MEHİR kelime anlamı MEHİR nedir MEHİR ne demek MEHİR sözlük anlamı MEHİR

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

İslmiyette evlenme esnsında, erkek tarafından nikhlandığı kadına verilen nikh bedeli. Nikh sözleşmesi ile kadının hak ettiği mal, ücret. Mehir, evlenecek erkeğin, hanımı olacak kadına vereceği altın, gümüş veya herhangi bir mal yahut bir menfaat demektir. Lügatta, aşk, sevgi, şefkat, ücret mnlarına kullanılmaktadır. Mehir yerine, fariza, sadaka, atiyye (ihsan), ecir (ücret), nıhle ve sadak tbirleri de kullanılmaktadır. Mehir, İslmiyette kadın ve kadın haklarına verilen önemin misallerinden biridir. Başka inançlarda hakirhor görülen kadın, çok def hiçbir sosyal hakkı olmadan ve kocasının dilediği her türlü fenalığı yapabileceği bir zavallı olarak telakk edilip, bzı din ve milletlerde de ancak zengin ve çeyizi (drohama gibi) olursa koca bulabilirken İslmiyette, İslm Hukkunun temintı altında kendine tanınan bütün haklarına ship olarak kocasından ayrıca mehir de almaktadır. Allahü telnın kadına, nikhtan dolayı verdiği bu mehir hakkı, kadının iktisd gücünü arttırdığı gibi dilediği kimseyi koca olarak seçme imknını da kuvvetlendirir. Mehir, başlık parası, rüşvet, haraç vs. değildir. Mehir, nikhlanan kadının şahsının hakkı ve malıdır. Bunun tasarrufu, yalnız kendisine ve kendisinin izin verdiklerine mahsustur. Kızın babasının veya diğer yakınlarının dmattan, nikhtan dolayı kendi şahısları için, herhangi bir mal, para, menfaat istemeleri ve almaları İslmiyette kesinlikle yasaktır. Mehiri, kız babası alıp kullanamaz. Ancak kızının çeyizine harcayabilir.

İslmiyette evlenecek erkek ile kadın arasında yapılan nikh sözleşmesinde üç şartı yerine getirmek farzdır. Yni, Allahü telnın kesin emridir. Bunları da, evlenecek erkek veya kadından birinin önce teklif etmesi (cab), karşı tarafın da bu teklifi (kabl) etmesi ve bu sözleşmenin Müslüman (iki şahit) huzurunda yapılmasıdır (Bkz. Evlenme). Mehir, nikhın şartı değildir. Mehir söylenmeden ve hatt mehir vermemek şartı ile nikh yapmak sahihtir, geçerlidir. Şart, geçersiz olur. Fakat erkeğin, kadına mehir vermesi, mutlaka lzımdır. Bir kul borcudur. Bu borcu Allahü tel tyin etmektedir. Kurnı kermde Nis sresi 24. yetinde melen; Onlardan (kadınlardan) hangisiyle evlenip temas ettiyseniz mehirlerini takdir edildiği şekilde veriniz! buyruldu. Bakara sresi 236. yetinde melen; (Evlendiğiniz) kadınları (zengin olanlarınız kudretleri miktarınca, fakirleriniz de hlince olmak üzere, aranızda veya beldenizde) bilinen, takdr olunan bir mehir ile faydalandırınız! buyruldu. Diğer başka yeti kermelerde de melen buyruldu ki:

... Onları (kadınları) shiplerinin izniyle kendinize nikhlayın. Mehirlerini de güzelce verin...! (Nis sresi: 25)

Ey peygamber, mehirlerini verdiğin zevceleri (evlendiğin hanımları)... sana hell kıldık. (Ahzb sresi: 50)

Peygamber efendimiz bir hadsi şerfte; Mehir vermemek niyetiyle nikh yapan kimse, kıymet günü hırsızlar arasında haşr olunacaktır. buyurdu.

Mehir iki kısma ayrılır:

1. Mehri Muaccel: Verilmesi acele olan mehirdir. Bunun verilmesi nikh yapılınca vcib olur. Yarısı veya hepsi, bzı şartların gerçekleşmemesi hlinde skıt olabilir. Kadın ayrılmaya sebep olan bir şey yaparsa, mesel irtidd eder, İslm dininden ayrılır veya (hurmeti mushere) ye sebep olursa, mehri muaccelin hepsi skıt olur, verilmez. Erkek boşarsa veya ayrılığa sebep olanı yaparsa, yarısı skıt olup yarısı verilir.

2. Mehri Müeccel: Verilmesi gecikebilen, sonra olabilen mehire denir. Bunun miktarı, nikh yapılırken belli edilirse de, verilmesi üç şeyden biri hsıl olunca vcib olur ve hiçbir sebeple azalmaz. Mehri müeccelin verilmesini vcib kılan üç şey, vaty (cinsi yakınlıkta bulunmak), halvet (bir evde yalnız olarak bir arada kalmak) ve ikisinden birinin ölmesidir. Bu üçünden biri hsıl olunca, ödenmemiş muaccel mehr de skıt olmaz ve azalmaz. Vaty veya halvet hsıl olunca, bütün mehr nikhta kararlaştırılan vakti gelince veya ayrılık hlinde tam olarak ödenir. Zevce ölünce, zevcenin vrislerine verir. Zevc ölünce, mirsından zevcesine verilir.

Her iki mehir, nikhta bildirilmedi ise, (Mehri misil) verilmesi lzım olur. Mehri misil, kadının baba tarafından akrabasına verilen kadar olan mehire denir. Mehir vermemek şartı ile yapılan nikh geçerli olup, kocanın mehri misil vermesi, lzım olur.

Nikhlanan kadın, mehrini kocasına, ölmüş ise vrislerine hediye edebilir. Kadının babası, kızının mehirini dmdına hediye edemez.

Mehrin değeri on dirhem gümüşten az olmaz. Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurdu ki: Mehrin en az miktarı, on dirhem gümüştür. Mehrin çoğu için sınır yoktur. Erkek ve kadının aralarında anlaşarak tyin edilen miktar adedince olur. Bugün gümüş para kullanılmayıp altın karşılığı olan kğıt liralar kullanılmaktadır. Bunun için on dirhem, yni yedi miskal ağırlığındaki gümüş değerinde olan bir miskal (beş gram, yni üçte iki lira) altından az olamaz. Mehrin bir altından az olmaması, Fris CevhirülFıkh kitabında da yazılıdır. Daha az söylenirse, yine bir altın liranın üçte ikisi veya bu değerde söylemiş olduğu bir malı verilir.
MEHİR



Evlenme sırasında kadına bu isimle ödenen meblağ; evlilikte kadının nikh akdi veya cinsel temasla hak kazandığı mal veya meblağ anlamında bir fıkıh terimi. Kitap, Sünnet ve fıkıh literatüründe mehir kelimesi yerine, eş anlamda; "sadk", "saduka","nıhle", "farza", "ecr", "hıb", "ukr", "alik", "tavl" ve "nikh" kelimeleri de kullanılır.

İslm Hristiyanlıkta olduğu gibi kadının erkeğe verilmek üzere para biriktirilmesini (drahoma) değil de; aksine, erkeklerin kadınlara rağbetinin bir sembolü olsun diye hediye kabilinden bir meblağın ona verilmesini emretmiştir. Mehir kadına değil, erkeğin üzerine vaciptir. Dru'lİslm'da bir kadınla cinsel temas, ya had cezasını gerektirir, ya da mehir hakkını doğurur. Bu, kadına saygının bir sonucudur.

Kur'anı Kerm'de mehirden söz eden çeşitli ayetler vardır. Bazıları şunlardır: "Aldığınız kadınların mehirlerini yürekten isteyerek ve Allah'ın bir atiyyesi olarak verin " (enNis, 4/4). Çoğunluğa göre, burada hitap kocalaradır. Bazı bilginler hitabın velilere olduğu görüşündedir. Cahiliye devrinde mehri kızın velileri alır ve adına da "nihle" derlerdi. "...Haram olanlar dışındaki kadınlarla evlenmeniz, namuslu olarak ve zinaya sapmaksızın yaşamak ve mallarınızdan onlara mehir vermek şartıyla size hell kılındı. Artık o kadınlardan hangisiyle yararlanmanız olmuşsa, ücretlerini belirlendiği şekliyle verin. Mehir miktarını belirledikten sonra aranızda gönül hoşluğu ile uyuştuğunuz miktar hakkında üzerinize bir vebal yoktur" (enNis, 4/24).

Abdullah b. Abbas (r.a) tan rivayet edildiğine göre, Hz. Ali, Hz. Ftıma ile evlenirken Resulullah (s.a.s) kendisine; "O'na bir şey ver" dedi. Ali: "Bende bir şey yok"deyince de; "Hutam zırhını verebilirsin" buyurdular.

Bir kadınla evlenmek isteyen bir sahabeye Allah'ın elçisi mehir vermesini bildirdi. Evinden de eli boş dönünce; "Demirden bir yüzük de olsa bak" deyip, yeniden eve gönderdi. Yine boş dönünce, ne miktar Kur'anı Kerm bildiğini sordu ve sonunda şöyle buyurdu: "Haydi git, onu sana bildiğin Kur'an karşılığında verdim" (eşŞevkn, Neylü'lEvtr, VI, 170).

Bu konudaki ayet ve hadislerden şu sonuca varılmıştır. Resulullah (s.a.s), mehirsiz hiç bir evliliğe ruhsat vermemiştir. Eğer mehir vacip olmasaydı, bunu göstermek için arada bir onu terkederdi.

Diğer yandan, sahabe devrinden bu yana İslm bilginleri mehir üzerinde icma etmişlerdir (bk. esSerahs, elMebsut, V, 62 vd.; elKsn, Bedyiu'sSanyi, II, 274304; İbnü'lHümm, FethulKadr, II, 434 vd.; elCasss, Ahkmü'lKur'n, III, 86 vd.; İbn Rüşd, Bidyetü'lMüçtehid, II, 16 vd.; İbn bidin, Reddü'lMuhtr, II, 329 vd.).

Aile yuvasıyla ilgili görevlerin en güzel şekilde yerine getirilmesi için eski çağlardan beri kadınla erkek arasında bir görev bölümü yapılmıştır. Erkek, evin dışındaki işlerle uğraşır ve gerektiğinde ağır işlerde çalışarak geçim için kazanç sağlar. Kadın da evin yönetimi, yemeğin hazırlanması, çocukların bakım ve terbiyesiyle uğraşır. Bu yüzden bütün mal yükümlülükler kadının değil, erkeğin görevidir. Mehir ve bütün kapsamıyla nafaka bu yükümlülükler arasındadır. Bu görev bölümü erkekle kadının yaratılışına ve ilh sünnete de uygundur. Erkek daha güçlü olduğu için çalışıp kazanmaya daha yatkındır. Kur'an'da şöyle buyurulur: "Erkekler, kadınlardan daha güçlü kuvvetlidirler. Yani ailenin reisidirler. Bunun sebebi şudur: Allah onlardan kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkek, mallarından evin geçimini sağlamaktadır" (enNis, 4/34).

Mehir, nikh akdinin rükün veya şartlarından değildir. Bu yüzden mehirsiz akdedilecek nikh geçerli olur ve kadın emsal mehire hak kazanır. Kur'anı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Kendileriyle cinsel temasta bulunmadığınız veya kendilerine bir mehir tayin etmediğiniz kadınları boşamışsanız, bunda üzerinize bir sakınca yoktur" (elBakara, 2/236). Bu ayette, cinsel birleşmeden veya mehir tesbitinden önce kadını boşamanın geçerli olduğu belirtilmektedir. Boşama ancak sahih nikhtan sonra mümkün olduğuna göre, ayet, akit sırasında mehrin konuşulmasının ne bir rükün ve ne de bir şart olmadığına dellet eder (elKsn, a.g.e., II, 274; eşŞrz, elMühezzeb, Haleb tab'ı, II, 55, 60; İbn Rüşd, a.g.e., II, 25).

Ukbe b. mir (r.a)'ın naklettiği şu hadis de yukarıdaki anlamı destekler. Hz. Peygamber bir adama: "Seni filanca kadınla evlendireyim mi?" demiş; erkeğin; "evet" demesi üzerine, kadına hitaben; "Seni filanca erkekle evlendirmeme razı oluyor musun?" diye sormuştu. Kadının da "evet" demesi üzerine, onları evlendirdi. Herhangi bir mehir belirlenmeksizin evlilik gerçekleşti. Bu erkek vefatı sırasında şöyle dedi: "Resulullah (s.a.s), beni filanca kadınla evlendirdi. Bir mehir konuşulmadı ve kadına bir şey de vermedim. Ona mehrim olarak Hayber'deki hissemi veriyorum". Kadın bu hisseyi almış ve yüz bin lira karşılığında satmıştır (ezZühayl, elFıkhu'lİslm ve Edilletuh, Dımaşk 1405/1985, VII, 254). Yalnız Malikler mehri, nikhın bir rüknü olarak kabul ederler.

Eşler mehirsiz olarak veya şarap, domuz eti gibi şer'an mal sayılmayan bir şeyi mehir yaparak evlenseler Malikler dışında çoğunluğa göre akit geçerli olur.

Mehrin üst ve alt sınırı:

Mehrin en çok miktarı için bir sınır getirilmemiştir. Ayette; "Onlardan birisine yüklerle mehir vermiş olsanız bile, içinden bir şey almayınız" (enNis, 4/20) buyurulur. Hz. Ömer bunu 400 dirhemle sınırlamak istemiş, aksi halde fazlanın beytü'lmle gelir kaydedileceğini iln etmişti. Hz. Ömer'in dayandığı delil; Hz. Peygamber'in eşi ve kızları için 480 dirhemden (12 okiye) daha fazla mehir verilmemesi idi. Hz. Ömer minberden indikten sonra Kureyşli bir kadın, yukarıdaki ayeti (enNis, 4/20) okuyarak, Allah'ın mehir için bir sınır getirmediğini, aksine, kadınları yükler dolusu mehre lyık gördüğünü belirtti. Bunun üzerine yeniden minbere çıkarak, sözünü geri aldı ve şöyle dedi:

"Size, kadınlarınız için 400 dirhemden fazla mehir vermenizi yasaklamıştım. İsteyen, malından dilediği kadar verebilir" (eşŞevkn, Neylü'lEvtr, VI,168; Heysem, Mecmau'zZevid, Mısır, t.y., IV, 283 vd.).

Eb Hanfe'ye göre, mehrin en az miktarı on dirhem gümüş veya bunun karşılığıdır. Hz. Peygamber devrinde bu kadar para yaklaşık iki kurbanlık koyun bedelidir. Hırsızlıkta, had cezasının uygulanmasını gerektiren en az miktar. bir dinar altın para olup, mehirde buna kıyas yapılmıştır. Çünkü bir dinar altın para, on dirhem gümüş paraya satın alma gücünde eşit durumda idi. İmam Malik'e göre mehrin en az miktarı üç dirhemdir. Bu mezhep de kendi hırsızlık nisabını ölçü olarak almıştır. İmam Şafi ve Ahmed b. Hanbel, en az miktar için bir sınır koymamışlardır. Delilleri; mehir ayetinde malın azına bir sınır konulmamasıdır (Buhr, Nikh, 3451; esSabn, Tefsru yti'lAhkm, Dımaşk 1397/1977, I, 453; ezZühayli, a.g.e., VII, 256; Ömer Nasuh Bilmen, İstilhtı Fıkhıyye Kmusu, İstanbul 1967, IV, 121123; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslm Hukuku, İstanbul 1983, s. 279, 280).

Mehrin konusu:

Satışı veya kullanılması yasak olmayan her şey mehir olarak verilebilir. Menkul ve gayrimenkul mallar, ziynet eşyası, hayvanlar, misli şeyler ve hatta menkul veya gayri menkul bir maldan yararlanma hakkı bunlar arasındadır. Ancak İslm'ın yasak ettiği şeyler, mesel; alkollü içkiler, domuz, ölmüş hayvan etleri mehir olamaz. Bu gibi şeyler mehir yapıldığı takdirde, nikh akdi mehirsiz yapılmış sayılır ve kadın emsal mehre hak kazanır (elKsn, a.g.e., II, 277 vd.; İbn bidn, a.g.e., Mısır, t.y., II, 252, 458461; elCasss, Ahkmü'lKur'n, II, 143).

Kur'anı Kermi veya hell ve haramdan bazı din hükümleri öğretmenin mehir sayılıp sayılmaması fakihler arasında tartışılmıştır. İlk Hanef müçtehidlerine göre, Kur'n ve fıkıh öğretimi mehir yerine geçmez. Çünkü, hell kılınan kadınları belirleyen ayetteki; "mallarınızla istemeniz." (enNis, 4/24) ifadesi buna engeldir. Kur'an öğretimi ve benzeri ameller taat niteliğinde olup, kişi bunları Allah'a yaklaşmak için yapar. Bu yüzden ilk üç Hanef müçtehidine göre, bunun için iş akdi yapmak geçerli olmaz. Böyle bir durumda kadın emsal mehre hak kazanır. Çünkü bu, mal olarak karşılığı bulunmayan bir yararlanmadır.

Sonraki Hanef fakihleri ise, Kur'nı Kerm öğretimi ve diğer dini hizmetlerin; şartların değişmesi ve geçim için insanların çok meşgul olması gibi sebeplerle olan ihtiyaç yüzünden, bir ücret karşılığında yapılabileceğine fetva verdiler. Delil; Hz. Peygamber'in bildiği Kur'nı eşine öğretmesi karşılığında bir erkeği evlendirmesidir. İlk Hanef müctehidleri, bu hadisi te'vil ederek, mehirsiz evlendirmenin Hz. Peygamber'e mahsus bir muamele olduğunu söylemişlerdir (eşŞrz, a.g.e., II, 59; eşŞevkn, NeylülEvtr, VI, 170; elAskaln, Bülğu'lMerm, Terc. A. Davudoğlu, İstanbul 1967, III, 247 vd.; Bilmen, a.g.e., VI, 173175).

Mehrin çeşitleri

Mehir genel olarak mehri müsemma ve mehri misil olmak üzere ikiye ayrılır. Mehri müsemma da muaccel ve müeccel diye kendi içinde ikiye ayrılır.

1. Mehri müsemma:

Bu, nikh akdi sırasında veya daha sonra eşlerin karşılıklı rıza ile belirledikleri mehirdir: "Eğer siz, onları kendilerine temas etmeden önce boşar, fakat daha önce onlara bir mehir tayin etmiş bulunursanız, bu tayin ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır" (elBakara, 2/237). Mehri müsemma da peşin verilip verilmeme durumuna göre ikiye ayrılır:

a) Mehri muaccel:

Eşlerin miktarını belirledikleri mehir, nikh akdi sırasında ödenebileceği gibi, sonraki bir tarihte de ödenebilir. İşte akit sırasında peşin olarak ödenen mehre "mehri muaccel (peşin mehir)" denir. Eşler, mehrin miktarını belirlemekle birlikte, ödeme şeklini tesbit etmemişlerse, peşin ödenecek miktar örfe göre belirlenir. Örf, tamamının peşin veya ileride ödenmesi yahut bir bölümünün, örneğin üçte birinin veya yarısının peşin, geri kalanının sonradan verilmesi şeklinde meydana gelmişse buna göre hareket edilir. Çünkü mehrin ödeme şekli üzerindeki örf, aksi kararlaştırılmadıkça eşler arasında şart koşulmuş gibidir. Hadiste; "Müslümanların güzel gördüğü şeyler Allah nezdinde de güzeldir" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 379) buyurulmuştur.

Bazı fakihler, zifaftan önce kadına mehrin bir kısmını vermeyi müstehap görürler. Bu konuda, Hz. Ali'nin, Ftıma (r.anh) ile evlenirken zifaftan önce mehir olarak zırhını vermesi uygulamasına dayanırlar. Bu evlilik Medine'de, Hicret'in ikinci yılında vuku bulmuş ve mehrin ödenmesi konusunda Medne örfüne uyulmuştur (M. Muhyiddn Abdülhamd, elAhvluşŞahsiyye, s. 140, 141).

Bugün Mısır'da geçerli olan örfe göre, genel olarak, mehrin üçte ikisi peşin alınır. Fas'ta ise mehrin yarısı peşin ödenir (Halil Cin, İslm ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara 1974, s. 218).

b) Mehri müeccel:

Mehrin tamamını peşin olarak değil de, evlenmenin sona ermesi, beş yıl, on yıl sonunda veya kocanın ölümü halinde ödenmesi kararlaştırılabilir. İşte bu şekilde, ödenmesi belirli bir vadeye bağlanmış olan mehir "mehri müeccel (vadeli mehir)" adını alır. Bu durumda kadın, belirlenen vade gelmeden önce mehri isteyemez. Miktarı belirlendiği halde, ödeme şekli belirlenmemiş olan ve bu konuda örf de bulunmayan durumlarda, mehir; boşanma veya eşlerden birisinin ölümü halinde peşine dönüşür. Boşamanın kesin (bin) veya cayılabilir (ric') olması arasında bir fark yoktur. Ancak, ric' boşama halinde mehir, iddetin sonunda peşin mehre dönüşür (Mehmed Zihni, Nimeti İslm, İstanbul 1976, s. 641 vd.).

2) Mehri misil:

Kadının emsaline göre takdir edilen mehir. Kadın, şu durumlarda mehri misle hak kazanır:

a) Nikh akdinde mehrin zikredilmemiş olması halinde mehri misil gerekir. Mehrin zikredilmemesi, akdin fesatını gerektirmez. Çünkü nikh, evlenecek olan çiftlerin icabkablüyle tamam olur. Mehir ise nikhın rüknü değildir ve bundan dolayı nikh akdinin inikat ve sıhhati, mehrin zikredilmesine bağlı değildir. Mehir zikredilmediği halde koca vefat ederse kansı mehri mislini terikeden alır, kan vefat ederse vrisleri kocadan mehri misli alırlar.

b) Mehrin, tayin edilmiş olmakla birlikte mehir hakkında bilgisizliğin fazla olması (elCehletü'lfahişe) veya gayrı mütekavvim bir mal olarak tayin edilmesi halinde mehr misil gerekir. Mehrin ev, araba, hayvan, elbise vb. şekilde mutlak olarak zikredilmesi halinde fhiş cehaletten sözedilir ve bu durumda mehri misil gerekir. Çünkü bu cins isimler farklı vasıflarda ve değerlerde olabileceğinden anlaşmazlık ve çekişmeye götürür. Mesel, mutlak olarak ev denildiğinde evin müstakil, büyük veya küçük olması, manzarası vb. gibi problemleri beraberinde getirebilir. Bunun yanında şeriatın domuz, içki gibi mütekavvim mal kabul etmediği şeylerin mehir olarak tayini halinde bunlar geçersizdir ve mehri misil tahakkuk eder.

c) Taraflar arasında mehri ortadan kaldırma konusunda bir anlaşma varsa yine mehri misil gerekir. Mehir şriin nikh akdinde uyulmasını emrettiği hükümdür. Bundan dolayı tarafların mehri kaldırma yetkisi yoktur. Eğer akde bitişik bir şartla onu kaldırmaya teşebbüs ederlerse bu şart fsiddir. Bu durumda akit sahih ve şart geçersiz olur. Bunun en önemli mislini şigar evliliği oluşturmaktadır. Şigar evliliği iki kadının mehir zikredilmeksizin birbirine karşılık olmak üzere iki erkekle evlendirilmesidir. Burada nikh akdi geçerli fakat şart geçersizdir ve mehir zikredilmediğinden mehri misil gerekir. Şigar evliliği Ahmed b. Hanbel, İmam Mlik ve İmam Şafi'ye göre fsiddir (Ksn, BedyusSanayi, Kahire 132728/1910, II, 282283; Molla Hüsrev, Dürerü'lHukkm Şerhu GurerilAhkm, İstanbul 1979, I, 342; elFetva'lHindiyye, Bulak 1315, I, 309311; M. Eb Zehre, elAhvluşşahsiyye, Kahire 1368/1948, s. 182183; Bilmen, Istılhtı Fıkhiyye Kamusu, İstanbul 1985, II, 6, 119120, 140142).

d) Mehrin zikredilip zikredilmediği konusunda karıkoca arasında ihtilf ortaya çıkarsa Mehri misil gerekir. Ancak hangisi delil getirirse kabul olunur. Delil getiremezlerse mehir zikredilmedi (münkir) diyenden yemin istenir. Yeminden kaçınırsa (nükul), mehrin zikredildiğini söyleyenin davası sabit olur. Yemin ederse mehri misil gerekir (Molla Hüsrev, a.g.e., I, 347).

Mehri Mislin takdiri: Mehri misli tayin için evlenecek olan kadının babası kablesinden; yaş, güzellik, mal, şehir, takv, akıl, dine bağlılık, bekret, iffet, ilim, edeb, güzel ahlk, çocuk sahibi olma gibi çeşitli vasıflarda benzeri olan kadınların mehirleri dikkate alınır. Bu benzerlik iki tarafın yani mehri tayin olunacak kadın ile denk ve benzeri kadınların akit sırasında sahip oldukları vasıflar itibariyle araştırılır. Bu vasıfların akitten sonra artması veya eksilmesi emsalliğin meydana gelmesine zarar vermez. Eğer babası tarafında benzeri bulunmazsa babasının kablesine denk olan kableden emsali kadınların mehri takdir edilir. Kadının bu durumlarda benzeri bulunmadığı takdirde Mehri misil iki adil erkek veya bir erkek iki kadının şahadetiyle sabit olur. Eğer adil şahid bulunamazsa söz yeminle beraber kocaya aittir. Koca mehri misli tayinden kaçınırsa mehrin miktarını tayin için hkime başvurabilir. Bu hükümler, ihtilf ortaya çıkması halindedir. Eğer mihir konusunda ittifak hasıl olursa kabul olunur (elKsn, a.g.e.,II, 287; M. Eb Zehra, a.g.e., s. 183184; Bilmen, a.g.e., II, 119).

Mehrin Sahibi:

Mehir, evlenecek olan kadının hakkıdır. Babası veya dedesi mehri kadın adına alabilir, fakat ona sahip olamaz. Ancak kadın razı olmazsa, velisine yapılacak mehir ödemesi geçerli değildir. Kadın; küçük, akıl hastası veya bunamış olursa, bu takdirde mehir mal velyeti haiz olan veliye verilir.

Ahmed b. Hanbel, baba için, mehir yanında bir meblağ alma hakkını tanımış ve delil olarak da, Hz. Şuayb'ın kızıyla evlenmek için Hz. Musa'nın sekiz yıl çobanlık yapmasını delil göstermiştir. Kur'nı Kerm'de şöyle buyurulur: "Şuayb (a.s), Musa ya dedi ki; bu iki kızımdan birini sen bana sekiz yıl işçilik yapman şartıyla sana nikhlamak istiyorum. Eğer işçiliğini on yıla tamamlarsan o da kendinden" (elKasas, 28/27). Bu ayeti kerme, karşılığında ücret alınabilen yararlanmanın mehir olabileceğine dellet eder. Diğer mezheplere göre, burada başlık parasından çok, babanın kızı adına almış olduğu mehir söz konusu olabilir. Nitekim, Hz. Musa'nın orada evlendirilmesi, malmülk sahibi olarak yeniden Mısır'a dönmesi bunu gösterir. Eb Hanfe ve diğer bazı fakhlere göre, kızın babasının evlenecek erkekten mehir dışında bir şey alması caiz değildir. 1917 tarihli Osmanlı Hukukı Aile Kararnamesinde şu hükümler yer alır: "Mehir, evlenen kadının hakkı olup, onunla çeyiz yapmağa zorlanamaz. Bir kızı evlendirmek veya teslim etmek için anababa veya diğer hısımlarının, kocadan akçe veya benzeri şeyleri almaları memndur" (Hukukı Aile Kararnamesi, madde, 89, 90).

Kadının, mehrin tamamına hak kazandığı haller:

Kadın; sahih halvet, zifaf veya ölüm halinde mehrin tamamına hak kazanır;

a) Sahih halvet:

Sahih bir akitle evli bulunan eşlerin, kimsenin göremeyeceği ve istekleri dışında kimsenin giremeyeceği kapalı veya kapalı sayılan bir yerde yalnız kalmalarıdır. Halvete engel olan durumların da bulunmaması gerekir. Eşlerin yanında üçüncü bir kişinin bulunması, karıkocada cinsel birleşmeye engel halin olması, küçüklük, ay hali, hastalık, farz oruçlu olmak, farz veya nafile hac için ihramda bulunmak gibi.

Sahih halvet iki durumda zifaf olmuş gibi sonuç doğurur. Bu halvetten sonra kadın boşanırsa kadın tam mehre hak kazanır. Çünkü kadın evlenme ümidiyle nikhlı olarak kapalı bir yerde bulunduğu için daha sonra boşanma olursa, yeniden evlenmede nikhtan önceki şartlarla eş bulamayabilir. Halvetten sonra boşanan kadın iddet bekler. Dolayısıyla da iddet nafakası, halvetten sonra en az altı ay sonra doğacak çocuğun nesebinin sabit olması gibi haklardan yararlanır.

b) Zifaf: Burada evliliğin mteber olma şartı da aranmaz. Zifaf ve sahih halvette mehrin tamamının gerekliğinin delili şu ayettir: "O kadınlardan birine yüklerle mehir vermiş olsanız bile, içinden bir şey almayın" (enNis, 4/20).

Zifaf sahih evlilikte olmuşsa kadın mehrin tamamına hak kazanır. Tesbit edilen mehir yoksa mehri misil alır. Zifaf fasit evlilikte olmuşsa, kadın mehri misil ile mehri müsemmadan hangisi daha az ise ona hak kazanır. Daha önceden mehir tesbit edilmemişse, mehri misil alır.

Fasit nikhta halvet, zifaf hükmünde değildir (elKsn, a.g.e., II, 335; "Halvet" maddesi).

c) Eşlerden birinin ölümü:

Kadın vefat ederse, mirasçıları, mehri mirastaki paylarına göre bölüşürler. Kocası da dörtte bir veya ikide bir mirasçı olacağı için mehri o ölçüde eksik verir. Koca vefat ederse, kadın, terikeden mehir miktarını ayrıca alır (İbn Rüşd, a.g.e., II, 20).

Mehrin yarısının ödeneceği haller:

Sahih evlilik, zifaf veya sahih halvetten önce kocanın fiiliyle sona ermişse, kadın mehri müsemmanın yarısını alabilir. Mehrin tamamı peşin olarak tidenmişse, kadın bunun yarısını kocasına iade etmek zorunda bulunur. Delil şu ayettir: "Eğer siz onları kendilerine temas etmeden önce boşar, fakat daha önce mehir tesbit etmiş olursanız, o halde tayin ettiğiniz o mehrin yarısı onlarındır" (elBakara, 2/237).

Bu ayet hükmüne göre, kadının yarı mehir almasının şartları şunlardır: a) Mehir daha önceden tesbit edilmiş olacak. b) Koca, karısını zifaftan önce boşamış olacak. c) Kadın mehir hakkından vazgeçmemiş bulunacak.

Burada evlilik boşama ile sona erebileceği gibi fesih, ile Lian, kocanın iktidarsızlığı, İslm dinini terketmesi, karısı müslüman olduğu halde kendisinin İslm'a girmekten kaçınması, karının usul ve füruna hürmeti müsaharayı gerektiren bir fiil işlemesi halleriyle de sona erebilir. Bütün bu durumlarda evliliğin sona ermesi kocanın fiili ile olmuş bulunur ve kadın yarı mehre hak kazanır. Yeter ki bu ayrılık cinsel birleşmeden önce vuku bulsun. Bu çeşit ayrılıkta kadına iddet gerekmez (elKsn, a.g.e., II, 296 vd.; İbnü'lHümm, Fethu'lKadr, II, 438439).

Yukarıdaki durumlarda evlilik yine zifaftan önce ve kocanın fiiliyle olur, fakat verilecek mehir miktarı belirlenmemiş olursa kadına muta denen bir teselli hediyesi vermek gerekir. (bk. elBakara, 2/236). Muta; kocanın; mal, elbise veya yiyecek olarak boşanmış hanımına verdiği şeylere denir. Ayette mutanın miktarı belirlenmemiş ve bu husus içtihada bırakılmıştır. Eb Hanfe'ye göre, mutanın en azı bir elbise, baş örtüsü ve bir yorgan olup, mehri mislin yarısından çok olamaz (esSerahs, elMebst, V, 82, 83; esSabn, a.g.e., I, 379380; M. Zihni, a.g.e., s. 441 vd.).

Kadına mehir vermenin gerekmediği durumlar:

İki durumda kadına mehir vermek gerekmez.

a) Evlenme akdi fasit olur (bk. "Nikh" mad.) ve koca karısını zifaftan önce boşarsa, erkeğin mehir veya mut'a vermesi gerekmez. Bura evliliğin karşılıklı rıza ile veya hkimin hükmü sona ermesi sonucu değiştirmez.

b) Evlilik akdi sahih olur, fakat, gerçek veya hükm (sahih halvet sretiyle) zifaftan önce kadının fiiliyle ayrılık vuku bulursa, kadın yine birşey alamaz. Kadının küçük evlendirilmesi halinde bulğ muhayyerliği hakkını kullanması, irtidat etmesi veya kocası İslm'a giren ve ehli kitap olmayan kadının, müslüman olmaktan kaçınması hallerinde evlilik akdi kadın tarafından veya kadın sebebiyle sona ermiş sayılır. Kadının, kocasının usul veya fürundan birisiyle hurmeti müsaharayı gerektiren bir fiil işlemesi, mesel zina etmesi veya bunlardan birisiyle sevişmesi halinde de evlilik kadın tarafından sona erdirilmiş sayılır (elKsn, a.g.e., II, 336, 337).

Sonuç olarak mehir evlilik hayatı süresince kadın için bir yedek akçe niteliğindedir. Kadının aniden kocasını kaybetmesi veya boşanmaları hlinde, kocasının evinde kalması zorlaşabileceği için, kendisine yeni bir hayat programı hazırlayıncaya kadar mehir ona bir destek olur. En az mehir miktarının iki tane kurbanlık koyun parası kadar olduğu, üst sınırının ise dört yüz dirhemin de üstünde olabileceği, Hz. Peygamber devrinde, yaklaşık beş dirheme bir kurbanlık koyun alındığı dikkate alınırsa, böyle bir gerçek mehrin, önemli bir yedek akçe teşkil edeceği açıktır.

Hamdi DÖNDÜREN Saffet KÖSE

Kelime Dili

MEHİR kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

MEHİR kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen MEHİR kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde MEHİR kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde MEHİR kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde MEHİR kelime anlamı gösterilmektedir. MEHİR nedir ? MEHİR ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. MEHİR kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.