz. Ömer, hilfeti döneminde ashbtan Übey b. Ka'b ile aralarında bir konuda anlaşmazlık meydana gelmiş ve bu anlaşmazlığı çözmek üzere o dönemin Medine kadısı olan Zeyd b. Sbit'e gitmişlerdi. Kadı olan Zeyd hemen devlet başkanı olan Hz. Ömer'e karşı saygılı davranıp ona oturması için yere bir minder sermişti. Fakat adil insan Hz. Ömer bu davranış karşısında şöyle demişti:

"İşte bu davranışın, şimdi vereceğin hükümde yaptığın ilk adaletsizliktir. Ben davacımla beraber aynı yerde oturacağım."

Sonra davacı Übey b. Ka'b davasını ileri sürünce Hz. Ömer bu iddiayı kabul etmedi. Bu durum karşısında Hz. Ömer'in yemin etmesi gerekiyordu. Kadı Zeyd İbn Sbit, Übey'e şöyle dedi:

"Gel Halife'yi yemin ettirme, onu bundan muaf tut. Davacı olduğun kişi bir başkası olsaydı sana böyle bir feragatten söz etmezdim." Bu teklifi duyan Hz. Ömer son derece kızarak böyle bir ayrıcalığı kabul etmeyip derhal yemin etti. Sonra da Zeyd b. Sbit hakkında şöyle dedi:

"Halife ile herhangi bir müslüman hakkında eşit davranmasını öğrenmedikçe ona dava götürülmemelidir."

Ayrıca mahkemelerde şahitlik yapacakların da adalet sahibi olarak tanınan kimseler olması şart koşulmuştur.

İslm'da adaleti gerçekleştirmek için çeşitli müesseseler kurulmuştur. Resulullah davalara bizzat kendisi bakmıştır. Bu durum ikinci halife Ebu Bekir (rh.a.) zamanında da böyle devam etmiş, Hz. Ömer zamanında ise İslm toprakları oldukça genişlediğinden bazı sahbiler kaza işleriyle görevlendirilmiş ve birer kadı olarak vazife görmüşlerdi.

Divnü'lMezlim, Şurta ve Hisbe gibi teşkiltlarla haksızlıklar önlenmeye ve adalet dağıtılmaya çalışılmıştı. Eyyubiler Mısır'da "Drü'lAdl" adıyla bir adalet dairesi meydana getirmişler ve yanlarına bazı müşavirler de alarak bu mahkemeye bizzat başkanlık etmişlerdir. Osmanlılar zamanında 'adliye teşkilatı' ise düzenli bir şekilde kurulup yaygınlaştırılmıştır.

Şamil İA
(Justıce) 1. Şeylerin yerli yerine konması. Her
şeyin olması gerektiği yerde bulunması

2.
Haklı ile
haksızın ayırt edilmesi; haklıya hakkının verilmesi; kişilerin hak ettikleri şeye
sahip olabilmeleri.

3. Kendine
ait olan alanda, kendi mülkünde tasarrufta bulunmak; başkasının hakkına
tecavüz etmemek.
  • Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe
    Örnek:Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya ... çalışmaktır. Anayasa
  • Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları.
  • Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme
  • Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması.
  • Tüze.
  • Bk. tüze
  • 1. hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2. haksızlıktan uzaklaşma. 3. düzenli ve dengeli davranma. 4. hakkaniyet.
  • Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve layık olduğu muameleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Madelet. Dad. Cenabı Hakk'ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah'ın emrini icra etmek.(Adalet iki şıktır. Biri mübet, diğeri menfidir. Müsbet ise; hak sahibine hakkını vermektir. Şu kısım adalet; bu dünyada bedahet derecesinde ihatası vardır. Çünkü her şeyin istidat lisaniyle ve ihtiyacı fıtri lisaniyle ve ıztırar lisaniyle Fatırı Zülcelal'den istediği bütün matlubatını ve vücut ve hayatına lazım olan bütün hukukunu mahsus mizanlarla, muayyen ölçülerle bilmüşahede veriyor. Demek adaletin şu kısmı, vücut ve hayat derecesinde kat'i vardır. İkinci kısım menfidir ki: Haksızları terbiye etmektir. Yani, haksızların hakkını, tazib ve tecziye ile veriyor. Şu şık ise; çendan tamamiyle şu dünyada tezahür etmiyor. Fakat, o hakikatın vücudunu ihsas edecek bir surette hadsiz işarat ve emarat vardır. Ezcümle: Kavmi Ad ve Semud'dan tut, ta şu zamanın mütemerrid kavimlerine kadar gelen sillei te'dib ve taziyanei ta'zib, gayet ali bir adaletin hükümran olduğunu hadsi kat'i ile gösteriyor. S.) (Bak: Fatih Sultan Mehmed)
  • İngilizcesi :Justice.
  • İngilizcesi :Equity.
  • İngilizcesi :Fairness.
  • İngilizcesi :Equitableness.
  • İngilizcesi :Reason.
  • İngilizcesi :Act of justice.

Kelime Dili

ADALET kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

ADALET kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen ADALET kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde ADALET kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde ADALET kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde ADALET kelime anlamı gösterilmektedir. ADALET nedir ? ADALET ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. ADALET kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.