SECDE kelime anlamı SECDE nedir SECDE ne demek SECDE sözlük anlamı SECDE

Kelime Anlamı Nedir ? Ne Demek ?

namazda alnı ve burnu yere koymak. Secde, Allahü telya karşı kulluğu arz etmenin, tevzu ve saygının son derecesidir. İnsanın küçüklüğünü ve muhtc bir varlık olduğunu göstermesidir.

Secde, Allahü telya ibdet için yapılır. dem aleyhisselma rh verilip canlanınca, Allahü telnın emri üzerine melekler ona secde etmişlerdir. Rivyete göre bu secde eğilmek sretiyle yapılmıştır. Meleklerin dem aleyhisselma karşı olan bu secdesi, namazda Allahü telnın emriyle Kbeye yönelip secde etmek gibidir. İbls, dem aleyhisselma karşı secde etmemiş, üstünlük iddisında bulunduğu için, ilh huzrdan kovulmuştur. dem aleyhisselmdan, İbrhim aleyhisselma kadar selmlaşma, insanların birbirlerine secde etmesiyle, eğilmesiyle oldu. Daha sonraları boyuna sarılmakla ve Muhammed aleyhisselm zamnında da el ile müsfeha sünnet olmuştur.

Secde, İslmiyette namazın farzlarından biridir. Namazda, secde, rükdan sonra alın ve burun, iki el, dizler ve ayak parmakları yere konarak yapılır. Namazın her rektı için iki secde vardır. Namazın farzlarından birisinin geciktirilmesi, vciblerinden birisinin unutulması veya geciktirilmesi hlinde namaz sonunda fazladan iki secde yapılır. Buna secdei sehv adı verilir. Kurnı kermdeki secde yetlerinin okunması veya işitilmesi hlinde tilvet secdesi yapmak vcibdir.

Kurnı kermde on dört yerde secde yeti vardır. Bunlardan birini okuyanın veya işitenin, mnsını anlamasa da bir secde yapması vcibdir. Tilvet secdesi yapmak için abdestli olarak kıbleye karşı ayakta durup, niyet edilir ve elleri kulaklara kaldırmadan Allahü ekber diyerek secdeye yatılır. Üç kerre secde tesbihi, yni Sübhne rabbiyel al denir. Sonra Allahü ekber deyip ayağa kalkılır. Böylece secdei tilvet tamamlanır. Dağlardan, çöllerden ve başka yerlerden aksedip, yansıyıp geri gelen sadyı sesi işitenlerin ve kuştan işitenlerin secde etmesi lzım değildir. Sesin insan sesi olması şarttır.

Hüzünden, sıkıntıdan kurtulmak için Allahü telya kalpten yalvararak on dört secde yetini, ezberden, ayakta okuyup, herbirinden sonra, hemen yatıp secde edilirse, Allahü telnın o kimseyi o dert ve beldan koruyacağı bildirilmiştir. Son secdeden kalkınca ayakta eller uzatılır. Kendinin ve bütün Müslümanların bellardan sıkıntılardan kurtulmaları korunmaları için du edilir.

Özrü olup, namazda secde için eğilemeyen kimseler, yerden yirmi beş santimetreden daha yüksek bir şey üzerine secde etmezler. Secde için rükdan daha fazla eğilmek lzımdır. Secde yalnız Allah için yapılır. Kbeye karşı yapılır. Kbe için yapılmaz.

Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, bir gün bir yere gidiyordu. Bir köylü rast gelip; Mcize gösterirsen mn ederim! dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki: Karşıki ağaca git de ki: Allahın peygamberi seni çağırıyor. Köylü böyle söyleyince, ağaç yerinden ayrılıp, Reslullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) önüne geldi. Köylü bu hli görünce hemen Müslüman oldu; Y Reslallah! İzin verirsen sana secde edeceğim! dedi. Peygamber efendimiz; Allahü teldan başkasına secde edilmez. buyurdu.

Bir nmete ulaşılması veya bir musbetin kalkması gibi sebeplerle yapılan secdeye de şükür secdesi denir. Şükür secdesi, tilvet secdesi gibidir. Allahü tel için şükür secdesi yapmak müstehaptır. Secdede önce elhamdülillah sonra secde tesbihi (sübhne rabbiyel al) denir.
SECDE



Baş eğme, itaat etme, üstün bir varlığın önünde yere kapanma; namazda veya Allah'a ibadet niyeti taşıyarak alın ve burun yere değecek şekilde yere kapanma ve dua etme anlamında bir fıkıh terimi. Kur'anı Kerim'in birçok yetinde müslümanlar, rük ve secde edenler şeklinde tanımlanmış; Allah'a yaptıkları secde nedeniyle yüzlerinin nurlandığı ve alınlarındaki secde izlerinden tanınacakları bildirilmiştir (elFetih, 48/29). Diğer yandan, secdenin, müslümanların namaz kılarken alınlarını yere koymaları dışında, aslında Allah'ın emirlerine uymak, O'nun kainattaki düzenine riayet etmek anlamına geldiği şu yeti kerimeyle daha iyi anlaşılmaktadır: "Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun?" (elHacc, 22/18). Dolayısıyla secde, Allah'ın buyrukları dışına çıkmamak anlamına gelirken; namazda yapılan secde ise Allah'a itaatin bir sembolü, bir göstergesidir. Namazda secde eden müslüman, hayatının diğer zamanlarında da O'na boyun eğiyor, buyruklarından dışarı çıkmıyor demektir. Kur'anı Kerim'de Hz. Yusuf'un kıssası anlatılırken, anasının, babasının ve on bir kardeşinin Yusuf'a secde ettikleri bildiriliyor (Yusuf, 12/100). Allah'ın dışında hiç bir varlığa secde edilmeyeceğini, bunun şirk olduğunu söyleyen İslm alimleri söz konusu yeti açıklarken, buradaki "secdeye kapandılar" cümlesine iki tür anlam yüklüyorlar: Ya onlar sevinçlerinden Allah'a şükür niyetiyle yere kapandılar; ya da, Hz. Yusuf'un emrine girerek hayatlarının diğer bölümünde Onun buyruklarının dışına çıkmadılar. Bir diğer anlamı, Yusuf'un önünde saygıyla eğildiler demektir. Hangi anlam kabul edilirse edilsin, Allah'ın dışında hiç bir canlıya secde edilebileceği yönünde bir anlam çıkarılamaz.

Namazın farzlarından olan secde şöyle yapılır:

Raslüllah'ın, "Alın, iki el, iki diz ve iki ayak uçları olmak üzere yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum" (Tecridi Sarih Tercümesi, II, 847) hadisi gereğince sözü edilen yedi uzvun yere değmesi gerekir. Alınla birlikte burnun da değdirilip değdirilmeyeceği konusunda tam bir görüş birliği olmamasına rağmen; hadisi rivayet eden Abdullah b. Abbs, Hz. Peygamber'in alnını gösterirken burnunu da işaret ettiğini bildiriyor. Bir başka hadisi de Ebu Said elHudri rivayet ediyor: "Raslüllah'ın halka kıldırdığı bir namazda, alnında ve burnunda çamur eseri görüldü" (Süneni Ebu Davud, II, 54).

Secde, rükudan doğrulduktan sonra yapılır. Hanefi alimlerine göre rükudan doğrulduktan sonra "Semiallahü limen hamideh Rabbena lekel hamd" denir ve ardından "Allahu ekber" diyerek secdeye gidilir. Ancak, değişik hadisi şeriflerde, bunların dışında da duaların yapılabileceği ve hatta rükdan sonraki duruşun kıyamdaki kadar uzun olabileceği bildirilmiştir. Bu konuya örnek olması açısından; Enes b. Malik diyor ki:

"Kısalıkta ve uzunlukta Raslüllah'ın arkasında kıldığım namaz kadar hiç bir kimsenin arkasında kılmadım. Raslüllah (s.a.s) 'Semiallahü limen hamideh' dediği vakit biz (içimizden) 'herhalde şaşırdı' diyecek kadar ayakta durur, sonra tekbir alır ve secdeye varırdı. İki secde arasında da biz, 'herhalde namazda şaşırdı' diyecek kadar otururdu" (Süneni Eb Davud II,16). Cemaatle kılınan namazlarda "Semiallahü limen hamideh" sözünü imam açıktan söyler, cemaat ise bunu söylemeyip ardından sessizce "Rabbena lekelhamd" der. Secdeye giderken, hadisi şerif gereğince önce dizleri sonra elleri yere koymak gerekir. Raslüllah'ın bu konuda, ellerin dizlerden önce konulmasını emreden hadisleri varsa da, bunların daha sonra neshedildiği hakkındaki rivayetler daha güçlüdür. Ancak, İmam Malik, sözkonusu hadisler uyarınca secdeye inerken önce ellerin sonra dizlerin konması görüşündedir. Hanefi ve Şafiler ise şu hadise göre amel ederler: "Vail b. Hucur'dan; Raslüllah'ı secde ederken dizlerini ellerinden önce koyduğunu, secdeden kalkarken de ellerini dizlerinden önce kaldırdığını gördüm" (Süneni Eb Davud, II, 5):

Secdedeki duruş ve ne okunacağı: Secdede el ve ayakların kıbleye doğru olması gerekir. Yukarıdaki hadis gereği burun da dahil yedi uzuv aynı anda yere değdirilir. Göğsü ve dirsekleri yere değdirmemek, büzülmeyip kolları açık tutmak ve düz durmak sünnettir. Raslüllah buyuruyor:

"Sizden biriniz secde ettiği vakit ellerini köpeğin döşediği gibi döşemesin, uyluklarını bitiştirsin" (Ebu Davud, II, 48). Ayaklar, parmak uçları yere değecek şekilde dik tutulur, secde anında ayaklar yerden kalkmamalıdır.

Secdede alnın konulacağı yer çok yumuşak olmamalıdır. Hafif bir yumuşaklık olduğu halde, alın, yerin katılığını hissederse bu secde caiz olur; ancak yün, pamuk, saman, kar gibi şeylerin üzerine yapılan bir secdede yüzün tamamen gömülmesine rağmen alın yerin katılığını hissetmezse bu secde olmaz. Temel şart, yüzün gömülmemesi ve alnın yerin katılığını hissetmesidir.

Secde edilecek yer ayakların bastığı yerden diz boyundan yaklaşık otuz santimetreden fazla yüksek olmamalıdır. Bundan daha azı ise namaza bir zarar vermez. Ancak cemaatle kılınan bir namazda yerin darlığı nedeniyle secdeyi yerde yapma imkanı olmadığı durumlarda arka saftaki cemaat ön saftakilerin sırtına secde edebilir. Bu ise, secde yapanla sırtına secde yapılan kişinin aynı vaktin namazını kıldığı durumlarda geçerlidir.

Secdede okunacak dualara gelince; Hanefiler, Hz. Huzeyfe'den gelen şu hadis uyarınca secdede "sübhane rabbiyel a'la" duasını okurlar. Huzeyfe (r.a) diyor ki: "Hz. Peygamber rükuunda 'sübhane rabbiyel azim'; secdesinde de 'sübhane rabbiyel a'la' derdi" (Ebu Davud, II, 30). Kaç defa söylenileceği hakkında da ölçü alınan hadis şudur: Abdullah b. Abbas bildiriyor: "Sizden biriniz rük yaptığı zaman üç defa sübhaneke rabbiyel azim desin. Üç, tesbihin en az miktarıdır. Secde ettiği vakit de üç defa sübhneke rabbiyel a'l' desin; bu, tesbihin en azıdır" (Ebu Davud, II, 40). Ancak Raslüllah'ın secdelerinde bunun dışında da değişik dualar yaptığı bir gerçektir. Örneğin, "Sebbih isme rabbikel a'l"; "sübhne rabbiyel a'l ve bihamdih"; "Subbuhun, kuddusün, Rabbul meliketih ve'rrühi"; "Sübhne zilceberüt velmeleküt, velkibriyi velazameh"; "Allhümme Rabben ve bihamdike, Allhümmeğfirl"; "Allhümmeğfirl zenb küllehu diggahu ve cillehu ve evvelehu ve hirehu alaniyetehu ve sırrahu"; "Eüzu bi rıdke min sehatike ve eüzu bimuftike min ukbetike ve ezu bike minke l ahs senen aleyke, ente kem esneyte al nefsike" gibi duaları Hz. Peygamber secdelerinde okurdu (Ebu Davud, II, 2835).

Secdede ne kadar süre kalmak gerektiği hakkında da yine hadisi şerif gereği en az üç kez sübhane rabbiyel a'la' diyecek uzunlukta durmak gerektiğini kabul eden Hanefilere göre tek rakamlı olmak şartıyla beşe, yediye, dokuza çıkarmak mümkündür, müstehaptır. Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: "Kulun secdedeki anı, Rabbine en yakın olduğu andır; onun için (secdede) duayı çoğaltın" (Ebu Davud, II, 33). Bütün bu hadislerden çıkan sonuca göre secde (ve namaz), kesin kalıplarla kuşatılmış statik, dar çerçeveli bir bedensel hareket değil; müslümanın şartlandırılmış kurallardan kendini kurtarıp içten, Allah'a yönelmiş bir kalple Allah'ın ve Raslünün öğrettiği şekilde gücünün yettiği çoklukta ve uzunlukta dua edeceği değerli bir andır. Raslüllah'ın yaptığı gibi, gerektiğinde secdede uzun süre kalıp gözyaşı dökebilmelidir. Namaz kuru bedensel hareketlerden kurtarılmalıdır ki; ruhun derinliklerinde işlev yüklensin, insanı Allah'a yakınlaştırma fonksiyonunu kazanabilsin.

İki secde arasında gözönünde bulundurulması gereken hususlar:

Secdeleri hızlı hızlı yapmamak, Raslüllah'ın deyimiyle "karganın yem toplaması gibi acele etmemek" gerekir. Birinci secdeden kalktıktan sonra oturma vaziyetine geçmeden aceleyle ikinci secdeye gitmek namazın adabına aykırıdır. Hanefi mezhebine göre iki secde arasında sağ ayak parmaklar üzerine dikili, sol ayak içe bükülerek onun üzerine oturulur; bir kez sübhanellah' diyecek uzunlukta durulduktan sonra ikinci secdeye gidilir. Bu oturuş anında eller dizlerin üzerine konur, bakış ise secde yapılan yere doğru çevrilir. Hanefi mezhebinin bu kuralları Peygamberimizin hadislerine dayanmaktadır; ancak Raslüllah'ın değişik zamanlarda farklı şekillerde namaz kıldığı bir gerçektir ve yine iki secde arasında uzun süre oturup dua etmek de onun sünnetlerindendir. Bir hadisi şerifte; onun rük, secdesi ve iki secde arasındaki duruşu aynı uzunlukta olduğu bildirilirken; bir diğer hadiste, Ashab, O'nun çok uzun durmasını garip karşılayıp yoksa şaşırdı mı? diyecek hale geldiği yukarıdaki hadisi şeriflerden birinde geçti. Bu oturuşlarda da çeşitli şekillerde dua yapan Peygamberimizin şu duayı yaptığı rivayet ediliyor: "Rabbi'ğfirl". Secdeye kapanırken ve kalkarken Allahü ekber diyerek tekbir alınır.

Cemaatle kılınan namazlarda arka safta bulunan kadınlar, erkekler secdeden doğrulmadan başlarını kaldırmamaları gerekir. Raslüllah buyuruyor: "Siz kadınlardan kim Allah'a ve hiret gününe inanmışsa erkekler başlarını kaldırmadan başını kaldırmasın (Ebu Davud, II,15). Bu, kadınların kalplerini şeytanın vesvesesinden korumak için konulmuş bir kuraldır. Namazın farzlarından olan görünen maddi pisliklerden temizlenmek, secde yapılacak yer için de geçerlidir; dolayısıyla temiz bir yere secde yapılır. İnsanların yoğun olarak gelip geçtikleri sokaklar, gübrelik, çöplük gibi yerlerde namaz kılınmaz. En değerli secde, alnın kuru toprağa değdiği andaki secdedir; ancak hasır, kilim, halı, elbise, çimen gibi şeylerin üzerine de yapılabilir. Özürsüz dahi olsa yere serilen herhangi temiz bir şey üzerine secde edilebilir. Dışarıda yapılan secdelerde serilen şeyin amacı yerin sıcaklığındansoğukluğundan, sertliğinden, kısaca namazda insanı rahatsız edecek bir durumdan korunmak için olursa mümkündür, fakat rahatsızlık verecek hiç bir durum olmadığı halde alnını yere değdirmek istemediği için birşey sererse bu caiz olmaz. Zaruret halinde birşey sermek caizdir. İmam Mlik'e göre ise kilim, keçe, posteki gibi yer cinsinden olmayan bir şey üzerine secde edilmesi mekruhtur. Hz. Enes (r.a)'dan nakledilen bir hadisi şerife göre; "sahabeler Allah'ın Raslü ile birlikte bulunup namaz kılarken bazıları şiddetli sıcaktan elbiselerinin ucunu secde yerine koyup onun üzerine secde ederlerdi" Ancak, özürsüz olarak el veya üzerindeki elbisenin bir ucuna secde etmek mekruhtur. Caferi mezhebine göre, secde ancak toprak ve taş cinsinden bir şey üzerine yapılabilir, camilerdeki halı ve kilim üzerine secde yapılamaz. Bu inançtan dolayı camilerde veya evlerde namaz kılarken secde edecekleri yere bir taş parçası koyarak onun üzerine secde ederler. Ancak, yere değmesi gereken "alın"ın tanımındaki farklılıklar küçük taş parçası üzerine secde edilip edilemeyeceğini gündeme getirmektedir. Bir tanıma göre alın, iki kaşın üzerinden saç bitimine kadar olan yerdir. Bu tanıma itibar edilirse secde edilecek taşın en az tarifi yapılan alın büyüklüğünde olması gerekir. Diğer bir tanıma göre ise alın, şakaklar arasında kalan kısımdır ki buna göre taş küçük de olsa olur.

Secdede dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da, baştaki takke ve sarığın alnın yere değmesine engel olmaması gerekir. Alın açık olmalı, takke veya sarık ile kapatılmamalıdır.

Kur'anı Kerim'de secde hakkında birçok yet vardır: "Ey iman edenler, rük edin, secde edin; Rabbinize ibadet edin, hayır dileyin ki umduğunuza eresiniz" (elHacc, 22/77).

Yukarıda anlatılan namaz secdesi dışında iki tür secde daha vardır. Namazda yapılan hataları hatırlayınca namazın sonunda yapılan Sehiv (unutma) secdesi, diğeri de Kur'an okurken secde yetlerinden sonra yapılan Tilavet secdesi .

Sehiv secdesi, namazın vaciblerinden birinin veya daha fazlasının unutularak terkedilmesi veya farzlarının geciktirilmesi sonucunda bunları telafi etmek için yapılır. Yapılışı ise şöyledir: Son oturuştaki dualar okunduktan sonra eğer cemaatla kılınan bir namaz ise sağa verilen selamdan, tek başına kılınan namaz ise iki tarafa verilen selamdan sonra namazı bozmadan iki defa secde yapılır, aynı son oturuştaki gibi dualar okunduktan sonra selam verilir ve namaz biter (Ayrıca bk. Sehiv Secdesi).

Tilavet secdesi ise secde yeti okunduktan sonra ister hemen ister daha sonra kıbleye dönüp bir defa secde yapmak ve kalkarak selam vermekle olur.

Fedakr KlZMAZ
Kul şu yedi z üzerine secde eder; yüzü, iki avucu, iki dizi, iki ayağı. (Hadsi şerfHaleb)

Secde ettiğin zaman, yırtıcı kuşlar gibi, iki kolunu yere döşeme, avucuna dayan. Pazun ile koltuk arasını vücduna yapıştırma. Böyle yaparsan, her uzvun secde etmiş olur. (Hadsi şerfMifthülCenne)

Y Ftıma! Allahü tel, bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emir buyursa idi, ben de kadının kocasına secde etmesini emr ederdim. (Hadsi şerfMifthülCenne)

Cenbı Hak kulunu yoktan var etti. Eline cömertlik, başına da secde kbiliyeti verdi. Aksi takdirde ne el cömertlik, ne baş secde edebilirdi. (Sd Şrz)

Secde yalnız, Kbe'ye karşı Allahü tel için yapılır. Kbe için yapılmaz. (İbni bidn)

Kelime Dili

SECDE kelimesi Türkçe bir kelimedir.

Örnek Cümleler ve Ek Bilgiler

SECDE kelimesi ile ilgili örnek cümle veya ek bilgi bulunamadı. Sözlüğü geliştirmek için lütfen SECDE kelimesi ile ilgili bildiklerinizi yazınız.

Sizde içinde SECDE kelimesi geçen bir şeyler yazar mısınız ?

Sizde içinde SECDE kelimesi geçen bir şeyler paylaşın !

Bu sayfa üzerinde SECDE kelime anlamı gösterilmektedir. SECDE nedir ? SECDE ne demek ? gibi soruların cevaplarına bu sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. SECDE kelimesi sözlük anlamı sayfa üzerinde görüntülenemez ise lütfen bize bildiriniz.